İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... vekili verdiği dava dilekçesinde müvekkilinin diş hekimi olduğunu, davalı ... Ltd. Şti.'den 14.12.2017 tarihli biri 54.628,99 TL bedelli diğer 45.092,13 TL bedelli iki fatura karşılığında 200 adet implant satın aldığını, fatura bedellerini ödediğini, satın aldığı implantların 25 tanesinin düştüğünü, 26 tanesinin yanlış ölçülerde olduğunu, satıştan sonra da davalı tarafın destek hizmeti vermesi gerekirken vermediğini, bu nedenle de elinde 25 implant daha kaldığını ve başka bir firmadan yeni siparişler vermek zorunda kaldığını, ayıplı çıkan ürünleri 26.12.2018 tarihinde davalı tarafa kargo ile iade ettiğini ancak davalı tarafın kabul etmediğini, ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle uğradığı zararın karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 5.000,00 TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... Ltd. Şti. vekili verdiği cevap dilekçesinde, davaya konu implantların fatura tarihlerinin 14.12.2017 olduğunu, 6098 sayılı TBK m. 231'e göre ayıba karşı sorumlulukta iki yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını belirterek öncelikle zamanaşımı definde bulunmuştur. Davanın esasına ilişkin olarak da ücretsiz olarak diş hekimlerine destek hizmeti verdiklerini, bunun için davacının kendilerinden randevu alması gerektiğini, bu hizmetin bir taahhüt olmadığını sadece diş hekimlerinin daha iyi bir operasyon yapabilmelerini sağlamak için olduğunu, tanık deliline dayanılmasına da izinlerinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 227/V yollaması ve satılanın ayıplı olması nedeniyle aynı yasa m. 49'a göre maddi tazminat davasıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... esas ... karar 10/04/2025 tarihli, Mahkememizin 2021/379 esas 2022/789 karar sayılı dosyası Mahkememize tevzi edilen dosya Mahkememizin yukarıdakine kaydı yapılmıştır.
Kaldırma kararı ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar). Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır.
TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup,
TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez.
Bu kapsamda gelen müzekkere cevapları ile tarafların ticari işletme kaydının bulunmadığı tespit edilmiş olmakla; 6100 sayılı HMK m. 114/I-c ve 115'e göre mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine,
HMK 20. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyanının görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.6100 sayılı HMK m. 114/I-c ve 115'e göre mahkememizin görevsiz olması nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.HMK 20 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyanının görevli ve yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3.Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepde bulunulmaması ve süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4.HMK 331 md gereğince harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına, Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/09/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸