8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/3211 E. , 2025/4948 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gibi değerlendirmeninde dosya kapsamına ve kanuna uygun olmadığı, davaya müdahil olarak katılan ...'ın karar başlığında gösterilmemesinin ve hükmün kendisine tebliğ edilmemesinin isabetsiz olduğu, bir kısım müdahillerin ve hükmü temyiz eden ..., ... ve ...'un dayandıkları hakkın kadastro tespitinden sonra doğmuş olması nedeniyle tespitten sonra doğan hakka dayanan şahısların talepleri yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince adı geçen müdahillerin taleplerinin esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bir kısım davacıların ve hükmü temyiz eden ..., ..., ... davaları ile ...'in bir kısım parsellere yönelik davalarının verilen süreye rağmen keşif avansının yatırılmaması nedeniyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve sonuçta davalarının reddine karar verilmiş ise de 3402 sayılı Kanun'un iddiasını ispatla yükümlü taraf aleyhine uygulanabilmesi için dosyanın keşfe hazır hale getirilmesinin, yapılacak masrafların kalemler halinde gösterilmesinin, paranın yatırılması ve tebligatlar için makul bir süre ayırıldıktan sonra keşif günü tensip edilmesinin, keşif avansının yatırılmamasının yasal sonuçlarının duruşmada hazır olan davacıya ihtar edilmesinin, duruşmada bulunmayanlara ise ara kararı ile birlikte usulen tebliğ edilmesinin gerektiği, ancak İlk Derece Mahkemesince bu yönde yapılan işlemlerin yeterli olmadığı ve her davacının davaya konu ettiği parseller üzerinde ayrı keşif yapılması düşüncesi de davaların birlikte yürütülmesi ve tapu kayıtlarının davaya konu bütün parsellere aynı anda uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi gerektiği ilkesine aykırı düştüğü, bu nedenle keşif avansının süresinde yatırılmadığından bahisle bir kısım davaların reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, hükmü temyiz eden ...'ın 104 ada 6, 112 ada 34 ve 116 ada 15 parsel sayılı taşınmazlarda hak sahibi olduğu iddiasıyla katılma isteğinde bulunduğu ve bu isteğin İlk Derece Mahkemesince kabul edilerek bu taşınmazlarla ilgili esastan hüküm kurulmuş ise de bu taşınmazların Hazine adına tespit edildiği ve süresinde usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle davalı olmayan taşınmazlarla ilgili katılmanın da söz konusu olamayacağı, bu durumda katılma talebinde bulunan ...'ın talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, katılma isteğinin kabulü ile taşınmazlar hakkında esastan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, hükmü esasa ilişkin olarak temyiz eden ... ... ve ... ... miras şirketi temsilcisi vekili, Hazine, davacı ..., davacı ..., ... ve ...'ın temyizleri hakkında ise İlk Derece Mahkemesince dayanılan tüm tapu kaydı ve tedavüllerinin, satış senetlerinin getirtildiği halde mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamlarının belirlenmediği, tapu kayıtlarının bilinemeyen hudutları için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanmadığı, kayıt kapsamı dışında kalan arazilerin kanunlar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, ... ve ... ... mirasçılarından taşınmaz satın aldığını ifade eden davacıların kullanım durumu ve kayıt maliklerinin ölüm tarihi nazara alındığında bu kayıtların zilyetler yararına hukuki kıymetini kaybedip kaybetmeyeceğinin araştırılıp tartışılmadan hüküm kurulduğu belirtilerek, öncelikle taşınmazları kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgelerin, davanın tarafı olanların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm delillerin, mer'a tahsis kaydının ve ormanla ilgili tüm evrakların celbedilmesi, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada menfaati olmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları, teknik bilirkişi ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra olunması, taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan tapu kayıtlarının, satış senetlerinin ve tarafların dayandığı ve İlk Derece Mahkemesince re'sen celbedilen tüm kayıtların tek tek okunup kayıtlarda yazılı hudutların yerel bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutların teknik bilirkişiye haritasında işaretlettirilmesi, uzman orman ve ziraat mühendislerinden arazinin niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli raporun alınması, arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, mer'a, orman, yaylak ve kışlak gibi kamu yararına tahsis edilen veya kanunlar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunup bulunmadığı, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, bir kısım davacıların kiracı mı yoksa asli zilyet mi olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, teknik bilirkişiye, sınırlarının niteliği dikkate alınmak suretiyle uygulanan kayıtların kapsamını gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, deliller değerlendirilirken ... ve ... ... mirasçılarının dayandığı tapu kayıtlarının hukuki kıymetini koruyup korumadığının 5098 ve 5420 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınmak suretiyle tartışılması, komşu köy hudutlarında kalan ve trampa yoluyla davacı ...'a verilen taşınmazların tapularının (taşınmazın orman olması nedeniyle) iptal edilip edilmediğinin araştırılması, trampa edilen taşınmaz tapularının iptal edildiğinin belirlenmesi halinde ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan eski tapulara kıymet verilerek mahalline uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi ve bu kayıtların kapsadığı alanın kayıt maliki ... ve müşterekleri adına tescilinin kanun ve vicdani kanaate uygun olacağı nazara alınarak karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yapılan yargılama sırasında, dava konusu taşınmazlar ada numaraları dikkate alınarak tefrik edilmiş ve dava konusu 112 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın eldeki esas sırasına kaydedilmesi suretiyle bu dosya üzerinden yargılama sonunda; 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 112 ada 79 ve 80 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak davacı Hazine'nin davasının reddine, 112 ada 79 parsel sayılı taşınmazın hükmen kamulaştırılması nedeniyle yol olarak terkinine ve taşınmazın tespit malikleri adlarına tespitine, 112 ada 80 parsel sayılı taşınmazın 112 ada 80 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri adlarına tespitteki vasfı ve 4.223,90 metrekare yüz ölçümü ile tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakiminin doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olduğu ve eldeki davanın, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, bu tür davaların tespit günü esas alınmak suretiyle çözüme kavuşturulması gerektiği ve bu nedenle, kadastro tespit gününden sonra taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma çalışmaları ile kamulaştırma işlemlerinin eldeki kararın kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm tesis edilmiş olması isabetsiz ve bozmayı gerektirkmekte ise de, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle ve kamu düzeni gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "1-Ardahan İli, ... İlçesi, ... Köyü, 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen Ardahan İli, ... İlçesi, ... Köyü, 112 ada 79 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak: a)Davacı ... tarafından açılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca yapılan ilk tesis kadastrosuna ilişkin tespite itiraz davasının REDDİNE, b)Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/234 Esas - 2020/142 Karar sayılı kararına ilişkin istinaf kanun yolu incelemesi sonucu Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/1131 Esas - 2023/504 Karar sayılı, 20/02/2023 tarihli kesin hükmü ile yol olarak terkinine karar verilen Ardahan İli, ... İlçesi, ... Köyü, 112 ada 79 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri adlarına tespitine" ve (2) numaralı bendinde yer alan "2-Ardahan İli, ... İlçesi, ... Köyü, 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen Ardahan İli, ... İlçesi, ... Köyü, 112 ada 80 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak: a)Davacı ... tarafından açılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca yapılan ilk tesis kadastrosuna ilişkin tespite itiraz davasının REDDİNE, b)Ardahan İli, ... İlçesi, ... Köyü, 112 ada 80 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri adlarına tespitteki vasfı ve 4.223,90 m² yüz ölçümü ile tespit ve tesciline," cümlelerinin hüküm yerinden çıkartılarak hüküm yerine (1) numaralı bent olarak "1-Davacı Hazine'nin davasının reddine", (2) numaralı bent olarak "Ardahan İli ... İlçesi ... Köyü 112 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, taşınmaz üzerinde kadastro tespit gününden sonra yapılan sayısallaştırma, kamulaştırma vs. işlemlerin kararının kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında dikkate alınmasına" cümlelerinin eklenmesine ve İlk Derece Mahkemesi kararının, bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.