8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/3885 E. , 2025/5422 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... vekili, ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne, bilirkişilerin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 9.072 m²'lik tapu harici yerin davacı ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline dair ilk karar, davalılar Hazine vekili, ... Büyükşehir Belediyesi vekili, ... vekili ve davacı ... ve müşterekleri vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarihli ve 2016/14134 Esas, 2019/8679 Karar ilamıyla; "... komşu taşınmazların dayanak vergi kaydı getirtilmeden ve hava fotoğrafı incelemesi yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı açıklanarak, komşu taşınmazların dayanak vergi kaydı ile dava tarihinden en az 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş ve iktisap evresine ilişkin stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından getirtilmesi, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra yeniden yapılacak keşif ile tescili istenen taşınmazın niteliğinin kesin bir şekilde belirlenerek, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca, dava konusu taşınmaz kısımlarının orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 08.04.2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli krokide koordinatları tespit edilen ve (A) harfi ile belirtilen 9.072,00 m²'lik alanın ... mirasçıları davacılar adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... vekili, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkeme kararı ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin uyumlu olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde; "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesinde; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” 3402 sayılı Kanun’un 17 nci maddesinde; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.” hükümleri düzenlenmiştir. 3402 sayılı Kanun'un "İhya Edilen Taşınmaz Mallar" başlıklı 17 nci maddesinin 2 nci fıkrasında ise "İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmüne yer verilmiş olup buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerekir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/B maddesinin "İmar Planları, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir" yönündeki düzenlemesi karşısında, 3402 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesinde bahsedilen imar planının, nazım ve uygulama imar planı olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamından, dava konusu taşınmaz kısmının 1974 yılında yapılıp kesinleşen kadastro çalışmalarında çamlık vasfı ile tescil harici bırakıldığı, 1968, 1970, 19 71... tarihli hava fotoğraflarında da ağaçlık bitki örtüsü kaplı çamlık alanı olarak görüldüğü, 21.02.1990 tarihinden ilan edilip kesinleşen orman kadastro çalışmalarında orman kadastro sınırları dışarısında bırakıldığı ve ... Büyükşehir Belediye Meclisinin 16.10.2008 tarihli kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli ... Nazım İmar Planı kapsamına alındığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. O halde İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı tarihten, imar planına alınma tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, somut olay ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılar ... vekili, ... vekili ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılar ... Belediye Başkanlığına ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.