Esas No
E. 2024/1012
Karar No
K. 2024/1012
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1012 - 2025/900 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/09/2024

NUMARASI : 2022/388 Esas - 2024/562 Karar

DAVA KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak

BİR. DAVA KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 16/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 22/10/2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen dava eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;

İDDİA

Davacı vekili; taraflar arasında ... AVM ve Otel inşaatı “ Etfe Membran Örtü ile Çatı Kapatma İşi Taşeron Sözleşmesi” imzalandığını, taşeron şirketin 29/12/2016 tarihinde işyeri teslim tutanağı ile aldığı işi 17,5 gün sonra 16/01/2017 tarihinde teslim etmesi gerekirken 25/04/2017 tarihinde işi teslim edebildiğini, aynı zamanda ayıplı ve eksik imalat yaptığını, sistemin su akıtma problemlerinin yaşandığını, imal edilen çatı membran sisteminde gölgelendirme modunun çalışmadığını ve kullanılmadığının tespit edildiğini, sözleşme konusu iş tamamlandıktan sonra kullanımda çeşitli sorunlar ortaya çıktığını, AVM’nin aktif ve çalışır durumda olduğundan müvekkili tarafından söz konusu ayıp ve eksikliklerin sürekli olarak giderildiğini, bu sebeple maddi zarara uğradığını, diğer yandan taşeron şirket tarafından yapılan çatı sistemi ve etfe membran sisteminin müvekkili tarafından masrafları karşılanmasına ve bu güne kadar yaptırılan tüm onarım ve tadilatlara rağmen halen düzgün bir işleyişle çalışmadığını, müvekkili tarafından davalı taşeron şirketin söz konusu ayıp ve eksikliklerle ilgili olarak yazılı olarak bilgilendirdiği, buna rağmen davalı şirket tarafından onarım ve tamirata dair bir girişimde bulunulmadığını, davalı tarafından işin sürüncemede bırakıldığını,davalı tarafından imal edilen etfe sistemin gölgeleme modunun çalışmadığı husunun belgelendiğini, müvekkili tarafından yaptırılan harcamalar ve onarımlara rağmen sistemim tam anlamıyla düzelmediğini, halen 40.120,00 € tutarında bir tamirat gerektiğini, Taşeronun kesin kabul için davet edildiği, davalı şirket yetkilisinin sahayı gezdiği, kendisine tüm eksiklikler, arızalar ve yapılan işteki ayıplarının gösterildiğini, buna rağmen taşeron yetkilisinin kesin kabul tutanağını reddettiğini, bundan dolayı Nevşehir SHM’nin 2022/6 D. İş sayılı dosyası kapsamında delil tespitinin talep edildiğini, yapılan keşif neticesinde bilirkişilerce düzenlenen raporda; taşeron nam ve hesabına yapılan harcamalarla birlikte toplamda oluşan zararın 900.050,00 TL olduğu kanaatine varıldığını, davalı şirket tarafından yapılan işteki ayıplar ve eksikliklerin tespit edildiğini, buna göre davalı şirket tarafından ilgili sözleşmeyle üstlenilen işin ayıplı ve eksik teslim edildiğini, davalı tarafından işin geç teslimi sonrası, müvekkili tarafından sözleşmenin 22. maddesi uyarınca kesinti yapılarak ödenmeyen 19.802,67 TL nin tahsili amacıyla Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2017/16549 E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, taraflarınca yapılan itiraz üzerine davalı tarafından Ankara 1. ATM’nin 2018/35 E sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiğini, hükümden de görüleceği üzere işin geç teslim edildiğini, bu doğrultuda cezai şart uyarınca kesinti yapıldığını, iş bu kesintinin yer aldığı hak edişin taraflarca ihtirazı kayıt konmaksızın imza altına alındığının tespit edildiğini, davalı taşeronun kusurlu olduğunun açık ve net olduğunu ileri sürerek, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, alçıpan asma tavanda meydana gelen zarar için 1.000,00 TL ve çatı hasarının etfe sistemin tamamen onarılması ve çalışır hale gelmesi için yapılması gereken masraflar için 5.000,00 TL, davalı taşeron nam ve hesabına yapılan tamirat ve tadilat giderleri için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL’nin ihtarname tarihi olan 29/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili; sözleşme kapsamında müvekkilinin üzerine düşen tüm işleri eksiksiz ve tam bir şekilde zamanında yerine getirdiğini, sözleşmenin 5. maddesinde; "Sözleşme konusu iş, taşeron tarafından hazırlanacak ve işveren tarafından onaylanacak uygulama projesine göre, ... binası çatısında bulunan ve proje üzerinde 650 m2 ölçülen boşluk alanın, mevsimsel döneme, güneşin durumuna ve günün saatine göre, iç mekanlara gün ışığının otomatik olarak verilmesini ve kumanda ile de kontrol edilmesini sağlayacak bir otomasyon sistemini de içeren, "Üst ve orta tabaka baskılı, iç tabaka baskısız olmak üzere" mimari tasarımlı 3 tabakalı ETFE yastık membran örtü sistemi" ile kapatılmasıdır." şeklinde tanımlanmış olup, proje devam ederken 650 metrekare ölçülen boşluk alanın yapımı devam ederken davacı tarafından 208 metrekarelik alanın daha kapatılmasının talep edildiğini, müvekkiline de 17,5 gün ek süre verildiğini, üstelik davacının çelik projesini geç bitirmesinden dolayı müvekkiline işi geç teslim ettiğini, müvekkiline projenin eksik bir şekilde teslim edilmek istendiğini, müvekkilinin de projede eksiklikler olması nedeni ile yer teslim tutanağını ancak eksiklikler giderildikten sonra teslim alacağını ilettiğini, müvekkilinin ayıplı ve eksik imalat yapmadığını, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, kesin kabulden sonra müvekkilinin hak ettiği ödemeyi yapmamak için davacının eksik ve ayıplı imalat yapıldığını iddia ettiğini, müvekkilinin sorunun kendilerine bildirildiğinde zaman kaybetmeksizin gerekli tamirleri ve onarımları yaptığını, etfe membran sistemde meydana gelen ayıplar ve su sızıntıları olduğu iddia edilen 06.03.2018 ile 11.01.2021 tarihleri arasındaki toplam 16 adet tutanağın ise müvekkili şirkete hiçbir şekilde bildirilmediğini, söz konusu tutanakların da tek yanlı olarak hazırlandığını, söz konusu etfe membran sisteminin çelik projesinin müvekkili tarafından değil, davacı tarafından yapıldığını, su sızıntılarının çelik kısmının arasında olan boşluklardan oluştuğu, aslında müvekkilinin hiçbir eksik ve ayıplı imalatının olmadığının bizzat davacı şirketin aldığı Nevşehir SHM'nin 2022/6 D.iş. sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda da belli olduğunu, bilirkişi raporunda saptanan deliklerin davacının müvekkiline sormaksızın başka firmalara yaptırdığı işler sonucunda oluştuğunu, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ve ETFE yastıklarındaki hava basıncını sağlayacak sisteme ait makinenin kullanma kılavuzuna tamamen aykırı şekilde üstüne havalandırma borusu gelecek şekilde kapattığını, sistemin garanti kapsamı dışında kaldığını savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN ANKARA 3. ATM'NİN 2023/157 E. SAYILI DOSYASINDA;

İDDİA

Davacı vekili; asıl davada sunulan cevap dilekçesinde yer alan hususlara yer verilerek, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi kapsamında müvekkilinin edimlerini tam olarak ayıpsız ve eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediğinden bahisle davalı aleyhine başlatılan Ankara 27. İcra Dairesi'nin 2022/1957 esas sayılı takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili; asıl davada sunulan dava dilekçesindeki hususlara yer verilerek, davacının işi ayıplı ve eksik ifa ettiği gibi geç teslim ettiğini, bu iddialarına ilişkin cezai şart bedeli ile ilgili olarak davacının yaptığı takip kapsamında itirazın iptali ile ilgili Ankara 1.ATM’nin 2018/35 E sayılı dosyası ile yargılamaların yapıldığını ve Mahkemenin müvekkili lehine karar verdiğini, eldeki dosyanın müvekkili tarafından davacı aleyhine açılan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/388 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiği savunarak, dosyanın Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/388 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davanın reddine, Alacağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "asıl dava, eser sözleşmesi kapsamında sözleşmenin gereği edimin ayıplı ifa edildiği iddiasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise taraflar arasında eser sözleşmesine konu işin teslim edilip edilmediği, davacının eser sözleşmesine dayalı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazının iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmıştır.

Mahkememizce deliller toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi raporunda çoğunluk görüşü ile bir heyet tarafından mahallinde yapılacak bir keşif icrasına gerek olduğu yolunda görüş bildirilmiş ise de davaya konu eserde asıl dava davacısının üçüncü kişilere işler yaptırıldığı iddiası , eserin kullanımının devam etmesi ve dosyaya toplanan yazılı delillerden ortaya çıkan sonuç ile dosyaya katkısının olmayacağı kanaati ile bu delil toplanmamış ,dosya kapsamında hazırlanan ayrık görüşteki tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış, rapora yapılan itirazların esası etkilemeyeceği kanaati ile yeniden rapor alınmamıştır.

Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/35 esas sayılı dosyası incelenmiş asıl dava davalısının hak edişinden kesilen gecikme cezasının tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemli davada davanın reddine karar verildiği görülmüş bu kapsamda gecikme cezasının işbu davanın konusu olmadığı anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen dava aynı sözleşmeden kaynaklı olarak eserin ayıpsız olarak teslim edilip edilmediği noktasına dayanmıştır.

Mahkememizce deliller toplanmış bilirkişi raporu alınmıştır. Asıl dava davacısının defter ve kayıtları Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/35 esas sayılı dosyasında incelenmiş asıl dava davacısı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğini sahip olduğu, mahkememiz yargılamasının konusu olmayan 30/04/2017 tarihli A-533967 numaralı 22.841,38 TL tutarındaki fatura konusunda Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/35 esas sayılı dosyasında karar verildiği, asıl dava davalısı ise ticari defterlerine göre karşı yandan 184.783,05 TL (43.127,87 Euro) alacaklı olarak göründüğü, mahkememiz birleşen dosyasında ise bu bedelin dava konusu edildiği tespit edilmiştir. Asıl dava davacısının işin teslim tarihi olan 25/04/2017 tarihinden itibaren karşı yana bildirimde bulunduğu, taşeron tarafından, 25/05/2017, 20/06/2017, 11/08/2017, 30/10/2017,27/12/2017 tarihlerinde gerekli tamiratların yapıldığı dosyada yer alan tutanaklardan görülmektedir. Buna karşın, 06.03.2018 ila 11.01.2011 tarihleri arasında, davacı işveren tarafından tek taraflı olarak düzenlenen, durum tespit raporlarının 16 adet olup, tutanak konusu olaylardan dolayı, davalı taşerona yöntemince yapılmış herhangi bir bildirime dosya kapsamında rastlanmamıştır.

Az yukarıda bahsi geçen ilk beş tutanak taraflarca birlikte imza altına alınmıştır. Bu nedenle davalının eseri bu hususlara ilişkin ayıplı haliyle kabul ettiği kabul edilemeyecektir. İlk beş tutanakta tespit edilen ayıplar yönünden ayıbın giderilmesi için asıl dava davalısının işlemler yaptığı dosya kapsımından anlaşılmıştır. Şöyle ki; sözleşme konusu işin teslimi sonrasında , 2017 yılında ETFE sistemi ile ilgili su akıntıları ve sistemin çalışmaması ile ilgili olarak davalı işveren tarafından taşeronun bilgilendirildiği, davacı taşeron görevlilerince sahada tamiratlar yapılan tamir tutanakları düzenlendiği, 25.05.2017 tarihli Tamir Tutanağında; çatıda 3 noktada su yalıtımı problemi tespit edilerek bu bölgelerin sürme izolasyon malzemesi ile yalıtımın yapıldığı, ETFE örtü sisteminde bir noktada alt katmanda açılma tespit ediliği, açılmanın ETFE tamir bandı ile yapıştırıldığı, 20.06.2017 tarihli tamir tutanağında ; çatıda alüminyum kapakların birleşim yerlerinde su girebilecek delikler olduğunun tespit edildiği, su sızıntısı olduğu bölgelerin ve tüm çatının yalıtımı yapıldığı, çatının üzerinde çok sayıda cam kırığı görüldüğü ve temizlendiği, kar ve rüzgar sensörünün üzerinin kapanmış olduğu, sensörün kar yağışını algılayacak şekilde dışarı kaydırılmasına karar verilerek yeri hazırlandığında proğram yapılarak bağlantı işlemi yapılacağı, 11.08.2017 tarihli tamir tutanağında ; çatıda alüminyum kapakların birleşim yerlerinde suyun girebileceği delikler olduğunun görüldüğü, su sızıntısı olduğu bölgelerin ve tüm çatının yalıtımı yapıldığı, 30.10.2017 tarihli Tamir Tutanağında , Çatıda daha önce uygulanan izolasyon malzemesi ile ETDFE arasında su sızıntısı olduğu, Su izolasyon malzemesinin etfe üzerinde ve kapak birleşim bölgelerinde, bütün çatı boyunca temizlendiği ve temizlenen yüzeylere PU mastik doldurulduğu, 27.12.2017 tarihli Tutanakta; ETFE'den yağmur dolasısıyla su sızıntıları oluştuğu, gerekli tamiratın yapıldığı, yoğun bir yağmurda tekrar testi yapılacağı, hususlarının yer aldığı görülmüştür. Burada davalının tamiratlar yapsa da su o süreçteki su sızıntısı nedeniyle oluşan zararın giderilmediği görülmüştür. İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklı olduğundan davacının 2017 yılında ortaya çıkan su sızıntıları nedeniyle oluşan zararlar için 4.000,00 TL talep hakkı olacağı dosya içerisindeki uzman görüşünden anlaşılmıştır.

TBK'nın 474/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Yüklenici tarafından yukarıdaki kabule göre bildirilen ayıplar dışındaki iddialar yönünden; taraflar arasındaki sözleşmenin 7. c- maddesinde " .... Ancak, yanlış ve hatalı kullanım nedeniyle oluşacak değer amortismanı, aşınma ve yıpranma, yaşlanmalar garantiyi bozar.

7.f. maddesinde ise ; Yapılan işin tesliminden sonra Taşeron'un bilgisi ve onayı dışında yapılan işe zarar verebilecek müdahaleler Taşeron Garantisini bozacaktır." , 7.k. maddesinde " Bütün garantiler İşverene verilecek kullanma ve bakım klavuzundaki şartlara uyulduğu durumlarda geçerlidir." hükümleri yer almaktadır. 20.06.2017 tarihli tamir tutanağında ;"Kar ve rüzgar sensörünün üzerinin kapanmış olduğu, Sensörün kar yağışını algılayacak şekilde dışarı kaydırılmasına karar verilerek yeri hazırlandığında proğram yapılarak bağlantı işlemi yapılacağı," hususu tutanak altına alınmasına ve tutanağın karşılıklı imzalanmasına rağmen, asıl dava davacısının asıl dava davalısı birleşen dava davacısının onayı olmadan sensör yerini değiştirdiği, bundan sonra sistemde arızalar meydana geldiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin 3 maddesinde 3.2 " Tarafların sözleşme gereği birbirlerine yapacakları ihbarlar, gönderecekleri faturalar veya diğer yazışmalar; tarafların 2. maddede yazılı adreslerine taahhütlü posta ile gönderilecek veya imza karşılığı elden teslim edilecektir." hükmü yer almakta olup, garanti süresi sonu olan 25.04.2019 tarihine kadar iş sahibi tarafından taşerona sözleşmede yer alan adresine yazılı bir bildirim yapılmadığı dosya kapsamında görülmüştür. Dosya içerisinde taraflarca imzalanan tutanakta kesin kabul komisyonu eksik, kusur ve arızaların tespitini yapmayıp bunu ileriki bir tarihe (18/06/2022 tarihine) bırakmıştır.. Dosyada, 18/06/2022 tarihinde yapılan bir tespit de bulunmamaktadır. Kesin kabulün bu şekilde ileri tarihe bırakılması da usule uygun değildir. Bu nedenlerle davacının ayıp nedeniyle başkaca zarar tazminini talep etmesi mümkün değildir.

Asıl dava davacısında nam ve hesaba işler yapıldığını ve bunun tazminini istediğini beyan etmektedir. Davacı işveren tarafından yaptırıldığı iddia olunan tamir ve tadilatların (kdv dahil) 146.050,00 TL olup , bu 3 fatura “Tente Yapımı”, “% 95 Gölgeleme Filesi, UV’li (Renk: Gümüş Gri)” olduğu, ancak söz konusu faturalardaki iş kalmelerinin davaya konu sözleşme kapsamında yapılması gereken ve ayıplı imalat niteliği taşımadığı bilirkişi raporunda tespit edilmiştir.

Bu nedenlerle asıl dava yönünden davacının bildirilen ayıplar yönünden tamir hakkını kullandığı ve tamirin karşılıklı imzaları içeren tutanakla yapıldığı, öte yandan iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklı olup ayrıca bir zarara uğranmış ise bunun da tazminini isteme hakkının varlığının kabulü gerektiği , birlikte imza altına alınan ilk 5 tutanakta taşeronun işlemler yaptığı yalnızca dosyada tespit edilen 2017 yılında ortaya çıkan su sızıntıları nedeniyle olunan zararlar için 4.000,00 TL talep hakkı olacağı davacı yanın verilen sürede bu yönden talep artırımı yapmayacağını beyan ettiği görülmekle 1.000,00 TL 'nin asıl dava davalısından alınarak davacıya verilmesine yönelik davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş fazlaya ilişkin istem reddedilmiştir.

Birleşen dava yönünden davacı yaptığı takipte, kesin kabul sırasında ödenmesi gereken 23.325,20 Euro bedel ile 21.12.2021 tarihli ihtarname tarihinden itibaren işleyen 3095 sayılı kanunun 4/a hükmüne göre 825,33 Euro olmak üzere 24.150,52 Euro bedeli takip konusu yapmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.b bendine göre sözleşme bedelinin % 10'unun kesin kabulden sonra ödenmesi öngörülmüş olup, davacının talebi kesin kabulün zamanında yapılmamış olmasına dayanmaktadır.

Sözleşmenin "Geçici ve Kesin Kabuller" başlıklı 14. maddesinde; " Taşeronun yapmış olduğu işlerle ilgili geçici ve kesin kabul işlemlerinde; işin Geçici kabulü, Taşeron tarafından şantiyede yapılan montajın kusursuz olarak İşverene teslimi ve İşverenin onayını müteakip 7 gün içinde yapılır. Geçici kabul ve kesin kabul arasında geçecek süre (Garanti Süresi) 2 yıl olup bu garanti süresi Taşeronun işçilik/montaj hatalarına karşı vermiş olduğu 2 yıllık tahaahüdü içerir. Kesin Kabul onayından sonra, Madde 9.b'de belirtildiği gibi ödeme yapılır." hükmü yer almaktadır 25.05.2019 tarihi itibariyle garanti süresi dolduğu gibi bu tarih itibariyle davalı tarafından kesin kabul yapılması gerekirken yapılmadığı, dosya içerisinde taraflarca imzalanan tutanakta kesin kabul komisyonu görevi olan eksik, kusur ve arızaların tespitini ileriki bir tarihe (18/06/2022 tarihine) bırakılmıştır. Dosyada, 18/06/2022 tarihinde yapılan bir tespit de bulunmamaktadır. Kesin kabulün bu şekilde ileri tarihe bırakılması da usule uygun olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre, kesin hak ediş yapılarak, davacı alacağının tespiti gerekmekle birlikte, tarafların iş teslimi sonrası hak edişleri ve ödemeleri yapmış olması, gecikme cezasının bu ödemeler kapsamında kesilmiş olmasına bağlı olarak, sözleşme kapsamında henüz ödenmemiş olan davacının takip konusu yaptığı 23.325,20 Euro bedelin davalı tarafından ödenmesi gerekeceği, kanaatine varılmıştır.

Davacı , garanti ve kesin kabul süresi dolduktan sonra 19.07.2019 tarihinde davalıya ihtarname keşide ederek 23.325,20 Eruro kesin kabul bedelinin ödenmesini ihtar etmiş , ancak yaptığı takipte 21.12.2021 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuştur. Buna göre taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının takip kapsamında 23.325,20 Euro asıl alacak ve 825,33 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.150,53 Euro talep edebileceği" gerekçesi ile, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı - birleşen dosya davalısı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Ankara 1. ATM'nin 2018/35 esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında mahkemece; işin 25/04/2017 tarihinde geç teslim edildiği gerekçesi ile, davanın reddine karar verildiğini, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verildiğini, kararın müvekkilince sadece kötüniyet tazminatı yönünden temyiz edildiğini, dolayısıyla işin 25/04/2017 tarihinde geç teslim edildiğinin kesinleşmiş olduğunu, yerel mahkemece su sızıntıları yönünden davacının talep edebileceği zararın 4.000,00 TL olduğu belirtilerek, taleple bağlılık ilkesi gereğince 1.000,00 TL'nin tahsiline karar verilerek, diğer taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece her bir talebin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, su sızıntısından kaynaklı olarak taraflar arasında karşılıklı olarak imzalanmış 5 adet tutanak bulunduğunu, bunun dışındaki 16 adet tutanağın, davacı tarafından tek taraflı tutulduğunu, müvekkiline sadece 5 adet tutanağa konu olayla alakalı bildirim yapıldığını, tek taraflı tutanakla tespit edilen su sızıntılarına ilişkin olarak ayıp bildirimi yapılmadığını, bildirim yapılmayan ayıplara ilişkin olarak zarar talebinde bulunulamayacağı yönündeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, söz konusu zarar talebine konu ayıbı içerir ayıp ihbarının yapıldığını, bu hususa ilişkin mail kayıtlarının dosya kapsamında mevcut olduğunu, iş sahibinin, ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içerisinde ortaya çıkan açık ve gizli ayılarla ilgili zamanaşımı süresi içerisinde seçimlik haklarını kullanarak, yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceğini, sözleşmenin 7.1.g. maddesinde, ETFE malzemesinin garanti süresinin 10 yıl, 14'üncü maddesinde, sistem garanti süresinin 2 yıl olduğunun belirlendiğini, yerel mahkemece zarar talebi reddedilen 16 adet tutanaktan, 9 tanesinin düzenlenme tarihinin 2 yıllık, kalan 7 tanesinin düzenlenme tarihinin ise 10 yıllık garanti süresi içerisinde olduğunu, bu zararların zamanaşımı süresi içerisinde de dava edildiğini, işin geçici kabulünün 25/04/2017 tarihli tutanakla yapıldığını, su sızdırmazlık testinin yağmur yağdığında tekrardan yapılacağı ve çatının bu testten sonra teslim alınacağı hususlarının geçici kabul tutanağında hüküm altına alındığını, bu tutanak ile, sızdırmazlık testinin yapılmadığını ve davacının bu testi yapmayı taahhüt ettiğini, Nevşehir Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/6 D. İş sayılı dosyasından alınan rapor ile, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ayrıca karşı oy da bulunduğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, mahkemece sızıntının meydana gelme nedeninin ortaya konulduğu bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, kar ve rüzgar sensörünün yerinin müvekkilinin onayı alınmadan değiştirilmesi nedeniyle Etfe sisteminin arızalandığı yönündeki mahkeme kanaatinin hatalı olduğunu, müvekkilinin baştan beri sistemin çalışmadığını karşı tarafa belirttiğini, sözleşmeye konu eserin garanti kapsamında olduğunu, garantiyi etkileyecek, müvekkilinin sistemi çalışmaz hale getirecek bir müdahalesi bulunmadığını, bilirkişi heyeti raporunda da bu hususa ilişkin bir tespitin bulunmadığını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını, birleşen dava yönünden; dava konusu alacağın döviz cinsinden hüküm altına alınmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmesi niteliğinde olmadığını, sözleşme konusu işin döviz yasağı kapsamında kaldığını, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı - birleşen dosya davacısı istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece icra inkar tazminatı talepleri yönünden bir değerlendirme yapılmadığını, bu hususa ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinin İİK.

67.maddesi gereğince isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Asıl dava, eser sözleşmesine dayalı alacak, birleşen dava eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı taşerondur. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Taraflar arasında 03/03/2016 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Davacı yüklenici asıl davada, davalının işi eksik ve kusurlu yaptığını iddia ederek alacak talep etmiş, taşeron birleştirilen davada, iş bedeli alacağının eksik ödendiğini ileri sürerek icra takibi başlatmış, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açmıştır.

Taraflar arasında imzalanan sözleşme, eser sözleşmesi mahiyetindedir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır.

1.Mahkemece yargılama aşamasında davalı defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılmış, sonrasında mali müşavir, hukukçu, inşaat mühendisi, elektrik mühendisi bilirkişilerden heyet oluşturularak davacı ticari defterleri de inceletilmek suretiyle bilirkişi raporu alınmıştır.

Bilirkişi heyetindeki elektrik mühendisi bilirkişi muhalefet şerhi yazmış, mahkemece muhalefet şerhindeki görüş doğrultusunda karar verilmiştir. Dava tarihi öncesinde Nevşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/6 D. İş sayılı dosyası üzerinden inşaat mühendisi, elektrik mühendisi ve makine mühendisi bilirkişilerce düzenlenmiş bir raporda mevcuttur. Bu raporda eksik ve kusurlu imalatların tespiti yapılarak, bunların giderim bedeli hesaplanmıştır. Mahkemece bir keşif yapılmamıştır. Tespit raporundaki saptamalar ile mahkemece karara esas alınan bilirkişinin saptamaları da farklıdır. Bu nedenlerle, mahkemece öncelikle iş mahallinde şu aşamada bir keşif yapılmasının davanın esasına katkı sağlayıp sağlamayacağı hususu taraf vekillerinin görüşü de alınmak suretiyle irdelenmeli, sonrasında eser sözleşmeleri konusunda uzman bir hukukçu, inşaat mühendisi ve mali müşavirden yeni bir heyet oluşturulmalı, icap ediyor ise keşif de yapılmak suretiyle, tespit raporundaki saptamalar, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve muhalefet görüşü ve bunlara taraf vekillerince yapılan itirazlar irdelenmek suretiyle uzlaştırıcı bir bilirkişi raporu alınmalıdır.

Bilirkişi heyetinden sözleşmenin 7. maddesindeki garanti hususu ve burada öngörülen sürelere uyulup uyulup uyulmadığı, asıl davaya konu edilen eksik ve kusurların garanti kapsamında kalıp kalmadığı inceletilmeli; mahkemece asıl davaya konu edilen hususların garanti kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması halinde ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulup uyumadığı hususu irdelenmeli, bilirkişi heyetinden asıl davaya konu edilen eksik ve kusurların mahiyetleri ile eksik ve kusurların ortaya çıkış sebebi, çatıda su sızdırmasının olup olmadığı, varsa sebebi, ETFE gölgelendirme sisteminin çalışıp çalışmadığı, çalışmıyor ise sebebi, ayıbın neden kaynaklandığı, eksik ve ayıplar var ise bunların giderim bedelinin teslim tarihi 2017 yılı mahalli serbest rayice göre hesaplanması istenilmelidir. Bu bağlamda TBK'nın 474.maddesindeki iş sahibinin, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları var ise buna uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, taraflardan her birinin giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebileceği şeklinde düzenleme gözetilmeli, eksik ve ayıplı iş kavramları birbirinden farklı olduğu, eğer yapılan işin eksik olduğu kabul edilir ise, eserin teslimde yapılacak muayene ve ihtara gerek kalmaksızın zamanaşımı süresi içerisinde bunun her zaman talep edilebileceği, oysa ayıplı mal söz konusu ise,

TBK 474.maddesi gereği iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirerek ayıpları var ise bunu uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, iş sahibinin TBK 474. maddede açıklanan süre içerisinde açık ayıplar nedeniyle muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmez ise yüklenici sorumluluktan kurtulacağı, bununla birlikte gizli ayıplar nedeniyle yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği hususları da nazara alınmalıdır.

2.HMK'ya dayanılarak hazırlanan ve 06/08/2015 Tarihli 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 169/2. maddesi uyarınca, yazı işleri hizmetleri ilgilisine göre mahkeme başkanı veya hakimin denetimi altında ilgili yazı işleri müdür ve onun yönetiminde zabıt katibi, memur, mübaşir, hizmetli ve diğer görevliler tarafından yürütülür. Bu yönetmeliğin 203/1.m. uyarınca, dava dosyasının fiziksel olarak diğer bir mahkeme veya mercie gönderilmesi gerektiğinde, zabıt kâtibince dosya içerisindeki her türlü belgeyi gösteren bir dizi listesi yapılır ve altı imzalanır. Gönderilen dosyanın son duruşma tutanağının bir örneği ile dizi listesinin bir sureti alınarak geçici bir dosya açılır. 208/11. m. uyarınca kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra kanun yolu formu ve dizi pusulası UYAP üzenden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir. Belirtilen hükümlere göre, dava dosyalarının ve tüm kayıtların düzgün ve sağlıklı bir şekilde tutulmasından yazı işleri müdürü ile ilgili personel birlikte sorumludur. .Bu yönetmelikle getirilen kurallar güvenli ve süratli bir yargılama için konulmuş kurallardır.

İlk derece mahkemesince gönderilen dosyada tensip tutanağı ve duruşma tutanaklarının tarih sırasına göre takılmadığı, tutanakların arasında müzekkere cevaplarının bulunduğu, dosya içerisine şeffaf dosya ile evraklar takıldığı, dizi pusulası düzenlenmediği görülmüş olup, dosyanın bu şekliyle okunmasının oldukça zorlaştığı dikkate alınarak mahkemece bahse konu yönetmelik doğrultusunda, istinaf incelemesi için gönderilecek dosyanın düzenlemesi yapıldıktan sonra sevk edilmesi hususuna da dikkate edilmelidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2.Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/388 Esas, 2024/562 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4.İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,

5.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

6.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

7.Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,

8.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Katip

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog