11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2025/221 E. , 2025/4715 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasını ilk kez 1994 yılında tescil ettirdiğini, 40 yılı aşkın süredir aralıksız ve yoğun olarak kullanması sonucu markaların tanınmış hale geldiğini, bu tanınmışlığın markalar siciline kayıt edildiğini, "..." markasının tanınmışlığına dair yargı kararlarının mevcut olduğunu, davalı Şirketin 2018/120628 sayılı ve “e ... GRUP” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak ret edildiğini, oysa davaya konu başvurunun asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile müvekkilinin "..." ibareli markalarının ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü anlamında da tescili engeli bulunduğunu, "..." ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğundan ve aynı ibarenin müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturduğundan somut olay bakımından SMK'nın 6/3 ve 6/6 hükümlerindeki şartların da gerçekleştiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2019-M-11584 sayılı kararın iptaline ve başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların markası arasında iltibas bulunmadığı gibi davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli "... - ERIS" esas ibareli markalar ile davalının ''e ... group" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''e ... group" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Uyuşmazlık, itiraza mesnet markalarla başvuru markası arasında SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
SMK'nın 9/2 hükmünde markanın kullanılması “a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.” ve aynı maddenin 3. fıkrasında ise “Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” şeklinde düzenlenmiştir. Markaya tecavüz ise anılan Kanun’un 29. maddesinde düzenlenmiş olup, tecavüz hallerinden biri de 29. maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak” olarak belirtilmiştir.
Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere tescilli bir markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeden ilaveler yapılarak kullanılması mümkün olmakla birlikte bu kullanımının bir başkasına ait tescilli bir markayla karışıklığa sebebiyet olabilecek düzeyde olmaması gerekir.
Somut olaya gelince, itiraza mesnet markalardan özellikle 2017/34352 numaralı "logo+..." markasının logosunun italik şekilde yazıldığı, hafif yan "e" harfi şekli ve hafif turuncu renkten oluştuğu görülmektedir. Davalı şirketin "logo+..." başvuru markasının logosu ise davacı markasının logosu olan yatık "e" harfinin birebir aynısından oluşmaktadır. ... ibareli markanın temel gıda ürünlerinde tanınmış olduğu gözetildiğinde, başvuru markasında logonun marka kelimesine ek olarak kullanılması ile başvuru markası davacının markasına yaklaşmaktadır. Söz konusu bu kullanım davacının markasıyla ilgili tüketici nezdinde iltibasa neden olabilecek düzeydedir. Hal böyle olunca ilgili tüketici kesimi tarafından satışı yapılan malların davacının mallarıyla aynı ya da idari veya ekonomik olarak bağlantılı teşebbüsten geldiği algısı oluşturacağından köken gösterme fonksiyonunda da karışıklığa sebebiyet vereceği açıktır. Bu itibarla davalı kullanımının davacı markaları özellikle 2017/34352 numaralı markası ile karışıklığa sebebiyet vereceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.