Esas No
E. 2024/1891
Karar No
K. 2025/1762
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

6. Hukuk Dairesi         2024/1891 E.  ,  2025/1762 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/737 E., 2024/251 K.

BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2014/21 E.;

BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL ANADOLU 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2014/31 E.;

Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilince duruşma istemli, asıl davada davalı birleşen davalarda davacı vekilince duruşma istemsiz temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı birleşen davalarda davacı vekili Avukat ...’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 17.01.2012 ve 04.11.2012 tarihli müvekkili şirketin taşınmazı üzerinde depo ve yönetim ofisi yapım işine dair sözleşmeler imzalandığını, işin geçici kabul aşamasına geldiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan kontrollerde davalı şirketin hakedişlerinin hatalı ve usulsüz olduğunun, buna bağlı olarak da faturaların gerçeğe aykırı düzenlendiğinin, hatalı ve eksik birçok imalât kaleminin bulunduğunun görüldüğünü, davalı şirketin müvekkili şirketten alması gerekenden fazla bedel tahsil ettiğinin ve haksız olarak da yine yeni bedeller talep ettiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürerek, eksik ve kusurlu imalatların ve bu imalatların giderilme bedellerinin tespitine,yapılacak inceleme ve tespitler neticesinde müvekkili şirketin davalı şirkete 285.474,96 TL borçlu olmadığının tespitine, müvekkili şirketin davalı şirkete fazla ödediği bedelin tespiti ile fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, fazla ödenen bedelin şimdilik 15.000,00 TL'sinin faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, davalı şirketin geç teslim nedeniyle ödemesi gereken cezai şart bedelinin tespiti ile fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.03.2024 dilekçesiyle eksik ve ayıplı imalât, cezai şart ve yüklenici adına ödenen fazla bedel yönünden talebini 158.058,43 TL’ye çıkarmıştır.

2.Birleşen 2014/21 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili yüklenicinin davalı iş sahibinin arsasına malzemeli fabrika inşaat yapım işini üstlendiğini, bu hususta taraflar arasında başlangıçta 17.01.2012 tanzim tarihli kaba inşaat yapım sözleşmesinin imzalandığını, kaba inşaatın yapılması esnasında ise karşılıklı mutabakatla inşaatın ince işleri de dahil olmak üzere müvekkili şirketçe gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin inşaatın büyük bir kısmının tamamlanması üzerine 17.12.2012 tarihi itibariyle fabrikaya yerleştiğini, inşaatın daha sonraki aşamada tamamen bitirildiğini, müvekkilinin yapılan inşaata ilişkin hiçbir yükümlülüğünün kalmadığını, ancak davalı şirketin ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, müvekkilinin bakiye hakedişlerini ödemeyerek oyalama ve erteleme yoluna gittiğini, bakiye alacaklarının bir kısmına ilişkin olarak davalı hakkında 306.836,97 TL asıl alacak İçin İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü'nün 2013/20904 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, takip bedelinin % 20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

3.Birleşen 2014/31 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yapılan inşaata ilişkin hiçbir yükümlülüğünün kalmadığını, ancak davalı şirketin ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, müvekkilinin alacağına ilişkin iki ayrı icra takibi yapılmasının nedeninin işbu dava konusu 2.117.200,68 TL bedelli faturanın sonraki tarihli olması, 306.836,97 TL alacağın mesnedi olan faturaların önceki tarihli olması olduğunu, müvekkilinin dava konusu alacağına ilişkin olarak düzenlediği faturanın davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından hakedişlerin ve yapılan işlerin hiçbirine itiraz edilmediği halde, dava konusu 2.117.200,66 TL bedelli faturanın davalı şirket tarafından haksız olarak iade edildiğini, bu nedenle İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1063 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalı tarafın haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, takip bedelinin %20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; inşaat konusu fabrikanın, müvekkili tarafından davacıya sözleşmeye uygun şekilde eksiksiz teslim edildiğini, davacının da bugüne kadar eksiklik, hata veya gecikmeye dair hiçbir talebinin, bildiriminin ve itirazının olmadığını, bu aşamada davacının dava açmasının tek sebebinin, müvekkilinin inşaat yapım bedelinden bakiye alacaklarını talep etmesi, davacı aleyhine icra takibi yapması, davacının da bu alacakları ödemekten kaçınmaya çalışması olduğunu, davacının talepleri haksız olmakla birlikte süresinde bildirimde bulunulmadığı için zamanaşımına uğradığını, herhangi bir eksik, hatalı imalat ve geç teslim olmamakla birlikte, davacının bugüne kadar hiçbir itiraz ve beyanının olmaması karşısında, aradan bu kadar uzun bir süre geçtikten sonra bu türlü gerçek dışı iddialarda bulunmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen 2014/21 E. ve 2014/31 E. sayılı davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya bakiye hakediş borcunun bulunmadığını, aksine yapılan imalatlar için fazla ödemede bulunduğunu, eksik ve ayıplı imalatların bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 06.04.2016 tarihli ve 2014/2009 E., 2016/353 K. sayılı kararı ile bilirkişi kurulunun birbirini doğrulayan ek raporlarının, kapsamlı, denetime elverişli ve gerekçeli olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulü ile alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Mahkemenin 06.04.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin Yargıtay (Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin) 10.04.2017 tarihli ve 2016/4473 E., 2017/1629 K. sayılı ilamı ile tarafların diğer temyiz itirazları incelenmeksizin, raporda belirtilen hususların neden doğru kabul edildiğinin ve hükme esas alındığınin gerekçeli olarak açıklanmadığı, raporlarda asıl davada davacının eksik ve ayıplı iş ile cezai şart taleplerine yönelik herhangi bir inceleme yapılmamasına rağmen mahkemece reddedilen bu taleplerin ret gerekçelerinin kararda açıklanmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

2.Mahkemenin 20.09.2017 tarihli ve 2017/611 E., 2017/887 K. sayılı kararı ile imalatta eksik ve ayıplı işin olmadığı, gecikmeye ilişkin somut bir ispat vasıtasının sunulamadığı, sözleşmeye ilaveten sözleşme dışı başkaca imalatlar yapıldığı ve bu imalatlara ilişkin olarak süre konulmadığı, ilave işler dikkate alındığında ilk sözleşme ile kararlaştırılan sürenin belirsiz hale geldiği, somut bir sürenin varlığından söz edilemeyeceği, toplam imalat ve tutarlarının hesaplandığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulü ile alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin 20.09.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin Yargıtay (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin) 12.04.2018 tarihli ve 2017/2471 E., 2018/1540 K. sayılı ilamı ile, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden, bozmadan sonra yapılan 21.06.2017 tarihli ilk celsede, mahkemece HMK'nın 184-186. maddeleri gereği tahkikatın bitirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verildiği, 12.07.2017 tarihli 2. celsede sözlü yargılama aşamasından dönülmesine karar verilerek bilirkişilerden alınan tüm raporlar çelişkili ve açığa kavuşturulmayan hususlar olduğundan ve taraflarca sunulan beyan ve itirazları karşılamadığından mahkemece de yetersiz görülen raporlara dayanılarak hüküm verilemeyeceği anlaşılmakla bu defa yeniden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti vasıtası ile inceleme yaptırılıp rapor alınması şeklinde ara karar kurulduğu, 20.09.2017 tarihli celsede ise Yargıtay bozma ilamının içeriğine ve bilirkişi raporlarının içeriklerine göre dosyanın geçirdiği safahatta göz önüne alınarak 12.07.2017 tarihli ara kararından dönülmesine karar verildiği, yargılama aşamalarının sıkı kurallara bağlanmasının amacının, bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi ve yargılamanın uzamasını engellemek olduğu, mahkemece sözlü aşamaya geçilmiş olsa dahi tahkikat aşamasının bitirilmemesi gerektiğinin anlaşılması ve araştırılması gereken durumun ortaya çıkması halinde tahkikat aşamasına tekrar dönülmesi, aşamanın tamamlanmasının sağlanması ve araştırılması gereken durumlar için ara karar kurulmasının mümkün olduğu, mahkemece de 12.07.2017 tarihli 2. celsede, bilirkişilerden alınan tüm raporların çelişkili olduğu, raporlarda açığa kavuşturulmayan hususlar olduğu ve taraflarca sunulan beyan ve itirazlar raporlarda karşılamadığından mahkemece de yetersiz görülen raporlara dayanılarak hüküm verilemeyeceği belirtilerek tahkikat aşamasına geçildikten sonra gerekli araştırmalar yapılmadan yetersiz görülen ve taraf itirazlarını gidermeyen raporlara göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu,mahkemece hükme dayanak alınan ek raporun usul hükümlerine aykırı olarak yapılan inceleme sonucu alındığı, mahkemece, tarafların kök rapora yaptıkları itirazlarının yerinde inceleme ile hazırlanacak ek rapora göre giderileceğine kanaat getirildiğine göre hakim gözetiminde keşif yapılması ve ek bilirkişi raporu alınması gerekirken, bu yola başvurmadan bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi vermesinin delillerin mahkeme huzurunda toplanacağına dair HMK’nın 197. maddesine aykırı olduğu, mahkemece raporlarda ayıp ve eksik işe dair tespit yapılmadığı ve ayıp ihbarının süresinde yapılmaması nedeni ile taleplerin reddine karar verildiği, mahkemece keşif yapılarak konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp ayıplı işler var ise ayıplı işlerin ve ayıpların açık ya da gizli ayıp olup olmadığının ve sonucuna göre ayıp ihbarının kanunda belirtilen sürelerde yapılıp yapılmadığının tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği,taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. maddesinde işin zamanında bitirilmemesi halinde yüklenicinin günlük 3.000,00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu düzenlemenin ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, bu cezanın talep edilebilmesi eser teslim alınırken anılan cezayı isteme hakkının saklı tutulması veya sözleşmede ihtirazı kayda gerek olmaksızın cezai şart istenebileceğine dair bir hüküm bulunmasının gerektiği, işin ne zaman teslim edildiği araştırılmadan ve teslim tarihine göre ceza isteme hakkının saklı tutulup tutulmadığı, saklı tutuldu ise ek işler de dikkate alınarak teslim edilmesi gereken tarih ile teslim edildiği tarih arasındaki cezai şart miktarı araştırılmadan gecikmeye ilişkin somut ispat sunulmadığı ve sözleşme dışı işler yapıldığı için sözleşmede belirlenen sürenin süresiz hale geldiği gerekçeleri ile talebin reddinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı iş sahibinin dava dilekçesinde, yükleniciye ait SGK borçlarını ödediğini iddia etmesine rağmen bu hususun hiç incelenmediği, hükme esas alınan raporda birleşen davalara konu icra dosyalarında takip dayanaklarına yönelik olarak inceleme yapılmadığı, bu durumda öncekiler dışında yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif de yapılmak suretiyle sözleşme kapsamında yapılan işler ile ek işlerin ve ek işlerin taraflarca düzenlenen hakedişlere dahil edilip edilmediği, ödemelerin ne kadar olduğu, teslim tarihinin tespit edilerek eksik ve ayıplı iş olup olmadığı ve var ise ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, işin geç teslim edilip edilmediği, edildi ise cezai şart hakkının teslim tarihine göre saklı tutulup tutulmadığı, SGK borçlarının ödenip ödenmediği sonucuna göre asıl davada, birleşen davalarda ise takip dayanakları da dikkate alınarak denetime elverişli rapor alıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3.Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflarca üzerinde mutabık kalınan kesin hesap çalışması bulunmadığı, bilirkişiler tarafından yapılan çalışma sonucu yüklenicinin kesin hakediş toplam tutarının KDV dahil 17.592.955,34 TL olduğu, iş sahibi tarafından yapılan ödemenin ise KDV dahil 15.920.535,20 TL olduğu, bu durumda iş sahibinin yükleniciye bakiye 1.672.420,14 TL borcunun kaldığı bilirkişiler tarafından 47.263,30 TL eksik iş bedeli ve 44.433,12 TL ayıplı iş bedeli olmak üzere iş sahibinin asıl davada talep edebileceği toplam 91.696,42 TL eksik ve ayıplı imalat bedelinin hesaplandığı, teslime ilişkin yazılı bir belge bulunmadığından ihbar sürelerinin aleyhe değerlendirilemeyeceği, asıl davada davacı iş sahibi tarafın 91.696,42 TL eksik ve ayıplı işler bedelini talep edebileceği, taraflar arasında söz konusu yapıya ilişkin hafriyat dahil kaba inşaat yapımı sözleşmesinin 17.01.2012 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin 5. maddesinde iş yeri teslimi yapıldığı tarihten itibaren 210 günlük süre içerisinde yapının teslim edileceği, gecikilmesi halinde günlük 3.000,00 TL ceza şartın kararlaştırıldığı, yine, taraflar arasında imzalanan 04.11.2012 tarihli ikinci sözleşmede, kaba inşaat haricinde yapılacak işler için 90 günlük süre kararlaştırıldığı, gecikilmesi halinde herhangi bir cezai şart bedelinin sözleşmede belirtilmediği, taraflar arasında yapılan birinci sözleşmede, inşat bitim süresi, iş yeri teslimi ile 210 gün olduğu, dosya kapsamında iş yeri teslim tutanağına ilişkin bir belge görülemediği, ilk sözleşmenin taraflar arasında 17.01.2012 tarihinde imzalandığı, 17.02.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, yapılacak binaya ait ilk yapı ruhsatının da 13.01.2012 tarihinde belediyece verildiği,bu duruma göre işin başlangıcının, iş sahibinin ihtarında belirtilmiş olduğu üzere 17.02.2012 tarihi kabul edildiği, 17.02.2012 tarihine işin bitim süresi olan 210 gün eklenmesi ile 19.09.2012 tarihi olduğu, iş sahibi noter ihtarında 60 ve 30 günlük süre vermiş olup, 17.09.2012 tarihine 60 gün (2 ay) ilave edilmesi ile iş bitim tarihinin 17.11.2012 tarihi olduğu, taraflar arasında ince işlere ilişkin iş yapım sözleşmesi 04.11.2012 tarihinde imzalandığı, bu durumda, kaba yapım işlerine ilişkin işler bitirilmiş bulunacağından, yüklenici şirketin bir gecikmesinin söz konusu olmayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı, ancak iş sahibi vekilinin, bilirkişi raporuna yapmış olduğu 09.05.2022 tarihli itirazında, bu hususa ilişkin olarak, yeniden anlaşılır şekilde tarihsiz 2 adet fotoğraf sunduğu, fotoğrafın tetkikinden A ve C blok kaba inşaatı bitirilmiş olmasına karşın B blok adlı kısmın temel seviyesinde bulunduğunun belirlendiği, davaya konu edilen yapı birbirine bitişik ve benzer vaziyette A, B ve C blok 22.116.53 m² olarak inşa edilmiş, yapım süresi de 210 gün olduğu, süresi içinde inşa edilmeyen B blok kaba yapı alanı toplam yapı alanının takribi 1/3 oranında olup, iş süresi 210 gün olduğu, ayrıca davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarla davalıya 60 gün ek süre verildiği, üç blok da takribi benzer yapı alanına sahip bulunup, her bir blok için gerekli sürenin (270/3) 90 gün olduğu, sunulan resimlere göre gecikilen B blok yapıya ait temel hafriyatı büyük oranda tamamlanmış bulunduğu gözetilerek B Blok kaba inşaatı için gerekli sürenin 75 günün yeterli olacağı, davacı tarafça davalıya inşaatın bitirilmesi için ilave 60 günlük süre verilmiş olup, ilave süre, B bloğun yapımı için yukarıda taktir edilen 75 günlük süreden çıkarıldığında; 75-60 gün = 15 günlük bir gecikmenin söz konusu olduğu değerlendirilmiş, yüklenici şirketinin gecikmeden dolayı ödemesi gerek cezai miktarın 45.000,00 TL hesap edildiği, diğer yandan, taraflar arasında ince işlerden sayılan “Alüminyum giydirme cephe ve cam işleri” yapımına ilişkin sözleşmenin 04.11.2012 tarihinde imzalandığı, söz konusu ince işler sözleşmesinin 3. maddesinde işin süresinin 90 gün olarak kararlaştırıldığı, herhangi bir gecikme cezai şartına da yer verilmediği, bu sebeple de ikinci sözleşme şartlarında bir gecikme cezai şart hesabı yapılmadığı, iş sahibinin 45.000,00 TL cezai şart talep edebileceği ancak talep artırımda bulunmadığı, iş sahibinin ticari defter kayıtlarında yer almadığından yükleniciye ait SGK borçlarının ödenmediği, birleşen davalarda yüklenici alacağının likit olmadığı, asıl ve birleşen davalarda farklı tarihlerden faiz işletileceğinden takas uygulanmadığı, gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, 91.696,42 TL eksik ve ayıplı imalât bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000,00 TL ifaya ekli cezai şart alacağı bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2014/21 E. sayılı davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin 306.836,97 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont avans faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına, davacı alacağı likit olmadığından koşulları oluşmayan inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen 2014/31 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptali ile takibin 1.365.583,17 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont avans faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına, davacı alacağı likit olmadığından koşulları oluşmayan inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Asıl davada davalı- birleşen 2014/21 E. ve 2014/31 E. sayılı davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a)Davaya konu fabrika binasının müvekkil tarafından davacıya sözleşmeye uygun şekilde eksiksiz, sorunsuz şekilde teslim edildiğini, davacının müvekkil tarafından alacak talep edilinceye kadar eksiklik, hata veya gecikmeye dair hiçbir talebinin ve itirazının olmadığını, bu nedenle asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca taleplerin zamanaşımına uğradığını,

b)Birleşen davalardaki taleplerinin haklılığının sözleşmeler kapsamında ve sözleşme kapsamı dışında davalı talepleriyle yapılan ilave imalâtlar, metraj, kesin hesap sonuçları, yerinde uygulama fotoğrafları vb. tüm yasal sayılan argüman ve dokümanlarla, pozlarla ve tablolarla sabit olduğunu,

c)Birleşen davalarda müvekkilin alacaklarının likit ve belirli olduğundan inkar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

2.Asıl davada davacı- birleşen 2014/21 E. ve 2014/31 E. sayılı davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a)Kararın HMK’nın 297. maddesine aykırı olduğunu, birleşen davalara cevap verdiklerini, ancak gerekçede dikkate alınmadığını, mahkemenin savunmayı okuyup değerlendirmede bulunmadığının sabit olduğunu,

b)Mahkemenin, Yargıtay bozma ilamında da işaret edildiği üzere özellikle başlatılan ikinci takip özelinde “13 nolu hakediş var mı, bu hakedişteki imalatlar yapılmış mı” kontrolü yapmak yerine, kendince ikinci takibe dayalı itirazın iptali davasını, faturaya dayalı takipten kaynaklanan bir itirazın iptali davası değil de cari hesaba dayalı bir alacak davasına dönüştürüp buna göre karar verdiğini,

c)İkinci icra takibi dayanağı olan 13 no’lu hakedişin dayanağı olduğu iddia edilen imalatların büyük bölümünün, inşaatın ortasında düzenlenen 6 no’lu hakediş içerisinde bire bir aynı imalatlar olduğu ve bunların bedellerinin de yine çok önce bu hakediş kapsamında düzenlenen faturalar karşılığı ödendiği itirazlarının değerlendirilmediğini,

d)Bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu,

e)İşin yapılıp teslim edildiği konusunda ispat yükünün yüklenicide olduğunu, cezai şart hesap yönteminin hukuka aykırı olduğunu,

f)Yükleniciye çekilen ihtarda sözleşmenin feshi öncesi ek süre verilmişse de ihtarda açıkça cezai şarta ilişkin hakların saklı tutulduğunun belirtildiğini, bu sebeple hesaplamada 60 günlük gecikmenin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,

g)Takas taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını,

h)Davalı yüklenici tarafından yapılan son hakedişin 01.09.2013 tarihli 11 no’lu hakediş olduğunu, davalı yüklenicinin bundan sonra herhangi bir imalat yapmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Asıl davada uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan davalı yükleniciye fazla ödenen bedelin iadesi, gecikme nedeni ile cezai şart alacağının ve ayıp ve eksik iş bedellerinin tahsili, birleşen davalarda uyuşmazlık bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 ile 439/2 maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunduğundan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine, Aşağıda yazılı harcın temyiz eden taraflardan alınmasına, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.