Esas No
E. 2025/189
Karar No
K. 2025/4650
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2025/189 E.  ,  2025/4650 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/544 Esas, 2024/1308 Karar
HÜKÜM: Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/213 E., 2022/338 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirketin TÜRKPATENT nezdinde 2010/... sayı ile tescilli ve tanınmış “...” markası ile iltibas yaratacak şekilde marka kullanımları olduğunu, müvekkilinin markasını taklit ettiğini, kırmızı zemin üzerine yerleştirilmiş yeşil yaprak ibaresinin karşı tarafça aynen kullanıldığını, davalıya ... 7. Noterliğinin 03.01.2014 tarih ve ... sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı tarafın ihtarnameye olumsuz cevap verdiğini, şirketin teknik zorunluluk bulunmamasına rağmen bu görseli kullanmakta olduğunu, bunun tüketiciler nezdinde iltibas yarattığını, aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiğini ileri sürerek davalı kullanımlarının müvekkilinin markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’i ile kararın ilanına karar verilmesini istemiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili şirketin TÜRKPATENT’in 26.08.2010 tarih ve 2010/... sayılı “...” markası ile bir çok ürünün üretim ve satışını yaptığını, davalının ise kendileri tarafından üretim ve satışı yapılan “...” markası adı altında ayçiçek yağı ürünü kapsamında müvekkiline ait ... marka ve görsellerini aynı desen ve renk kullanılarak ambalaj kompozisyonu ile kullanarak müvekkili markasına karşı iltibas ve tecavüzde bulunduğunu, bu kullanımın haksız rekabet de teşkil ettiğini ileri sürerek davalı adına tescili yapılan 2014/... sayılı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine ve ref’i ile kararın ilanına karar verilmesini istemiştir. II.ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasını tescil kapsamında kullandığını, davacı yanın tescil ettirdiği şeklin harcıalem olduğunu ve pek çok markanın bu şeklin benzerini kullandığını, işaretler arasında benzerlik olmadığını, ... unsurunun davacıya ait özgün renk ve tasarım olmadığını, iki markanın kullanılan renkler dışında birbirine benzemediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; her iki tarafa ait tescilli markalar açısından bakıldığında aynı ve ayırt edilmeyecek kadar benzerlik olmadığını, karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, orta seviyeli bir tüketicinin dahi markalardaki her iki işaret nedeni ile markaları karıştırmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacının dayanak markasının “...+...” ibaresinden, davalının davaya konu markasının ise “...+ ...” ibaresinden oluştuğu, taraf markaları arasında tali unsurlarda kısmi olarak benzerlik bulunmakla birlikte markaların asli unsurların farklı olduğu ve bu husus da dikkate alındığında ortalama tüketici nezdinde taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı markalar olarak algılanacağı, ortalama tüketicilerin herhangi bir şekilde davacı taraf ile davalı taraf arasında veya davacı markası ile davalı markası arasında bağlantı kurmayacağı, bu nedenle taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8/1.b hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmayacağı, davalının “...” markası ve fiili kullanımları ile davaya mesnet olan davacı markası görsel olarak incelendiğinde; fiili kullanımlarının da tescilli markasıyla aynı şekilde olduğu, davacı markası ile davalı markası ve davalı fiili kullanımı arasında farklılıklar bulunduğu, bu farklılıklar nedeniyle davacı markası ile davalı markası ve davalı fiili kullanımının bıraktığı genel izlenimlerin ortalama tüketici nezdinde aynı veya karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunun söylenemeyeceği, tüm bu sebeplerden dolayı davalının markasının ve fiili marka kullanımının davacı markasına tecavüz etmediği, birleşen markanın hükümsüzlüğü talebi yanında, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi verilecek hükmün ulusal gazetelerde ilanının talep edildiği, 2014/134 Esas sayılı dosyada da maddi ve manevi tazminat talepleri yanında markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi verilecek hükmün ulusal gazetelerde ilanını talep ettiği, asıl davanın 06.02.2014 tarihinde birleşen davanın ise 22.09.2014 tarihinde açıldığı, davacının her iki dosyada da markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi verilecek hükmün ulusal gazetelerde ilanını istediği, birleşen davada markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile verilecek hükmün ilanı taleplerinin derdestlik nedeniyle reddinin gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleşen davada hükümsüzlük isteminin esastan; markaya tecavüzün önlenmesi, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, verilecek hükmün ulusal gazetelerde ilanı talebinin ise derdestlik nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, birleşen davada derdestlik nedeniyle usulden ret kararının yerinde olduğu, asıl dava yönünden hazırlanan bilirkişi raporları ile benzerlik gösterdiği belirtilen davalıya ait markada kullanılan renk, ton, sembol ve font büyüklüğünün piyasada aynı mal ve hizmetlerle ilgili mal satışı yapan başka şirketlere ait markalarda da kullanıldığı, dolayısıyla tüketicinin gözünde iltibas yaratmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olduğu, olay tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK hükümlerine göre davalının kullandığı markanın davacının markasına tecavüz oluşturmadığı, markanın hükümsüzlüğünü gerektirecek bir hukuki durum olmadığı, dolayısıyla markaya tecavüz nedeniyle haksız rekabet yaratan bir durum da bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i; birleşen dava ise asıl davadaki kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i talepleri yanında davalı markasının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince birleşen dava yönünden verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve asıl dava ile birleşen davada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i istemleri yönünden iddiaya konu davalı kullanımlarının aynı olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından birleşen dava yönünden davacı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Birleşen dava, marka hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde taraf markaları benzer görülmediğinden hükümsüzlük isteminin esastan, markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepler yönünden ise asıl dava gözetilerek derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de karar yerinde görülmekle davacı vekilinin istinaf istemi esastan reddedilmiştir.

Hal böyle olmakla birlikte, birleşen davada İlk Derece Mahkemesince birleşme kararından önce verilen 2014/1104 E., 2015/246 K. sayılı karar Dairemizin 27.01.2016 tarih ve 2015/6851 E., 2016/869 K. sayılı ilamıyla, hükümsüzlük davasının sadece sicilde kayıtlı bir marka hakkında açılabileceği, oysa dava tarihi itibariyle davalı adına sicilde kayıtlı bir marka bulunup bulunmadığının dosya kapsamı itibariyle belli olmadığı, Mahkemece hükümsüzlüğü talep edilen markanın dava tarihinde davalı adına tescilli olup olmadığı araştırılarak davacının hükümsüzlük talep etmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve erken açılmış bir dava olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru görülmeyerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, uyulan bozma ilamı sonrasında birleştirme kararı verilmiştir. Birleşen davada hükümsüzlüğü istenen 2014/... sayılı davalı markası 06.02.2014 başvuru ve 14.11.2014 tescil tarihli olup, birleşen dava ise 22.09.2014 tarihinde hükümsüzlüğü istenen markanın henüz tescilli olmadığı dönemde açılmıştır.

Dairemizin uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, hükümsüzlük davaları ancak sicilde kayıtlı olan bir marka hakkında açılabileceğinden, Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bu husus üzerinde durularak dava konusu marka henüz tescil edilmeden açılan birleşen davanın hükümsüzlük istemi yönünden erken açılan bir dava olduğu ve davacının hükümsüzlük istemekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davasının reddi yerine yukarıda yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının yazılı gerekçeyle onanması gerekmiştir.

3.

Davacı vekilinin asıl davaya yönelik itirazlarına gelince, davacının TÜRKPATENT nezdinde tescilli 2010/... sayılı markası; üstünde bir yaprak figürü ile birlikte kırmızı renkte damla şeklindeki arka fontun üzerine, kenarı kırmızı içi beyaz yazı stili ile "..." kelimesinden; davalının tecavüz ve haksız rekabet iddiasına konu marka kullanımı ise yine üstünde bir yaprak figürü ile birlikte kırmızı ağırlıklı olmakla birlikte küçük bir kısmı da sarı renkte damla benzeri bir arka fontun üzerine, kenarı kırmızı içi beyaz yazı stiliyle yazılmış "..." kelimesinden oluşmaktadır.

Dava tarihi itibarıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 61/1.(b) bendi uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek ve aynı fıkranın (a) bendinin yollamasıyla KHK'nın 9. maddesi gereğince tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması fiilleri marka hakkına tecavüz olarak düzenlenmiştir.

Her ne kadar Mahkemece davacı markasıyla davalının kullandığı markanın benzer olmadığı ve ortalama tüketici nezdinde bu nedenle iltibas oluşturmayacağı belirtilmişse de iltibas değerlendirmesine esas benzerlik incelemesi yapılırken taraf markalarının görsel, işitsel ve telaffuz olarak benzer bulunması yanında hitap ettikleri tüketiciler nezdinde bıraktıkları genel izlenim de dikkate alınmalı ve ilişkilendirme ihtimalini de içerecek derecede benzerlik bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Bu bağlamda somut davada, davacının adına tescilli 2010/... sayılı marka ile davalının asıl dava tarihinden önce tescilsiz olarak kullandığı anlaşılan marka arasında, ... unsurlarındaki benzerliğin yanında genel izlenim itibarıyla da ilişkilendirme ihtimalini de içerecek derece benzerlik bulunduğu anlaşılmakla Mahkemece, davacının tescilli markası kapsamında yer alan emtialar yönünden dava konusu davalı kullanımının tecavüz oluşturacağı kabul edilerek bu yönde yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgı değerlendirmeyle taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle iltibasın ve dolayısıyla markaya tecavüzün ve haksız rekabetin oluşmayacağı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamış ve asıl dava yönünden verilen hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik (2) numaralı bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin birleşen davaya ilişkin kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı düzetilmiş bu gerekçeyle GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince asıl davaya ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 30.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K556 md.9
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog