Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6209 E. , 2025/1633 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
2....
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:
Davacı tarafından, 23/08/2012 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu sevk edildiği Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde yapılan hatalı ameliyat ve hatalı tedavi sonucunda engelli hale gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 50.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının, 23/08/2012 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle felç ve yürüyemez duruma gelmesinde, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görmüş olduğu tedavi ve operasyonlar nedeniyle davalı idareye ve davalı idare çalışanlarına atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğunun anlaşıldığı, davacının, maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi yolundaki taleplerinin hukuksal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; dava konusu olaya ilişkin alınan Adli Tıp Kurumu raporunda meydana gelen sonuç ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında uygun illiyet bağı kurulamamış ise de; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 23/08/2012 tarihinde ameliyat öncesinde çekilen Torakal MR tetkikinin CD halinde kopyasının hastane otomasyon sisteminde oluşan arızadan dolayı gönderilememiş olması nedeniyle ameliyat öncesi kişide mevcut medulla spinalis hasarının net olarak değerlendirilemediğinin belirtildiği, bu durumun bilirkişi raporuna rağmen davacının tedavi sürecinde gelişen olaylarla ilgili şüphe duyması sonucuna neden olacağı, olayda, davacıda oluşan zarar ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında uygun illiyet bağı kurulamamış ise de; davacının tedavi sürecindeki kayıtların saklanmasına ilişkin eksiklik bulunduğu, bu durumun davacıda tedavisinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde şüphe uyanmasına neden olduğu, bunun sonucunda davacının endişe ve üzüntü duyduğu, bu durumda, davalı Üniversitenin ameliyat öncesinde çekilen Torakal MR tetkikinin CD halinde kopyasını arşivlememesinin bir eksiklik olduğu, davacının tedavi sürecinde davalı idarece her türlü özenin gösterilmediği, bu nedenle davacının, meydana gelen ağır rahatsızlığın sebebine ilişkin şüphe, endişe ve üzüntü duyduğu görüldüğünden, manevi tazminat talebinin, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek kısmen kabulünün gerektiği, bu haliyle, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 15/02/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, manevi tazminat talebinin tamamını reddeden Mahkeme kararının belirtilen tutara ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun dosya içeriğine uygun olmayan ve denetime elverişli olmayan bir rapor olduğu, raporun içeriğine göre Ankara Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi raporlarının hiçbir şekilde incelenmediği, rapor hazırlanırken göz ardı edildiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük kaldığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacıya yapılan tedaviler ve müdahalelerin yerinde olduğu, CD görüntüsü gönderilememiş olsa da CD görüntülerinin raporlanmış ve MR raporunun gönderilmiş olduğu, değerlendirmenin bunun üzerinden sağlıklı bir şekilde yapılabildiği, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine 23/08/2012 tarihinde trafik kazası nedeniyle götürüldüğü, solda multiple kot fraktürü, pnömotoraks, minimal hemotoraks tespit edildiği ve soldan göğüs tüpü takılarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, muayenesinde bilateral alt ekstremitelerde parapleji tespit edildiği, aynı gün ameliyata alındığı, T6-9 posterior stabilizasyon+T9 laminektomi ameliyatının yapıldığı, ameliyat sonrası yapılan muayenesinde alt ekstremitelerde plejinin devam ettiğinin görüldüğü, Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Nevşehir Devlet Hastanesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde fizik tedavi verildiği, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 10/04/2015 tarihinde ameliyata alındığı, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 12/06/2018 tarihinde yapılan son durum muayenesinde alt ekstremitelerde parapleji, T10 altı seviyede anestezi tespit edildiği, olayda hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ...tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda; "Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 23/08/2012 tarihinde ameliyat öncesinde çekilen Torakal MR tetkikinin CD halinde kopyasının hastane otomasyon sisteminde oluşan arıza nedeniyle tarafımıza gönderilememiş olması nedeniyle ameliyat öncesi kişide mevcut medulla spinalis hasarı net olarak değerlendirilememiş olmakla birlikte, 23/08/2012 tarihli Torakal MR raporunda T9-10 düzeyinde spinal kordda yaklaşık 3 cm'lik bir segmentte myelopatik sinyal değişikliği olduğunun belirtildiği, 23/08/2012 tarihli Toraks BT'nin Kurulumuzca yapılan incelemesinde T8-9 düzeyinde retrolistezis, vertebra korpuslarında posterior elemanlarda kırıklar, meduller kanal içerisinde kemik fragmanlar, T8-9-10 vertebralarda sol transver proçeslerde kırıklar, T6-7 vertebralarda spinöz proçeslerde kırık olduğunun görüldüğü ve tıbbi belgede kişinin ameliyat öncesi yapılan muayenesinde paraplejik olduğunun belirtildiği birlikte göz önünde bulundurulduğunda; kişide mevcut parapleji tablosunun torakal travma nedeniyle meydana gelmiş olduğu, torakal vertebra kırıkları ve medulla spinalis hasarına yönelik 23/08/2012 tarihinde yapılan T6-9 posterior stabilizasyon+T9 laminektomi ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, yapılan cerrahi tedaviye rağmen kişide mevcut parapleji tablosunun iyileşemeyebileceği, dolayısıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kişinin ameliyatını yapan hekim/hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idarenin hizmet işleyişinde hata bulunmadığı" yolunda görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınmak suretiyle dava reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir. Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre düşük kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2.... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.