Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/333
Karar No
K. 2025/677
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/333 Esas
KARAR NO: 2025/677
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/05/2022
KARAR TARİHİ: 01/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Davalılara teminat olarak verilen --------- ili ---------- Mah. --------- ada, ----------- nolu parselde bulunan ---------- Blok ---------- numaralı 3+1 daire ,---------- ili ---------- Mah. ---------- ada, ----------- nolu parselde bulunan ----------- Blok ----------- numaralı 2+1 daire, ---------- ili ---------- İlçesi ---------- Mah. -------- Ada -------- parsel sayılı taşınmazda 3.katta bulunan ---------- numaralı dairenin, 3.şahıslara devir ve ferağının engellenmesi adına ihtiyati tedbir konulmasını, ---------İcra Müdürlüğü'nün --------- E sayılı ve --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E sayılı icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına, takiplerin durdurulmasının mümkün olamaması halinde icra veznesindeki paranın ödenmesinin tedbiren durdurulmasını, dava konusu taşınmazların halen davalıların uhdesinde olduğu gerçeği aynı zamanda müvekkillerin ekonomik durumu, müvekkillere ait pek çok taşınmazın ihale ile satışına karar verildiği, tasarrufun iptali davası ile taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulduğu gözetilerek teminatsız olarak ya da en az teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararlarının uygulanmasını, ---------İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ----------- E sayılı ve ----------İcra Müdürlüğü'nün---------- E sayılı icra dosyalarının ve takiplere konu 04.05.2019 vadeli,11.04.2019 tanzim tarihli ---------- lehine keşide edilen 1.200.000,00 TL bedelli bono ve 04.05.2019 vadeli ,11.04.2019 tanzim tarihli ---------- lehine keşide edilen 1.200,00 TL bedelli bonoların iptali ile müvekkil davacıların ,davalılara borçlu olmadığının tespitini, 1.Tüketim ödüncü sözleşmesi ile birlikte teslim edilen 30.01.2019 vadeli 17.07.2018 tanzim tarihli --------Şti tarafından --------- lehine keşide edilen 1.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı müvekkil davacıların borçlu olmadığının tespiti ile söz konusu bononun iptalini, aynı zamanda --------Şti ile --------- arasında yapılan --------- İli --------- Mah.-------- Ada --------- parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaa edilen --------- Blok ---------- numaralı dairenin satışı konusunu düzenleyen 01.02.2017 günlü satış sözleşmesi,--------Şti ile ---------- arasında yapılan --------- İli ---------- Mah.--------- Ada ---------- parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaa edilen ---------- Blok --------- numaralı dükkanların satışı konusun düzenlenen 20.02.2017 günlü satış sözleşmesi, ---------- ile Müvekkil ----------Şti arasında yapılan ---------- İli ---------- Mahallesi --------- Ada --------- parsel sayılı taşınmazda bulunan ---------- numaralı 1+1 daireleri satımı konusunda düzenlenen 11.06.2017 tarihli daire satışını içeren 1.Tüketim ödüncü sözleşmesi ile mevcut borçların nasıl tasfiye edileceğine dair 04.06.2018 günlü 2.Tüketim ödüncü sözleşmesi --------- ve --------- ile davacılar arasında yapılan tüm sözleşmelerden, müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti, ile belirtilen sözleşmelerin iptalini, davalıların hiç bir alacaklarının bulunmamasına rağmen müvekkiller hakkında haksız ve kötü niyetle, bedelsiz olan bonolara dayalı olarak icra takibi yaptıkları ,müvekkiller adına kayıtlı taşınmazların icra marifetiyle satışını yaptıkları ve tasarrufun iptali davası açtıkları gözetilerek alacağın %50 oranında kötü niyet tazminatına mahkumiyetini, davalılardan müştereken ve müteselsilen alımını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmili ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alımına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Davacıların ara karar gereği taleplerini açıklamasına dair 20.05.20022 tarihli dilekçesi mahkemenin ara kararına uygun değildir. Dilekçesinde iptali talep edilen senetlerin toplam değerinin 3.400.000,00TL olduğu ve sözleşmelerin de harca esas değer içinde yer aldığını düşündüğünü ifade etmiştir. Senetlerin bir kısmında davacı şirket borçlu değildir. Mahkeme ara kararında davacıdan hangi senetle veya sözleşme ile ilgili olarak hangi davacı için talepte bulunduğunu açıklaması istenmesine rağmen ara karar gereği usulüne uygun bir beyan yoktur. İptali talep edilen ve icra dosyasına konu edilen senetlerde davacı şirket borçlu değildir. Bunun yanında takibe konu edilmeyen senette de davacı şahıslar borçlu değildir. Dava konusu yapılan menfi tespit talebi arabuluculuk yapılmadan dava konusu yapılması 6325 sayılı yasaya aykırıdır. Bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Kambiyo vasfını yitiren ve zamanaşımına uğrayan 30.01.2019 vadeli senetle ilgili davacıların menfi tespit talep etmekte hukuki yararın olmadığını beyan etmiştir.

Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: davalıların savunmalarının aksine, 20.05.2022 günlü dilekçemizde 10.05.2022 günlü ara kararı uyarınca taraflar arasında sözleşme ilişkilerinin iç içe geçmiş olduğunu, aynı ilişkiler çerçevesinde toplamda 3.400.000,00 TL bedelli 3 adet bononun tanzim edilerek davalılara teslim edildiğini, iptali talep edilen tüm sözleşmeler ve bonolar açısından harca esas değer olarak 3.400.000,00 TL'nin dikkate alınması gerektiği açıklanmı dava dilekçesinde belirtilen davalılar ile yapılan tüm satış sözleşmeleri ve tüketim ödüncü sözleşmelerinin iptali ile dava dilekçesinde belirtilen her üç bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti taleplerinin olduğunu, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;öncelikle davalıların teminat olarak verildiğini kabul ettiklerini, -----------Şti tarafından keşide edilen 30.01.2019 vadeli 17.07.2018 tanzim tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bononun mahkemenize teslimi için muhtıra tebliği ile söz konusu bononun mahkeme kasasında muhafaza edilmesini, davalıların tüm itirazlarınnı reddi ile delillerimizin toplanmasını, haklı ve yasal davamızının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacılar, dava konusu senetler için borçlu olmadıklarının tespitini talep etmekle;--------- İcra Müdürlüğü’nün ----------- E sayılı dosyasına konu 1.200.000 TL’lik senet, -------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- E sayılı dosyasına konu 1.200.000 TL’lik senet, ----------- lehine düzenlenen 17.07.2018 tanzim, 30.01.2019 vadeli 1.000.000 TL’lik senet. bulunduğunu, bu senetlerin haksız olduğunu, davalıların --------- projesine yardım vaadiyle hile yoluyla senetleri aldığını iddia etmektedir. Birinci tüketim ödüncü sözleşmesinde öngörülen üç taşınmazın davalılar tarafından devredilmediğini, bu nedenle borç iddiasının geçersiz olduğunu iddia etmektedirler. Davacılar ---------- ve ---------- şahsen davalılarla ticari ilişkisi olmadığını, tüm işlemlerin -------- Şti. ile olduğunu belirtmektedirler. İkinci tüketim ödüncü sözleşmesinin, ---------- Proje’nin yetkili temsilcisi ----------- imzasını taşımadığı ve yetkisiz kişiler tarafından imzalandığı için bağlayıcı olmadığını beyan etmektedirler. Davalılar, davacıların iki tüketim ödüncü sözleşmesi kapsamında kendilerine toplam 2.500.000 TL (her biri 1.250.000 TL) borçlu olduğunu iddia etmekte, 2.400.000 TL’lik iki senedin (her biri 1.200.000 TL) borç ödemesi için düzenlendiğini, teminat senedi olmadığını savunmakta ve senetlerin haksız olduğu kabul etmemekte; Davacıların projelerinden taşınmaz satın aldıklarını, ancak ödemelerine rağmen taşınmazların teslim edilmediğini, davacıların iyi niyetlerini suiistimal ettiğini ileri sürmektedir. Davacıların sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ve borçlarını ödemediklerini, bu nedenle taleplerinin haklı olduğunu ve davanın haksız olduğunu, davanın reddini ve kötüniyet tazminatı talebinde bulunmaktadırlar.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Davaya konu edilen bonolar ile davacılardan --------- Şti ile davalı --------- arasında yapılan 01.02.2017 tarihli, --------- Şti ile yine davalı ---------- arasında yapılan 20.02.2017 tarihli, davacı ---------- Şti ile davalı ----------- arasında yapılan 11.06.2017 tarihli satış sözleşmesi ve yine taraflar arasında düzenlenen 1.250.000,00 TL bedelli 1. Tüketim Ödüncü Sözleşmesi ve 04.06.2018 tarihli 1.250.000,00 TL bedelli 2. Tüketim Ödüncü Sözleşmesi uyarınca davacıların davalılara borçlu olup olmadıklarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer .Somut olayda; davacı hile iddiasına da dayanmakta olup ispat yükü davacılarda olup itirazlar üzerine bilirkişi incelemesi yaptırılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmekte olup davacı tarafça bilirkişi masrafları verilen süre içerisinde yatırılmamış olup ayrıca davacıların taşınmazları teslim etmediği ve 2.400.000 TL’lik senetlerin borç ödemesi için düzenlendiğini dosyada toplanan delillerden anlaşılmakta olup davacıların ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

1.Davacıların menfi tespit davasının REDDİNE, şartları oluşmadığından davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine,

2.Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL'nin başlangıçta alınan 62.592,70 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 61.977,30 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacılara iadesine,

3.Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına,

4.Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 416.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

6.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri ve davacı asilin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 01/10/2025

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Borçlar Hukuku 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6325 sayılı yasaya aykırıdır. Bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Kambiyo vasfını yitiren ve zamanaşımına uğrayan 30.01.2019 vadeli senetle ilgili davacıların menfi tespit talep etmekte hukuki yararın olmadığını beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: davalıların savunmalarının aksine, 20.05.2022 günlü dilekçemizde 10.05.2022 günlü ara kararı uyarınca taraflar arasında sözleşme ilişkilerinin iç içe geçmiş olduğunu, aynı ilişkiler çerçevesinde toplamda 3.400.000,00 TL bedelli 3 adet bononun tanzim edilerek davalılara teslim edildiğini, iptali talep edilen tüm sözleşmeler ve bonolar açısından harca esas değer olarak 3.400.000,00 TL'nin dikkate alınması gerektiği açıklanmı dava dilekçesinde belirtilen davalılar ile yapılan tüm satış sözleşmeleri ve tüketim ödüncü sözleşmelerinin iptali ile dava dilekçesinde belirtilen her üç bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti taleplerinin olduğunu, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;öncelikle davalıların teminat olarak verildiğini kabul ettiklerini, -----------Şti tarafından keşide edilen 30.01.2019 vadeli 17.07.2018 tanzim tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bononun mahkemenize teslimi için muhtıra tebliği ile söz konusu bononun mahkeme kasasında muhafaza edilmesini, davalıların tüm itirazlarınnı reddi ile delillerimizin toplanmasını, haklı ve yasal davamızının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacılar, dava konusu senetler için borçlu olmadıklarının tespitini talep etmekle;--------- İcra Müdürlüğü’nün ----------- E sayılı dosyasına konu 1.200.000 TL’lik senet, -------- İcra Müdürlüğü’nün ---------- E sayılı dosyasına konu 1.200.000 TL’lik senet, ----------- lehine düzenlenen 17.07.2018 tanzim, 30.01.2019 vadeli 1.000.000 TL’lik senet. bulunduğunu, bu senetlerin haksız olduğunu, davalıların --------- projesine yardım vaadiyle hile yoluyla senetleri aldığını iddia etmektedir. Birinci tüketim ödüncü sözleşmesinde öngörülen üç taşınmazın davalılar tarafından devredilmediğini, bu nedenle borç iddiasının geçersiz olduğunu iddia etmektedirler. Davacılar ---------- ve ---------- şahsen davalılarla ticari ilişkisi olmadığını, tüm işlemlerin -------- Şti. ile olduğunu belirtmektedirler. İkinci tüketim ödüncü sözleşmesinin, ---------- Proje’nin yetkili temsilcisi ----------- imzasını taşımadığı ve yetkisiz kişiler tarafından imzalandığı için bağlayıcı olmadığını beyan etmektedirler. Davalılar, davacıların iki tüketim ödüncü sözleşmesi kapsamında kendilerine toplam 2.500.000 TL (her biri 1.250.000 TL) borçlu olduğunu iddia etmekte, 2.400.000 TL’lik iki senedin (her biri 1.200.000 TL) borç ödemesi için düzenlendiğini, teminat senedi olmadığını savunmakta ve senetlerin haksız olduğu kabul etmemekte; Davacıların projelerinden taşınmaz satın aldıklarını, ancak ödemelerine rağmen taşınmazların teslim edilmediğini, davacıların iyi niyetlerini suiistimal ettiğini ileri sürmektedir. Davacıların sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ve borçlarını ödemediklerini, bu nedenle taleplerinin haklı olduğunu ve davanın haksız olduğunu, davanın reddini ve kötüniyet tazminatı talebinde bulunmaktadırlar.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Davaya konu edilen bonolar ile davacılardan --------- Şti ile davalı --------- arasında yapılan 01.02.2017 tarihli, --------- Şti ile yine davalı ---------- arasında yapılan 20.02.2017 tarihli, davacı ---------- Şti ile davalı ----------- arasında yapılan 11.06.2017 tarihli satış sözleşmesi ve yine taraflar arasında düzenlenen 1.250.000,00 TL bedelli 1. Tüketim Ödüncü Sözleşmesi ve 04.06.2018 tarihli 1.250.000,00 TL bedelli 2. Tüketim Ödüncü Sözleşmesi uyarınca davacıların davalılara borçlu olup olmadıklarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6325 md.6
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog