11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2025/628 E. , 2025/5668 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ve “...” ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2019/24107 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa bu ibarenin müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, anılan markanın müvekkili markasını aynen içerdiğini, bu ibarenin bir anlamı bulunmadığından benzerliğin oluşacağını, dava konusu markanın müvekkili markalarının serisi niteliğinde olduğunu, “...” ibaresinin hem tanınmış hem seri marka olduğunu, müvekkili markalarının 1-45 sınıfların tamamında tescilli olduğunu, markalar arasındaki benzerliğin karıştırılma ihtimaline yol açacağını, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve 2019/24107 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında sınıfsal, görsel, anlamsal ve bütüncül izlenimde farklılıklar bulunduğunu, müvekkili markasının Rusça kökenli bir kelime olduğunu, “kisilitza” şeklinde telaffuz edildiğini, anılan ibarenin Rusça’da tatlı-ekşi anlamına sahip olduğunu, davacının 30. sınıfta bir kullanımının da bulunmadığını, kötüniyet iddialarının dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı taraf markalarından “...” markasının, dava konusu marka ile hiçbir ortak mal ya da hizmet sınıfı taşımamasının yanı sıra işaretsel olarak da dava konusu marka ile hiçbir benzerlik taşımadığı; “...” şeklindeki markalarının ise üç harf ve tek kelimeden oluşan, yazıldığı gibi okunan bir marka serisi olduğu görülmekle birlikte, dava konusu markanın görselinde “...” ibaresinin bağımsız bir şeklinde marka içerisinde konumlandırılmadığı, 7 harften oluştuğu görülen kelimenin son üç harfini meydana getirdiği rahatlıkla görülebildiği, söz konusu sözcük bilinen Latin harfleri ile değil Kiril alfabesindeki yazım biçimlerini temsil eder şekilde oluşturulmuş olduğundan görsel anlamda da davacı markaları ile hiçbir benzerlik taşımadığı, karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal unsurlarının oluşturduğu bütün üzerinden bu değerlendirmenin yapılması gerekliliği olup, tüketicinin, karşılaştığı markalardaki kelimeleri anlamsız unsurlarına bölerek birbirleri ile benzeştirme amacıyla tercihlerini yönlendirmediği, tam tersi karşılaştığı kelimelerdeki ilk izlenimleri doğrultusunda bu tercihlerini somutlaştıracağı, somut olaydaki gibi birbirleri ile görsel ya da sözel herhangi bir unsuru itibariyle yakınlık dahi göstermeyen iki işaret açısından, tüketicinin yanılgı yaşama ihtimalinin de mevcut olmayacağı, uygulamada da kabul edildiği üzere markaların başlangıç seslerini oluşturan ibareler normal şartlarda tüketicinin daha fazla dikkat edeceği kısımda yer aldığı, sunulan belgelerden davacı taraf markalarının tanınmışlığına kanaat getirilmesi mümkün olmadığı gibi taraf markaları bütünsel izlenimleri itibariyle zaten benzer görülmediklerinden, davacı markalarının tanınmış olup olmamasının da nihai anlamda varılan kanaate bir etkisi olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.