Esas No
E. 2024/6008
Karar No
K. 2025/6871
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2024/6008 E.  ,  2025/6871 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1769 E., 2024/1420 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2021/100 E., 2022/179 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili, asli müdahil Hazine vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davanın davacıları ... ve ... dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 62... parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın üzerinde ... Tapu Kadastro Müdürlüğü Korkuteli Kadastro Birimince yapılan kadastro işleminde gerekli araştırma yapılmadan zilyetliklerinde olan taşınmaz kaydına ... mirasçıları adına zilyetlik yazıldığını, yanlışlığın düzeltilerek ilgili taşınmazın 1869 doğumlu ...'ın tüm varisleri adına düzenlenmesi gerektiğini,

Kadastro Müdürlüğüne 13.01.2021 tarihinde itiraz başvurusunda bulunulduğunu, başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek, taşınmaza yönelik yapılan kadastro tespitinin iptaline, kadastro tutanağının beyanlar hanesine zilyet olarak tarafı ve diğer varislerin zilyetliğinin yazılmasına ve bu haliyle tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 62... parsel sayılı taşınmazın tamamına davacının uzun yıllardan bu yana malik sıfatıyla zilyet olduğunu, üzerinde davacıya ait ceviz ağaçları bulunduğunu ve aynı zamanda ekin ekildiğini, bazı zamanlar kiraya verildiğini, bölgede yapılan kadastro tespitinde fiili kullanım durumu dikkate alınmaksızın taşınmazın yalnızca 1/7 hissesinin davalı müvekkili adına geri kalan 6/7 hissesinin diğer davalılar adına kullanıcı tespiti yapılarak askıya çıkartılmasının hatalı olduğunu, adına kullanıcı tespiti yapılan kişilerden ... 'ın 20.01.1963 doğumlu olup 01.06.1969 yılında çocuk yaşta vefat ettiğini, 6 yaşında ölen bir kişinin taşınmazda kullanımının olamayacağını, komisyonca hiç araştırma ve inceleme yapılmadan kullanıcı tespiti yapıldığını, yetki verildiğinde veraset ilamı çıkarılacağını belirterek, dava konusu taşınmazın kullanıcı tespit işleminin iptal edilerek taşınmazın tamamının ...'ın zilyet ve kullanımında olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında sunduğu 05.07.2021 tarihli ıslah dilekçesinde ise davayı tamamen ıslah ederek parselin 6/7 oranda hissesinin davacının kardeşleri olan bir kısım davalılardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına olan tespitinin iptali ile taşınmazın tamamının davacı ... adına tescil edilmesini talep etmiştir.

3.Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 62... parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın üzerinde ... Tapu Kadastro Müdürlüğü ... Kadastro Birimince yapılan kadastro işleminde gerekli araştırma yapılmadan zilyetliklerinde olan taşınmazın ... mirasçıları adına zilyetlik yazıldığını, aktif kullanımında olan mirasçılar adına yazılmadığını, ... zilyetliğinin yerine asıl zilyet olan 1869 doğumlu ... mirasçılarının kullanımında olanlar adına yazılması gerektiğini, başkaca hak sahibi olduğu iddia edenler tarafından mahkemeye dava açıldığını, davaya müdahil olmak istediklerini belirterek, taşınmaz üzerinde yapılan tespitin iptali ile kadastro tutanağının beyanlar hanesine zilyet olarak kendileri ve diğer varislerin yazılmasına ve bu haliyle tescil edilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

4.Hazine vekili müdahale dilekçesinde özetle; yapılan inceleme kapsamında dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile rapora ekli krokide (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlarının imar - ihya edilmediğini, ne dava tarihi ne de kadastro tespit tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde yer alan, kanunun aradığı şartların davacılar ve davalılar lehine oluşmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlarının Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılan ve ilk tesis kadastrosu yapılırken kimsenin kullanımında olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden iken 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 2009/7 sayılı Genelgesi'nin 2. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapıldığını, davada husumet Hazineye karşı yöneltilmiş ise de davanın tespit ilgililerine yönetilmesi ve Hazine yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan ret karar verilmesi gerektiğini, davacıların zilyetlik tespitine ilişkin taleplerinin kabul edilemeyeceğini, davacıların hukuki yararlarının olmadığını, davacıların iddialarının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.

2.Davalı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesine ve ıslah dilekçesine karşı cevap dilekçelerinde özetle; taşınmazın ... yahut 1869 doğumlu ...'ın zilyetliğinde değil, davalıların murisi olan ...'ın zilyetliğinde bulunduğunu, zilyetliğin 20 yılı aşkın süredir devam ettiğini, davacı ...'ın başlı başına zilyetliğinin hiç bir zaman bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın tamamının 21 - 22 dönüm civarında olduğunu, davacının iddia ettiği gibi 1869 doğumlu ...'ının 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanun kapsamında hak sahibi olacak şekilde bir kullanımının hiç bir zaman olmadığını, taşınmazın malik sıfatıyla ... tarafından kullanıldığını, üzerinde ceviz ağaçları bulunduğunu, bazı zamanlar kiraya verildiğini, bölgede yapılan kadastro tespitinde fiili kullanım durumu dikkate alınmaksızın taşınmazın yalnızca 1/7 hissesinin davalı müvekkili adına geri kalan 6/7 hissesinin diğer davalılar adına kullanıcısı tespiti yapılarak askıya çıkartılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, asıl davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; " yapılan keşif gözlemleri, uzman bilirkişi raporlarındaki tespitler ve tüm hava fotoğrafları ile uydu fotoğraflarındaki görünümler dikkate alındığında dava konusu taşınmazda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların imar ihyasının tamamlanmadığı, (B) alanının %10 - 15 (C) bölümünün %15 - 18 arasında eğimli olduğu, bu bölümlerin doğal görünümde üzerinde düzensiz çalı formunda bitkilerin bulunduğu, komşu ham toprak arazilerle aynı görünümde olduğu, (B) bölümü üzerinde tesviye çalışmaları 2016 yılından itibaren başlamış ise de tarım toprağı sıfatını kazanmadığı, komşu orman parseli ile bütünlük içerisinde ham toprak yapısında olduğu, 30.05.2022 tarihli jeoloji mühendisi raporunda da belirtildiği üzere bu iki kısmın dere yatağının yamacını oluşturduğu anlaşılmıştır. (A) ile belirtilen bölüm ise 1971 yılı öncesinde imar ihyası tamamlanarak tarım toprağı sıfatının oluştuğu, uzman bilirkişi raporundaki tespitler ve rapora yansıtılan tüm hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinde gözlemlendiği üzere tarımsal faaliyet yapılarak kullanılan bir yer olduğu, toprak yüzeyinin düz yapıda ve işlenmesinden kaynaklı olarak renginin koyulaştığı, keşif tarihine kadar kullanımın devam ettiği anlaşılmakla asıl dosya davacıları ve asli müdahillerin taşınmazın ... mirasçıları adına kullanıcı tespiti yapılması talepli davaları yönünden; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu söz konusu olmayıp, yapılan işlem tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğu çalışmada kullanıcı tespit yapılmadığından, tesis kadastro çalışmalarında tutanağın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi hukuken mümkün bulunmadığı, davacı ...'ın da davasından feragat ettiği gerekçeleriyle davanın reddine; birleştirilen dosya davacısı ...'ın dava konusu taşınmazın müstakilen kendi adına tescil istemi ile açmış olduğu dava yönünden; dava konusu taşınmaza yönelik gerek keşifte beyanları alınan mahalli bilirkişiler ile taraf ve tutanak bilirkişilerin beyanları gerekse davacının keşifte vermiş olmuş beyanlar çerçevesinde dava konusu taşınmazın tarafların ortak murisi ...'a dayandığının sabit olduğu, taşınmazın (A) ile belirtilen bölümüne ilişkin olarak yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde 1971 yılı hava fotoğrafında dahi tarımsal faaliyet yapılarak kullanıldığı anlaşılmakla davacı ...'ın ise 1955 doğumlu olması ve keşif sırasında vermiş olduğu "dava konusu yerin evveliyatı yaklaşık 4 - 5 dönüm olacak şekilde babama dayanır,... bana bu yeri 1995'li yıllarda verdi." ifadesinden bu durum açıkça anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın muris ...'dan intikal ettiği, murisin vefatından sonra taraflar arasında tüm mirasçıların katılımıyla usulünce bir taksim yapılmadığı, mirasçılardan birinin tereke üzerindeki zilyetlik ve tasarrufunun tamamı adına olacağı dikkate alınarak ayrıca dava konusu taşınmazdaki (B) ve (C) ile belirtilen kısımların imar ihya yoluyla kazanım şartları sağlanmadığı gerekçesiyle davacının müstakilen kendi adına tescil istemi yönünden davasının reddine, ancak ... 'ın bekar olarak 1969 yılında vefat ettiği anlaşılmakla, ölü kimse adına tespit yapılamayacağı da dikkate alınarak bu yönden davasının kabulüne; asli müdahil Hazinenin davası yönünden; dava konusu taşınmazda (A) ile belirtilen bölümün imar - ihya faaliyetlerinin 1971'li yıllarda tamamlandığı, tarım toprağı sıfatı oluştuğu, bu bölümün dere yatağı vasfında olmayıp taşkın sahasında ve derenin etki alanında kalmadığı gerekçesiyle 3402 sayılı Kanun'un 14... . madde koşullarının davalılar adına oluştuğuna ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde tarım toprağı sıfatı oluşan bu kısım yönünden Hazinenin davasının reddine; (B) ve (C) ile belirtilen bölümler yönünden yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca bu kısımların imar - ihyaya dayalı olarak zilyetlikle kazanım şartlarını taşımadığı gerekçesiyle Hazinenin talebi doğrultusunda bu kısımların Hazine adına tesciline" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen dosya davacısı vekili, asli müdahil Hazine vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı - birleşen dosya davacısı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, asli müdahil Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak esas hakkında hüküm kurmak suretiyle asıl davanın ve asli müdahil ... ve arkadaşlarının asli müdahale davasının reddine, birleşen davanın ve asli müdahil Hazinenin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Asıl dosya davalısı, birleşen dosya davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; keşif esnasında dinlenen yerel bilirkişi ...'ın beyanında keşif esnasında arazi üzerinde görülen ceviz ağaçlarının bulunduğu kısmı davacı ...'ın babasının kullandığını, diğer kısımlarının ise ... tarafından açıldığını ve kullanıldığını ifade ettiğini, arazi üzerinde ...'ın diğer mirasçılarının kullanımını hiç görmediğini söylediğini, tespit bilirkişisi ... ve ... ile tanıklar ... ve ... 'in de aynı şekilde beyanda bulunduğunu, Muris ...'ın mirasçılarından davacı ...'dan başkasının dava konusu arazi üzerinde hiç bir şekilde zilyet ve kullanımının olmadığını, bilirkişi raporunun (B) ve (C) harfleriyle gösterilen alanlarının aktif dere yatağı içerisinde kaldığı şeklindeki tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazın yeterince değerlendirilmediğini, raporda anlatılan hal ile hava fotoğraflarının uyuşmadığını, bu kısımların dere yatağı olmadığının gözle görülür olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulü bölümünün somut durum ile uyuşmadığını, taşınmazın mahkemenin de kabulünde olduğu gibi birleşen dosya davacısının yahut 1869 doğumlu ...'ın zilyetliği dahilinde değil müvekkili davalıların murisi olan ...'ın zilyetliği dahilinde bulunduğunu, akabinde mirasçıları tarafından ortak zilyet edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, rapor dahilinde anlatılan hal ile hava fotoğraflarının uyuşmadığını, hava fotoğrafları ve güncel fotoğraflarda (B) ve (C) harfleriyle gösterilen alanların dere yatağı olmadığının gözle görüldüğünü, davalı müvekkiller ve muris babalarının söz konusu taşınmazı 20 yılı aşkın süredir masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 19 numaralı bendinde ...'dan alınacak vekalet ücretinin yine ...'a verilmesine dair karar tesis edildiğini, bunun hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

3.Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tescil için dava konusu taşınmazda kanunun aradığı şartlar gerçekleşmemesine rağmen taşınmazın bir bölümünün davacı adına tesciline karar verildiğini, hava fotoğraflarında taşlık ve çalılık olarak görülen taşınmazın niteliği aynı kalmasına ve üzerinde esaslı bir değişiklik meydana gelmemiş olmasına rağmen imar ihyasının tamamlandığı sonucuna varılmasının kabul edilemeyeceğini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü ve çalıların köklendiği ve temizlendiği düşünülecek olsa dahi bu durumun imar ihya kabul edilemeyeceğini, eklemeli zilyetlikten yararlanma koşulunun da oluşmadığını, taşınmazın dere yatağı olduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, imar ihya ile de kazanılamayacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine yapılan itirazlara ilişkindir.

1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı - birleşen dosya davacısı ... ile asli müdahil Hazine vekilinin tüm, davalı ... ve arkadaşları vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) harfli bendinin 19 numaralı alt bendinde ...'dan alınacak vekalet ücretinin ödeneceği kişiler arasında sehven ...'ın adının da zikredilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/3. hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı birleşen dosya davacısı ... ve asli müdahil Hazine vekilinin tüm, davalı ... ve arkadaşları vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve arkadaşları vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) harfli bendinin alt 19 numaralı bendinin birinci ve beşinci satırında yer alan “...” adının çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.