Esas No
E. 2024/5416
Karar No
K. 2025/3840
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2024/5416 E.  ,  2025/3840 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairei

SAYISI: 2020/2541 Esas, 2024/284 Karar
HÜKÜM: Davanın reddi

(Yeniden hüküm kurulmak suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/312 E., 20207221 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1988 yılından beri ... ve ... ve ... ibareli markaları kullandığını, tanınmış hale getirdiğini, yine ... ve ... anlamına gelen ve 30.12.2016 tarihinden itibaren koruma altına alınan "..." ibareli markasını ... numarasıyla WIPO üzerinden Türk Patent ve Marka Kurumu(TÜRKPATENT) nezdinde "... & ... TV" olarak 38.ve 41.sınıflarda tescil ettirdiğini ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunu bilmesine rağmen davalının müvekkilinin markasıyla iltibas yaratacak kadar benzer olan " ..." ibareli markasını 17.08.2017 tarihinde tescil ettirdiğini, davalının müvekkiline gönderdiği ihtarnamede ... ... ve ... adı altında son zamanlarda müvekkili şirketin organizasyon yapmadıklarının belirtildiğini, bu durumun davalının ikrarı niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketin markaları kullandığını, organizasyonları yaptığını, tanınmışlığını davalının yolladığı ihtarname ile kabul ettiğini, davalı ile müvekkili markası arasında ayırt edilemeyecek derecede bir ayniyet olduğunu, davalı markasındaki tek farkın "sinema" yerine "sinemanın", "..." yerine "kraliçeleri" şeklindeki kullanımları olduğunu, müvekkiline ait marka ile davalı markası arasında ortalama seviyedeki tüketici arasında karıştırma ve bağlantı kurma tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek ... tescil numarası ile davalı adına kayıtlı "... ve ..." ibareli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı adına tescilli olan markanın İngilizce kelimeler ile oluşturulduğunu, "..." kelimesinin Türkçe karşılığının "Bayan/Hanım" olduğunu, "... & ... TV" ibareli markasının müvekkili adına tescilli olan "... ve ... Şekil" ibareli markalarının aynı anlama gelmediğini, ...-Güzel kelimelerinin İngilizce karşılıklarının "..." kelimesi olmadığını, "..." kelimesi olduğunu, bu kapsamda değerlendirme yapıldığında tarafların markalarının aynı anlama gelmediğini, davacı tarafından gerçekleştirilen organizasyonların en yakın tarihli olanının 1993 yılına ait olduğunu, 25 yıldır kullanılmayan bir markanın tanınmışlığından bahsetmenin mümkün olmadığını, geçmişe dayalı kullanımın olduğu kabul edilse dahi davacı yan adına tescil olunan "... ve ..." markasının mevcut olmadığını, davacı yanın geçmişe ait kullanıma dayalı olarak gerçek hak sahibi olduğu yönündeki iddialarının hukuken mümkün olmadığını, iki marka arasında ayırt edilemeyecek derecede ayniyet bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının üstün hak sahipliği iddiası yönünden; "... ..." ibarelerinin jenerik ibare olması sebebiyle dinlenilemeyeceği, önceye dayalı kullanım olmasının ya da davalı sonrası bu ibarelerin tescil edilmiş olmasının tescil olundukları sınıflar dikkate alındığında hak sahipliği tanımayacağı ve marka tescile dayalı tekel hakkı doğurmayacağı, tanınmışlık iddiası yönünden; davaya konu "... ... " ibaresinin sektörel bazda yoğun kullanıma sahip jenerik ad olarak algılandığı, davacı ile doğrudan bağlantıyı sağlayan bir ayırt ediciliğin sunulan deliller kapsamında ispatlanamadığı, bu nedenle tanınmışlık iddiasına itibar edilmediği, hükümsüzlük iddiası yönünden; davalının "... ..." şekil markasının davacının "... & ... TV" ibareli tescilli markası ile benzer olmadığı, bu ikisi arasında ayniyet ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının sonraki tarihli tescile sahip ... ve ... ibaresi ile davalının tescilli ... ... markası arasında tanımları, sıfatları, adları gerek ontolojik olarak gerekse kelimenin yazılımları, çağrıştırdığı anlamlar ve çevirisi ve mal hizmet sınıfları bakımından benzerlik söz konusu olsa da tescile konu ibarenin jenerik ifade olması sebebiyle bu yöndeki iddiaların dinlenemeyeceği, dolayısıyla davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5. maddesinin birinci fıkrasının (b),(c) ve (d) bendleri ile 6. maddesinin 1,3,4 ve 5. maddelerine dayalı hükümsüzlük iddialarının dinlenilme ihtimalinin bulunmadığı, davalının sektörde 80'li yıllardan beri kullanılan jenerik ibareyi marka olarak tescil ettirmek suretiyle marka korunmasından yararlanmaya çalışmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğu ve bu suretle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasının Türkiye'de davalı başvurusundan önce kullanılarak hak sahipliği elde edildiğinin ve tanınmışlığının jenerik ibare olması nedeniyle ispat edilemediği, Yargıtay kararları gereği markanın tescil edilmesinin tek başına davalının kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği, İlk Derece Mahkemesince, davalının sektörde 80'li yıllardan beri kullanılan jenerik ibareyi marka olarak tescil ettirmek suretiyle marka korunmasından yararlanmaya çalışmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu görüş esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ...

tescil numarası ile davalı adına kayıtlı "... ve ..." ibareli markasının tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile hükmün ilanı istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 ve devamı maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369. maddesinin birinci fıkrası hükmü ve 371. maddesi maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370. maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.