8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2023/1368 E. , 2025/3267 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Antalya ili ... İlçesi ... (köyü) mahallesi, 1850 parselden ifraz edilen 2621 no.lu parselin zilyedi ve kullanıcısı olduğunu, taşınmaz üzerinde davacıya ait ev, ağaç ve muhdesat bulunduğunu, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/501 Esas-1992/610 Karar sayılı kararı ve sonrasında açılan davalar ile dava konusu taşınmazın 1976 yılında 2/B uygulamasıyla orman dışına çıkarılarak Hazine adına tescil gördüğünü, davacının söz konusu taşınmazı 6292 sayılı Kanun kapsamında doğrudan satın almak istediğini ancak tapuda 2/B belirtmesi olmamasından kaynaklı Kadastro Müdürlüğünün kullanıcı tespiti yapmadığını, Defterdarlık tarafından satış işleminin yapılmadığını, mahkeme hükmüyle 2/B vasfı belirlenen taşınmazın 2/B olduğunun ve 31.12.2011 tarihi öncesinden beri davacının zilyet olduğunun tapuya şerh verilmesi halinde satış işleminin mümkün olacağını ileri sürerek dava konusu 2621 no.lu parselin Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına Orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun ve 31.12.2011 tarihi öncesinden beri davacının zilyedinde ve kullanımında olduğunun tapuya şerh verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu 2621 parselin ... Devlet Ormanı sınırları içinde kalan 1850 parselden ifraz ile oluştuğunu, henüz Hazine adına tescilinin bulunmadığını, konuyla ilgili Orman İşletme Müdürlüğünün yazılarında da taşınmazın "... Devlet Ormanı" içinde kaldığının belirtildiğini, orman olan bir yerde Kadastro Müdürlüğünce kullanım kadastrosunun yapılamadığını, orman olan bir yerde talebin karşılanmasının da mümkün olamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ...'in 1850 parselden ifraz yoluyla oluşan 2621 parsel sayılı taşınmazın yargı kararları ile 2/B alanında olduğunu ileri sürerek tapunun beyanlar hanesine taşınmazın 2/B niteliğinde olduğunun ve davacı zilyetliğinde bulunduğunun şerhi istemiyle eldeki davayı açtığını, tüm dosya kapsamına göre Tapu Müdürlüğünün 2621 numaralı bir parsel olmadığını bildirdiği, Mahkemece aldırılan fen ve orman bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın 1850 parselin kuzeyinde tescilli olmayan 2621 parsel içinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen 6300 metrekare yüzölçümündeki bölüm olduğu, bu yerin öncesinin 1850 parsel olduğu, davaya konu yer de dahil olmak üzere 1850 parselin orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, davacının Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/501 Esas-1992/610 Karar sayılı dosyasında bu yerin adına tescili için dava açtığı ve davası reddedilerek taşınmazın tespit gibi tesciline karar verildiği, bu kararın 1993 yılında kesinleştiği, Milli Emlak Müdürlüğünün yargılama devam ederken 1850 parselin bir kısmının 1986 yılında yapılan çalışmalarda 2/B ile orman dışına çıkarıldığı gerekçesiyle ifrazını istediği, Kadastro Müdürlüğünün talebe istinaden 11.784 m²lik alanı ifraz ettiği ve 2621 parsel numarasını verdiği ve tescil için tapuya gönderdiği, ancak tapu müdürlüğünün 1850 parselin davalı olması sebebiyle tescilini yapmadığı, bundan sonra hükmen tescil kararı sonucu 1850 parselin ifraz edilmiş şekliyle tescilinin yapıldığı, aslında 1850 parsele dahil olan 2621 parselin hataen bu şekilde tescil harici bırakıldığının anlaşıldığı, eldeki dosyada orman bilirkişi raporu bu yerin orman sayılan yer olduğunu belirttiği gibi 2621 parsel sayılı taşınmaz yönünden ortada hukuka uygun şekilde oluşmuş bir parsel ve bir tapu kaydı bulunmadığı, bu kısmın halen orman niteliği ile kayıtlı olan 1850 (yeni 28151 ada 73 parsel) parselden hukuka aykırı şekilde ifraz edilerek tescil harici bırakıldığı ve ortada bir tapu kaydı ve dahi bir kullanım kadastrosu bulunmadığına göre beyanlar hanesine 2/B ve kullanıcı şerhi verilmesinin de mümkün olmadığı, eldeki dava ile tescil harici yerin tapuya kaydedilmesinin olanaklı olmadığı, böyle bir talep bulunmadığı gibi bu konudaki aktif dava ehliyetinin de davacıya ait olmadığı, hal böyle olunca mahkemece sonucu itibariyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarından dahi (A1) harfi ile gösterilen 1803.27 m²lik alanın orman olmadığı anlaşıldığı, ormanlık vasfını yitirdiği, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu, taşınmazda ev bulunduğu, meyve ve sebze yetiştirildiği, taşınmazın aile boyu kullanıldığı, muristen bu yana zilyetliğin devam ettiği, verilen kararın bozulması, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle temyiz edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.