8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/3593 E. , 2025/4261 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölpazarı Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili, davacının babası .................tarafından 155 ada 84 parselin güneyinde kalan dere kıyısı olan 32 dönüm tarlayı ...............'den harici satış sözleşmesi ile 1978 yılında satın alındığını, davacının tek mirasçı olmakla 20 yılı aşkın süredir taşınmazın tarla olarak nizasız ve fasılasız davacı tarafından işlendiğini, kadastro çalışmaları esnasında taşınmazın herhangi bir şahsa tapuda tescil edilmediğini ve tescil dışı kaldığını açıklayarak, davacının babası tarafından satın alınmakla taşınmazın nizasız, fasılasız 20 yılı aşkın süredir işlenmekte olan tarlanın, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; orman mühendisi bilirkişi raporunda, (B1) ve (C2) harfi ile gösterilen alanın, orman sayılmayan yer olduğunun tespit edildiği, davacının, (B1) harfi ile gösterilen alanı fiilen kullandığı, (C2) olarak gösterilen alanı uzun zamandır kullanmadığının tespit edildiği, dolayısıyla tescil harici olan (C2) yönünden talebin reddi gerektiği, raporda devamla, (C1) ve (B2) harfi ile gösterilen alanların ise 30.09.2007 tarihli kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kaldığı belirlenmekle dava tarihinin de 07.02.2018 olduğu değerlendirilerek (C1) ve (B2) yönünden de taleplerin reddi gerektiği, geriye tescil talep edilebilecek olan 6.562,04 m²lik (B1) kaldığı, bu alanın da 25.05.2022 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişi raporunda taşkın riski altında bulunduğu anlaşıldığından bu kısma ilişkin tescil talebinin de reddi gerektiği, taşınmazın bir kısmı üzerinde her ne kadar davacının davasız ve aralıksız 20 yıldan fazla zilyetliği mevcutsa da, bu kısım taşkın alanı olarak değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; hükme esas alınan teknik bilirkişiler raporunda (A) harfi ile gösterilen nizalı taşınmazın kullanım durumu ve tespitlerine göre (B1), (B2), (C1) ve (C2) harfi ile gösterildiği; nizalı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B2) ve (C1) harfi ile gösterilen bölümlerinin yörede yapılıp 30.03.2007 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışmaları sırasında orman olarak tespit edilen ve sonrasında tapuya 132 ada 1 parsel numarası verilerek orman vasfı ile tescil edilen taşınmaz içinde kaldığı ve (B2) ile (C1) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerine yönelik orman kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesine, öte yandan teknik bilirkişi raporunda (C2) harfi ile gösterilen ve dere yatağı olarak tescil harici bırakılan alanda kalan nizalı bölüm yönüyle teknik bilirkişinin 1943 yılından beri tarımsal amaçlı kullanılmadığını bildirmesi dikkate alındığında bu bölüm açısından dava tarihi itibariyle 20 yıllık zilyetlikle edinme süresinin dolmadığı, yine teknik bilirkişi raporunda (B1) harfi ile gösterilen ve kadastro çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tescil harici bırakılan nizalı taşınmaz bölüm yönüyle alınan teknik bilirkişi raporunda "nizalı taşınmazın taşkın sahası içinde bulunduğu gibi yamaçlarda yer yer değişik ölçekte akma ve kayma hareketlerinin gözlemlendiği" bildirilmekle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinmeye elverişli yerlerden olmadığı, anılan bölümün taşkın sahası içinde kalmakla dere yatağı olarak sınırlandırılmasında zorunluluk bulunduğunun anlaşılmasına göre verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olup, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunu ve taşkın saha içerisinde bulunmadığını, 1978 yılından bu yana tarafınca taşınmazın tarla olarak ekilip biçildiğini, mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ve kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava;
bir kısım taşınmaz yönünden tescil harici bırakılan taşınmaz bölümünün 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ile 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil; bir kısım taşınmaz bölümü yönünden ise tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede tapulama çalışmalarının 2008 yılında yapılıp kesinleştiği, dava konu edilen bir kısım yerin çalışmalarda dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığı; dava konusu edilen bir kısım bölümün ise yörede 30.03.2007 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastro çalışmaları sırasında orman olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere , 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.