Esas No
E. 2024/3583
Karar No
K. 2025/4947
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2024/3583 E.  ,  2025/4947 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2020/14 E., 2024/8 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı Hazinenin davasının kabulüne, diğer davaların ise reddine kararı verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili, davalı tereke temsilcisi vekili ile asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gibi değerlendirmeninde dosya kapsamına ve kanuna uygun olmadığı, davaya müdahil olarak katılan ...'ın karar başlığında gösterilmemesinin ve hükmün kendisine tebliğ edilmemesinin isabetsiz olduğu, bir kısım müdahillerin ve hükmü temyiz eden ..., ... ve ...'un dayandıkları hakkın kadastro tespitinden sonra doğmuş olması nedeniyle tespitten sonra doğan hakka dayanan şahısların talepleri yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince adı geçen müdahillerin taleplerinin esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bir kısım davacıların ve hükmü temyiz eden ..., ..., ... davaları ile ...'in bir kısım parsellere yönelik davalarının verilen süreye rağmen keşif avansının yatırılmaması nedeniyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve sonuçta davalarının reddine karar verilmiş ise de 3402 sayılı Kanun'un iddiasını ispatla yükümlü taraf aleyhine uygulanabilmesi için dosyanın keşfe hazır hale getirilmesinin, yapılacak masrafların kalemler halinde gösterilmesinin, paranın yatırılması ve tebligatlar için makul bir süre ayırıldıktan sonra keşif günü tensip edilmesinin, keşif avansının yatırılmamasının yasal sonuçlarının duruşmada hazır olan davacıya ihtar edilmesinin, duruşmada bulunmayanlara ise ara kararı ile birlikte usulen tebliğ edilmesinin gerektiği, ancak İlk Derece Mahkemesince bu yönde yapılan işlemlerin yeterli olmadığı ve her davacının davaya konu ettiği parseller üzerinde ayrı keşif yapılması düşüncesi de davaların birlikte yürütülmesi ve tapu kayıtlarının davaya konu bütün parsellere aynı anda uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi gerektiği ilkesine aykırı düştüğü, bu nedenle keşif avansının süresinde yatırılmadığından bahisle bir kısım davaların reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, hükmü temyiz eden ...'ın 104 ada 6, 112 ada 34 ve 116 ada 15 parsel sayılı taşınmazlarda hak sahibi olduğu iddiasıyla katılma isteğinde bulunduğu ve bu isteğin İlk Derece Mahkemesince kabul edilerek bu taşınmazlarla ilgili esastan hüküm kurulmuş ise de bu taşınmazların Hazine adına tespit edildiği ve süresinde usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle davalı olmayan taşınmazlarla ilgili katılmanın da söz konusu olamayacağı, bu durumda katılma talebinde bulunan ...'ın talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, katılma isteğinin kabulü ile taşınmazlar hakkında esastan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, hükmü esasa ilişkin olarak temyiz eden ... ve ... miras şirketi temsilcisi vekili, Hazine, davacı ..., davacı ..., ... ve ...'ın temyizleri hakkında ise İlk Derece Mahkemesince dayanılan tüm tapu kaydı ve tedavüllerinin, satış senetlerinin getirtildiği halde mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamlarının belirlenmediği, tapu kayıtlarının bilinemeyen hudutları için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanmadığı, kayıt kapsamı dışında kalan arazilerin kanunlar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, ... ve ... mirasçılarından taşınmaz satın aldığını ifade eden davacıların kullanım durumu ve kayıt maliklerinin ölüm tarihi nazara alındığında bu kayıtların zilyetler yararına hukuki kıymetini kaybedip kaybetmeyeceğinin araştırılıp tartışılmadan hüküm kurulduğu belirtilerek, öncelikle taşınmazları kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgelerin, davanın tarafı olanların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm delillerin, mer'a tahsis kaydının ve ormanla ilgili tüm evrakların celbedilmesi, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada menfaati olmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları, teknik bilirkişi ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra olunması, taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan tapu kayıtlarının, satış senetlerinin ve tarafların dayandığı ve İlk Derece Mahkemesince re'sen celbedilen tüm kayıtların tek tek okunup kayıtlarda yazılı hudutların yerel bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutların teknik bilirkişiye haritasında işaretlettirilmesi, uzman orman ve ziraat mühendislerinden arazinin niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli raporun alınması, arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, mer'a, orman, yaylak ve kışlak gibi kamu yararına tahsis edilen veya kanunlar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunup bulunmadığı, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, bir kısım davacıların kiracı mı yoksa asli zilyet mi olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, teknik bilirkişiye, sınırlarının niteliği dikkate alınmak suretiyle uygulanan kayıtların kapsamını gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, deliller değerlendirilirken ... ve ... mirasçılarının dayandığı tapu kayıtlarının hukuki kıymetini koruyup korumadığının 5098 ve 5420 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınmak suretiyle tartışılması, komşu köy hudutlarında kalan ve trampa yoluyla davacı ...'a verilen taşınmazların tapularının (taşınmazın orman olması nedeniyle) iptal edilip edilmediğinin araştırılması, trampa edilen taşınmaz tapularının iptal edildiğinin belirlenmesi halinde ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan eski tapulara kıymet verilerek mahalline uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi ve bu kayıtların kapsadığı alanın kayıt maliki ... ve müşterekleri adına tescilinin kanun ve vicdani kanaate uygun olacağı nazara alınarak karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yapılan yargılama sırasında, dava konusu taşınmazlar ada numara dikkate alınarak tefrik edilmiş ve dava konusu 107 ada 1 ila 4 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davaların eldeki esas sırasına kaydedilmesi suretiyle bu dosya üzerinden yargılama sonunda; davacı Hazine'nin tüm taşınmazlara yönelik davasının kabulüne; asli müdahil ...'ın 107 ada 1, 2, 4; davacı ...'ın 107 ada 2; asli müdahil ...'ün 107 ada 3; asli müdahil ...'ün 107 ada 3 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalarının ayrı ayrı reddine; asli müdahil ... 'un 107 ada 1; Asli müdahil ...'un 107 ada 2; asli müdahil ...'nın 107 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalarının görev dava şartı eksikliği nedeniyle ayrı ayrı usulden reddine, dosyaların istek ve talep halinde görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra görevli ve yetkili Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine; 107 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, 107 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitteki vasıf ve 6.216,31 metrekare yüz ölçümü ile Hazine adına tespitine; Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesin olmak üzere verilen 2016/309 Esas - 2017/547 Karar sayılı kararı uyarınca taşınmazın kamulaştırılan 54,69 metrekare yüz ölçümlü kısmı dışında kalan alanın Hazine adına tespitteki vasfı ile tesciline, 107 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespitteki vasıf ve 4.810,66 metrekare yüz ölçümü ile Hazine adına tespitine; Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesin olmak üzere verilen 2016/308 Esas - 2017/10 Karar sayılı kararı uyarınca taşınmazın kamulaştırılan 319,71 metrekare yüz ölçümlü kısmı dışında kalan alanın Hazine adına tespitteki vasfı ile tesciline, 107 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespitteki vasıf ve 2.440,32 metrekare yüz ölçümü ile Hazine adına tespitine; Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesin olmak üzere verilen 2016/319 Esas - 2017/543 Karar sayılı kararı uyarınca taşınmazın kamulaştırılan 67,30 metrekare yüz ölçümlü kısmı dışında kalan alanın Hazine adına tespitteki vasfı ile tesciline, 107 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespitteki vasıf ve 8.276,03 metrekare yüz ölçümü ile Hazine adına tespitine; Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.06.2017 tarihinde kesinleşen 2016/327 Esas - 2017/545 Karar sayılı kararı uyarınca taşınmazın kamulaştırılan 7.093,81 metrekare yüz ölçümlü kısmı dışında kalan alanın Hazine adına tespitteki vasfı ile tesciline, yüz ölçümlerine ilişkin olarak ek rapor ile hesaplanan alanlar esas alınmakla fen bilirkişilerinin 22.01.2024 tarihli ek raporlarının işbu kararın ekinden sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı tereke temsilcisi vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmediği ve hatalı değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; dava konusu 107 ada 1 ila 4 parsel sayılı taşınmazlar, kadastro çalışmaları sırasında 06.06.1950 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldıkları ve tespit maliklerinin ölü oldukları belirtilerek, eşit paylarla ... ile ... mirasçıları adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine, dava konusu taşınmazlar ve dava dışı diğer taşınmazlar ile birlikte, taşınmazların bulunduğu çalışma alanı olan ... köyünün 31.01.1949 tarihli ve 34 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olduğunu, ancak davalı tespit maliklerine iade yoluyla temlik edilen yere ilişkin tapu kayıtlarının, miktarından daha fazla bir alana revizyon gördüğünü belirterek, dava konusu taşınmazlar ile dava dışı diğer taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının miktar fazlasının Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında dava dosyaları ada bazlı olarak tefrik edilerek yargılamaya devam edilmiştir.

Asli müdahil ..., dava konusu 107 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında, tapu kayıt maliki mirasçısından harici satın alma iddiasına dayanarak, taşınmazın Dursun Tüysüz mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiş; tespit maliki olan miras şirketi temsilcisi ise, taşınmazların tespite esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığını savunmuştur.

Tespite esas alınan tapu kaydının incelenmesinde, 10 dönüm miktarlı ve hudutları yön belirtilmeksizin "..., ..., ... ... ve ..." olduğu ve revizyon gördüğü 107 ada 1 ila 4 parsel sayılı taşınmazların toplam yüzölçümünün 21.400,00 metrekare olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; tarafların iddia ve savunmalarının ileri sürülüş biçimi ile İlk Derece Mahkemesince bozma öncesinde ve sonrasında yapılan araştırmalar neticesine göre, davacı Hazinenin dayandığı ve haritası olan 33.000 dönüm miktarlı tapu kaydının, dava konusu taşınmazlarla birlikte ... köyünün tamamını; anılan tapu kaydından iade yoluyla temlik edilen ve haritası / krokisi bulunmayan 06.06.1950 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydının da dava konusu olan 107 ada 1 ila 4 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, taraflara ait tapu kayıtlarının çakışması neticesinde tapu kaydının Hazine tarafından temlik olunması nedeniyle davalılara ait sonraki tarihli tapu kaydına değer verileceği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazlara revizyon gören 06.06.1950 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydının kapsadığı alan üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B-c maddesindeki koşulların hangi taraf yararına oluştuğu ve tapu kaydının kapsadığı alan üzerinde miktar fazlasının bulunup bulunmadığı, miktar fazlası bulunması halinde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/d maddesindeki iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kanun'un 20/d maddesi, "Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir." hükmünü içermekte olup İlk Derece Mahkemesince, yukarıda anlatılan hususlar gözden kaçırılarak, tespite esas alınan tapu kaydında belirtilen hududların gayrisabit ve genişlemeye müsait hududlar olduğu ve bu nedenle, haritası / krokisi de bulunmayan anılan tapu kaydının miktarı itibariyle geçerli olduğu üzerinde durulmadan karar verilmesi cihetine gidildiği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, fen bilirkişisinden ek rapor alınmak suretiyle, dava konusu 107 ada 4 parsel sayılı taşınmazın batısındaki dere ile güneyindeki nehrin çakıştığı kısımdan başlanarak tespite esas alınan tapu kaydına miktarı kadar kapsam tayin edilmeli, kapsam tayin edilen kısım içinde tespit malikleri haricinde, son kararı temyiz eden kişinin bulunması halinde tapu kaydının kapsadığı alan üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresine göre, 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesi uyarınca tespite esas tapu kaydının hukuki değerini koruyup korumadığı, tapunun hukuki değerini kimin yararına kaybettiği tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmeli, tespite esas alınan tapu kaydının miktarı kadar kapsadığı alan dışında kalan kısımların yani tapu kaydının miktar fazlası olan kısımlarının ise, davacı Hazine adına olan 31.01.1949 tarihli ve 34 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve bu nedenle bu kısımların zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gözetilerek Hazine adına tesciline karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar gözden kaçırılarak, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakiminin doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olduğu ve eldeki davanın, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, bu tür davaların tespit günü esas alınmak suretiyle çözüme kavuşturulması gerektiği ve bu nedenle, kadastro tespit gününden sonra taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma çalışmaları ile kamulaştırma işlemlerinin eldeki kararın kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm tesis edilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı tereke temsilcisi vekili ile asli müdahil ...'ün temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca dava konusu tüm parseller yönünden BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre davacı Hazine vekilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog