Esas No
E. 2025/1264
Karar No
K. 2025/1328
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1264

KARAR NO: 2025/1328

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/07/2025

NUMARASI : 2018/1376 Esas - 2025/556 Kara

DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı ... ... (... ...) ... Limited vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Davacı tarafın dava dışı üçüncü kişi ile imzaladığı sözleşme gereği Kahramanmaraş/Elbistan’da 44X1 MWe Enerji Santrali kurulum işinin yüklenicisi olduğu; davacı ile davalı arasında alım satım ilişkisi kurulduğu; bu ilişkide davacı şirketin CHSM-6610P-35 mm Frame tipli, 270wp, 44445 adet 12 MW’lık güneş panelini 4.680.058,50 USD bedelle almayı taahhüt ettiği; ... ...’nın, ... Soların acentesi olarak hareket ettiği; davalı ... ...’ın sözleşmeyi ifa etmeyerek iki farklı kalemde davacının zarara uğramasına sebep olduğu; davacının sözleşmeye konu panelleri farklı tedarikçiden 119.576,70 USD daha pahalıya almak durumunda kaldığı; panellerin teslim edilmemesi nedeniyle sahada iki ay gecikme yaşandığı ve bu süreçte de masraflar yapıldığı ve davacının zarara uğradığı; 07.10.2017 tarihinde teslim edilmesi gereken panellerin gelmeyeceğinin belli olması üzerine davacı tarafın 4 farklı tedarikçi ile yaptığı sözleşmelerle satın aldığı panellerin aralık ayı ortası ve sonunda eline ulaştığı; bu 2 aylık süreçte panellerin inşaat alanına gelmediği için yaklaşık 200 işçinin panellerin sevkini beklediği; sahadaki gecikmeye ilişkin kesin ve net zararın hesaplanmasına imkân bulunmadığından belirsiz alacak davası açma zorunluluğunun doğduğu öne sürülerek sözleşmeye konu teslim borcunun ifa edilmemesi nedeniyle ortaya çıkan zararın faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

CEVAP

Davalı ... ... vekili cevap dilekçesini özetle; Davacı ile davalı ... ... arasında akdedilen Sipariş Formu’nda belirtilen ürünlerin davacıya tedarikine ilişkin olarak, davalı ... ...’ın belirlenen sipariş tutarının %10’una karşılık gelen tutarda payment advance (“ön ödeme”) alacağı hususunun kararlaştırıldığı; bu doğrultuda davacının, davalı ... ...’a 468.005,85 USD tutarındaki ön ödemeyi gerçekleştirdiği; her ne kadar söz konusu ürünler üretilmeye başlanmış olsa da beklenmeyen nedenlerden dolayı ürünlerin tedarikinde gecikme yaşandığı; bu durumun davacıya sözlü ve yazılı olarak bildirildiği; ancak tarafların görüşmeler sonunda mutabık kalamadığı; davacı şirketin sözleşmeden döndüğü ve ön ödeme tutarının iadesini istediği; akabinde davalı tarafın ön ödemeyi geri iade ettiği; davacının bir başka tedarik firmasından söz konusu malların (... panellerin) tedariğinde yapmış olduğu doğrudan masraflar haricinde geri kalan unsurların davalı ... ... tarafından karşılanmasının mümkün olmadığı; davacının davalı ile ticari ilişki kapsamındaki teklifine benzer nitelikte bir teklif alınarak (varsa) fiyat farkının hesaplanması gerektiği; davacının yüklenici sıfatıyla dava dışı üçüncü kişiyle aralarındaki ticari ilişki kapsamında sahada yaşanan gecikmelerin bir takım masraflara sebebiyet verdiği ve bunların davalı tarafından tazmin gerektiğini iddia ettiği; bahsettiği zararlardan davalı şirketin sorumlu olmayacağı; bahsettiği zararların oluşup oluşmadığının tespiti bakımından dava dışı üçüncü kişi yatırımcı ile aralarındaki ticari ilişkinin incelenmesi gerektiği; davalı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesini özetle; Davalılar arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı; davalının, diğer davalı ... ... ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkiye doğrudan veya dolaylı dâhil olmadığı; davalı şirketin 24.07.2017 tarihinde kuruluş işlemlerini gerçekleştirdiği; 29.11.2018 tarihine kadar geçen süreye ait şirket kayıt ve defterleri incelemeye tabi tutulduğunda şüpheye mahal vermeyecek bir halde ilişkisinin olmayacağı hususunun açık bir şekilde belli olduğu; ... Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti. tarafından 27.12.2018 tarihinde hazırlanan raporun, şirket defter, kayıt, hesap ve belgeleri üzerinden düzenlendiği; nihayetinde ... ... ve/veya ... ile ilgili hiçbir belge veya kayda rastlanmadığı; bu hususun davacı Kolensis yönünden ilgili şirketin defter ve kayıtları incelendiği vakit ortaya konabileceği; davacı şirketin sadece isim benzerliği ile davalı tarafa ithamda bulunduğu öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, satım sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı şirket ile 2 nolu davalı şirket arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, 1 nolu davalı şirketin diğer davalı şirketin acentası sıfatı ile sözleşmenin kurulmasına aracılık yapıp yapmadığı, sözleşme yapılmış ise sözleşmenin uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmamış ise davacı şirketin sözleşme uyarınca zarara uğrayıp uğramadığı uğramış ise miktarı ve 1 nolu davalının da bu zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararın istenmesidir. Menfi zarar uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. ( 6098 sayılı TBK'nın 125/son) maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarar kavramına, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla (gönderilen şeyin kaybolması gibi) uğranılan zarar, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar ve dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir. Müspet zarar ise, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir." (Örnek:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı kararı). Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr.

H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s.

426 vd.). Davacı yanca müspet zararın istenebilmesi için sözleşmenin feshinde kusurlu olmaması gerekmektedir. Somut olayda davalının sözleşme konusu panelleri teslim etmemesi nedeniyle, davacının sözleşmeden dönerek yaptığı yeni sözleşme ile her iki sözleşme arası 119.576.70 USD olarak hesaplanan zararın müspet zarar niteliğinde bir nolu davalı ... ...'dan talep edebileceği ,dava konusu sözleşmenin iki nolu davalı tarafından kendi nam ve hesabına yapıldığı, iki nolu davalı tarafından bir nolu davalıya acentelik ilişkisi kapsamında üçüncü kişilerle sözleşme yapılması konusunda muvafakat verilmediği, bir nolu davalının sözleşmenin tarafı olmadığı ve iki nolu davalı adına da sözleşme yapmadığı anlaşılmakla bu bir nolu davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının bekleme sebebiyle şantiye masrafları istenmiş ise davacının bu hususu ispat edemediğinden reddi gerekmiştir. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarla, davanın ... ...'a açıldığını ancak TTK m. 105/II'nin verdiği izinle ... ... acente olarak izafeten davalı gösterildiğini, zira TTK m. 105 hükmüne göre: "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." denildiğini, huzurdaki davada ... ...'dan talepte bulunulması, hükmün onun aleyhinde kurulması gibi bir talep söz konusu olmadığını, ... ... davalı gösterilmediğinden, aleyhine açılmış bir dava bulunmadığından ... ... bakımından davanın reddi ve vekalet ücretine hükmedilmesi de söz konusu olmayacağını ancak ilk derece mahkemesi hatalı bir şekilde davanın ... ... yönünden reddine karar verdiğini, oysa ki huzurdaki uyuşmazlıkta davanın izafeten ... ...'ya yöneltilmiş olduğunu, nitekim davalı ... ...'nın, Türkiye'de merkez veya şubesi bulunmayan ... ... adına aracılıkta bulunmakla TTK m. 103/I-b'deki açık hüküm gereği acentelik hükümlerine tabi olduğu huzurdaki uyuşmazlık kapsamında taraflarınca açık bir şekilde ortaya koyulduğunu, Yargıtay da TTK m. 103'teki (eTTK m.

117.kimselerin TTK m. 105'e tabi olduklarını tereddütsüz kabul etmekte olup ... ..., ... ...'ın Türkiye'deki acentesi olarak sözleşmenin kurulmasına aracılık ettiğini, bu aracılık faaliyeti, sözleşmenin kurulması ve ifası aşamasında taraflar arasında yapılan mailleşmelerde, ... ... pay sahibi, yönetim kurulu üyesi ve yetkili temsilcisi ...'nın attığı maillerden açıkça anlaşıldığını, EK-3 olarak ekli yazışmalardan da açıkça görüleceği üzere ... ..., ... ... adına Türkiye'de iş ve işlemlerde bulunduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili 01/09/2025 tarihli dilekçesi ile, ... ... (... ...) ... Limited açısından istinaf isteminden ve davadan feragat ettiklerini, feragat nedeniyle herhangi bir yargılama gideri veya vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, davanın davalı ... ... (... ...) ... Limited yönünden feragat ile sonuçlandırılmasını, davalı ... ... (... ...) ... Limited vekilinin 01/09/2025 tarihli beyanı tahtında davalı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini, diğer davalı ... ... Elektrik San. ve Tic. A.Ş. açısından ise istinaf isteminin devam ettiğini ve dosyanın bu kapsamda sonuçlandırılmasını talep etmiştir. Davacı vekilinin incelenen vekaletnamesine göre feragate ilişkin özel yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı ... ... (... ...) ... Limited vekili 01/09/2025 tarihli dilekçesi ile, davacı Şirket arasındaki dava konusu uyuşmazlık sulh yolu ile çözümlenmiş olup işbu sebeple davacı şirket’in 01/09/2025 tarihinde düzenlenen dilekçesi ile davalı müvekkili şirket’e yönelik davasından feragat etmiş ve buna bağlı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediğini belirtmiş olduğunu beyanla davacının feragatine bir diyecekleri olmayıp, vaki feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.

Feragat edilen hususlar dışında istinafa gelen uyuşmazlık temelde, ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketine davanın yöneltilip yöneltilmediği noktasındadır.Davadan feragat HMK.'nın 307. ve 309. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davanın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.

HMK'nın 309. maddesi hükmüne uygun olarak, davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat mümkün bulunduğundan, ilk derece mahkemesinin, kararı davalı ... ... (... ...) ... Limited kaldırılarak, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.Davacı, ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketine davayı acente sıfatıyla ... ... (... ...) ... Limited'e izafeten açmış ise de dava dilekçesinde bu tarafları "Davalı 1", "Davalı 2" şeklinde ayrı ayrı adresleriyle göstermiş olup, bunların her ikisinin de davada temsil edildiği nazara alındığında ilk derece mahkemesince davanın ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden husumet nedeniyle reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının davalı ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın istinaf aşamasında davadan, davalı ... ... (... ...) ... Limited yönünden feragat edilmesi nedeniyle bu davalı yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin davalı ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden yaptığı istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı vekilinin ... ... (... ...) ... Limited yönünden yaptığı istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın, davalı ... ... (... ...) ... Limited yönünden feragat nedeniyle REDDİNE, davalı ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE2- Başlangıçta peşin olarak alınan 10.814,23 TL karar ve ilam harcı ile 200,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 11.014,23 TL'nin işin hitamında ödenmesi gereken 615,40 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından 492 sayılı Harçlar Kanunun 31. maddesi gereğince fazla alınan 10.398,83 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya ödenmesine,3-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ... ... (... ...) ... Limited'in yargılama masrafı ve vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Yargılama sırasında davalı ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılan 148,85 TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,6-Yargılama sırasında davalı ... ... Elektrik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,8-Davalı ... ... (... ...) ... Limited yönünden davadan feragat edildiğinden bu davalıya ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,10-Kararın,

HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.