14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1984
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/07/2025
NUMARASI : 2014/483 Esas - 2025/598 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eşya taşımadan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı müşterisine ait emtiaları taşımak üzere mülkiyeti davalı ... ... ... Ve Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi'ne ait olan ... plakalı dorseye teslim aldığını, davalının ... hükümlerine göre taşımak üzere teslim aldığı bu yüklerin içinde bulunduğu ... plaka sayılı dorseyi ise Pendik/Türkiye-Trieste/İtalya arasında deniz taşıma için diğer davalıya ait gemiye yüklediğini, 06/02/2008 tarihinde gemide yangın çıktığını, gemide davacıya ait araçları ve araçlar içerisindeki müşteri yüklerinin de zayi olduğunu, yük ilgililerince talepte bulunulması ve müvekkilinin uğrayacağı dolaylı zararların rücu edileceğinin davalılara ihtar edildiğini, ihtara rağmen davalılarca ödeme yapılmadığını, yük ilgilileri tarafından müvekkili aleyhine gerek Türkiye'de gerekse yurt dışında devam eden davalar ve icra takipleri olduğunu, bu takip ve davalar sonucunda davalıya rücu edilmesi gerekeceğini, ancak TTK'nın 1067. maddesi hükmü ve diğer zamanaşımı hükümleri sebebiyle hak kaybına uğramamak için eldeki davanın açıldığını, davalı donatanın TTK'nın 1067. maddesi uyarınca, diğer davalının ise ...'nin 17. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, davacının müşterileri tarafından başlatılan dava ve takipler sonucu davacı tarafından ödenmesine karar verilecek tazminat ve ferileri, davacının yangın sebebiyle tahsil edemediği navlun alacağı için davalıların davacıya borçlu olduklarını, bu sebeple başlatılan Üsküdar 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40 oranından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... ve Taşımacılık AŞ vekili, savunmasında özetle; dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, müvekkiline ait ...isimli ... gemisinin 03/02/2008 getarihinde hareket ettiğini, 06/02/2008 tarihinde saat 05:30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertedeki kamyonlardan birinde başlayan yangının 10 dakika gibi bir süre içerisinde tüm gemiyi sardığını ve gemideki tüm yüklerin tamamen zayi olduğunu, dava konusu olayda yangın müvekkili donatanın ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını, müvekkili donatanın dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceği bir an için ihtimal dahilisinde görülse bile bu durumda müvekkili donatanın yük zararının tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansinou 6. Maddesinin 1.paragrafına göre toplam hesap biriminin 3.907.800 olduğunu ve toplam 7.331.423,58 YTL müvekkilinin borcu olduğun 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2.maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dahil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.madde de parça başında sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... ... Ve Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketi vekili, savunmasında özetle; davacının davayı açmada hukuki menfaatinin bulunmadığını, halefiyet şartlarının yerine getirilmediğinin davacı tarafından ikrar edildiğini, söz konusu hasarın meydana gelmesinde 1 nolu davalının kusur ve ihmalinin neden olduğunu, ... konvansiyonu 17/2 maddesi uyarınca müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davanın müvekkilinin taşımaya ilişkin risklerini üslenen ... sigortacısı ... Assekurans Makler GMBH sigorta şirketine ihbarı gerektiğini savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davacı müşterilerine ait emtiaların bulunduğu ... plakalı aracın Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacının müşterisine ait yüklerin araç içerisinde yanarak zayi olması nedeniyle ortaya çıkan zararın rücuen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın davacı müşterisine ait yükün zayi olmasına sebebiyet veren yangın hadisesi bakımından davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davanın TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden yararlanıp yararlanamayacağı ile neticede varsa davalıların sorumlu olduğu davacı alacak miktarının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dosyada mübrez davacı tarafından düzenlenen 02/02/2008 tarihli ... Belgesi ile davalı tarafından düzenlenen ... numaralı konşimento kapsamında tarafların husumet ehliyetine haiz oldukları tespit olunmuştur. ... isimli ... gemisinde 06/02/2008 tarihinde meydana gelen yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri, yük ilgilileri ve araç ile yük sigorta poliçesi tanzim eden sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanı ve donatan ile birlikte taşıyıcılara karşı mahkememizde davalar açılmış olup, uygulama birliği olması açısından ve yargılamanın ekonomikliği ilkesi gereği, davalı gemi donatanının sorumluluğunun tespiti için, mahkememizde açılmış olan davalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilmiş, TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden davalı gemi donatanının yararlanıp yararlanamayacağı buna göre de davalı donatanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin verilecek karar,
HMK 165. Maddesi gereğince bekletici mesele yapılmıştır.
Bekletici mesele yapılan dosyanın ... İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın reddine karar verilmiş; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18/07/2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulması akabinde 2016/94 Esas sayılı dosya üzerinden mahkemece Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/10/2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş; Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alınarak, 17/03/2021 tarihli karar ile; "... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve ... normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 Esas 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak, davalı gemi donatanının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu açıklamalara göre; bekletici mesele yapılan mahkememizin 2024/215 (ilk esas 2008/151) Esas sayılı dosyasında; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği, ...gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olup, bu durumda sorumluluğunun ... Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği anlaşılmış olduğundan, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bekletici mesele yapılan pilot davanın henüz kesinleşmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ... Konvansiyonun 2'nci maddesinin, gönderen/mal ilgilisi ile karayolu taşımacısı arasındaki hukuki ilişkinin belirlenmesine yönelik olduğunu, uygulanacak hukuk bakımından da kararın kaldırılması gerektiğini, pilot dosyadaki kararlara ve bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını, davalı gemi donatanının yetkilendirdiği ... şirketinin ve gemi adamlarının kusurlarından kaynaklansa yangın ile zarar arasında illiyet bağı olduğunu, basiretli bir taşıyan olmadığı, denetimde kusuru olduğunu, mahkemenin önceki kararında yer alan ... gemisinin ... yöneticisi olan şirketin, hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğu, bu şirketin seçim ve denetiminden taşıyanın sorumlu olacağı, bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının da davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın sonucunda ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğunu hususlarının göz ardı edildiğini, ana güvertedeki yangın duvarlarının bulunmadığı ve geminin teknik eksikliği olduğu, yangının bu nedenle engellenemediği iddialarının da pilot davada değerlendirilmediğini, davalı taşıyanın ... şirketinin seçiminde basiretli bir taşıyan gibi dikkat ve özeni göstermediğini, yola çıkmadan önce bu şirketin görevini usulüne ve mevzuata uygun olarak yerine getirip getirmediğini denetlemediğini, ana güvertede bulunması gerekli yangın duvarlarını kaldırarak böylece gerekli donanıma ve yeterliliğe sahip olmayan gemi ve gemi adamları ile yola çıkarak meydana gelen yangını önleyemediğini, en azından zararı azaltamadığını, davalı ile İSM şirketi arasındaki sözleşmelerin, yazışmaların, raporların, seçim ve denetime dair tüm evrakın celbine karar verilmesini, gelecek yazı cevaplarından sonra davalının İSM şirketinin seçimi ve denetimi konusunda kasıt, ihmal veya kururu olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini talep etmelerine rağmen bu talep değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, pilot dosyadaki karardan yola çıkarak huzurdaki davada da aynı kararı vermenin adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, yangının sefer sırasında tamamen kapalı olması gereken ana güvertede, çekicisi olan bir kamyonun bulunduğu yerde başladığını, yangının zamanda fark edilmediğini, zira daha önce yanlış alarm veren yangın sistemine itibar etmeyen 1.zabitin sistemi resetlediğini, tekrar alarm aldığında ise alarm mahallini uzaktan görme imkanı olmadığından gemi adamını yangın mahalline gönderdiğini, bu nedenle yangına acil müdahale imkanının olmadığını, yangının gerçekten var olup olmadığının tespiti için ana güverteye inildiğinde yangına müdahale şansının olmadığını, zira istif düzeni ve araçların bağlama zincirleri nedeni ile yangına ulaşılamadığını,bu aşamada (muhtemelen açılan ana güverte kapısından içeriye dolan yoğun oksijen nedeniyle) yangının alevlendiğini ve hızlandığını, açılan hortuma su gelmediği için yanan kamyona müdahale edilemediğini, esasen yangın duman ve ısı detektörleri sayesinde kendiliğinden devreye girmesi gereken otomatik yangın söndürme sisteminin bulunmadığını, manuel olarak kontrol edilen ana güverte yangın söndürme sisteminin çalışmadığını, devreye girmediğini, gemi adamlarının yangın söndürme vanalarını açarak yangını söndürmeye çalışmalarına rağmen sistemin çalışmadığını, denizden su basması gereken pompaların da su basmadığını, bunların davalının gemisinin yola, yüke ve denize elverişsiz olduğu gibi davalı gerekli dikkat ve özeni göstermede de kusurlu olduğunu, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, bu sebeple müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde müvekkili tarafından davalı-borçlular aleyhine 58.315,84 € asıl alacak ve 4.192,35 € takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 62.508,19 € üzerinden takip başlatıldığnı, takip dayanaklarının ise mülkiyeti davalılardan ... ... ... Ve Otomotiv Pazarlama AŞ ait olan ... plaka sayılı dorse içerisinde yer alan, yangında yanarak zayi olan dava dışı yük sahibine ait 01/02/2008 tarih 192953 ve 31/01/2008 tarih ...(...) no.lı faturalar içeriği emtia bedelleri olduğunun görüleceğini, takip dayanağı emtia faturaları ile ilgili olarak yurtdışı alıcısı ... Gmbh 'ın hasarını tazmin eden ve halef olan ... tarafından müvekkilimiz aleyhine Arnsberg Asliye Mahkemesi- Ticari davalar Dairesi -nde ...-m sy.lı dosya ile ekli dava ikame edildiğini, dava yurtdışında görülmüş olup nihai sonucu hakkında bilgi edinilmeye çalışıldığını, yük ilgililerine ödeme yapılıp yapılmadığı da sorulmuş olup olay tarihinin 2008 yılı olması, ticaret şirketlerinin ticari defter ve belgelerini saklama sürelerinin 10 yıl olması, olayın üzerinden 17 yıl geçmiş olması, davanın yurtdışında görülmüş olması nedeniyle müvekkili şirketin arşiv kayıtlarında araştırma yapıldığını, aynı zamanda yurtdışı ile yazışmalar yapıldığını, 2 haftalık sürede bu cevabın verilemeyeceğini, bu nedenle davanın akıbeti ve ödeme hususunda beyanda bulunmak üzere tarafımıza ek süre verilmesi talep edilmiş ise de mahkemece bu taleplerine ilişkin olumlu olumsuz bir karar verilmeden dosyadan el çekildiğini, bununla birlikte; müvekkilinin kendisine gelen hasar ihbarlarına dayanarak ve zamanaşımını kesmek ve rücu hakkını saklı tutmak üzere icra takibine başvurduğunun açık olduğunu, pilot dosyadaki karar gereği karar verilecek ise icra takibi ve dolayısı ile dava konusuz kalmış olacağından huzurdaki dava açısından davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, takip ve davaya müvekkilinin neden olmaması sebebiyle müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı akdî taşıyıcının deniz taşıması sırasında gemide çıkan yangın sonucunda emtiaların zayi olması sebebiyle ödeyeceği tazminat bedellerini davalı fiili taşıyıcılardan rücuen tahsil etmek üzere başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacının dava dışı müşterisine ait emtiaları taşımak üzere teslim aldığı, mülkiyeti davalı ... ... ... Ve Otomotiv Pazarlama Anonim Şirketine ait olan ... plakalı dorse içinde diğer davalıya ait gemi ile taşındığı, davalı ... tarafından 02.02.2008 tarihli ... belgesinin düzenlendiği, diğer davalı tarafından ise 0006208 sayılı konişmento düzenlendiği, gemide çıkan yangın sebebiyle dorse içindeki emtiaların zayi olduğu, davalıların deniz ve kara taşımasını yapan fiili taşıyıcılar olduğu, davalı taşıyanların kusurlu olduğu iddiasıyla davacının ödeyeceği tazminatlar için davacı tarafça davalılar aleyhine Üsküdar 3 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece, aynı mahkemenin 2008/151 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı, söz konusu dosyanın yeni esas numarasının 2024/215 Esas sayılı dosya olduğu, bu dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği ... gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verildiği, eldeki uyuşmazlık bakımından da mahkemece, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalıların sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bekletici mesele yapılan İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas (Eski esas 2008/151 Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde;davanın 2008/151 Esas sayılı dosya ile ...ve ... Ltd. Şti.tarafından eldeki davanın konusu olan taşımadaki gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile ... ... ve Taşımacılık AŞ (Eski unvanı: ... İşletmeleri AŞ) aleyhine açıldığı ve maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve 2008/151 Esas, 2011/20 Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide ... kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019'uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062'nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli ve 2011/6376 Esas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/331 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/7243 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve 2016/94 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve 2018/11-624 Esas, 2018/1566 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararına uyularak verilen 17.03.2021 tarihli ve 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "... Dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve ... normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle davalı tarafın temyiz isteminin kabulü ile davanın tümden reddine dair hüküm tesis edilmesi için kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür. Davacı akdî taşıyan, emtia sahiplerine ödeyeceği zarar bedellerinin rücuen davalı fiili taşıyanlardan tahsili için takip başlatıp eldeki davayı açmıştır. Davacı, taşımayı üstlendiği emtianın davalıya ait gemide bulunduğu sırada gemide çıkan yangın sonucunda yanarak zayi olduğu, bekletici mesele yapılan dava dosyasında da davalının, eldeki davadaki gibi geminin donatanı şirket olduğu, dava konusu tazminat talebinin dayanağı olayın da eldeki davadaki gibi gemide meydana gelen 06.02.2008 tarihli yangın olayı olduğu görülmektedir.
HMK'nın 165. maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'nın 295. maddesinde, ''Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar delili kati teşkil eder. Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını isteyebilir." düzenlemesi, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 204/1maddesinde ise ''İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması ihtimalini de beraberinde getirecektir. Bu durum HMK'nın 30.maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin de ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır.
Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik ve önem arz etmektedir. Mahkemece aynı yangın olayı nedeni ile taşıyanın sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebirlik ilkelerine uygun düştüğü gibi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya uygun olmuştur. Zira aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenliğini zedeleyeceği gibi adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir. Davaya konu taşıma ...'nin 2. maddesi kapsamında olup, aynı madde uyarınca davalı gemi donatanının sorumluluğunun, TTK'nın deniz ticaretine ilişkin hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
Bu kapsamda davalı taşıyanın kusurunun bulunmadığı hususu, bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporlarla ve bu raporlara göre verilen kararla açıklığa kavuşmuştur. Anılan dosya kapsamına ve karar içeriğine göre, eldeki davaya konu zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı gerekçeli şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili, bekletici mesele sayılan dosyadaki kusur ve sorumluluk tespitini değiştirecek yeni bir delil de sunulmamıştır. Bu nedenle Mahkemece, bekletici mesele sayılan dosyadaki bilirkişi tespitleri esas alınarak karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Davacı vekili tarafından her ne kadar bekletici mesele sayılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeksizin karar verildiği ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen kararın istinafa konu karar verildikten sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı kararı ile onanmış olduğu ve önceki ilamlar ile bozmaya göre karar verildiği birlikte değerlendirildiğinde, kesinleşmesinin beklenilmesinde hukuki yarar olmadığı anlaşıldığından, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davacı vekili davalı şirket çalışanları ve gemi adamlarının usulüne uygun şekilde yangına müdahale etmemeleri nedeniyle zarar oluştuğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu husus bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporla ve bu raporlara göre verilen kararla kesin şekilde çözülmüş olup oluşan zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı kesin şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin davalı gemi donatanı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ... şirketi kara taşıması kısmını yerine getiren fiili taşıyıcı olup meydana gelen yangın ve zayi olayında kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığından, eldeki davada sorumluluğu bulunmadığı anlaşıldığından, bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
Davacı vekili tarafından her ne kadar bekletici mesele sayılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeksizin karar verildiği ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen kararın istinafa konu karar verildikten sonra Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı kararı ile onanmış olduğu ve önceki ilamlar da birlikte değerlendirildiğinde, kesinleşmesinin beklenilmesinde hukuki yarar olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinden sorumlu olmadığını, davanın konusuz kaldığını ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de davanın konusuz kalması söz konusu olmadığı gibi,
HMK'nın 326/1 maddesi uyarınca, kanunda yazılı istisnalar dışında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Eldeki davada hüküm davalı aleyhine verilmiş olup giderlerden sorumlu olmadığına dair istisnai bir düzenleme bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen karar ve bu karara ilişkin Yargıtay ilamı nazara alındığında ve anılan dava dosyasının bekletici mesele yapılması ve her iki davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin isitnaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
1.HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2.Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.