Esas No
E. 2025/1202
Karar No
K. 2025/4851
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

3. Hukuk Dairesi

E. 2025/1202 K. 2025/4851 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1202, K. 2025/4851, T. 15.10.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1202
Karar No
2025/4851
Karar Tarihi
15.10.2025
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

3. Hukuk Dairesi         2025/1202 E.  ,  2025/4851 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1541 E., 2025/134 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/38 E., 2024/213 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili; yabancı uyruklu müvekkilinin, kendisini emlakçı olarak tanıtan davalı ...'in aracılığı ile ikamet ettiği evi satın aldığını, zaman içinde müvekkilinin güvenini kazanan davalıları ile .. ili, .. ilçesi, .. köyü, 1 80... ve 12 parselde kayıtlı taşınmazı satın almaya karar verdiklerini, ancak davalıların müvekkiline yabancı uyruklu olması nedeniyle satın alınacak taşınmaza ortak olamayacağını, bu nedenle taşınmazın davalılardan ..'e devredilmesini, daha sonradan müvekkilin Türk vatandaşlığı hakkı kazandığında yarı hissesinin devir edileceğinin söylendiğini, satın alınacak taşınmazın toplam bedeli olan 3.712.000,00 TL'nin yarısının müvekkili tarafından ödendiğini, tarafların şirket kurduklarını, ancak taşınmazın satın alınmasından ve şirketin kurulmasından sonra herhangi bir ticari işlemin yapılmaması nedeniyle müvekkilinin davalılar ile olan ticari birlikteliğini sonlandırmak istediğini, hayvancılık işlerine başlamak istemesi nedeniyle satın alınan taşınmaza gitmesi üzerine ve komşu parsel sahiplerinden aldığı bilgiye göre taşınmazın rayiç bedelinin kendisine söylenen bedelden çok daha düşük olduğunu öğrendiğini, davalıların yabancı uyruklu oluşundan faydalanarak müvekkilini zarara uğrattıklarını belirterek, şimdilik 10.000,00 TL'nin haksız fiil tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili; dava konusu taşınmazın satın alınması işleminde prosedürün karmaşık ve masraflı olması nedeniyle davacının müvekkillerinden yardım istediğini, müvekkillerinin davacı ile ortak iş yapmak niyetinde olmadıklarını, davacının hayvancılık işi yapabilmek için müvekkilleri ile ortaklığa giriştiğini, müvekkillerinin şirket işlemleri ve arazi satın alınması işlemlerinden sonra ortaklıktan vazgeçtiklerini ve ortak olarak satın aldıkları taşınmaz ile şirketteki payı davacıya devrettiklerini, davacıyı kandırma niyeti ile hareket etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalılardan ..'in ortak kurdukları şirketteki, davalı ...'e ait payın davacıya devri için, davalı ...'in taşınmaz satın alınırken ödediğini iddia ettiği yarı bedel olan 1.856.000,00 TL'nin davacı tarafından davalı ...'in hesabına gönderildiğinin, gerek banka kayıtları, gerekse şirket pay devri üzerine taraflar arasında imzalanan sözleşme ile sabit olduğu, alınan bilirkişi raporlarına göre taşınmazın satın alındığı tarihteki bedeli, taşınmazı satan kişinin ve aracıların ceza dosyasındaki anlatımları dikkate alındığında davalıların taşınmaz satın alınırken herhangi bir ödeme yapmadıklarının anlaşıldığı, işlemlere davalı ...'in katılımı olsa da davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmediği gerekçesiyle; davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile 1.856.000,00 TL'nin 19.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davalılar vekili istinafa başvurmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının malvarlığında azalma ve davalı ...'in malvarlığında artış olduğu, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağının bulunduğu ve zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili; dosyada yer alan ve taraflarca imzalanan sözleşmeler, resmi tapu devirleri, taraflarca yapılan ibraname belgesi ve benzeri yazılı bir çok belge karşısında, davacının soyut iddiası ve tanık ifadesi ile davacının haklılığının tespitinin hukuken mümkün olmadığını, bu belgelerin ve sözleşmelerin hiçbirinin davacı tarafından reddedilmediğini, Mahkemenin sözleşmesel ilişki veya haksız fiil iddiaları çerçevesinde değerlendirme yapması gerekirken sebepsiz zenginleşmeden hükümlerine göre karar verdiğini, davacının davasını ıslah ettiği tarih itibariyle zamanaşımına uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut olayda; taraflar arasında imzalanan "Tarım Arazisi Satın Alma ve Ortaklık" belge uyarınca, davaya konu taşınmazın değerinin 3.712.000,00 TL olduğu, her iki tarafın taşınmaz bedelinin yarısını ödemekle yükümlü olduğu konusunda anlaşmaya varmışlar ve davacı tarafından taşınmazın yarısına isabet eden tutar, taşınmazın malikleri olan dava dışı ... ve ..'in hesabına aktarılmıştır. Bedelin ödenmesini müteakip, taşınmazın davalılardan ..'e devri sonrası, .. .. Hayvancılık Gıda Ürünleri Üretim ve Ticaret Limited Şirketi kurularak, taşınmazın şirkete devri yapılmış, bir süre sonra da taraflar, davalı ...'e ait %50 olan şirket hisse devrinin tamamının davacıya devri hususunda anlaşmaya varmıştır. Hisse devrine ilişkin Sözleşmenin (2) maddesine göre; şirkete devredilen taşınmazın %50 bedeli, davacı tarafından davalıya 19.10.2018 tarihinde ödenmiş olup, aynı tarihli makbuz düzenlenmiştir.

Davalılar vekilince cevap dilekçesi ile dosyaya sunulan ve taraflarca imzalanan "İbraname" başlıklı belge ile davacı; "taşınmaza ilişkin düzenlenen Tarım Arazisi Satın Alma ve Ortaklık Sözleşmesini karşılıklı feshettiklerini, bahsi geçen sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu ve bu sözleşmeden kaynaklanan doğmuş/doğacak herhangi bir alacağı veya hakkı bulunmadığını bildiririm" beyanında bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun132. maddesine göre, ibra; “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” Hukuki niteliği itibariyle ibraname, alacaklı ile borçlunun aralarında anlaşması sonucu bir tasarruf işlemi olarak alacaklının borçluyu borçtan kurtaran bir sözleşmedir. İbra ile mevcut bir alacak tamamen veya kısmen tarafların anlaşması ile herhangi bir şekle tabi olmaksızın ortadan kalkmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunu 'sebepsiz zenginleşme' olarak nitelendirilmesi durumunda, alacak hakkını sona erdiren sözleşmenin varlığının gerekçeli kararda tartışılması gereklidir. Buna mukabil, İlk Derece Mahkemesi kararında taraflar arasında imzalanan "İbraname" başlıklı belge değerlendirilmeden hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.

3.Dosyanın incelenmesinden; alacağın dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava olarak talep edildiği, davacı vekilince sunulan 23.03.2022 tarihli ıslah dilekçesine karşı davalılar vekili tarafından süresi içinde dilekçeyle, ıslah edilen alacağın zamanaşımına uğradığının ileri sürülmesi, ancak İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı defi tartışılmadan ve gerekçede irdelenmeden karar verilmiş olması da usul ve Kanuna aykırıdır.

Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; dava konusu olayda öncelikle ibraname başlıklı belgenin davacının alacak talebine olan etkisi ve ıslah ile artırılan alacak talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog