8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/1023 E. , 2025/2933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Çatalca ilçesi ... Mahallesi sınırlarında bulunan ve dilekçe ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 13000 metrekare yüzölçümüne sahip arazinin kadastroca tespit dışı bırakıldığını, söz konusu arazinin 50 yıldan fazla süredir nizasız fasılasız olarak davacıların murisinin zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazın murisin vefatından sonra davacıların zilyetliğine geçtiğini, davacıların murisinin ve davacıların mülkiyet kastıyla, hem kadastro çalışmalarından önce, hem de kadastro çalışmalarının kesinleştiği tarihten sonra dava tarihine kadar tarımsal amaçlarla söz konusu taşınmazı kullanmış olduğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi uyarınca taşınmazın davacılar adına eşit paylarda tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 08.09.2015 tarihli ve 2014/346 Esas, 2015/536 Karar sayılı kararla, "fen bilirkişisinin 14.04.2015 havale tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 8782,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz parçasının 20 yıldan aşkın bir süredir nizasız, fasılasız tarım arazisi olarak davacılar ve murisleri tarafından kullanıldığı, 4721 sayılı Kanun 713. maddesinde öngörülen kazanma süresi ve koşulları ile imar ve ihya koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle verilen davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın son ada ve parsel olarak davacılar adına murisin veraset ilamındaki paylar oranında tapuya tesciline dair karar, davalı Hazine vekili, ... vekili ve ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.03.2019 tarihli ve 2016/7073 Esas, 2019/1588 Karar sayılı ilamıyla; "... çekişmeli taşınmazın hangi sebeple tescil harici bırakıldığı, taşınmazın niteliğinin ne olduğu, öncesinin imar - ihyayı gerektiren yerlerden olup olmadığı, imar planı kapsamına alınıp alınmadığı ve alınmış ise imar planının kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise hangi tarihte kesinleştiği hususlarının araştırılması gerektiği açıklanarak, dava tarihinden önce kesinleşmiş ise bu tarihten, aksi halde dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının farklı dönemlerde çekilmiş en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığından dosya arasına celp edilmesi, mahallinde keşif yapılarak zilyetlik ve imar - ihya hususunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi, jeoloji bilirkişisinden ise çekişmeli taşınmazın baraj etkisi altında olup olmadığı, barajdan ne şekilde ayrıldığı ve taban suyu seviyesinin ne olduğu hususlarında rapor düzenlemesinin istenmesi, çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında olduğunun anlaşılması halinde imar planının onay tarihinden önce 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14 ve 17. maddesinde öngörülen koşulların davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, ayrıca kadastroca tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında 4721 sayılı Kanun 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ve ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu (A) harfi ile gösterilen alanın 8.782,56 metrekare yüzölçümünde olduğu, DSİ tarafından sunulan 14.02.2022 tarihli kamulaştırma evrakları, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamında, taşınmazın, 27.03.2013 onay tarihli 1/5000 ölçekli ... Celepköy Nazım İmar Planında ... Gölü mutlak mesafe korumada tarımsal niteliği korunacak alanda bırakılmadan önce, 20 yılı aşkın bir süredir nizasız, fasılasız tarım arazisi olarak davacılar ve murisleri tarafından kullanıldığı, taşınmazın 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere çay yatağı, kıyı kenarı, gibi yerlerden olmadığı, davacılar yararına 4721 sayılı Kanun 713. maddesinde öngörülen kazanma süresi ve koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın son ada ve son parsel olarak davacılar adına eşit şekilde tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının öncesinin çalılık olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, tespit harici bırakılma tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, bilirkişi raporunda eğimin %10 olarak belirtildiği, ancak arazinin doldurulmasıyla eğimin düşürüldüğü, memleket haritasındaki eğimin dikkate alınması gerektiği, taşınmazın 1980 yılında imar planı içinde kaldığı ve mahkemece tüm hava fotoğrafları istenmeden, imar planı tarihi dikkate alınmadan karar verildiği, zilyetlik süresinin davanın açıldığı tarihten 7 yıl sonra yapılan keşif tarihi dikkate alınarak hesaplandığı, dava tarihinden geriye doğru hesaplanması gerektiği, ayrıca bilirkişi raporunda dava tarihinde taşınmazın kaçıncı sınıf tarım arazisi olduğunun belirtilmediği, 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, miktar araştırmasının yapılmadığı iddiasıyla, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1949 yılında yapılan orman kadastrosunda orman tahdit sınırları dışında kaldığı ve 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre 1978 yılında yapılıp 1979 yılında kesinleşen kadastrosu çalışmalarında da tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü anlaşılmaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazın 1970, 1985 ve 1992 yılına ait hava fotoğrafında, açıklık olduğu, toprağın işlenmiş olduğu, hava fotoğraflarındaki kullanımın aynı olduğu belirtilmiştir. ... İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Planlama Müdürlüğünce dosyaya gönderilen 28.09.2020 tarihli yazıda, dava konusu taşınmazın 27.03.2013 onaylı ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında“tarımsal niteliği korunacak alanda” bulunduğu bildirilmiş ise de, Dairemizce temyiz incelemesi yapılan yöreye ait başkaca dava dosyalarından bu bölgede 29.07.1980 tasdik tarihli ve 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı bulunduğu anlaşılmış olup, dava konusu taşınmazın bu imar planı kapsamında kalıp kalmadığı hususu araştırılmamıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/b maddesinde “İmar Planları, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir” hükmüne yer verilmiştir. 3402 sayılı Kanun'un ihya edilen taşınmaz mallara ilişkin 17. maddesinin ikinci fırkası, "il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmünü içermekte olup buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerekir. Burada bahsedilen imar planı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/b maddesinde tanımlanan, nazım ve uygulama imar planıdır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait tüm memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise buna ilişkin karar örnekleri ile dava konusu taşınmazın 29.07.1980 tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı ilgili Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanlığından sorularak, bu imar planına ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşif sırasında, mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime, ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, özellikle imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişisinden, nizalı taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, değerlendirme tarihi açıkça yazılmak suretiyle üzerinde bulunan ağaç türü ve yaşlarını belirten, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisine, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek tüm hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde de inceleme yaptırılarak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, taşınmazın taşlık-çalılık gibi imar ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikteki yerlerden mi olduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisine, keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli ve bundan sonra dava konusu taşınmazın öncesine ait niteliği doğru şekilde belirlenerek imar-ihya gerektiren yerlerden olması ve 1980 yılında onaylanmış 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı kapsamında kalması halinde imar planının onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması; taşınmazın söz konusu imar planı kapsamında kalmadığının veya imar-ihya gerektirmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması halinde ise 20 yıllık zilyetlik süresinin dava tarihine kadar gerçekleşmesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma v incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.