8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/4497 E. , 2025/5691 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 2021 yılında 3402 sayılı Kanun'a göre yapılan kadastro çalışmasında 1 42... parsel sayılı taşınmazın çayır vasfıyla davalı adına tespit edilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı ... İdaresi vekili; ... ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu 1 42... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, memleket haritası ve amenajman haritalarında dava konusu yerin orman örtüsüyle kaplı (orman içi açıklık), yer yer orman ağacı barındıran (bozuk meşe baltalığı) yerlerden olup, taşınmazın öncesinin orman olduğunu belirterek, dava konusu 1 42... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi raporları da dikkate alınarak dava konusu taşınmazda imar ve ihyanın bulunmadığı, taşınmazın 30 yıldan fazla zamandır ekilip biçilmediği, orman vasfında olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlikle edinilemeyeceği belirtilerek davanın kabulüne, dava konusu 1 42... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davalı vekili; son duruşmada tahkikatın bitirileceği ve sözlü yargılamaya geçileceğinin ihtar edilmediği, bilirkişi raporlarının tebliğ edilmediği, taşınmazın terör nedeniyle 1990'lı yıllarda zorunlu olarak terk edildiği iddiasıyla kararı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; 12.12.2021 tarihli jeodezi bilirkişi raporunda; 1983, 19 94... tarihli hava fotoğraflarına göre, taşınmazın doğu sınırının sırt ve ağaçlık, güney-batı ve kuzey sınırının ağaçlık olduğu, taşınmazın içerisinde ağaç cinsi belirlenemeyen yoğun ağaçlık olduğu, taşınmazın bu tarihte sahip olduğu ışık yansınım değerlerinin aynı vasıftaki tapulama sonucu oluşan özel mülkiyete konu diğer taşınmazlar ile benzer özelliğe sahip olmadığı, dolayısıyla bu yıllarda taşınmazın kuzey kesiminde ihyanın söz konusu olmadığı, 12.12.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın toprak yapısı, topoğrafya ve bitki örtüsü bakımından ekilip biçilmediği ve ekonomik üretime elverişli kültür arazisi niteliğinde bulunmadığı, halihazırda taşınmaz üzerinde orman bitkisi olan meşe ağaçları ve ardıç ağaçlarının bulunduğu, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerden orman yapısında, orman bilirkişisi raporuna göre de; toprak yapısının kumlu balçıklı kahverengi orman toprağı yapısında ve 1985 yılına ait memleket haritası ile amenajman planına göre dava konusu taşınmazın orman sayılan alanlardan olduğu, keşifte elde edilen beyanların bilirkişi raporlarında varılan sonuçlarla uyumlu bulunduğu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu belirtilerek, davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili; istinaf talepleri değerlendirilmeden karar verildiğini, yapılan keşfin davalıya bildirilmediğini, bilirkişi raporunun usulüne uygun tebliğ edilmediğini, sözlü yargılama için süre verilmeden hüküm kurulduğunu, taraf teşkili sağlanmadan işlemlerin yapıldığını, komşu taşınmazların büyük kısmının kadastro tespitinde özel mülkiyete konu edilmişken orta kısımda olan taşınmazın orman olduğu yönündeki kabulün hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, kararı temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 10.11.2021 tarihli duruşma tutanağından dava konusu taşınmaza ilişkin Harita Genel Müdürlüğünden 1990-2006 yılları arasındaki hava fotoğraflarının talep edildiği, en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarının getirtilmediği, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihten itibaren tüm memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 1 ziraat bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, dava konusu taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanunu'na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Tüm bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç :Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.