Esas No
E. 2024/12813
Karar No
K. 2025/9854
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

5. Hukuk Dairesi         2024/12813 E.  ,  2025/9854 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/971 Esas, 2024/1759 Karar
KARAR: Esastan ret

Taraflar arasındaki taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bulunması nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkin asıl dava ile uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın birleştirilen davada davacı - asıl davada davalı vekili ile birleştirilen davada davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekili ile birleştirilen davada davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ..., ... köyü 1495 ve 1496 parsel sayılı taşınmazların kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir.

2.Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... ili, ..., ... köyü 1495 ve 1496 parsel sayılı taşınmazların kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Birleştirilen davada davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın tescil yönünden kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı- asıl davada davalı vekili ile birleştirilen davada davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Birleştirilen davada davacı - asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf ilk kaldırma kararı öncesi birleşen davada verilen kararda yasal hasım olan davalı ... idaresi aleyhine 2.180,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini ve orman idaresince istinaf edilmeyerek kesinleştiği dikkate alınarak 2.180,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, son karar tarihi itibariyle orman idaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazlar kök 200 parselden ifrazen oluşmakla 200 parsel sayılı taşınmazın uygulama imar planında yer aldığını ve parsel sorgulama uygulamasından da görüleceği üzere dava konusu taşınmazların arsa niteliğinde olduğunu, hükmedilen bedel düşük olup taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını belirterek ileri sürmüştür.

2.Birleştirilen davada davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde;davanın husumetten reddi gerektiğini, orman niteliğindeki taşınmaza arazi olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, tazminat şartları oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, kapitalizasyon faizi ve objektif değer artışının hatalı belirlendiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kuru arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net ürün gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazın keşif tutanağı ve bilirkişi raporu ile tespit edilen nitelikleri dikkate alındığında taşınmazın kuru arazi olarak kabulünün yerinde bulunduğu, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artışı oranının uygun olduğu, bilirkişi heyeti raporunda belirtilen münavebe ürünleri ve verilerinin bölgenin münavebe yapısı ve resmi tarım verileri ile uyumlu olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekili ile birleştirilen davada davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Birleştirilen davada davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca hükmedilen bedele dava tarihinden değil karar tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini ve müvekkili aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık birleştirilen davada ise 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ... ili, ..., ... köyü 1495 ve 1496 parsel sayılı taşınmazların geldisi olan 200 parsel sayılı taşınmazın 1971 yılında tapulama ile dava dışı kişiler adına tescil edildiği, davacı ...’in 01.03.1976 tarihinde satın almak suretiyle malik olduğu, taşınmazın beyanlar hanesine 20.07.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlem ile “6831 sayılı Kanun gereği tamamı ormanda kalmaktadır” şerhi konulduğu ve aynı tarihli işlem ile ifrazen 1495 ve 1496 parsel numarasını aldığı, asıl davanın 18.10.2016 tarihinde, birleştirilen davanın 31.10.2016 tarihinde açıldığı anlaşıldığından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tazminat hakkı doğduğunun kabulü yerindedir.

3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre birleştirilen davada davalı Hazine vekilinin tüm, birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4.Dava konusu taşınmazın değeri tespit edilirken öncelikle arsa mı yoksa arazi mi olduğunun belirlenmesi gerekir.

5.Taşınmazın değerlendirme tarihi olan 31.10.2016 tarihinde 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içinde olup olmadığı, değilse belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve etrafının meskun mahal olup olmadığı, en yakın yerleşim birimlerine, kamu kurum ve kuruluşlarına olan uzaklığının ne olduğu hususları Belediye Başkanlığından sorulup, alınacak yazı cevabına göre, taşınmazın vasfı belirlendikten sonra taşınmazın niteliğine göre oluşturulacak bilirkişi eşliğinde mahallinde keşif yapılması gerekir.

a)Arsa olduğunun tespiti halinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrası (g) bendi uyarınca taşınmazın bedelinin değerlendirme gününden önceki yakın tarihte yapılan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir. Bu durumda, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili ... Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi için, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak denetime elverişli rapor sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

b)Tarım arazisi olduğunun belirlenmesi halinde ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca; o yörede mutad olarak ekilen münavebeli ürünleri ve münavebeye alınan ürünlerin dekar başına verim miktarları... Müdürlüğünden, değerlendirme tarihi olan 2016 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kilogram satış fiyatlarının da ilgili resmî kuruluşlardan sorulmasından sonra taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirine göre bedel tespiti gerekirken, eksik inceleme ile taşınmazın niteliği hususunda yeterli inceleme yapılmadan arazi olarak taşınmaza değer biçen rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

6.Kabule göre de; ... Müdürlüğünün, yörede yaygın olarak uygulanan münavebe sistemine ilişkin yazısı uyarınca taze fasulyenin kuru arazide ve baklanın taban arazide yetişmediği anlaşılmakla, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın 6. sınıf kuru tarım arazisi olarak kabulü ile değer biçildiği halde, taşınmazın değerinin tespitinde gerekçesi açıklanmadan buğday, bakla ve taze fasulye ürünlerinin münavebeye alınması kararın bozulmasını gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Birleştirilen davada davalı Hazine vekilinin tüm, birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Birleştirilen davada davacı-asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı ...'den peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog