Esas No
E. 2025/1442
Karar No
K. 2025/1419
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1442

KARAR NO: 2025/1419

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/06/2025

NUMARASI : 2024/270 Esas - 2025/500 Karar

DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025

Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 25 İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı icra takibine istinaden Göle İcra Dairesinin ... Talimat numaralı dosyası ile tarafıma tebliğ edilen bilirkişi raporunda: “Takibe dayanak olarak ... (...) ve ... (...) isimli şahıs ve firmanın borçlu olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle tarafımın kefil olarak değerlendirilerek taşınmazımın davalı borçlarının ödenmesi amacıyla satışa çıkarıldığını öğrenmiş bulunduğunu; borç ve kefillik ilişkisi 16 yıldan fazla süredir ortadan kalktığı; taşınmazla ilgili bilirkişi raporu alınarak değeri belirlendiği; İstanbul 25. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası yenilendiği fakat süresi içerisinde itiraz edilmediğinden iş bu menfi tespit davasının açıldığı; söz konusu bilirkişi raporuna ve tüm borca itiraz ettiğini; icra dosyasında her ne kadar borçlu sıfatıyla yer almış olsam da borçlu ... ve diğer borçlu ... ... olan 10 Yıllık süre geçmiş olması nedeniyle hak düşürücü süreye uğradığı; İstanbul 25. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasının durdurularak iptaline karar verilmesini; haksız ve kötü niyetli takip yapıldığından takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı borçlu ... ile ... Bankası A.Ş. arasında Kredi Sözleşmesi imzalandığı; bahse konu borca ilişkin olarak Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasından takibe başlandığı; bu takibe müteakiben ise tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibe İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan devam edilmiş olup bahse konu icra dosyası yenilenerek ... Esas numarasını aldığı; söz konusu icra dosyasına ait alacak ve talep hakları, ... Bankası A.Ş. tarafından Beşiktaş 23. Noterliği'nin 08.10.2013 tarih ve ... yevmiye nolu alacak devir-temlik sözleşmesi ile ...Yönetimi A.Ş.’ye devir ve temlik edildiği; ...Yönetimi A.Ş. İle ... Yönetim A.Ş. 14.10.2015 tarihli ... yevmiye numaralı Beyoğlu 23. Noterliği'ne ait birleşme sözleşmesi ile birleşerek ... Yönetim A.Ş. ise 03.01.2019 tarihinde... Yönetimi A.Ş. tarafından devir ve temlik alındığı davacı her ne kadar TBK md. 598/3 kefil sorumluluğunu 10 yıl ile sınırlı tutmuş olsa dahi TBK md. 154/2 uyarınca temlik eden tarafından kefalet ilişkisi başladıktan sonra 10 yıl içerisinde alacak hakkına kavuşmak maksadı ile icra takibine başlanmış olup ilgili süre kesildiği; davacı borçlunun söz konusu borçtan sorumluluğu devam ettiği davacı borçlunun 2017 yılından beri süre gelen icra takibinden 2024 yılında haberdar olduğu yönündeki iddiaları hayatın olağan akışına aykırı olmakla birlikte ilgili icra dosyasından ödeme emri davacı borçluya 27/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği fakat yasal süre içerisinde takibe itiraz edilmemesi üzerine takip kesinleştiği; İstanbul 25. İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasında takibe ilişkin yapılan her bir işlem usul ve yasaya uygun gerçekleştirildiği davacı borçluya ait taşınmazın satışının şüpheye mahal vermeyecek aşamaya gelmesi ile davacı tarafça süreci durdurabilmek amacı ile huzurdaki davanın haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olarak takibi uzatmak ve müvekkil şirketin alacak hakkına kavuşmasını engellemek amaçlı ikame edildiği neticeten Huzurdaki haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile müvekkilin alacaklı olduğunun tespitine, İİK. Madde 72/3 uyarınca müvekkilin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağının %20' sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,Yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı hakkında ... Bankası ile arasında kredi sözleşmesi imzalandığından bahisle borca ilişkin Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasında takibe başlandığı; bu takibe müteakiben ise tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibe İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan devam edildiğini davalı vekili cevap dilekçesinde beyan ettiği anlaşılmakla Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasında yapılan incelemede 18.07.2005 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında alacaklısı ... Bankası; borçlularının ... İnş. Nak. Gıda Tic. Ltd. Şti; ..., ... ve davacı ... olduğu; 30.192,79 TL asıl alacak; 2.836,24 TL işlemiş faiz ve 95,68 TL BSMV olmak üzere 33.124,71 TL toplam alacak üzerinden takip başlatıldığı; takipte yenileme talebinde bulunulduğu ve takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan ve ayakta olan Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası bulunmasına rağmen aynı alacak için yeniden İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan devam edildiğini beyan ettiği anlaşılmakla aynı alacaklının (temlik nedeniyle farklı şirketler olduğu) , aynı borçluya karşı, aynı alacak sebebi ile yeniden icra takibi başlatması halinde derdest takibin varlığından söz edilecek ve takip şartı nedeni ile ikinci takibin iptali gerekecektir. Mükerrer takibin söz konusu olabilmesi için ilk takibin de Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası ayakta olup davacı hakkında mükerrer takip başlatılması nedeniyle davacının menfi tespit ve takibin iptali talebinde haklı olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 23. HD 2016/894 Esas 2018/4991 Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak davacının davasının kabulü ile; davacının davalıya İstanbul 25 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden yürütülen takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve takibin davacı yönünden iptaline karar vermek gerekmiştir.

Davalı tarafından davacının borçlu olduğu ve derdest olan Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası bilinmesine rağmen kötü niyetli olarak İstanbul 25 İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takip başlatılması nedeniyle kötüniyetli olduğu anlaşılmakla davacının kötü niyet tazminat talebinin kabulüne, davalının 25.285,78 TL asıl alacak üzerinden %20'i 5.057,15 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme'nin verdiği gerekçeli kararda davacının borçlu olduğunu gösterir bir belgenin taraflarınca sunulamadığının ifade edildiğini, davacı borçlu ... ile ... Bankası A.Ş. arasında kredi sözleşmesi imzalanmış olup, bahse konu borca ilişkin olarak Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasından takibe başlandığını, bu takibe müteakiben ise tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibe İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan devam edilmiş olup, bahse konu icra dosyası yenilenerek ... Esas numarasını aldığını, ilgili icra dosyasından ödeme emrinin davacı borçluya 27/04/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, fakat davacı tarafın yasal süre içerisinde takibe itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiğini, borçlu borca itiraz etmediği gibi 2017 yılından beri süre gelen icra takibinden 2024 yılında haberdar olduğunu iddia ettiğini, mahkemenin gerekçeli kararında Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasında takibe başlandığını sonrasında takibe yeniden İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan devam edildiğini, aynı alacaklının (temlik nedeniyle farklı şirketler olduğu), aynı borçluya karşı, aynı alacak sebebi ile yeniden icra takibi başlatması halinin mevcut olduğunu ve bu nedenle derdest takibin varlığının mevcut olduğu ve takip şartı nedeni ile ikinci takibin iptalinin gerektiğini belirterek davayı kabul ettiğini, oysaki dava konusu borca ilişkin olarak Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasından takibe başlandığı; bu takibe müteakiben ise tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibe İstanbul 25. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan devam edildiğini, bahse konu icra dosyasının da yenilenerek ... Esas numarasını aldığını, bu halde Mahkemece iddia edildiği gibi mükerrer takibin söz konusu olmadığını, davaya itirazlarının kötü niyetli olmadığı ve asıl bu davayı açmaktaki davacı alacaklının amacının kötü niyetli olduğunu, zira davayı açmaktaki amacının müvekkili şirketin alacağının geciktirilmesi olduğunu, mahkemece verilen 25/06/2025 Tarihli ve 2024/270 Esas, 2025/500 Karar numaralı hükmün kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiğinden davalının istinaf başvurusunun reddine, mahkeme kararının kötü niyet tazminatı yönünden asıl alacak üzerinden değil de takip konusu edilen tutar üzerinden tazminata hükmedilmesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle davalı tarafın istinaf gerekçesinde her ne kadar mükerrer kayıt olmadığından bahsedilse de İstanbul 25. İcra müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadaki takibin yenilenmesi üzerine İstanbul 23. İcra müdürlüğü ... Esas numarasını kaydedildiğini, icra dosyası yenileme zamanaşımı konusunda icra dosyasının işlemden kaldırılması için 1 yıl boyunca dosya ile ilgili hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini, böyle bir durumda icra dosyasının yeniden işleme konulabilmesi için alacaklı tarafın harç masraflarını yeniden işleme konulabilmesi için alacaklı tarafın harç masraflarını yeniden ödeyerek dosyayı yenilemesi gerekmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin E:2024/270; K: 2025/500 sayılı kararı usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiğinden davalının istinaf başvurusunun reddine, mahkeme kararının kötü niyet tazminatı yönünden asıl alacak üzerinden değil de takip konusu edilen tutar üzerinden tazminata hükmedilmesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibine konu edilen alacak nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu icra takibine konu alacaktan davacının sorumlu olup olmadığı, davacı yararına asıl alacak üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.

Davacı tarafça, borçtan sorumlu olmadığı, davalıya borçlu olmadığı iddiasıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca eldeki menfi tespit davası açılmıştır. ... Yönetim A.Ş. tarafından davacı ve dava dışı ... İnş. Nak. Gıda Tic. Ltd. Şti ve ... hakkında İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün ... (eski: ... ) Esas sayılı takip dosyasında 25.285,78 TL asıl alacak, 185.620,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 210.906,32 TL alacağın tahsili istemiyle, Kars 2.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 13.04.2017 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davacı yönünden takip kesinleşmiştir .Davalı tarafça krediye ilişkin evrakların sunulamaması nedeniyle ... Bankasına yazılan yazı cevabında, bankanın davacıdan olan alacaklarının 08.11.2010 tarihinde sonlandığı, yapılan arşiv çalışmasında, saklama süresi uzun zaman önce dolmuş olduğundan herhangi bir evrak bulunamadığı, ... İnş. Nak. Gıd. Tic. Ltd. Şti'nden olan ticari kredili mevduat kartonundan kaynaklanan alacakları ile bu alacaklara bağlı takip ile dava dosyalarının 08.10.2013 tarihinde ...Yönetim A.Ş.'ye devredildiği bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre dava dışı ... Bankası ile ...Yönetimi A.Ş. arasında 08.10.2013 tarihinde alacak devir beyanı başlıklı belge imzalandığı, belgeye göre dava dışı ... İnş. Nakliyat Gıda Tic. Ltd Şti'nin borçlu olduğu Kars 2.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağın temlik edildiği, ...Yönetimi A.Ş. ile ... Yönetim A.Ş. arasında 14.10.2015 tarihli birleşme (devir) sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre ...Yönetimi A.Ş.'nin ... Yönetim A.Ş'ye devrolduğu, ... Yönetimi A.Ş. ile ... Yönetim A.Ş. arasında 11.01.2019 tarihli birleşme (devir) sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre ...

Yönetimi A.Ş.'nin davalı... Yönetim A.Ş'ye devrolduğu, menfi tespit istemine konu icra takibinde... Yönetim A.Ş'nin takip alacaklısı olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır.Alacaklının ... Bankası; borçluların ... İnş. Nak. Gıda Tic. Ltd. Şti, ..., ... ve davacı ... olduğu Kars 2. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyasında, 18.07.2005 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında, 30.192,79 TL asıl alacak, 2.836,24 TL işlemiş faiz ve 95,68 TL BSMV olmak üzere toplam 33.124,71 TL alacak üzerinden 19.03.2007 tarihinde takip başlatıldığı; önce ...Yönetim A.Ş., sonra ... Yönetim A.Ş. tarafından yenileme talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.İcra hukukunda “derdestlik” hususunda pozitif bir düzenleme yer almamakla birlikte, İcra ve İflas Kanununda açık bir düzenleme bulunmadığı durumlarda medeni usul hukuku hükümlerinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla icra hukukunda da uygulanacağı tabidir. Borçlu hakkında devam etmekte olan bir icra takibinin mevcudiyetine rağmen, aynı alacaklının, aynı borçluya karşı, aynı alacak sebebi ile yeniden icra takibi başlatmasının usulsüz olduğuna dair iddia, takip hukukunda mükerrerlik şeklinde nitelendirilmiş olup, medeni usul hukukundaki karşılığı ise derdestliktir. 1086 sayılı HUMK’nın 187/1-4 ve 194. maddelerindeki düzenlemede derdestlik, ilk itiraz olarak nitelendirilmiş iken, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesi ile 114/1-ı maddesinde yapılan düzenleme ile dava şartı haline getirilmiştir. İİK’da derdestlik iddiasının ileri sürülme şartları yönünden bir düzenleme bulunmadığından, HMK’da dava şartı olan derdestlik, icra takibi bakımından takip şartı haline gelmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarih ve 2021/2 E.-2023/1 K. sayılı kararı ile; derdestliğin takip şartı olduğu, derdest bir takip varken aynı alacak ile ilgili aynı taraflar arasında ikinci bir takip yapmakta, alacaklının hukuki yararı bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak, aynı anda hem kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip hem de rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Böylece aynı alacak için değişik takip yollarına başvurulmasında yasal engel bulunmadığından yola çıkılarak, mevcut bir icra takibi devam ederken, alacaklının “tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla” aynı alacak için aynı borçluya, yeni bir icra takibi başlatmasında mükerrerliğin oluşmadığı görüşünün, söz konusu içtihadı birleştirme kararı karşısında uygulama kabiliyeti de kalmamıştır. Bu cümleden olmak üzere; icra takibinde derdestlik için takip türlerinin aynı olmasının gerekmediğinin de kabulü gerekir. (Yargıtay12. Hukuk Dairesi'nin 2024/3828 Esas ve 2024/9384 Karar sayılı kararı)Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde davacı hakkında aynı alacağa dayalı olarak derdest olan Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı ilamsız icra takibi varken 13.04.2017 tarihinde aynı alacak için ikinci kez ilamsız icra takibi yapılmış olup, ikinci yapılan takibin geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Aynı alacak bakımından dava konusu ikinci takipte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ibaresi ise sonuca etkili değildir. Diğer taraftan, dosya içerisinde kredi sözleşmesi evrakları bulunmamakla birlikte taraf beyanlarından davacının kefil olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmü düzenlenmiş olup, anılan kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Hak düşürücü süre, itiraz niteliğinde olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da taraflarca ileri sürülmese dahi her zaman resen nazara alınması gerekir. Hak düşürücü sürenin varlığı halinde hak maddi anlamda sona erer. Zamanaşımı ise, bir def'dir ve hakim tarafından resen nazara alınması mümkün olmayıp, savunma yoluyla cevap süresi içerisinde ileri sürülebilir. Hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu hallerde hak sona ermiş olduğundan artık zamanaşımına uğradığı kabul edilebilecek bir alacak bulunmaz. Dolayısıyla hem hak düşürücü süre hem de zamanaşımının aynı anda bulunması halinde öncelikle hak düşürücü sürenin incelenmesi gerekir.Somut olayda davaya konu kredi sözleşmesinin 2005 yılına ilişkin olduğu anlaşılmakla on yıllık hak düşürücü süre, 2015 yılında dolmuştur.

Davalı tarafından 13.04.2017 tarihinde davacı hakkında icra takibi başlatıldığı gözetildiğinde kefil olduğu belirtilen davacının icra takibine konu kredi nedeniyle sorumluluğu da kalmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle menfi tespit istemine konu icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacının takip konusu edilen tutar üzerinden kötüniyet tazminata hükmedilmesine yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede,

İİK’nun 72/5. maddesinde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması durumunda istem üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği öngörülmüştür. Alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, sırf borçluyu zarara uğratmak amacıyla icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir (Yargıtay HGK'nın 24.03.2022 Tarih ve 2019/3-472 E - 2022/386 K. sayılı kararı). Somut olayda; menfi tespit davasına konu icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğu kabul edilerek mahkemece davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yerinde olup, kötüniyet tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanmasında da bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1.Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayr ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 20.200,75 TL harcın, alınması gerekli olan 80.803,01 TL harçtan mahsubu ile bakiye 60.602,26 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,5-Kararın,

HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK İcra İflas Hukuku 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1086 sayılı HUMK’nın 187/1-4 ve 194. maddelerindeki düzenlemede derdestlik, ilk itiraz olarak nitelendirilmiş iken, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesi ile 114/1-ı maddesinde yapılan düzenleme ile dava şartı haline getirilmiştir. İİK’da derdestlik iddiasının ileri sürülme şartları yönünden bir düzenleme bulunmadığından, HMK’da dava şartı olan derdestlik, icra takibi bakımından takip şartı haline gelmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarih ve 2021/2 E.-2023/1 K. sayılı kararı ile; derdestliğin takip şartı olduğu, derdest bir takip varken aynı alacak ile ilgili aynı taraflar arasında ikinci bir takip yapmakta, alacaklının hukuki yararı bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak, aynı anda hem kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip hem de rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Böylece aynı alacak için değişik takip yollarına başvurulmasında yasal engel bulunmadığından yola çıkılarak, mevcut bir icra takibi devam ederken, alacaklının “tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla” aynı alacak için aynı borçluya, yeni bir icra takibi başlatmasında mükerrerliğin oluşmadığı görüşünün, söz konusu içtihadı birleştirme kararı karşısında uygulama kabiliyeti de kalmamıştır. Bu cümleden olmak üzere; icra takibinde derdestlik için takip türlerinin aynı olmasının gerekmediğinin de kabulü gerekir. (Yargıtay12. Hukuk Dairesi'nin 2024/3828 Esas ve 2024/9384 Karar sayılı kararı)Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde davacı hakkında aynı alacağa dayalı olarak derdest olan Kars 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı ilamsız icra takibi varken 13.04.2017 tarihinde aynı alacak için ikinci kez ilamsız icra takibi yapılmış olup, ikinci yapılan takibin geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Aynı alacak bakımından dava konusu ikinci takipte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ibaresi ise sonuca etkili değildir. Diğer taraftan, dosya içerisinde kredi sözleşmesi evrakları bulunmamakla birlikte taraf beyanlarından davacının kefil olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu HMK md.359/4 İİK md.72/5 K6100 md.598 HMK md.355 K1086 md.194 HMK md.353 K6101 md.5 K2004 md.72
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.