6. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2024
NUMARASI : ... Esas ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ........
İSTİNAF KARARININ
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit ve istirdat davasında 10/09/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri hakkında Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kredi sözleşmesine kefil olarak imzalarının bulunması nedeniyle ilamsız takip başlatıldığını, bu borç nedeniyle müvekkili ........'ın hissedar olduğu Aksaray ili Eskil ilçesinde bulunan taşınmazın satışının sağlandığını, müvekkillerinin borca konu sözleşmede kefil limitlerinin 35.000,00 TL olduğu halde bu miktarın çok daha fazlasına karşılık gelecek şekilde gayrimenkul satış işlemi yapıldığını, müvekkillerinden ........'in okuma yazma bilmediği halde sözleşmede okuma yazma biliyormuş gibi imzasının bulunduğunu, sözleşmeden haberdar olmadığını, bu imzanın müvekkiline ait olmadığını bu haliyle sözleşmenin hükümsüz olduğunu, kredi sözleşmesinin sahte ve usulsüz olmasına ilişkin Konya .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın devam ettiğini beyanla takibin müvekkilleri lehine durdurulmasına, borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların davaya konu icra takibinin iptaline yönelik Konya .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açmış oldukları davanın reddine karar verildiğini, yine aynı hususta Eskil İcra Hukuk Mahkemesine açılan ihalenin feshine ilişkin davanın da reddedildiğini, aynı hususta mahkemeye açılan davanın zaman kazanmak amaçlı olduğunu, davacının iddialarının hukuki yarar ve menfaatten yoksun olduğunu, davacının iddialarını ispatla yükümlü olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Mediha Çelik yönüyle açılan davanın iş bu dosyadan tefrik edildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "....tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Kefilin, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, kefilin; takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olduğu, temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliğinin şart olduğu, asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, 20/02/2006 tarihinde kullandırılan kredi tutarı ana parasının 25.000,00 TL olduğu, akdi faiz oranının %32 olduğu, 17/02/2007 tarihinin vade sonu olduğu, 21/09/2007 Kat tarihi itibariyle işlemiş akdi faiz ile birlikte ana para borcunun 38.486,67 TL olacağı ancak davacıya gönderilen kat ihtarnamesinin iade edilmesi sebebiyle davacı yönünden temerrüt faiz başlangıç tarihinin icra tarihi olan 17/01/2008 tarihi olduğu, kat tarihi olan 21/09/2007 tarihi itibariyle ana para ve akdi faiz toplamı olmak üzere 38.486,67 TL tutarlı alacak aslından davacı/kefilin teminat limiti olan 35.000,00 TL ile sorumlu olduğu, alacak aslı 35.000,00 TL kabul edilmek suretiyle temerrüt tarihi takip tarihi olan 17/01/2008 tarihi kabul edilerek bu tarihten satışın gerçekleştiği 22/07/2014 tarihine kadar alacak aslı, işlemiş faiz, harçlar, vekalet ücreti ve sair icra giderleri hesaplanarak davacı/kefilin sorumlu olacağı borç tutarı tespit edilerek satıştan elde edilen gelir ve borçluya iade edilen tutarlar mahsup edilerek yapılan hesaplamada davacı ........’a iade edilmesi gereken tutarın 25.949,11 TL olduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile 25.949,11 TL'nin dava tarihi olan 11/06/2015 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, tazminat yönüyle istinaf ilamında bir kaldırma yapılmaması ve yasal şartların oluşmadığına kanaat edilmekle davanın tarafları aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığı...." gerekçesiyle mahkemenin 22/09/2020 tarih ... Esas-... Karar sayılı hükmolunan miktarlar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; davacı ........'ın davasının kısmen kabulü ile 25.949,11 TL'nin dava tarihi olan 11/06/2015 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, yasal şartları oluşmadığından davanın tarafları aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefil olduğu borç nedeniyle 35.000,00 TL kefalet limiti olmasına rağmen çiftçilik yapan müvekkilinin tek geçim kaynağı olan iki adet gayrimenkulü satılarak müvekkilinden fazla tahsilat yapıldığını, gayrimenkullerin hileli olarak değerinin çok altında satıldığını, kefalet sözleşmesinin 35.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ancak karşı taraf bu borca karşılık müvekkiline ait Eskil İlçesi ........ Mahallesi ........ Mevkiinde bulunan ... nolu paseldeki bahçe nitelikli taşınmaz ve Eskil İlçesi ........ Mahallesi ........ Mevkiinde bulunan ... (tapulaştırma sonrası ...) nolu parseldeki tarla nitelikli taşınmazın düşük bedelle satışının yapılmasına neden olarak gayrimenkullere el koyduğunu, satış sonucunda davalının yaptığı tahsilatın müvekkilinin borcunun çok üstünde olduğunu, yargılamaya istinaden Eskil Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda taşınmazların toplam bedelinin 2.558.266,17 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin gayrimenkullerinden ... ada ... parselin 206.200,00 TL ve ... parselin 24.800,00 TL bedellerle davalı tarafından sattırılarak alacağa mahsuben alındığını, kefalet limitine rağmen fahiş olarak 2 gayrimenkulün satılması ve kendisinden fazla tahsilat yapılmasının müvekkilini mağdur ettiğini, söz konusu haksız satış nedeniyle Eskil Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile taraflarınca tapu iptali ve tescil davası açıldığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda gayrimenkullerin değerleri Eskil İlçesi ........ Mahallesi ........ Mevkiinde bulunan ... nolu parseldeki bahçe nitelikli taşınmaz için 285.912,00 TL, Eskil İlçesi ........ Mahallesi ........ Mevkiinde bulunan ... (tapulaştırma sonrası ...) nolu parseldeki tarla nitelikli taşınmaz için 2.272.354,17 TL olarak belirlenirken 35.000,00 TL'lik kefalet limitine rağmen iki gayrimenkule el konularak hayatın olağan akışına aykırı derecede yüksek tahsilat yapılması sonucu müvekkilin davalı taraftan yalnızca 25.949,11 TL fazla ödenmiş alacağı olduğu yönündeki usulsüz rapora göre yerel mahkemece yalnızca 25.949,11 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan kabul edilemeyeceğini, iki dosyadaki aynı gayrimenkullere ait ayrı iki rapor arasında son derece yüksek fark bulunduğunu ve müvekkilin alacağının çok daha fazla olduğu açık ve net bir şekilde anlaşılmaktayken bilirkişilerin kasten veya ağır ihmali ile düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı rapora göre verilen yerel mahkeme kararının müvekkilini daha da mağdur edeceğini, kararının kaldırılarak davanın ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hukuki yarar ve menfaatten yoksun olduğunu, davacı vekilinin fazla tahsilat yapıldığı iddiaları tamamen soyut ve hukuki dayanaktan yoksun iddialar olduğunu, takibe konu dosya alacağının kefilin sorumluluğunu aşmadığını, müşterek ve müteselsil kefillerin ilamsız takipte asıl borçtan ve ferilerinden sorumlu olduklarını, takibe giren rakama akdi faiz eklenerek hesaplandığını, dosyada satış masrafları ve icra giderleri ile vekalet ücreti eklendiğinde borçlunun istirdat talep edebileceği bir rakam kalmadığını, kaldırma kararı sonrasında yapılan incelemede de bilirkişi raporuna karşı itirazların giderilmediğini, hal böyle iken hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan 06.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda asıl alacak miktarına ek olarak ihtiyati haciz masrafı ve ihtiyati haciz vekalet ücreti eklenerek takip çıkış miktarının belirlendiğini, kefalet limiti olan anapara miktarının üzerinde bir rakam ile takibe geçilmediğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İstinaf Dilekçesinin Reddi" başlıklı 346/(1). maddesinde; istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemenin istinaf dilekçesinin reddine karar vereceği düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesinin 2 inci fıkrasında miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiş, aynı kanunun "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1. Ek Maddesinin 1. Fıkrasında 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 44 üncü Maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Parasal sınırların artırılması" kenar başlıklı 1 inci Ek Maddesinin 2 inci fıkrasında; "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" denilmiş, 14/11/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı kanunun 22 inci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkrada, İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan sınırlar esas alınır denilmiş, 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7551 sayılı kanunun 20 inci maddesi ile de 1 inci ek maddenin 2. Fıkrası, "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
Davacının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ve istirdat talebinde bulunduğu, takip çıktısının 46.403,32 TL olduğu, ilk derece mahkemesinin karar tarihi 10/09/2024 olup, istinaf istemine konu kabul edilen miktar 25.949,11 TL, reddedilen miktar ise 20.454,21 TL'dir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarih 2024/10-205 Esas 2025/410 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi karar tarihi itibariyle uygulanması gereken Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na 6763 sayılı Kanun ile ilave edilen Ek-Madde 1 hükmü ve HMK'nın 341/2. maddesi gereğince miktar veya değeri 28.250,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup,
HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.
Dava dosyasının incelenmesinde; istinaf kanun yoluna başvuran tarafların kabulünü ve reddini talep ettikleri miktarlar nazara alındığında taraflar yönünden kararın kesin olduğu, istinaf kanun yolunun açık olmadığı, ilk derece mahkemesi hakiminin kanunla verilmeyen bir hakkı tanımak suretiyle hükme karşı istinaf kanun yolu açık olduğunu belirtmesinin, taraflara; yasayla verilmemiş bir hakkı bahşetmeyeceği sonuç ve kanaatiyle tarafların istinaf kanun yoluna başvuru dilekçelerinin HMK 352/1-b maddesi gereğince reddine ilişkin aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Tarafların istinaf kanun yoluna başvuru dilekçelerinin REDDİNE,
2.İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
3.İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 443,15 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4.İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6.Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 352 ve 362. maddeleri gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
.....