Esas No
E. 2025/4245
Karar No
K. 2025/5126
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

9. Hukuk Dairesi

E. 2025/4245 K. 2025/5126 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4245, K. 2025/5126, T. 17.06.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4245
Karar No
2025/5126
Karar Tarihi
17.06.2025
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

9. Hukuk Dairesi         2025/4245 E.  ,  2025/5126 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/3447 E., 2025/605 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 74. İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/401 E., 2024/25 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 15.04.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen miktar dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de işçinin çalışma süresi, iddia edilen ücret, dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında verilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden, 6100 sayılı Kanun'un 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 15.04.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren bünyesinde çalışırken iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini, açtıkları işe iade davasının kabul edildiğini ve kararın kesinleşmesi üzerine işe başvuru yapıldığını, davalı işverence 1 aylık yasal süre içerisinde müvekkilinin işe başlatılmadığını, işe başlatılmayla ilgili herhangi bir cevapta verilmediğini, hesaplamalarda müvekkili işçinin işe başlatılmadığı Haziran 2024 tarihindeki emsal ücretlerin baz alınması gerektiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, işe iade davası sonrası ve bu davanın açılmasından evvel yeni bir arabuluculuk başvurusu yapılması gerekirken doğrudan işbu dava ikame edildiğinden dava şartı arabulucuk başvurusu yapılmadığı kabul edilerek davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının hizmet süresi ve ücretinin kayıtlarda gözüktüğü gibi olduğunu, davacı tarafından gönderilen tebligatın usule aykırı olduğunu, ihtarnamenin haricen öğrenme tarihinin 25.06.2024 olduğunu, 1 aylık süre 25.07.2024 tarihinde dolmasına rağmen süre dolmadan işbu davanın 02.07.2024 tarihinde açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesi ekinde Ankara Arabuluculuk Bürosunun 19.10.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağının bulunduğu, davacı yanca 02.07.2024 tarihinde işe iade kararının yerine getirilmeyerek işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği iddiasına dayalı olarak dava açıldığı, sunulan arabuluculuk tutanağının ise geçersizliğine karar verilen Ekim 2022 tarihli feshe ilişkin olduğu, bu feshe istinaden düzenlenen arabuluculuk tutanağının eldeki dava yönünden erken başvurulan arabuluculuk niteliğinde olduğunun anlaşıldığı bu itibarla açılan işbu davada arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve 2024/5116 Esas, 2024/7086 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararının da aynı yönde olduğu gerekçesiyle davanın arabuluculuk dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1.Davacının taleplerinin emsal ücretli kişinin aldığı ücrete göre kısmi dava olarak açıldığını, kısmi davada kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirlendiğini, temyiz yolunun açık olduğunu,

2.Hükmedilen vekâlet ücretinin nispi değil maktu olması gerektiğini,

3.İşe başlatılma istemli ihtarnamenin tebligatının usule aykırı olduğunu, haricen öğrenilme tarihine göre ise işe başlatma süresi olan 1 ay dolmadan işbu davanın açıldığını, bu nedenle işçinin işe başlama isteminin samimi, gerçekçi olduğundan bahsedilemeyeceğini, yapılan fesihlerin geçerli olduğunu, hesaplamalara esas ücretin ilk fesih tarihindeki ücrete göre olması gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediğine, işçinin işe iade başvurusunun samimi olup olmadığına ve vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı velilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.04.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog