Esas No
E. 2025/1704
Karar No
K. 2025/5454
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2025/1704 E.  ,  2025/5454 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2022/1 E., 2024/23 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 604 parsel sayılı ve 33.900 m² yüzölçümüdeki taşınmaz, kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırıldıktan sonra, uygulama kadastrosu sırasında taşınmaz 1 16... parsel numarasını almış ve yüzölçümü de 31.976,16 m² olarak belirlenmiştir.

2.Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili ... ilçesi ... köyü 604 parsel sayılı taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili yargılama sırasında sunduğu savunmasında; taşınmazın mera vasfıyla devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2015 tarihli ve 2014/7 Esas, 2015/15 Karar sayılı önceki kararı ile; "... çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve taşınmaz üzerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 02.07.2015 tarihli ve 2014/7 Esas, 2015/15 Karar sayılı önceki kararı, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.04.2021 tarihli ve 2020/8860 Esas, 2021/3256 Karar sayılı ilamıyla "... doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve krokisi ile birlikte getirtilmesi, tapu kaydı ile tedavüllerinin kadastro sırasında revizyon görüp görmediği mercilerinden sorularak varsa revizyon gördüğü taşınmazlara ait kesinleşme durumunu gösterir şekilde onaylı kadastro tutanak örneklerinin ve tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıtlarının istenmesi, çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları ile varsa dayanaklarının ve davalı iseler dava dosyalarının getirtilerek dosya arasına konulması, ... Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden, bu fotoğraftan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğraflarının ilgili kurumlardan getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek üçer kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması; yapılacak bu keşif sırasında öncelikle, yerel bilirkişilerin yardımı ve teknik bilirkişi eliyle davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ile krokisi zemine uygulanarak kaydın kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmesi, tapu kaydının değişir sınırlı olduğu gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle sınırında bulunan meranın devamı niteliğinde olup olmadığı, mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarının tespit edilmesi, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutların teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmesi, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması ve bu suretle kaydın kapsamının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi; tapu kaydının oluşumuna ilişkin tescil ilamında Hazine’nin taraf olmadığı gözönünde bulundurularak, tapu kayıt kapsamındaki taşınmaz bölümünün zilyetlikle edinilecek yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle edinilecek yerlerden ise zilyetlikle edinim koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının araştırılması, bu kapsamda dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise ne şekilde imar-ihya edildiği ve bu çalışmaların hangi tarihte tamamlandığı, çekişmeli taşınmazların kadim mera olup olmadığı ve komşu mera parselleri ile aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılması; bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmesi; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini, kamu orta malı mera vasfında olup olmadığını, meradan açılıp açılmadığını ve mera bütünlüğünü bozup bozmadığını belirten, çekişmeli taşınmaz ile mera parselleri arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını ve üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini duraksamasız şekilde ortaya koyan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini, imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar ihya edilip edilmediğini, edilmişlerse imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığın açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazların sınırlarının işaretlenilmesinin istenilmesi; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı mera niteliğinde olup olmadığı, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar-ihyalarının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmağı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesinin ve memleket haritaları ile uydu fotoğraflarının da yapılacak inceleme sırasında dikkate alınmasının istenilmesi; fen bilirkişisine, uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmesi ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.

2.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; "... davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte bulunduğu, komşu mera parseli ile arasında ayırıcı unsurun mevcut olduğu ve davacı ...’in en az 20 yıl süreyle nizasız ve kesintisiz şekilde çayır otu biçmek suretiyle taşınmazı kullandığı ve zilyetlikle kazanım koşullarını sağladığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun yalnızca teknik hataları gidermeye yönelik olduğunu, mülkiyet ihtilaflarını çözme amacı taşımadığını, İlk Derece Mahkemesinin bu amacın dışında davayı kabul ederek taşınmazın mülkiyeti konusunda hüküm kurmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın mera vasfında bulunup bulunmadığı, mera niteliği taşımadığı sonucuna varılması halinde ise davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2.İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (...) no.lu bölümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Şöyle ki; dava konusu 1 16... (...) parselin komşusu konumundaki 1 16... (eski 823) ile 1 16... (eski 591) parsel sayılı taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği ve ayrıca komşu 1 16... (eski 587) parsel yönünden Dairemizin 26.02.2025 tarihli, 2024/4688 Esas ve 2025/1557 Karar sayılı ilamıyla “mera vasfında olduğu” kabul edilmek suretiyle taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın ‘...’ vasfında olduğu belirtilmiş ise de, rapora ekli fotoğraflardan, dava konusu taşınmazın çevresinde bulunan mera parselleriyle toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından benzerlik ve bütünlük arz ettiği ve bu parsellerle arasında ayırtedici herhangi bir doğal veya yapay sınırın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, taşınmazın mera niteliğinde olduğunun ve meranın ortasında yer alması sebebiyle mera bütünlüğünü bozduğunun kabulü gerekmektedir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğu ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi ne olursa olsun zilyetlikle edinilmelerinin mümkün bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine ve taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.