9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2025/2931 E. , 2025/5150 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.07.1989-06.10.2020 tarihleri arasında aralıksız fasılasız satış müdürü olarak, aylık net 12.500,00 TL ücret + yıllık satış primi ile çalıştığını, ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullanamadığını, 2020 yılında almış olduğu 12.500,00 TL ücretten aylık 2.000,00 TL kesinti yapıldığını, iş sözleşmesini yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmaması, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesi, bir dönem sigortasının yapılmaması, primlerinin eksik ödenmesi, ücretinden kesinti yapılması sebepleriyle haklı nedenle sona erdirdiğini, 2013 yılı ve sonrası satışlar için davacının yaptığı satışlar üzerinden %2 prim ödeneceğinin taahhüt edildiğini, oysa bu ödemenin bazı yıllar eksik, bazı yıllar ise hiç yapılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, prim ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, kıdem tazminatı hakkı doğmadığını, davalı işyerinde prim sistemi bulunmadığını, davacıya sözlü veya yazılı taahhüt verilmediğini, ücret iddiasının gerçeği yansıtmadığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını, ücret alacağının eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işverenliğe ait işyerinde 01.02.1993-31.12.1998 tarihleri arasında 26 yıl 3 ay 4 gün çalıştığı, son aylık ücretinin net 12.000,00 TL olduğu, davacının yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığı, prim ve ücret alacağının bulunduğu, davacı tanıklarının ödemelerinin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini beyan ettikleri, buna göre iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle sona erdirildiği, davacının kabul edilen hizmet süresine göre 546 gün karşılığı yıllık ücretli izin hakkının bulunduğu, yıllık izin formlarından 34 gün yıllık izin kullandığı görüldüğündan bakiye 512 gün karşılığı yıllık izin ücreti alacağına hak kazandığı, zamanaşımı defi dikkate alınarak prim alacağının hesaplandığı, ücretin ödendiği ispatlanamadığından davacının talebe konu alacağının kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının tazminat ve alacaklarına hükmedilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
2.Davacı kesintili çalıştığından kıdem tazminatına ilişkin zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini,
3.Davacıya prim ödemesine ilişkin taahhütte bulunulmadığını, hiçbir zaman da prim ödemesinin yapılmadığını,
4.İş sözleşmesinin fesih şekline göre davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,
5.Davacının hak kazandığı yıllık ücretli izinlerini kullandığını,
6.Davacının ücretinin 12.500,00 TL olmadığını, ücretinden 2.000,00 TL kesinti yapıldığı iddiasının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip etmediği ve buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile son aylık ücretinin tespiti ile ücret, prim ve yıllık ücretli izin alacaklarının ispatına ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında davacının yıllık ücretli izin alacağının ispat ve hesaplanması uyuşmazlık konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde; hâkimin, davayı aydınlatma ödevi gereği uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. Maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde, anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.
Somut olayda davacı vekili, davacı asılın yıllık ücretli izinlerinin tamamının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, 26 yılı aşan çalışma süresi boyunca davacının sadece 2012 ve 2014 yıllarında toplam 34 gün izin kullandığının kabulü ile 512 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının 26 yılı aşan çalışma süresi boyunca sadece 2012 ve 2014 yıllarında toplam 34 gün yıllık ücretli izin kullanması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan Mahkemece; 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı, kullanmadığı ücretli izin süresinin kaç gün olduğu konusunda beyanı alınmalı, bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir. Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.