Esas No
E. 2025/101
Karar No
K. 2025/1406
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/101 Esas

KARAR NO: 2025/1406 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2023/1150 Esas - 2024/938 Karar

TARİH: 17/10/2024

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/07/2020
KARAR TARİHİ: 17/10/2024

BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/985 ESAS -

2021/1116 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/09/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 45 yıl önce " ... " markası ile Türkiye'de kurulduğunu, 2008 yılı itibariyle Ortadoğu, Körfez ülkeleri, Kuzey Afrika, Uzakdoğu bölgelerini kapsayan çok geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren çok uluslu ... ... şirketin parçası haline geldiğini, müvekkili şirket ile davalı market zinciri şirket arasındaki ticari ilişki uyarınca müvekkili şirketin davalıya Ayçiçek yağı ve zeytinyağı sattığını, satılan ürün tutarına karşılık fatura düzenlemekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya satılan ürünlerin bedelinin davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, bu hususun ticari defter incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, davalının müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi sebebiyle Bakırköy 3.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalıya icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıdan olan alacağını tahsil edemeyince aralarındaki ticari ilişkinin zedelenmemesi adına tüm iyi niyetiyle Beşiktaş 27 Noterliğinin 17/09/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini çektiğini, davalı tarafından Bakırköy 19 Noterliğinin 01/10/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile “davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının” ileri sürüldüğünü belirterek davalarının kabulü ile davalının Bakırköy 3 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itiraz sebebiyle alacaklarının % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile müvekkili arasında akdedilen ... Tedarik Sistemi Çerçeve Tedarik Sözleşmesinin 19.9 maddesi uyarınca İstanbul Mahkemeleri ile icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, yetkisiz icra takibine dayanan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından tesis edilen 20/07/2020 tarihli 3 nolu ara karar doğrultusunda davacı tarafın kesin süreye riayet etmeyerek gerekli harç ikmalini sağlamadığını, dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesi içeriği ile netice-i talep kısmının uyuşmadığını, davacı tarafından talep sonucunun açıklanması gerektiğini, mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda iddiasını ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, gerçekle bağdaşmayan iddialar kapsamında huzurdaki davanın ikame edildiğini belirterek icra takibinin yetkili İstanbul İcra Müdürlüğü yerine Bakırköy İcra Müdürlüğünde başlatılmış olması sebebiyle yetkisiz icra takibine dayanan itirazın iptali davasının reddine, dosyanın yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 29/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda: "1. Taraflar arasında taşınır satışı hususunda anlaşmaya varıldığı, ticari ilişkinin bulunduğu; buna göre davacının satıcı, davalının alıcı olduğu; bu noktada davacı ... ... tarafından 08.01.2020 tarihinde Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı dosyasıyla davalı ...

aleyhine icra takibinin başlatıldığı; vadeleri 17.09.2019-05.12.2019 tarihleri arasındaki 20.710.885,09TL. asıl alacak * 758.466,16TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.469.351,25TL.'nin yıllık 9621,25 oranında ticari temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu; asıl ve birleşen davanın, işbu icra takibinin dayanağı olan faturalara konu edilen ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bakiye fatura bedellerini ödemediği iddiasına dayandığı, 2. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.03.2023T., 2021/57LE., 2023/216K. Sayılı kararında - 15.132.937,90TL'lik hasarlı ürün iskontosu * lojistik iskontosu * indirim destek faturalarının davacı kayıtlarında yer almadığı, - taraflar arasında indirim destek faturaları konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı, - 14.429.562,61TL'lik faturalardan, 747.056,11TL'lik faturalar yönünden herhangi bir onay maili veya başkaca dayanak bir belge delil sunulmadığı, - bakiye 13.682.506,50TL'lik fatura yönünden davacı şirketten...'in faturaların kesilmesi için onay vermesi yetkili olmaması ve bu işlemin dayanağının şirket tarafından onaylanması nedeniyle davacının kabul etmediği 13.682.506,50TL'lik faturaların doğruluğuna ilişkin davalı tarafından dayanak bir bilgi, belge ve delil sunulmadığından davalı alacağı olarak değerlendirilmediği, - davacının, davalının sunduğu sözleşmelerin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığını ve geçersiz olduğunu; kendisini bağlamadığını iddia ettiği; sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle faturaları kesmek için...'in şirket yetkilisi olmadığı dikkate alındığında, bu sözleşmeye davacı onay da vermediğinden, uyuşmazlığın faturalar ve açık hesap üzerinden incelenerek çözülmesi gerektiği, - “en önemli uyuşmazlık, indirim destek faturalarından kaynaklandığından davalının e- mailler haricinde faturaların kesilmesine dayanak hesaplamalar, yani davacının davalıya hangi ürünler için ne kadar ek iskonto tanıdığı, davacının ilgili aylarda iskonto tanınan ürünlerden davalıya ne kadarlık ürün sattığı ve buna göre davalının tanınan iskontolara istinaden davacıya ne kadar fatura kesmesi gerektiği yönünde belge istenmiş ise de davacının buna ilişkin belgeleri ibraz etmediği, - icra takibinin konusunun cari hesap alacağı değil, davacı tarafından davalıya kesilen faturalar olduğu, - davalının tüm alımlar üzerinden davacıya indirim destek/ikinci iskonto faturası düzenlendiği, dolayısıyla davalının davacıya iade ettiği ürünleri, ilk faturadaki fiyatlardan kesmesinin uygun olmadığı, hususunun belirtildiği; 3. İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin 2023/1021E., 2023/1755K.. 08.11.2023T. Kararında - söz konusu faturalara onay veren...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı; davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği, - taraflar arasındaki sözleşmelerin geçersiz. kabul edilmesi halinde dahi taraflar arasındaki fiili uygulamaya ve maillere göre tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın sebebi olan davacı ve davalı tarafından düzenlenen faturaların geçerli olup olmadığı; taraflarca düzenlenen faturaların daha önce düzenlenen ve taraflarca itiraz edilmeyen fatura düzenlemesine ve taraflar arasındaki fiili uygulamaya uygun olup olmadığı, hususunun tespit edilmediği, ayrıca celbedilen İş Mahkemesi dosyalarına ilişkin değerlendirme yapılmadığı yönünde karar verildiği, 'söz konusu faturalara onay veren...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı; davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği” hususunda borçlar mevzuatı açısından yapılan değerlendirme neticesinde: Taraflar arasında adi yazılı şekilde Taşıma Sözleşmesi, Ticari Şartlar Anlaşması Satınalma Şartları, Promosyon Anlaşma Formu, Erzak Anlaşması, Ek Protokol, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi başlıklı sözleşmelerin akdedildiği; her ne kadar iş davaları incelendiğinde dava dışı... 'in şirket çalışanı olduğu anlaşılsa da bu kişinin “sözleşmeyi (borçlandırıcı işlemi) imzalayarak davacıyı borç altına sokabilme” yönünde yetkili temsilci olarak tayin edildiğini gösteren, TBK m. 40/1' hükmü gereğince “yetkili temsilci” olduğunu ifade eden bir delile rastlanmadığı; - bununla birlikte dava dışı...”in faturalara onay vermesine ve bunların defter ve kayıtlara alınmasına davacı tarafça itiraz edilmemesinin, ticari ilişkinin devam ettirilmesinin, sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmemesinin TMK m. VII hükmü gereğince dürüstlük kuralına aykırılık kapsamında çelişkili davranış yasağının ihlali anlamına gelebileceği; elbette takdirin, MÜNHASIRAN TMK m. 4 hükmü gereğince Sayın Mahkeme'ye ait olduğu; - eğer davacının davranışları, TMK m. VIP hükmü gereğince çelişkili davranış yasağının ihlali olarak yorumlanır ise (takdir Sayın Mahkeme'nindir) bu halde dava dışı... TBK m. 46/7 hükmü gereğince yetkili temsilci olmasa bile, dava dışı...'in hukuki işleminin, davacı tarafından onandığı ve temsil olunan olarak kendisini bağladığı kanaatine varılabileceği; takdirin, elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, 5. “İstinaf ilamı uyarınca inceleme yapılarak taraflar arasında söz konusu fatura konusu işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilmediği, fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, taraflar arasında oluşmuş özel teamüller ile işlemlerin yürütülmüş olduğu, 6. “taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde, davalının keşide etmiş olduğu indirim destek faturalarının “Fiyat İndirim Desteği” açıklaması ile ve tek bir tutar içermesi, indirim destek oranlarının her ürün için farklı olması, davalı tarafından fatura tutarlarının hesaplanmasına dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların uygun olup olmadığı hususunun değerlendirilemediği, 7. “davalı vekili tarafından düzenlenen faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasında 2013 yılından dava tarihine kadar süre gelen ticari ilişkide indirim destek uygulamalarının yapıldığı, ancak bunların yazılı bir anlaşma veya standart oranlara dayanmadığı, faturaların kesilmesine dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların uygunluğu yönünden tespit ve sonuca varılamadığı, 8. Tekrarla birlikte, davalı tarafından davacıya kesilen faturaların dayanağı ek indirim destek oranlarını tarih tarih gösteren veya ara dönemlerde özel indirim alındığını gösteren dayanak belge ve hesaplamaların sunulmadığı; davacı şirketçe satış departmanı tarafından verilen onay maillerinin sunulduğu; davacı tarafından da davalıya tanınan ek indirim desteğine ilişkin hesaplamanın sunulduğu; ancak dayanakların sunulmadığı; sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.Davacı vekili Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/985 Esas sayılı dosyasına verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ve davalı market zinciri şirket arasındaki ticari ilişki uyarınca müvekkili şirketin davalıya, ayçiçek yağı ve zeytinyağı satmakta olduğunu ve satılan ürün tutarına karşılık fatura düzenlediğini, müvekkili şirketin amacının her tacir gibi ürünlerini satmak, para kazanmak ve kar elde etmek olduğunu, davalının ise müvekkili şirket gibi birden fazla tedarikçiden satın aldığı ürünleri zincir mağazasında, piyasada uygun fiyatlı ürün satma hedefi kapsamında satışa arz ettiğini, müvekkili şirketin ve davalı arasındaki ticari ilişkinin özü buna dayandığını, müvekkili şirket tarafından davalıya satılan ürünlerin bedeli davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, ticari ilişki neticesinde müvekkili şirket tarafından davalıya ürün satıldığını ve faturası düzenlendiğini; ancak davalı söz konusu faturalara mesnet ürün bedelini müvekkili şirkete ödemediğini zaten faturalara da itiraz etmediğini, bu husus ticari defter incelemesi neticesinde de ortaya çıkacağını, davalının müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi sebebiyle mahkeme huzurunda ikame edilen işbu itirazın iptali davasına mesnet Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile davalıya icra takibi başlatıldığını, icra takibinin ekinde yer alan fatura tutarı ise müvekkili şirket tarafından davalıya satılan; ancak davalı tarafından müvekkili şirkete bedeli ödenmeyen ürünlerin faturasını oluşturduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Vergi Usul Kanunu uyarınca faturanın tanımı yapılmış olup fatura müvekkili şirket tarafından satılan ürünlerin karşılığında davalının ne kadar borçlandığını gösteren yazılı ve ticari bir belge olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca adına fatura düzenlenen kişiye bu faturaya karşılık itiraz imkânını tanımış olup davalı bu hakkını da kullanmadığını, sonuç olarak davalı, müvekkili şirkete olan borcunu ödemediğini, müvekkili şirketin davalıdan olan alacağını hiçbir şekilde tahsil edemediğini ,müvekkili şirketin davalıdan olan alacağını tahsil edemeyince aradaki ticari ilişkinin de zedelenmemesi adına ve her şeyden önce tüm iyi niyetiyle davalıya borcunun ödenmesi için ihtarname keşide ettiğini, davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürüldüğünü, müvekkili şirketin muhtelif tarihlerde davalıya satmış olduğu 117.155 adet ürünün davalı tarafından müvekkili şirkete iade edildiğini ve fakat iade faturası kesilirken dahi davalı hesaplama hataları yaptığını , ticarete aykırı davrandığını, müvekkili şirkete düzenlenmiş olan iade faturaları müvekkili şirket tarafından incelendiğinde iadeye konu ürünlerin birim fiyatının, müvekkili şirket tarafından davalıya satışın gerçekleştiği tarihte geçerli olan fiyatlar olmadığı tespit edildiğini, diğer bir ifadeyle, davalı tarafından kesilen iade ürün fatura tutarı davalı tarafın müvekkili şirket ürünlerini zincir mağazasından satışa arz ederken uyguladığı indirimli fiyatlar üzerinden iade edildiğini, müvekkili şirketin ürünlerinin davalının zincir marketlerinde iade sebebiyle satılamayacağı için davalının da herhangi bir ek menfaate hak kazanamayacağında tereddüt bulunmadığını, ancak davalı tarafından bu konuda dahi ticari iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davranılmak suretiyle indirim (ıskonto) uygulanmış tutarlar üzerinden müvekkil şirkete iade faturası düzenlediğini, anılan sebeple müvekkili şirket tarafından çıkan fiyat farkı hesaplandığını ve davalıya fatura edildiğini ve davalı bu hususta ihtarname keşide edilmek suretiyle de bilgilendirildiğini, müvekkili şirket tarafından, iade edilen ürünler neticesinde, iadeye konu ürün tutarına karşılık gelen alacak miktarı düştüğünü ve müvekkili şirkete davalıdan olan alacağının ödenmesi için davalıya 5 günlük müddet verildiğini, ancak davalı tarafından müvekkili şirketin alacağı müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili şirketin aylarca maruz kalmış olduğu davalının bu haksız ve hukuksuz tutumuna karşılık Bakırköy 3. İcra Dairesi ... Esas ile ¨ 21.469.351,25’lik icra takibi başlattığını; ancak söz konusu icra takibine de yine davalı tarafından haksız bir şekilde tamamına itiraz edildiğini ve müvekkili şirketin alacağı hukuk nezdinde dahi haksız bir şekilde inkâr edildiğini, davalı tarafın haksız itirazının ise 21.01.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, akabinde ticari davalarda zorunlu arabuluculuk süreci başlatılmış, süreç 10.07.2020 tarihinde anlaşamama olarak tamamlandığını, arabuluculuk süreci sonunda karşı taraf ile anlaşılamaması üzerine müvekkili firma Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası ile kısmi dava ikame ederek davaya konu icra takibine yapılan itirazın ¨ 6.250.000,00 bedel üzerinden itirazın iptalini talep ettiklerinin ancak işbu dosyanın kesinleşmediğini, bu nedenle Bakırköy 3. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında kalan ¨ 15.219.351,25 yönünden itirazın iptalini davalarının kabulünü, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın ¨ 15.219.351,25 yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamını, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak yapılan itiraz sebebiyle dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/985 Esas sayılı dosyasına verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması ve icra dairesinin yetkisine açıkça itiraz edilmiş olması nedeni ile işin esasına girilmeden huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, müvekkili şirket ile olan ticari münasebeti çerçevesinde huzurdaki davaya konu Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibini başlatmış olup söz konusu icra takibine müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, takibe yapılan itiraz üzerine, davacı tarafından Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, işbu dosyada, huzurdaki davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini ancak kesinleşmediğini, bu nedenle, aynı konuda, tarafları aynı olan bir başka dava devam ederken huzurdaki davanın derdestlik sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini itirazın iptali davasının kısmı dava olarak açılmasına hukuki yarar bulunmadığını, iş bu nedenle de usulden reddi gerektiğini, hukuk ve hakkaniyete aykırı bir şekilde ikame olunan huzurdaki dava muhteviyatında davacı tarafça mesnetsiz bir şekilde girişilen Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip kapsamında sunulu itirazın kaldırılması talep olunmakta ise de işbu davanın takip tutarının ¨ 21.469.351,25 iken işbu meblağ haricinde ¨ 15.219.351,25 üzerinden kısmi tutarla açılmasına hukuki yarar bulunmadığını, dava hukuki niteliği itibarıyla itirazın iptali davası olup belirsiz alacak davası olmadığını, davacı taraf harca esas değer olarak belirttiği ¨ 15.219.351,25'lik tutarın icra takibine konu ettiği hangi faturalara ilişkin olduğunu, hangi gerekçe ile işbu tutar üzerinden dava ikame etmiş olduğunu, işbu tutar üzerinden dava ikame etmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığını açıklamaksızın huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı tarafından takip konusu yapılmış olan alacak tutarına müvekkili şirket adına gerçekleştirilen külli itiraz göz önüne alındığında huzurdaki davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinde hukuki yarar olmadığını, aksini iddia eden davacı tarafın hangi gerekçe ile ve hangi faturalara istinaden ¨15.219.351,25 tutarında dava ikame ettiğini, bakiye kısmın neden dava konusu edilmediğini açıklaması gerektiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası ile ¨ 6.250.000,00 değerinde açılan kısmi dava usulden reddedildiğini ve derdest olduğunu, davacı tarafından her ne kadar müvekkili şirkete satışı gerçekleştirilen ürünlere ilişkin bedellerin davacı tarafa ödenmediğini ve devamında ilgili tutarların tahsili amacıyla Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığı iddia edilmekte ise de tümüyle mesnetsiz işbu takibe karşı yasal süresi içerisinde borç ve tüm ferileri yönünden itiraz edildiğini, huzurdaki dava ile ileri sürülen iddiaların aksine, müvekkili şirket tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereği üzerine düşen tüm yükümlülükler eksiksiz olarak yerine getirilmiş olduğunu ve davacıya borcunun olmadığını, davacı tarafından müvekkili adına kesilen faturalara karşı gerekli ödemelerin yapılmadığını, fiyat indirim destek faturalarının dayanağının bulunmadığını bu durumun müvekkillin keyfi uygulaması olduğuna dair davacı ifadeleri, taraflar arasında uzun döneme baliğ ve yüksek tutarlarla gerçekleşmiş ticari ilişki kapsamında gerçek dışı olduğunu, tarafların ticari ilişkisinin süresi/volumü gözönüne alındığında davalının icra takibine konu ettiği tutarda bir alacağın ödenmeksizin ticari ilişkinin sürmesi mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı ile süregelen ticari ilişki içerisinde gerekli tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına karşın davacı tarafın hukuksuz ve kötüniyetli yaklaşımının önüne geçilemediğini, davasını ispatla mükellef davacı taraf ile müvekkili arasında keşide edilen ihtarnamelerde de yer aldığı şekliyle davacının mutabakattan kaçınma çabası açıkça görüldüğünü, davalı müvekkili tarafından defaatle dile getirildiği ve dahi davacı ilgili birimlerinin de bilgisi dahilinde olduğu şekliyle taraflar arasında, davacının müvekkile ödemekle yükümlü bulunduğu fatura bedellerini süresinde ödememesi dolayısıyla hesap mutabakatı sağlanamadığını, davacının kendi iç işleyişinde yaşanan aksaklıkları müvekkilin bir kusuru olarak kabul edilmesini istediğini, müvekkili tarafından düzenlenen faturalara karşı yapılması gereken ödemeleri görmezden gelerek finans biriminden onay alınamadığına dair yaklaşımın hukuken izahı olmadığını, iddiasını ispat külfeti davacıda iken işbu hususun aksine gerçekle bağdaşmayan iddialar kapsamında huzurdaki dava ikame edildiğini ,ispattan yoksun huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının itirazın iptali davasına konu takibi mücerret bir alacak tanımına ilişkin olup, aynı takibe ilişkin itirazın iptali davasında takip talebinde dayanılmayan faturalardan bahsedilmesi takip hukukunun temel ilkesine aykırı olduğunu, bu sebeple davacı tarafından bu aşamada alacağın dayanağı olarak işaret edilen ve ancak işbu aşamada dahi herhangi bir şekilde dosyaya sunulmayan ve bilgisine yer verilmeyen faturalarının yargılamaya esas alınmamasını ve dosyada mübrez delilleri doğrultusunda ispattan yoksun davanın reddini gerektiğini, bu nedenlerle davaya konusu icra takibinin yetkili İstanbul İcra Müdürlüğü yerine yetkisiz Bakırköy İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılmış olması nedeni ile yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibine dayanan itirazın iptali davasının reddini, huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin yetkili olmaması nedeni ile davanın yetkisiz mahkemede açılması sebebiyle reddini, dosyanın yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, yetki itirazlarının baki kalmak kaydıyla aksi kanaat hasıl olması halinde davanın derdestlik nedeniyle reddini, nihayetinde haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 17/10/2024 tarih ve 2023/1150 Esas - 2024/938 Karar sayılı kararında;"Dava ; Cari hesaba dayalı alacağın tahsili için girişilen ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK.67.maddesi gereği iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.........Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu somut olayda; Yanlar arasında davacı tarafından davalıya Yağ satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde davacının davalıdan 20.710.885,09 TL asıl alacak + 758.466,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.469.351,25 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde asıl dava ile 6.250.000,00 TL, birleşen dava ile 15.219.351,25 TL yönünden itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir.İstinaf sonrası yapılan yargılama sonunda;Davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalıdan 17.859.321,51 TL alacaklı görünürken, davalı ticari defterlerinde ise icra takip tarihinde davalı davacıdan 159.451,26 TL alacaklı görünmektedir, dolayısıyla yanlar arasında 18.018.772,76 TL ihtilaf olduğu tespit edilmiştir.Davacı ... A.Ş. ticari defterlerinde, davalı ... Ltd. Şti.’nin 2018 yılında keşide ettiği 4.597.671,83 TL, 2019 yılında keşide ettiği 10.676.154,46 TL ve 2020 yılında keşide ettiği 747.056,11 TL’lik faturalar kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalının keşide ettiği toplam 16.020.882,40 TL tutarında fatura davacı kayıtlarında yer almamaktadır. Diğer yandan Davalı ... Ltd. Şti. ticari defterlerinde de davacının keşide ettiği 23.12.2019 tarihli 1.988.455,93 TL’lik fatura kayıtlı olmadığı bilirkişi heyeti eliyle yapılan incelemelerde davalı ... Ltd. Şti.’nin davacıya keşide ettiği toplam 16.020.882,40 TL’lik faturanın davacı ... A.Ş. ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilafın önemli bölümünün indirim destek faturalarından oluştuğu görülmektedir. Davalı ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen indirim destek faturalarından ... A.Ş. ticari defter kayıtlarında yer almayan faturaların düzenlenmesinden önce indirim destek tutarına ilişkin olarak ... Ltd. Şti. yetkilileri tarafından gönderilen onay talep mailleri için ... A.Ş. personelleri... (...) tarafından ...@....com e-mail adresinden ve ... (...) tarafından ...@....com onay verildiği dosyaya sunulan belge ve dokümanlardan görülmüştür. “söz konusu faturalara onay veren...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı; davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği” hususunda borçlar mevzuatı açısından yapılan değerlendirme neticesinde: Taraflar arasında adi yazılı şekilde Taşıma Sözleşmesi, Ticari Şartlar Anlaşması Satınalma Şartları, Promosyon Anlaşma Formu, Erzak Anlaşması, Ek Protokol, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi başlıklı sözleşmelerin akdedildiği; her ne kadar iş davaları incelendiğinde dava dışı...’in şirket çalışanı olduğu anlaşılsa da bu kişinin “sözleşmeyi (borçlandırıcı işlemi) imzalayarak davacıyı borç altına sokabilme” yönünde yetkili temsilci olarak tayin edildiğini gösteren, TBK m. 40/I1 hükmü gereğince “yetkili temsilci” olduğunu ifade eden bir delile rastlanmamış olup mersis kayıtları ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan yetkili temsilcileri incelendiğinde dahi... ile ...’ın şirketin yetkili temsilcisi olmadığı ve faturaların yetkili kişilerce onaylanıp onaylanmadığı bakımından mesele değerlendirildiğinde ise; ... şirketinin 24.01.2019 tarih ve 02 sayılı Sınırlı Yetkiye İlişkin İc Yönergesi kapsamında belirlenen C Grup Yetkiler arasında “her turlu muhasebe ve satış ile ilgili evrak (fatura, irsaliye ve sevk fişleri) ile tahsil makbuzlarının tazmin edilmesi” sayılır ve bu yetki grubu bakımından birinci, ikinci, üçüncü veya dördüncü derece imza yetkililerinin herhangi ikisinin şirket unvanı altına atacağı müşterek (cift) imza ile şirketin temsil edileceği düzenlenir. Dosya kapsamında sunulan mailler incelendiğinde, Cumhur Acer veya ... isimli kişiler tarafından e-posta yoluyla faturalara Ancak bu kişilerin ... şirketinin yetkili temsilcileri olmadığı açık olup Şöyle ki; 06.02.2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 513 ve 514 sayfalarında yer alan 24.01.2019 tarih ve 02 sayılı Sınırlı Yetkiye İlişkin İç Yönerge hükümleri uyarınca davacı ... şirketini kimlerin ne şekilde temsil edeceği tescil ve ilan edilmiştir.Ayrıca, Beyoğlu 3. Noterliği nezdinde çıkarılan ... yevmiye numaralı 01.02.2019tarihli imza sirkülerinin işlemin tarafı üçüncü kişi konumundaki davalı ... şirketine ibrazı ile davacı ... şirketi adına temsile yetkili kişilerin Noter onaylı imzaları bildirilerek iyiniyeti ortadan kaldırılmıştır. Davacı ... şirketi adına hareket eden kişilerin yetkisiz olduğunu bilebilecek konumda tüzel kişi tacir olup aksini ileri sürülmesi basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmayacağından davalının bu yöndeki itirazları yerinde görülmememiştir.Öte yandan 2013-2017 yılları arasında davalı ... davacıya %7-%18 aralığında ek indirim destek faturası kesmiş, 2018 yılında %23, 2019 yılında ise %24 oranında ek indirim destek faturası kesmiştir. 2017 ve öncesine göre 2018 ve 2019 yıllarında ek indirim destek faturaları oransal olarak artış göstermiştir.

Davacı tarafından kesilen ek indirim destek faturalarının hesaplanması ve dayanakları sunulmadığından 2018 ve 2019 yıllarında ek indirim destek artışlarının uygunluğu tespit edilememiştir. Yanlar arasındaki sözleşmede ürünlerin iade alınması için yazılı bildirim yapılacağı, ürünlerin iade alınmaması halinde, kargo ile gönderileceği, kargonun teslim alınmaması halinde ise imha edileceği, hükmü bulunmaktadır. Davalı davacıya e-mailler ile yazılı bildirimde bulunmuştur, ancak yazılı bildirimden sonra ürünlerin davacıya kargo ile gönderildiği ve davacının kargo ile gönderilen ürünleri iade almadığına ilişkin bir delil vasıtası sunulmamıştır. İstinaf ilamı uyarınca inceleme yapılarak taraflar arasında söz konusu fatura konusu işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilmediği, fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, taraflar arasında oluşmuş özel teamüller ile işlemlerin yürütülmüş olduğu, taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde, davalının keşide etmiş olduğu indirim destek faturalarının “Fiyat İndirim Desteği” açıklaması ile ve tek bir tutar içermesi, indirim destek oranlarının her ürün için farklı olması, davalı tarafından fatura tutarlarının hesaplanmasına dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların uygun olup olmadığı hususunun bilirkişilerce değerlendirilemediği, davalı vekili tarafından düzenlenen faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasında 2013 yılından dava tarihine kadar süre gelen ticari ilişkide indirim destek uygulamalarının yapıldığı, ancak bunların yazılı bir anlaşma veya standart oranlara dayanmadığı, faturaların kesilmesine dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların Taraflar arasında kesilen ek indirim destek faturalarına ilişkin davacı tarafından hesaplamalar sunulmuş, ancak hesaplamaların dayanağı sunulmamıştır.

Davalı tarafından ise ek indirim destek faturalarının kesilmesine ilişkin gerek hesaplama gerekse dayanaklar sunulmadığından davalının kestiği faturaların doğruluğuna ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Bilindiği üzere bilirkişilerin herhangi bir faturanın içeriğinin doğru olup olmadığını tespit edilebilmesi için faturanın kesilmesine dayanak belgeler ve hesaplama listeleri sunulmalı, sonrasında ise bilirkişinin dayanak belgeler ile yapılan hesaplamaları araştırılaştırarak bir sonuca varabilmesi mümkündür. Ancak tarafımıza faturaların kesilmesine dayanak ek indirim oranları ve hesaplama sunulmadan bir sonuca vvarılamamıştır. Neticede işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilmediği, fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, taraflar arasında oluşmuş özel teamüller ile işlemlerin yürütülmüş olduğu tespit edilmiştir. taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde, davalının keşide etmiş olduğu indirim destek faturalarının “Fiyat İndirim Desteği” açıklaması ile ve tek bir tutar içermesi, indirim destek oranlarının her ürün için farklı olması, davalı tarafından fatura tutarlarının hesaplanmasına dayanak belge ve hesaplamalar sunulmamış olduğundan davalının kestiği faturaların uygun olup olmadığı değerlendirilememiştir. Gelinen aşamada ispat yükü davalıda olup davalı tarafından davacıya kesilen faturaların dayanağı ek indirim destek oranlarını tarih tarih gösteren veya ara dönemlerde özel indirim alındığını gösteren dayanak belge ve hesaplamalar sunulmamış,tır.Taraflar arasında taşınır satışı hususunda anlaşmaya varıldığı, ticari ilişkinin bulunduğu; buna göre davacının satıcı, davalının alıcı olduğu; bu noktada davacı ... ... tarafından 08.01.2020 tarihinde Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyasıyla davalı ... aleyhine icra takibinin başlatıldığı; vadeleri 17.09.2019-05.12.2019 tarihleri arasındaki 20.710.885,09TL. asıl alacak * 758.466,16TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.469.351,25TL.'nin yıllık 9621,25 oranında ticari temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu; asıl ve birleşen davanın, işbu icra takibinin dayanağı olan faturalara konu edilen ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bakiye fatura bedellerini ödemediği iddiasına dayandığı, 'söz konusu faturalara onay veren...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı; davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği” hususunda borçlar mevzuatı açısından yapılan değerlendirme neticesinde: Taraflar arasında adi yazılı şekilde Taşıma Sözleşmesi, Ticari Şartlar Anlaşması Satınalma Şartları, Promosyon Anlaşma Formu, Erzak Anlaşması, Ek Protokol, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi başlıklı sözleşmelerin akdedildiği; her ne kadar iş davaları incelendiğinde dava dışı...'in şirket çalışanı olduğu anlaşılsa da bu kişinin “sözleşmeyi (borçlandırıcı işlemi) imzalayarak davacıyı borç altına sokabilme” yönünde yetkili temsilci olarak tayin edildiğini gösteren, TBK m. 40/1' hükmü gereğince “yetkili temsilci” olduğunu ifade eden bir delile rastlanmadığı; yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilme fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, işlemlerin yürütülmüş olduğu, davalı tarafından davacıya kesilen faturaların dayanağı ek indirim destek oranlarını tarih tarih gösteren veya ara dönemlerde özel indirim alındığını gösteren dayanak belge ve hesaplamaların sunulmadığı; davacı şirketçe satış departmanı tarafından verilen onay maillerinin sunulduğu; davacı tarafından da davalıya tanınan ek indirim desteğine ilişkin hesaplamanın sunulduğu; ancak dayanakların sunulmadığından değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Davacının davalının sunduğu sözleşmelerin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığını ve geçersiz olduğunu; kendisini bağlamadığını gibi sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle faturaları kesmek için...’in şirket yetkilisi olmadığı dikkate alındığında, bu sözleşmeye davacı onay da vermediğinden, uyuşmazlığın faturalar ve açık hesap üzerinden incelenerek çözülmesi gerektiği, en önemli uyuşmazlık, indirim destek faturalarından kaynaklandığından davalının e-mailler haricinde faturaların kesilmesine dayanak hesaplamalar, yani davacının davalıya hangi ürünler için ne kadar ek iskonto tanıdığı, davacının ilgili aylarda iskonto tanınan ürünlerden davalıya ne kadarlık ürün sattığı ve buna göre davalının tanınan iskontolara istinaden davacıya ne kadar fatura kesmesi gerektiği yönünde belge istenmiş ise de davacının buna ilişkin belgeleri ibraz etmediği, icra takibinin konusunun cari hesap alacağı değil, davacı tarafından davalıya kesilen faturalar olduğu, davalının tüm alımlar üzerinden davacıya indirim destek/ikinci iskonto faturası düzenlendiği, dolayısıyla davalının davacıya iade ettiği ürünleri, ilk faturadaki fiyatlardan kesmesinin uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.Sonuç olarak istinaf ilam sonrası hükme esas alınan ek bilirkişi heyeti raporu da dikkate alınarak davacının sunduğu listelerin kontrolleri yapıldığında, davalının tüm alımlar üzerinden davacıya indirim destek/ikinci iskonto faturası düzenlediği gözükmektedir. Hal böyle olunca, davalı yanın davacıya iade ettiği ürünleri, ilk faturadaki fiyatlardan kesmesi uygun değildir. Davalının tüm alımlara iskonto faturası düzenlediğine göre, davacıya ikinci iskontoları da dikkate alarak iade faturası düzenlemesi gerekirken, ilk faturaları üzerinden iade faturası düzenlendiğinden, davacının fiyat farkı faturası uygun düştüğü teknik olarak da tespit edildiğinden davacının raporda da tespit edilen bir fatura bedeli yönünden yemin teklif etmediği dikkate alındığından teslim alan bölümü bakımından ispat edilemeyen davanın reddine diğer davalı tarafından kesilen bir kısım faturalar bakımından ise usulüne uygun olduğu raporla tespit edildiğinden davacının alacağının aslı ve birleşen dosya bakımından kabulüne davacı takipten önce davalıyı ihtarnamelerle temerrüde düşürmüş olup ancak faizi talebini fatura tarihlerinden itibaren talep etmesi nedeniyle mahkememizce işlemiş faiz hesabı denetlenip hesaplanması gerekmiş işlemiş faiz başlangıcı yönünden taleple bağlılık kuralı gereğince her iki dosyadaki asıl alacak miktarları gözetilerek ASIL DAVADA ASIL ALACAK 6.043.926,42 ASIL DAVADA İŞLEMİŞ FAİZ 20.073,58 TOPLAM 6.250,000.00 BİRLEŞEN DAVA ASIL ALACAK 11,405,157.60 BİRLEŞEN DAVA İŞLEMİŞ FAİZ 281,445.92 BİRLEŞEN DAVA TOPLAM ALACAK 11,686,603.52TL olarak hesaplanmış olup sonuç olarak aynı takipten dolayı ASIL VE BİRLEŞEN DAVA TOPLAM ASIL ALACAK 17,449,084.02 ASIL VE BİRLEŞEN DAVA TOPLAM FAİZ 487,519.50ASIL VE BİRLEŞEN DAVA TOPLAM ALACAK 17,936,603.52 TLolmak üzere davanın kabulü gerekmiş olup davacının ispat edilemeyen ve davalının usulüne uygun kestiği faturaların mahsubu sonucunda davacının fazlaya ilişkin talebi birleşen dosyada reddine karar vermek gerekmiştir.Öte yandan itirazın iptâli davalarında borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için İİK'nın 67/II. maddesi gereğince borçlunun itirazında haksız ve alacağın likid olması gerekir. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nın 07.06.2006 tarihli, 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı ilâmı).Bu davada davacı fatura alacağına dayandığından likit alacak olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere hesaplanan değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçesi ile, '' ASIL DAVA YÖNÜNDEN1-) DAVANIN KABULÜ İLE;-Davalının, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak olarak 6.043.926,42-TL ve işlemiş faiz olarak 206.073,58-TL YÖNÜNDEN İPTALİNE, TAKİBİN AYNEN DEVAMINA, -Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere hesaplanan değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, -Hükmedilen alacağın %20 oranı olan icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 1.250.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN1-)BİRLEŞEN 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYASI BAKIMINDAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; -Davalının, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak olarak 11.405.157,60-TL asıl alacak ve işlemiş faiz olarak 281.445,92-TL bakımından KISMEN İPTALİNE,-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, -Takibin asıl dosyada dikkate alınacak toplam 11.686.603,52‬-TL yönünden DEVAMINA,-Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere hesaplanan değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, -Hükmedilen alacağın %20 oranı olan icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 2.337.320,704‬-TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, -Reddedilen kısımlar yönünden davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Asıl ve birleşen davada davalı ... Bakırköy Alışveriş Hiz. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 08.11.2023 tarih, 2023/1021 Esas, 2023/1755 Karar sayılı kaldırma ilamındaki unsurların hiç biri değerlendirilmeden önceki hukuka aykırı kararın aynen korunduğunu,

Davacı tarafından Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün ... İcra sayılı dosyasıyla yirmi yedi alacak kalemine ilişkin icra takibi başlatıldığını, ancak; icra takibine konu bu alacak kalemlerinin neye ilişkin olduğu, hangi fatura ya da faturalarla ilişkilendirildiğinin davacı tarafından hem icra takibi hem de dava sürecinde izah edilemediğini, Dava bir itirazın iptali davası olup hukuki niteliği gereği ispat yükünün davacı alacaklıda olduğu, ancak yargılama boyunca ispat yükünün davalıya yüklendiği, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı cari hesabında tam ve eksiksiz olarak muhasebeleştirilmesine rağmen davalı tarafından sözleşmelere uygun şekilde düzenlenen ve dayanağı bilirkişilere izah edilen indirim destek faturalarının davacı tarafından sebebi hiç bir zaman açıklanmamış şekilde kimilerinin cari hesaba işlenmemesi ve muhasebe kayıtlarına alınmaması ile oluşturduğu bakiye rakamın bir "alacak" kabul edildiği, ispat yükü üzerinde olan davacıya söz konusu faturaların muhasebe kayıtlarına alınmamasının sebebi açıklattırılmadığı, aksine davalıya düzenlediği ve davacının izahı olmayan şekilde muhasebeleştirmediği faturaları "şirket imza yetkililerinin onayı" ile düzenlediğini ispatlamasının talep edildiği, Mahkemece İstinaf kaldırma ilamında kaldırma sebebi yapılan"Sözleşmelerin tek taraflı olarak imzalanması halinde sözleşmeye itiraz etmeyen ve sözleşmeyi kabul eden diğer tarafın sözleşmeyi imzalamaması durumunun sözleşmenin geçersizliğine etkisi olup olmadığının tartışılmadığı"; "Davacı tarafından 01.01.2016 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması, 02.03.2017 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması Satın Alma Şartları, 01.10.2018 tarihli Taşıma Sözleşmesi, 2019 yılı Ramazan Hazır Erzak Anlaşması ve Ek Protokol'ün geçersizliğinin ileri sürülmemesine ve davacının davalıya gönderdiği ihtarnamelerde Ticari Şartlar Anlaşması'nı kabul etmesine ve atıfta bulunmasına rağmen söz konusu sözleşmelerin hangi gerekçe ile geçersiz olduğunun, hangi sözleşmelerin geçersiz kabul edildiğinin açıklanmadığı" hususlarını karşılayacak değerlendirme ve gerekçelendirme yapılmadığı, sözleşmelerin hangilerinin, hangi gerekçe ile geçersiz olduğunun açıklanmadığı, sözleşmelerin yetkili kişiler tarafından imzalanıp imzalanmadığının her sözleşme bazında ayrı ayrı değerlendirilmediği,Taraflar arasında 2013 - 2019 yılları arasında akdedilen sözleşmeler ve bu sözleşmeler çerçevesinde sürdürülmüş bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafça geçersiz olduğu iddia edilen 22.02.2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi de, diğer sözleşmeler gibi, tarafların ortak iradesi sonucu imzalandığını ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye esas alındığını, sözleşmeyi imzalayan ...'ın, davacı şirkette satış müdürü olarak istihdam edilen, yıllardır bu sıfat altında sözleşmelerin akdedilme ve ifa süreçlerinde rol oynayan kişi olduğunu, ayrıca; davacının mesnetsiz taleplerine dayanak gösterdiği ve geçerli kabul ettiği Ticari Şartlar Anlaşması'nda da ...'ın fatura onay sürecinde yetkisiz olarak addedilen... ile birlikte imzasının mevcut olduğunu, bu sözleşmenin taraflar arasındaki ticarete kesintisiz şekilde fiilen uygulanmış olup davalıda, ...'ın yetkili temsilcisi olduğu hususunda haklı bir güven oluşmasının son derece olağan olduğunui Dosyada mübrez 15.01.2024 tarihli mütalaada da Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin Davacı yönünden bağlayıcı olduğunun belirtildiğini,

Davacı tarafça altı yıl süren ticari ilişkide, akdedilen sözleşmelere herhangi bir imza itirazında bulunulmadığını, aksine sözleşmeler eylemli olarak uygulandığını, üstelik, davacı tarafça davaya konu sözde "alacak" yine ... tarafından imzalanan Ticari Şartlar Anlaşması'na dayandırıldığını, dvacı tarafın geçerli olduğunu kabul ettiği sözleşmelerin haksız menfaatine göre seçilmekteyken ilk derece mahkemesi tarafından hala bu durumun, hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve korunmayacağına dair bir tespitte bulunmamasının nedenin sorulması gerektiğini, söz konusu sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, 01.01.2016 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması'nda Davacı şirket adına "satıcı yetkili kişi" sıfatıyla ...'ın, 01.03.2017 tarihli Ticari Şartlar Anlaşması Satın Alma Şartları'nda,03.01.2018 tarihli Promosyon Anlaşma Formu'nda, 20.02.2019 tarihli Ramazan Hazır Erzak Anlaşması'nda "davacının ticaret unvanını taşıyan kaşe kullanılmak suretiyle" ... ve...'in,04.01.2019 tarihli Ek Protokol'de ve 22.02.2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nde yine davacının ticaret unvanını taşıyan kaşe kullanılmak suretiyle ...'ın imzası bulunmakta olduğunu, altı yıl süren ticari ilişkide Davacının sonradan yetkisiz olduğunu iddia ettiği kişilerin rol oynadığını, ticari ilişki bu kişiler aracılığıyla sürdürüldüğünü, ancak davacı hiçbir sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmediğini, aksine bu kişi / kişiler tarafından imzalanan sözleşme / sözleşmeler süreçte keşide ettiği ihtarnamelerde "dayanak" gösterildiğini, dava sürecinde de taraflar arasında akdedilen 22.02.2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'ni imzalayan ...'ın imzaladığı diğer sözleşmelerin geçersizliğine ilişkin davacı tarafından hiçbir itiraz ileri sürülmediğini, her iki tarafın da tacir olduğu dikkate alındığında sözleşmeyi imzalayan kişinin şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle yıllarca taraflar arasında hüküm ifade eden ve eylemli olarak tatbik edilen 22.02.2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Ancak ilk derece mahkemesi kararında davalı tarafından sunulan sözleşmelerin davacının yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığı ve faturaları onaylamak için...'in şirket yetkilisi olmadığı dikkate alınarak davacının sözleşmeye onay vermediğinden cihetle uyuşmazlığın faturalar ve açık hesap üzerinden incelenerek çözülmesi gerektiği belirtilmesine ilişkin şekli inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,İstinaf ilamında, ilk derece mahkemesinin (kaldırılan) kararında "Söz konusu faturalara onay veren...'in yetki kapsamının ne olduğunun, yetkisiz olsa dahi daha önce davacı tarafından ticari defter ve kayıtlara alınan faturalara onay verip vermediğinin, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığının,

Davacı tarafça itiraz edilmeyen Ticari Şartlar Anlaşması'nın 19. maddesi gereği bu kişinin yetkisiz olsa dahi yetkili kabul edilmesinin gerekip gerekmediğinin" tespit edilmediği ve gerekçelendirilmediğinin belirtildiği, Mahkemece yine söz konusu hususlara ilişkin şekli değerlendirme yapıldığını, Mahkemece bu hususta oluşturulan gerekçe dikkate alındığında dosyada davacı lehine hukuk tanımaz şekilde karar verme iradesini açıkça ikrarı mahiyetinde olduğunu, zira; konu "faturalara onay verme yetkisi" iken ilk derece mahkemesi tarafından bu kişilerin sözlemeyi imzalaması, kendi tabiriyle borçlandırıcı işlem tesis etme yetkisinin irdelenmesi, bunun imza sirkülerine bağlanması ve sonra birden konunun fatura onaylarına getirilerek... ve ...'ın yetkisiz olduğu sonucuna ulaşılması ve en nihayetinde davalının basiretli bir tacir gibi davranmamakla itham edilmesinin hukuka uygun karar verme iradesi ile izahı olmadığını, "Fatura tanzim etme" yetkisi ile "kesilen faturalara onay verme" yetkisini birbirine karıştırmanın hata olmadığını, davalının basiretli tacir olması gerektiğinin altını çizen yerel mahkemenin "fatura tanzim etmekle" "faturayı onaylamak" arasındaki eylem farklılığını bilmesi ve imza sirkülerindeki yetki kapsamının bu iki eylem açısından hukuki bağlayıcılığını ayırt edebilecek kadar hukuk bilgisinin olması gerektiğinin sabit olduğunu, Fatura onayı konusunda bu denli imza sirküleri ile bağlı olunması gerektiğini düşünen yerel mahkemenin onaylanmış ve muhasebeleşmiş tüm faturalarda imza sirkülerinde adı geçen isimlerin onay vermediği, hatta hepsinin yine imza sirküleri itibarıyla yetkisiz kişilerce onayı ile davacı kayıtlarına girdiği bilirkişi raporunda belirtilmiş olmasına rağmen nasıl böyle bir gerekçe yazabildiğinin mahkeme heyetine sorulması gerektiğini, kaldı ki; imza sirkülerine göre yerel mahkemece yetkili olarak addedilen kişilerin altı yıllık ticari ilişkide fatura onayı dahil herhangi bir işlemi bulunmayıp (tüm süreç yetkisiz olarak addedilen kişiler tarafından yürütülmüştür) yerel mahkemece bu husus da araştırılmadığını, sözleşme akdetme yetkisi ile fatura onay yetkisinin nasıl bir tutulduğu, imza sirkülerinin burada nasıl dayanak alındığının hukuki bir izahının olmadığını, fatura onaylama ile sözleşme akdetme ve bu konuda temsil ve ilzam yetkisinin aynı kabul edilmesi ve taraflar arasında süregelen fatura onaylama süreçlerinin göz ardı edilerek İstinaf mahkemesi kaldırma kararı gerekçesini salt imza sirküleri / imza yetkileri esaslı boğmak istemenin hukuka uygun olmadığını, Taraflar arasında akdedilen ve davacı tarafça geçerliliği ikrar edilen (hatta sözde alacağına dayanak gösterilen) Ticari Şartlar Anlaşması'nın 19. maddesinde davacının davalı müvekkil ile iletişim halinde olan çalışanlarının yetkili kişiler olduğunu, bu kişiler tarafından faks, EDI veya e-posta yoluyla yapılan irade açıklamalarının geçerli olduğunu ve bunların yazılı delil olarak kendisini bağladığını kabul, beyan ve taahhüt ettiği kararlaştırıldığını, Davalının davacı şirketin çalışanları olan ... ve... ile e-posta yoluyla kurduğu iletişimde bu kişilerin yetkili olduğu, yapılan irade açıklamalarının davacının iradesini yansıttığı ve yazılı delil olarak kendisini bağladığının açık olduğu, dosyada mübrez 15.01.2024 tarihli mütalaada da bahsi geçen kişilerin eylemlerinin Davacı açısından bağlayıcı olduğunun belirtildiği, Taraflar arasında bu maddeyi konu alan Ticari Şartlar Anlaşması mevcut ya da geçerli olmasa dahi fatura onaylarının zımni temsil yetkisi verilmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Zira; fatura onay süreci, ticari ilişkiye konu sözleşmeleri akdeden bu kişiler tarafından yürütüldüğünü, süreçte davacıda çalışan başka kişiler de olmasına rağmen herhangi bir itiraz yapılmadığını ve tüm ticari ilişkide bu kişilerin rol oynadığını, nitekim; 26.08.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda da yer verildiği üzere, ihtilaftan önceki dönemde de taraflar arasındaki ticari ilişki bu şekilde sürdürüldüğünü, bu hususta davacının yetkisizlik iddiasını kötü niyetle ileri sürüldüğünü, ticari ilişki boyunca davacının, kendi muhasebesel işleyişindeki sebeplerle dolayı bazı faturaları önce faturaları reddettiğini,, daha sonra yeterli bütçe oluştukça bu faturaları parça parça kabul ettiğini, bunun da açıkça taraflar arasında ticari ilişki devam etseydi davacı tarafından reddettiği ya da reddetmemesine rağmen kayıtlarına almadığı faturaların, yeterli bütçe oluştuğu zaman kayıtlarına alınacağını gösterdiğini, Fiyat indirim destek faturalarının onay ve ticari defterlere kayıt sürecinin daha iyi anlaşılabilmesi adına taraflarınca ay bazında davacının hangi faturalara onay verdiği, bunların kaç tanesini defterlere aldığı, kaç tanesine itiraz ettiği ve kaç tanesini itiraz etmesine rağmen daha sonra defterlerine kaydettiğine ilişkin detaylı bir çalışma yapılarak hem bilirkişilere inceleme sırasında hem de dosyaya ayrı ayrı ibraz edildiğini, bu çalışmada; ticari ilişki süresince ay bazında davalı tarafından, davacının e-posta yoluyla verdiği onay çerçevesinde düzenlenen fiyat indirim destek faturalarına, bu faturalara onay verilen e-posta yazışmalarına, davacının KEP itirazlarına, davalı tarafından davacının bu itirazlarına ilişkin itirazları ve faturaların akıbetine yer verilmişse de bu durum ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini,

İlk derece mahkemesinin sadece 26.08.2024 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak kararın gerekçesinin oluşturulması; taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürdürülüş, faturaların onaylanma ve ticari defterlere işlenme sürecinin, bu sürecin kimler tarafından yürütüldüğünün dikkate alınmaması; somut olayın dürüstlük kuralına aykırılık ve çelişkili davranış yasağı kapsamında "istinaf ilamına rağmen" ele alınmaması yerel mahkemenin hukuka uygun karar verme iradesinde olmadığının açık göstergesi olduğunu, İstinaf ilamında, ilk derece mahkemesinin (kaldırılan) kararında "taraflar arasında söz konusu fatura konusu işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği, taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığının tespit edilmediği ve gerekçelendirilmediği" belirtildiği, buna ilişkin olarak söz konusu faturalara yetkisiz kişilerce onay verildiği ve davacının kabul etmediği gerekçesiyle faturalara itibar edilmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği, Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve uygulamanın standart oranlara dayanmadığına ilişkin tespite ilişkin ise tarafımızca gerek yerinde incelemelerde gerek dosyaya sunulan belgelerde sözleşmeye dayalı kesilen fiyat indirim destek faturaları ile uygulama çerçevesinde kesilen fiyat indirim destek faturalarının izah edildiği, tüm örneklerin ve dayanak belgelerin dosyaya sunulmuşsa da yok sayıldığını, bu hususta sadece davacı tarafından sunulan delillerin değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, İstinaf ilamında celbedilen İş Mahkemesi dosyalarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı belirtilmesine rağmen söz konusu dosyalara ilişkin Mahkemece yine değerlendirme yapılmadığını, kaldırma kararından sonra da bilirkişiler tarafından taraflarınca dosyaya sunulan delillerin yok sayıldığı ve davacı tarafından herhangi bir belge sunul(a)madığı tespit edilmesine rağmen yine davacının mücerret alacak talebi dikkate alındığını, tarafsızlığını yitiren ...nın azli ve görevden çekilme talepleri hususunda Mahkemece karar verilmekten imtina edildiğini,İlk derece mahkemesi tarafından istinaf ilamından sonraki süreçte de hangi faturaların kabul edildiği, hangilerinin edilmediği ve kabul edilme/edilmeme gerekçelerinin ne olduğuna ilişkin hukuki bir değerlendirme yapılmadığını, doğrudan 26.08.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunu esas alan ilk derece mahkemesi, yine hukuki değerlendirme yapmaktan imtina ederek taraflar arasında ihtilafa sebebiyet veren hususları aydınlatamadığını,İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, mal iade faturalarına ilişkin bahsi geçen kişiler haricindeki kişilere daha önce mal teslimi yapılıp yapılmadığının belirlenmediği tespit edilmeksizin kök ve ek rapordaki tespitlere atıf yapılarak takdirin Mahkemeye bırakıldığı, İstinaf ilamındaki tespit zaten kök ve ek rapordaki eksikliklere ilişkin olmasına rağmen bilirkişiler tarafından bu eksikliğe ilişkin bir inceleme yapılmamasına tarafımızca itiraz edilmişse de bu itirazlarımız ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini ve buna ilişkin dosyaya sunulan delillerin incelenmediğini,Bilirkişi heyetinin istinaf ilamına rağmen herhangi bir inceleme yapmaktan imtina ettiği bir diğer konu da sevkiyatsızlık ceza tutarı olup ilk derece mahkemesi tarafından da davalı tarafından dosyaya ibraz edilen e-postalar ve tedarikçi karneleri incelenmeksizin hüküm tesis edildiğini,İmha faturalarına ilişkin olarak davalı tarafından daha önce düzenlendiği şekli ile davacı tarafından kabul edilip edilmediğinin tespiti gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından yine mesnetsiz bilirkişi raporundaki cümleler aynen alınarak hüküm tesis edildiğini, oysa imha faturalarının taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen usule uygun olarak davacıya bildirim yapılması akabinde davacı tarafından ürünlerin iade alınmaması üzerine imha edilmesine istinaden düzenlendiğini, işbu faturaların tanzimi taraflar arasındaki ticari işleyişe uygun olduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki davacı, satış hedefini tutturmak amacıyla hiçbir sipariş olmadan malları kendi deposundan çıkararak davalının çeşitli şubelerine götürdüğünü ve davalının siparişini vermediği ürünleri teslim alması için zorlandığını, siparişi verilmeyen ürünlerin teslimine ilişkin yazışmalar da dosyada bulunduğunu, bu işlemleri daha çok ayın son günleri, mevcut ürün stokunu eritmek için gerçekleştiren davacının sipariş olmadan ürün sevkiyatı da tüm itirazlarımıza rağmen sektör bilirkişisi tarafından değerlendirilmediğini,İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda; istinaf ilamındaki işbu tespite ilişkin yalnızca davacının iç bütçesi olan tablolara (Excel) yer verildiğini, davacı tarafından düzenlenen 1.988.455,93-TL tutarındaki fiyat farkı faturasına ilişkin hesaplamanın ne şekilde yapıldığına ilişkin davacı tarafından herhangi bir dayanak belge sunulmadığı tespit edilmesine rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, İstinaf ilamının sonunda; "Kısacası taraflar arasındaki sözleşmelerin geçersiz olduğunun kabul edilmesi halinde dahi taraflar arasındaki fiili uygulamaya ve maillere göre tarafların ticari defter ve kayıtları arasındak farkın sebebi olan davacı ve davalı tarafından düzenlenen faturaların geçerli olup olmadığı tespit edilmemiş ve taraflar tarafından düzenlenen faturaların daha önce düzenlenen ve taraflar tarafından itiraz edilmeyen fatura düzenlemesine ve taraflar arasındaki fiili uygulamaya uygun olup olmadığı tespit edilememiştir."şeklinde bir ifadeye yer verilmiş olup aslında özetle, ilk derece mahkemesi tarafından yukarıda sayılan bu hususlar hala yerine getirilmediğinden yapılaca istinaf incelemesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın asıl ve birleşen dosya yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Alacağı kabul anlamına gelmemekle dava konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yukarıda arz ve izah edildiği üzere; ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi heyet raporuna ilişkin itirazlarımız değerlendirilmeden, eksik inceleme ve istinaf ilamında açıkça belirtilmesine rağmen yine kabul edilen ve edilmeyen hususlara ilişkin yeterli gerekçe belirtilmeden hatalı ve hukuka aykırı bir hüküm tesis edilmesi sebebiyle kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen dava; dava ve icra takibi dayanağı olan faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bakiye fatura bedellerini ödemediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 24/12/2020 tarih, 2020/435 esas ve 2020/1083 karar sayılı ilamı icra dairesinin yetkisizliği sebebiyle davanın HMK 114. ve 115. Maddeleri uyarınca özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 24/06/2021 tarih, 2021/684 esas ve 2021/979 karar sayılı ilamı ile ".....Davalı tarafça taraflar arasında yapıldığı belirtilen Çerçeve Tedarik Sözleşmesinin 19.9 maddesi uyarınca İstanbul Mahkemeleri ile icra müdürlüklerinin yetkili olduğu ileri sürülerek yetki itirazında bulunulmuş, davacı tarafça, davalının dayandığı sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı, ayrıca söz konusu sözleşme müvekkilinin yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığı gibi, müvekkili şirketin çift imza ile temsil edilmekte olup, ibraz edilen sözleşmede tek imza bulunması nedeniyle sözleşmenin yürürlüğe girmediği, talep edilen alacağın sözleşme ile bir ilgisinin bulunmadığı beyan edilmiştir. İbraz edilen sözleşmede davacı adına atılı tek imza bulunduğu ve işbu dosyada davacı vekiline, iki şirket yetkilisi tarafından vekaletname verildiği görülmektedir. Davalı yanca dayanılan sözleşmenin tarafları bağlayıcı olabilmesi için yetkili temsilcilerce ve usulüne uygun olarak imzalanmış olması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davacının imza eksikliği, sözleşmedeki imzanın yetkili temsilciye ait olmadığı, taraflarca usulüne uygun olarak imzalanmadığı yönündeki itirazları hususunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle kaldırıldığı, kaldırma ilamından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 02/03/2023 tarih, 2021/571 Esas ve 2023/216 karar sayılı ilamı ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 08/11/2023 tarih, 2023/1021 esas ve 2023/1755 karar sayılı ilamı ile "....Ancak davacı tarafından cevaba cevap dilekçesinde taraflar arasında akdedilen 01/10/2015 tarihli taşıma sözleşmesinin davalı tarafından imzalanmaması, 22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin ise davalı tarafından imzalanmaması ve kendilerinin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmaması sebebiyle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece sözleşmelerin tek taraflı olarak imzalanması halinde sözleşmeye itiraz etmeyen ve sözleşmeyi kabul eden diğer tarafın sözleşmeyi imzalamaması durumunda sözleşmenin geçerliliğine etkisi olup olmadığı tartışılmamıştır. Bunun yanında davacı tarafından taraflar arasında akdedilen 01/01/2016 tarihli ticari şartlar anlaşması, 02/03/2017 tarihli ticari şartlar anlaşması satın alma şartları, 01/10/2018 tarihli taşıma sözleşmesi, 2019 yılı Ramazan Hazır Erzak Anlaşması ve Ek Protokol'ün geçersizliği ileri sürülmemesine ve davacının davalıya gönderdiği ihtarnamelerde ticari şartlar anlaşmasını kabul etmesine ve atıfta bulunmasına rağmen söz konusu sözleşmelerin hangi gerekçe ile geçersiz olduğu açıklanmamış ve Mahkemece hangi sözleşmelerin geçersiz olduğunun kabul edildiği belirtilmemiştir. Mahkemece kaldırma ilamından sonra davacının ticari sicil kayıtları celbedilmiş, ancak sözleşmelerin akdedildiği tarihte sözleşme akdetmeye yetkili temsilcileri ve yetki kapsamları ile sözleşmelerin yetkili kişiler tarafından imzalanıp imzalanmadığı sözleşmeler bazında değerlendirilmemiştir. Bunun yanında davacının geçersizliğini ileri sürmediği taraflar arasında akdedilen 01/01/2016 tarihli ticari şartlar anlaşması, 02/03/2017 tarihli ticari şartlar anlaşması satın alma şartları, 01/10/2018 tarihli taşıma sözleşmesi, 2019 yılı Ramazan Hazır Erzak Anlaşması, 03/01/2018 promosyon anlaşma formu ve Ek Protokol'ü imzalayan kişilerin yetkili olup olmadığı, yetkili olmaması halinde yetkili olmayan kişiler tarafından imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğu ileri sürülmemesine rağmen 22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin de bu kişiler tarafından imzalanmış olması halinde ve sözleşme tarihinden sonra da ticari ilişkinin devam ettirilmesi sebebiyle davacının bu sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı tartışılmamış ve gerekçelendirilmemiştir. Mahkemece sadece şekli olarak sözleşmenin geçerli olup olmadığı incelenmiştir. 22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin geçerli olup olmadığı taraflar arasındaki fiili uygulamaya göre de tespiti gerektiğinden sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanmaması neticesinde şeklen geçersiz olsa dahi TBK'nın 46. maddesi kapsamında sözleşme taraflarca fiilen uygulanarak alım-satım ilişkisinin çerçeve sözleşme kapsamında fiilen yürütülüp yürütülmediği, bu doğrultuda sözleşmenin taraflarca benimsenip benimsenmediği, geçerli hale getirilip getirilmediği yönünden Dairemizin ilk kaldırma kararı doğrultusunda araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmamış, kaldırma kararının gereği yerine getirilmemiş, şekli değerlendirme yapılıp, sözleşmenin fiilen uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilmemiştir. Mahkemece uyuşmazlığın asıl kaynağı olan ve bütün yargılama boyunca ileri sürülen bu hususların gerekçeli kararda değerlendirilmemesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple asıl davada ve birleşen davada davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. ........Mahkemenin kabulüne göre ise; Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için ve taraflar tarafından ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılması sebebiyle tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyet raporunda özetle; tarafların ticari defterinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahipleri lehine delil niteliğinde olduğu, davacının ticari defterlerinde icra takip tarihi itibariyle davalıdan 17.859.231,86 TL alacaklı gözüktüğü, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının icra takip tarihi itibariyle davacıdan 159.540,90 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir.

Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafın defter ve kayıtlarına alındığı tespit edilmiştir. Tarafların defter ve kayıtları arasındaki farkın sebebinin davalı tarafından düzenlenip davacının defter ve kayıtlarında yer almayan 2018 yılında düzenlenen toplam 4.597.671,83 TL bedelli faturalar, 2019 yılında düzenlenen toplam 10.676.154,46 TL bedelli faturalar, 2020 yılında düzenlenen toplam 747.056,11 TL bedelli faturalar, davacı tarafından düzenlenen ancak davalı tarafından defter ve kayıtlarına alınmayan toplam 1.988.455,93 TL bedelli faturalar ve sebebi tespit edilemeyen 9.434,43 TL miktardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.

Davalı tarafından düzenlenen ancak davacı tarafından defter ve kayıtlarına alınmayan faturalar; toplam 1.257,09 TL bedelli fiyat farkı-eksik mal-miktar farkı faturaları, toplam 36.830,78 TL imha faturaları, toplam 15.132.937,90 TL hasarlı ürün ve lojistik -indirim destek faturaları, toplam 179.722,09 TL mal iade faturaları, toplam 181.225,72 TL mal teslim edilmediği iddiası ile düzenlene faturalar, toplam 484.460,00 TL promosyon bütçesi faturaları, toplam 4..448,82 TL sevkiyatsızlık ceza faturalarıdır. Mahkemece 15.132.937,90 TL’lik hasarlı ürün iskontosu + lojistik iskontosu + indirim destek faturalarının davacı kayıtlarında yer almadığı, taraflar arasında indirim destek faturaları konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı, 14.429.562,61 TL’lik faturalardan, 747.056,11 TL’lik faturalar yönünden herhangi bir onay maili veya başkaca dayanak bir belge delil sunulmadığı, bakiye 13.682.506,50 TL’lik fatura yönünden davacı şirketten...’in faturaların kesilmesi için onay vermesi yetkili olmaması ve bu işlemin dayanağının şirke tarafından onaylanması nedeniyle davacının kabul etmediği 13.682.506,50 TL’lik faturaların doğruluğuna ilişkin davalı tarafından dayanak bir bilgi, belge ve delil sunulmadığından davalı alacağı olarak değerlendirilmediği belirtilmiştir. Ancak söz konusu faturalara onay veren...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı, davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği, taraflar arasında söz konusu fatura konusu işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği, taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı tespit edilmemiş ve gerekçelendirilmemiştir. Ayrıca celbedilen İş Mahkemesi dosyalarına ilişkin değerlendirme yapılmamıştır.

Davalı vekili tarafından düzenlenen faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olup olmadığının tespiti için defter ve kayıtların yerinde incelenmesi talep edilmiş, bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılmadığı hususu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilmiş, ancak Mahkemece bu hususta bir karar verilmemiştir. Diğer faturalar yönünden ise bilirkişi heyeti tarafından kendi görüşüne göre davalı tarafından düzenlenen ve davacı kayıtlarında yer almayan faturalardan kabul edilmesi ve kabul edilmemesi gereken faturalar belirtilmiş, takdiri Mahkemeye bırakmış, Mahkemece gerekçeli kararda bu faturaların hangilerinin kabul edildiği, hangilerinin kabul edilmediğini, kabul edilme ve kabul edilmeme gerekçeleri açıklanmamıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından mal iade faturaları yönünden sürekli bir şekilde mal teslimi yapılan kişiye yapılan teslimler kabul edilmiş, ancak bunun dışındaki kişilere daha önce mal teslimi yapılıp yapılmadığı belirlenmeden söz konusu faturalar kabul edilmemiştir. Sevkiyatsızlık ceza tutarlarına ilişkin mailler olduğu belirtilmiş, takdirin Mahkemede olduğu belirtilmiş, davalı tarafından sunulan tedarikçi karneleri değerlendirilmemiş ve gerekçelendirilmemiştir.

Davalı tarafından düzenlenen imha faturaları yönünden ticari şartlar anlaşmasına uygun olmaması sebebiyle kabul edilmediği bilirkişi raporunda belirtilmiş, ancak taraflar arasında imha faturalarının davalı tarafından düzenlendiği şekli ile davacı tarafından daha önce kabul edilip edilmediği tespit edilmemiş, Mahkemece de kabul edilmeme sebebi gerekçede belirtilmemiştir.

Davacı tarafından düzenlenen 1.988.455,93TL fiyat farkı faturasındaki davacı hesaplamasının davalı tarafından aksini ispat edecek delil sunulmadığından bilirkişi heyeti tarafından kabul edilmiş, ancak yapılan hesaplamanın ne şekilde yapıldığı, taraflar arasındaki uygulamaya göre iskonto faturalarının ne şekilde düzenlendiği ve düzenlenen faturaların taraflar arasındaki uygulamaya uygun olup olmadığı, davacının fiyat farkı fatura hesaplamasının yerinde olup olmadığı tespit edilmemiştir. Kısacası taraflar arasındaki sözleşmelerin geçersiz kabul edilmesi halinde dahi taraflar arasındaki fiili uygulamaya ve maillere göre tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın sebebi olan davacı ve davalı tarafından düzenlenen faturaların geçerli olup olmadığı tespit edilmemiş ve taraflar tarafından düzenlenen faturaların daha önce düzenlenen ve taraflar tarafından itiraz edilmeyen fatura düzenlemesine ve taraflar arasındaki fiili uygulamaya uygun olup olmadığı tespit edilmemiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında Mahkemece davalı vekilinin bilirkişi raporlarına ve davaya ilişkin itirazları ve savunmaları değerlenmeden ve karşılanmadan eksik inceleme ile ve kabul edilen ve edilmeyen hususlara ilişkin yeterli gerekçe belirtilmeden karar verilmesi isabetli olmamıştır...." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında çözümlenmesi gereken ilk ihtilaf 22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin ve bu sözleşmeden hüküm altına alınan yetki şartının geçerli olup olmadığı, buna göre icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı ve dava şartı eksikliğinin bulunup bulunmadığı hususudur. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında ticari ilişkinin 2013-2019 yılları arasında sürdüğü, ilişkinin devamı sırasında taraflar arasında 01/10/2015 tarihli "Taşıma Sözleşmesi" akdedildiği, söz konusu sözleşmede davacı adına ... ve Tansel ...tarafından imzalandığı, 01/01/2016 tarihli "Ticari Şartlar Anlaşması" , 01/03/2017 tarihli iki adet "FSD Ticari Şartlar Anlaşması Satınalma Şartları" sözleşmeleri akdedildiği ve sözleşmenin davacı adına ... tarafından imzalandığı, 03/01/2018 tarihli "Promosyon Anlaşma Formu" ve 20/02/2019 tarihli "2019 Yılı Ramazan Hazır Erzak Anlaşması" akdedildiği, anlaşmanın davacı adına ... ve... tarafından imzalandığı, "Ek Protokol"( Aralık / 2018 Fiyat İndirim Desteği Faturasına İlişkin ) akdedildiği ve bu protokolün ...01/2019 tarihinde ... tarafından imzalandığı görülmüştür. Söz konusu bu anlaşmalar ve protokolün dosyaya sunulan örneklerinde taşıma sözleşmesi dışındaki tüm sözleşmelerde ve protokolde davacı adına ticaret sicil kayıtlarına göre temsil yetkisi bulunmayan ...'ın ve bir kısmında davacının faturaya onay verme yetkisinin bulunmadığı ileri sürülen...'in imzasının bulunduğu, söz konusu anlaşma ve protokolün davacı tarafından yetkili olmayan kişilerce imzalanmadığının ileri sürülmediği, aksine ticari ilişkinin dayanağı olarak gösterildiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafından ticari ilişkinin dayanağı olarak gösterilen 01/01/2016 tarihli "Ticari Şartlar Anlaşması" nın 13. Maddesinin "İşbu Ticari Şartlar Anlaşması, başka bir anlaşma İmzalanmadığı sürece tüm cari ilişki için geçerikdir. Sahcı, ayrıca MCC ile Çerçeve Tedarik Sözleşmesi İmzalamışsa ve bu Çerçeve Tedarik Sözleşmesi feshedilmiş olsa dahi, ticari ilişkinin devamı süresince Işbu Ticari Şartlar Anlaşması ile yıllık olarak belirlenmiş olan tüm şartların geçerlliğini koruyacağını ve üzerinde mutabık kalınan bütçenin harcanmaması durumunda kendine fatura edileceğini kabul eder." hükmü içerdiği, yine bu anlaşmanın 29 maddesinin "Taraflarca işbu Sözleşme kapsamında bir değişiklik yapılmadığı sürece Sözleşme geçerliğini takip eden yıllar baklmından aynı şartlarla koruyacaktır." hükmünü içerdiği ve bu hükme göre yapıldığı tarihten itibaren ticari ilişkinin devamı süresince anlaşmanın yürürlükte olduğu, tarafların söz konusu anlaşmalar çerçevesinde ticari ilişkinin yürütüldüğü sırada 22/02/2019 tarihli "... Tedarik Sistemi Çerçeve Tedarik Sözleşmesi"ni akdettiği, söz konusu sözleşmenin davacı adına ... tarafından imzalandığı, sözleşmenin 2.1 ve 2.2 maddesinin "Bu Sözleşme, her tedarik işleminin farklı aşamalarında ifa edilecek prosedürler ve belgeler dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, Tedarikçi tarafından Malların Şirkete temini ile ilgili genel usul ve esasları belirlemektedir.

Sonuç olarak, bu Sözleşme, Taraflar arasında düzenli olarak ya da zaman zaman akdedilen her ayrı Alım-Satım Sözleşmesi ve diğer sözleşmeler için bir şemsiye sözleşmesi niteliğinde olup bunların ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Özelikie, Tedarikçi ve Şirket, özel yerel gereksinimleri yansıtan Ülkeye Özel Tedarik Sözleşmesi ve fiyatlandırma ve ödeme koşullarını belirleyen Ticaret Şartları Sözleşmesini akdetme veya vaya akdedimesini istemektedir. Bu Sözleşme ile taraflar arasında akdedilen veya akdedilecek başka bir sözleşme arasında ihtilaf olması durumunda; iş bu sözleşme ilgili konunun başka türlü kararlaştırılabileceğini belirtmedikçe yada da bu tür başka bir sözleşme burada belirtilen çelişkili hükme atıfta bulunmadıkça ve bu çelişkili hükmü değiştirmedikçe, bu Sözleşme geçerli olacaktır. Hak ve yükümlülükleri daha ayrıntılı olarak düzenleyen veya bu Sözleşmeyi destekleyen başka bir anlaşmada yer alan herhangi bir hüküm, işbu Sözleşme kapsamında çelişkili bir hüküm olarak kabul edilmez." hükmünü içerdiği, bu sözleşme hükümleri dikkate alındığında tarafların önceden devam eden mal tedarik ilişkisinin çerçeve hükümlerini belirlemek ve yazılı hale getirmek için düzenlendiği, davacı tarafından sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı ve şirketin çift imza ile temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmadığı ileri sürülmüş ise de, davalı tarafından sözleşmenin inkar edilmediği ve kabul edildiği, az yukarıda belirtilen taraflar arasında akdedilen anlaşmalarında yetkisiz olduğu ileri sürülen ... tarafından imzalandığı ve itiraz edilmediği, ihtilafa konu sözleşme tarihinden sonra ticari ilişkinin devam ettiği ve alacak iddiasına konu faturaların bu sözleşme tarihinden sonra düzenlendiği, tarafların ticari defterlerindeki işleyiş dikkate alındığında dava konusu faturaların taraflar arasındaki tedarik ilişkisi ve anlaşmalar kapsamında düzenlendiğinden bağımsız satış sözleşmelerine istinaden düzenlendiği iddiasının itibar edilebilir nitelikte olmadığı, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından yetkisiz ve tek kişi tarafından imzalanan sözleşmeye onay verdiğinin ve sözleşmenin geçerli olduğunun kabulünün gerektiği, aksinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu, bu kadar uzun süre devam eden ve yüksek işlem hacmine sahip ticari ilişkide ve anlaşmaların çoğunun ... tarafından imzalandığı gözetildiğinde sözleşmenin imzalandığından haberinin olmadığı iddiasının da dinlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, Mahkemece istinaf ilamında belirtilen hususlar tartışılmaksızın sadece şekli değerlendirme yapılmak suretiyle sözleşmenin geçersiz sayılması isabetli olmamıştır. Taraflar arasındaki 22/02/2019 tarihli "... Tedarik Sistemi Çerçeve Tedarik Sözleşmesi" geçerli olduğundan sözleşmenin 19.9 maddesinde İstanbul Mahkemeleri ile İcra Müdürlüklerinin yetkili olacağına dair düzenleme uyarınca yetki şartı da geçerlidir. Yetkili icra dairesi İİK’nun 50/1 maddesi yollamasıyla HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenecektir.

HMK'nın 17. maddesinde “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmü yer almaktadır.

Davalı tarafından icra takibine yapılan itirazda taraflar arasındaki akdedilen sözleşmenin 19.9 maddesi uyarınca İstanbul Mahkemeleri ile İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğuna ilişkin usulüne uygun yetki itirazında bulunulduğu, taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca Bakırköy İcra Dairesi'nin dava konusu icra takibinde yetkisiz olduğu ve itirazın iptali davasının ön şartı olan usulüne uygun bir takibin bulunmadığı anlaşıldığından davanın özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

Sonuç olarak asıl ve birleşen davada davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Asıl ve birleşen davada davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/10/2024 tarih ve 2023/1150 Esas 2024/938 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Asıl ve birleşen davanın HMK 114. ve 115. maddeleri uyarınca özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden REDDİNE, 3-Kaldırma sebebine göre davalının sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

ASIL DAVA YÖNÜNDEN

4.Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından sarf edilen toplam 25.800,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti davalı tarafından yatırıldığından bu bedelin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tarifenin 7/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN

10.Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 259.908,48-TL harçtan mahsubu ile bakiye 259.293,08-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 12-Davalı tarafından bu dosyada ayrıca bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 13-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tarifenin 7/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 15-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN:

16.Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 17-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 18-Davalı tarafından istinaf aşamasında asıl ve birleşen davaya yönelik ayrı ayrı sarf edilen toplam 2.338,80-TL (1.169,40x2=2.338,80) istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 19-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog