9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı ... ...Şti ile dava dışı ... A.Ş arasında imzalanan kredi sözleşmesini davalılar borçlu ... ..., ... müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını,bu kredinin ödenmemesi borçlulara kat ihtarnamesi gönderilmiş, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle borçlular temerrüde düşmüş ve aleyhlerinde .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/... Esas sayılı dosyasına konu olan alacak; ... A.Ş. tarafından ... Noterliği’nin ... yevmiye nolu ve 31.03.2017 tarihli sözleşmesi ile ... ... A.Ş.’ye devir ve temlik edildiğini, ... ... AŞ ile Gelecek ... Şirketi A.Ş 23.11.2018 tarihli sözleşmeyle birleştiğini belirterek davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/... Esas sayılı dosyasıyla dosyasına davacı tarafından yapılan haksız itirazların iptaline, takibin devamına,davalı borçlular aleyhine %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... ... vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığının kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davası itiraz tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili açısından usule uygun şekilde arabulucuğa başvuru yapılmamış olup, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Borçlar Kanunu 598. madde uyarınca kefilin sorumluluğu 10 yılın dolması ile kendiliğinden ortadan kalkacağından davanın bu nedenle de müvekkili açısından reddi gerekmekte olduğunu, müvekkilinin 2011 yılında bahsi geçen asıl borçlu şirket hisselerinin tamamını devretmiş olup, bu tarihten sonra herhangi bir sorumluluğundan bahsedilmesi de mümkün olmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Terekesi Tasfiye Memuru... mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Tereke sayılı dosyasında verilen 06.02.2024 tarihli gerekçeli kararı ile; yine .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 25/03/2019 tarih, ... sayılı kararı ile mirasının en yakın mirasçıları tarafından reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verilmiş olan ... T.C. Kimlik numaralı ...’ın Terekesinin TMK m.612 gereği tasfiyesine ve terekesine tasfiye memuru atanmalarına karar verildiğini, davacı tarafın alacağının değerlendirilmesi gerekmekte olup, Müteveffa ...’ın sağlığında yaptığı işlemlere vakıf olmadıklarından alacağa ilişkin Tereke dosyasında belge ve delil bulunmadığından, tereke tasfiye memurluğu görevlerinin gereği olarak davanın reddini talep ettiğini, müteveffanın terekesi iflas hükümlerine göre tasfiye edilmekte olup, İİK.’nın 193. Maddesi gereğince, tereke aleyhindeki icra takiplerinin düşürüleceğini, işbu davanın, kayıt kabul davası niteliğinde olduğunu, bu durumda ispat yükünün davacı alacaklı tarafta olduğunu, görevi kapsamında yaptığı beyanların kötü niyet içermediğinden, tereke aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuki imkanının bulunmadığı kanaatinde olduğunu belirterek huzurdaki davanın kayıt kabul davası haline dönüştüğünün tespitine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... ... Limited Şirketi'ne yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak davayı reddetmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Eldeki dava, itirazın iptali davasıdır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 10/04/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı banka ile davalı asıl borçlu ... Gayrimenkul San.Ltd.Şti arasında 01.02.2011 tarihinde Genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı kefiller iş bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, davacı bankanın davalıdan 14.05.2013 takip tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 2.997.24 TL asıl alacak 572.60 TL işlemiş faiz 28.63 TL BSMV olmak üzere toplam 3.598.47 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, 2.997.24 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 32.64 ve TCMB tarafından deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV si davalıdan istenebileceğinin, takip talebiyle istenen 366.79 TL masraf kaleminin dayanak belgesinin ibraz edilmemiş olması nedeniyle bu aşamada istenemeyeceğini, ancak dayanak belge ve makbuzlarının ibrazı halinde tarafınca hesaplanan alacak tutarına bu tutarları aşmayacak miktarda belirlenen masrafların da eklenmesinin mümkün olduğunu belirtmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmü düzenlenmiştir.
İstanbul Bam 12.Hukuk Dairesinin 2022/666 E., 2022/581 K.sayılı ilamında "Tüm bu hükümler birlikte değerlendirilerek somut olaya döndüğümüzde; kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacı vekili tarafından 2009 yılında kambiyo takipleri ile zamanaşımının kesildiği ileri sürülmüşse de; kefillere başvurulduğunun ileri sürülmediği, genel kredi sözleşmesinin 31.03.2008 tarihinde akdedildiği, hesabın 19.06.2020 tarihinde kat edildiği ve alacağın muaccel hale geldiği, buna göre 31.03.2018 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu, buna göre icra takip tarihi olan 18.02.2021 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, dolayısıyla kefil olan davalıların sorumluluklarının sona erdiği, gerçek kişi müteselsil kefillere başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık sürenin de hakdüşürücü süre olduğu genel olarak kabul gördüğünden,
TBK 598/3 maddesi uyarınca davanın hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de; yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile kefalet borcunun 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili için davalılar hakkında icra takibi yaptığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davaya konu genel kredi sözleşmesinin davacı ile davalı şirket arasında 10/02/2011 tarihinde imzalandığı, diğer davalıların ise bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalılar hakkında ....İcra Dairesinin 2013/...
E. Sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin ...
... ve ... yönünden 2013 yılında durduğu ve 10 yıllık süre içerisinde yeniden icrai bir işlem yapılmadığı, TBK m.598'e göre davalı kefiller ... ... ve ...'ın kefaletten kaynaklanan sorumluluğunun 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu ve bu sürenin geçtiği anlaşılmakla ... ... ve ... terekesine karşı açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, ... ... Limited Şirketi'ne karşı açılan davanın ise hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiş, ihtarname giderine ilişkin alacak talebi delillendirilmediğinden reddedilmiş, alacağın likit olduğu gözetilerek kabul edilen tutar üzerinden davalı ... ... Limited Şirketi aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davalı ... ... ve ... terekesine karşı açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
2.Davalı ... ... Limited Şirketi’ne karşı açılan davanın kısmen kabulü ile, bu davalının .... İcra Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 2.997,24 TL asıl alacak, 572,60 TL işlemiş faiz, 28,63 TL BSMV olmak üzere toplam 3.598,47 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -2.997,24 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %32,64 ve TCMB tarafından deklere edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına,
3.Kabul edilen alacağın %20’si oranında 719,69 TL icra inkar tazminatının davalı ... ... Limited Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine,
4.Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davalı ... ... Limited Şirketi'nden alınarak hazineye irad kaydına,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 3.598,47 TL vekalet ücretinin davalı ... ... Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
6.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 10.988,02 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ...'ya verilmesine,
7.Davacı tarafından yapılan 7.480,25 TL(Davalı ... ... ve ... terekesine yapılan yargılama düşüldükten sonra hesaplanmıştır) yargılama giderlerinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.449,70 TL'sinin davalı ... ... Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
8.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre 1.047,96 TL'sinin davalı ... ... Limited Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına, geriye kalan 2.152,04 TL.nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9.Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı ... ... vekilinin yüzüne karşı; Miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 19/11/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)