7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2025/2220 E. , 2025/3037 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murislerinin iştirak hâlinde malik olduğu 124 ada 20 parselin uzun zamandır davalıların işgalinde olduğunu, davalılardan ... ’ın tapuda hissedar olup hissesinden fazla yer kullandığını, davalılardan ... ’ün kötü niyetli olarak taşınmazın 1/3'ünü kullandığını belirterek ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.03.2015 tarihli ve 2014/303 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararı ile Mahkemece 2014/176 Karar sayılı ilâm ile davalılar ... ve ... yönünden usul ekonomisi dikkate alınarak dosyanın tefrikine karar verilerek 2014/303 Esasa kaydedildiği, dosyanın tensip tutanağında “Davacı vekiline davetiye tebliğ edilerek, 25,20.-TL tefrik harcı, 25,20.-TL peşin harç ve 150,00.-TL gider avansı olmak üzere toplam 200,40 TL yi yatırmak üzere iki hafta kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde harç ve gider avansı yatırılmadığı taktirde davanın usulden reddedileceğinin ihtar edilmesine, bu konuda davacı vekili adına şerhli davetiye tebliği ile işbu tensip tutanağının da adına tebliğine” karar verildiği; ancak davacı vekili tarafından Mahkemece belirtilen kesin sürede harç yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 18.03.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.10.2018 tarihli ve 2018/1874 Esas, 2018/16830 Karar sayılı kararıyla davanın 18.08.2008 tarihinde açıldığı, o tarih itibarıyla yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut olmadığı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 114/g hükmünde ise, gider avansının dava şartı olarak düzenlendiği, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda yargı harçları bölümünde tefrik harcı diye bir harç türünün olmadığı, davanın esasına ilişkin araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
3.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.10.2019 tarihli ve 2019/1630 Esas, 2019/9306 Karar sayılı kararıyla davalı ... mirasçıları vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, davalılardan ... kendisini vekille temsil ettirmiş ise de ... 'ın 25.08.2015 tarihinde vefat ettiği, ölümle vekâlet ilişkisinin sona erdiği, ... mirasçıları tarafından verilmiş bir vekâletnamenin dosya kapsamında olmadığından lehine vekâlet ücreti takdir edilmemiş, asıl dosyada davalı ... 'den talep edilen ecrimisil tutarının 10.000,00 TL, birleştirilen dosyada ise 20.000,00 TL olması karşısında kendilerini vekille temsil ettiren davalı ..., ... ve ... lehine bu miktarlar doğrultusunda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekâlet ücreti takdir edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'ın vefatının ardından mirasçıları tarafından .... Noterliğinin 15.12.2015 tarihli ve ... yevmiye numa ile taraflarına vekâletname çıkarıldığını, bu vekâletnameye dayanarak 09.02.2021 tarihinde Avukat ... ve Avukat ... adına Avukat ... tarafından yetki belgesi düzenlenerek dosyaya sunulduğunu, 09.02.2021, 01.06.2021, 30.03.2023, 02.11.2023 ve 29.02.2024 tarihli duruşmalara ... mirasçıları vekili olarak katıldıklarını, ... mirasçıları adına 15.09.2021, 11.01.2023, 07.04.2023 ve 10.04.2023 tarihli beyan dilekçesi sunduklarını, asıl dava ve birleştirilen dava yönünden lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir.
Davalı ... mirasçıları vekilinin vekâletnameye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut olayda davalı ...’ın 25.08.2015 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları ...,, ... , ..., ..., , ..., ve ...’yu bıraktığı, 15.12.2015 tarihinde ..., ... ve ...’in, 17.09.2015 tarihinde ise ..., , ... , ..., ..., ...’in Avukat ...’a vekâletname verdiği, 19.07.2022 tarihinde de Avukat ... ’e vekâletname verdikleri anlaşılmaktadır. Dava reddedildiğine göre, kendisini vekille temsil ettiren davalı ... mirasçıları lehine AAÜT gereğince vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438/7 hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı ... mirasçıları vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 1-b ve 3-b numaralı bendinde yer “kendilerini” ibaresinden önce “ve ... mirasçıları” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/3 hükmünün 1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.