Esas No
E. 2025/3041
Karar No
K. 2025/14398
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

5. Hukuk Dairesi         2025/3041 E.  ,  2025/14398 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/62 Esas, 2024/42 Karar
KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ..., Mahallesi 2341 parsel (imar uygulaması ile ... 13 92... parsel) sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülga ... Müdürlüğü tarafından ... ve ... Bakanlığının 01.02.1985 tarihli ve 265/122 sayılı olur'u ile kamulaştırıldığını, taşınmazda davacıların hisselerine karşılık belirlenen kamulaştırma bedelinin ... Şubesine bloke edildiğini, malikin tespit edilen adresine çıkarılan kamulaştırma tebligatlarının muhatabın adreste bulunmaması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesine göre tebliğ edildiğini, ayrıca 04.12.1985 tarihinde müvekkili idareye yazılı başvuruda bulunarak taşınmazın tapu devrini yapmak üzere evrakların elden teslim alındığını, kamulaştırma işleminin kesinleşmesi üzerine idare tarafından cebri tescil davası açıldığını, Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/740 Esas ve 1987/559 Karar sayılı hükmen tescil kararının kesinleşmesi ile taşınmazın ... Müdürlüğü adına tescil edildiğini, kamulaştırma işleminin davacılar murisine yasal mevzuat gereğince usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden kamulaştırmasız el atma davası açılamayacağını, ayrıca davanın bedel artırma davası olarak değerlendirilmesi halinde ise tebliğden itibaren 30 günlük yasal hak düşürücü süre içinde dava açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2018 tarihli ve 2018/29 Esas, 2018/362 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2020 tarihli ve 2020/697 Esas, 2020/1781 Karar sayılı kararıyla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmaz hakkında 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında kamulaştırma işlemi yapıldığı ve dava konusu taşınmazdaki davacı payının Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/740 Esas, 1987/559 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca davalı idare adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince davacılar murisi adına noter kanalıyla tebliğe çıkartılan kamulaştırma evraklarının 27.11.1985 tarihinde "işbu istimlak evrakı muhatap tevziat saatlerinde adreste bulunmadığından, tebligat ... Mahallesi ...’a tebliğ edildi. İhbarname muhatabın kapısına yapıştırıldı. Muhataba haber vermek üzere komşusu ...’a haber verildi." şerhi ile tebliğ edildiği, davacılar murisi ...’in 04.12.1985 tarihinde davalı idareye başvurmak suretiyle kamulaştırma işlemine dair evrakı teslim aldığı ve davalı idare tarafından tescil istemiyle açılan davaya katılarak davayı kabul ettiği beyanında bulunduğundan, kamulaştırma işleminin ve bedelinin kesinleştiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de 2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin, mal sahibi açısından usulüne uygun tebligatla başlayacağı, davacılar murisine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre tebligat yapılmış ise de 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükmünün yer aldığı, ayrıca tebligatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü'nün 28 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kendisine tebliğ yapılacak kimse ve yukarıki maddeler mucibince muhatap namına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa tebliğ memuru adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veyahutta ihtiyar heyeti veya meclisi azalarından veyahut zabıta âmir veya memurlarından tahkik ederek, vâki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması, beyanı yapan imzadan imtina ederse bu ciheti şerh ve kendi imzası ile tasdik etmesi lâzımdır." denildiği, bu itibarla yapılan tebligatta muhatabın adreste bulunmama sebebi gösterilmediği gibi haber verilen komşunun imzası veya imzadan kaçınma sebebi tebligat mazbatasına işlenmediğinden, yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu durumda davacılar murisi adına çıkartılan noter tebligatının kanun hükümlerine uygun olmadığı, davacılar murisine tevdi edilen belgenin veya taşınmazın hükmen idare adına tescili için 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca açılan davada verilen kabul beyanının kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği gibi kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemeyecek olup, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen; Ek Madde 3 ile Geçici 15 inci maddesi ile Geçici 17 nci maddesi hükümlerine uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında yer alan kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırmasız el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminatın karar tarihine kadar geçen süre için ... Kurumu tarafından belirlenen ve yayımlanan... Fiyat Endeksi uygulanmak suretiyle oluşan bedel ile birlikte ödenmesi yerine ödeme günündeki Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi uygulanmak suretiyle yeniden karar verilmesi gerektiğini, bu talebin karşılık görmemesi halinde ise kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, kamulaştırma tebligatlarının yapıldığını, ayrıca 04.12.1985 tarihinde bizzat idareye gelinerek tapu devri yapmak üzere evrakların elden teslim alındığını, 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun 17 nci maddesi uyarınca açılan tapu iptal ve tescil davasında taşınmazın (mülga) ... Müdürlüğü adına tesciline karar verildiğini, işbu davada davacıların murisinin davaya katılarak davayı kabul ettiğini beyan ettiğini, böylece davacıların murisinin kamulaştırma işleminden haberdar olduğunun anlaşıldığını, 30 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesini, kamulaştırma bedelinin taşınmaz maliki adına bankaya bloke edildiğini, müvekkili idarenin bu bedelin çekilmesini sağlama veya çekilip çekilmediğini denetleme yükümlülüğünün bulunmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların emlak vergisine esas rayiç değerlerinin ilgili belediyeden getirtilmesinin zorunlu olduğunu, taşınmazın değerinin tespitinde kamulaştırma dolayısıyla oluşan değer artışlarının dikkate alınmaması gerektiğini, taşınmazın yüzölçümünden %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldıktan sonra değerinin takdir edilmesini, hükmedilen tazminat bedeli için yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.

2.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Her ne kadar Dairemizin 17.01.2022 tarihli ve 2021/3227 Esas, 2022/174 Karar sayılı kararı ile mahkemece verilen önceki karar 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3'ün uygulanarak değer belirlenmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş ise de düzenlemenin eldeki davalara uygulanacağına ilişkin geçici 15 inci madde iptal edilmiş olup, Ek Madde 3’ün derdest davalara uygulanacağına ilişkin özel düzenleme ortadan kalkmıştır. Bu durumda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak dava tarihi esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.

3.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

4.Dava konusu taşınmazın yüzölçümü 35.060,00 m² iken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazların yüzölçümlerinin küçük olması nedeniyle yüzölçümleri çok farklı satışların emsal olarak değerlendirilmesi ve eski tarihli satışların emsal olarak alınması doğru olmadığı gibi ayrıca bilirkişi kurulunca emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınan taşınmazların bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihleri itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ve dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazların değerlendirme tarihi olan 2018 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerlerinin ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden ayrı ayrı sorularak bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle rapor inandırıcı bulunmamıştır.

5.Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,

06.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .

Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.

Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.

Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek ek 3 üncü madde hükmünün uygulanmaması cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 06.11.2025

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanunu 7201 sayılı Kanun 2942 sayılı Kanun 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 122 sayılı olur'u ile kamulaştırıldığını, taşınmazda davacıların hisselerine karşılık belirlenen kamulaştırma bedelinin ... Şubesine bloke edildiğini, malikin tespit edilen adresine çıkarılan kamulaştırma tebligatlarının muhatabın adreste bulunmaması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu 6830 sayılı İstimlak Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanunu 1164 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında kamulaştırma işlemi yapıldığı ve dava konusu taşınmazdaki davacı payının Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/740 Esas, 1987/559 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca davalı idare adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince davacılar murisi adına noter kanalıyla tebliğe çıkartılan kamulaştırma evraklarının 27.11.1985 tarihinde "işbu istimlak evrakı muhatap tevziat saatlerinde adreste bulunmadığından, tebligat ... Mahallesi ...’a tebliğ edildi. İhbarname muhatabın kapısına yapıştırıldı. Muhataba haber vermek üzere komşusu ...’a haber verildi." şerhi ile tebliğ edildiği, davacılar murisi ...’in 04.12.1985 tarihinde davalı idareye başvurmak suretiyle kamulaştırma işlemine dair evrakı teslim aldığı ve davalı idare tarafından tescil istemiyle açılan davaya katılarak davayı kabul ettiği beyanında bulunduğundan, kamulaştırma işleminin ve bedelinin kesinleştiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de 2942 sayılı Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog