Esas No
E. 2025/860
Karar No
K. 2026/69
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2025/860

KARAR NO: 2026/69
DAVA: ALACAK (Faktoring İşlemleri Nedeniyle Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/11/2025
KARAR TARİHİ: 26/01/2026

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ...

Bankası A.Ş.’nin ... şubesinin ... çek numaralı, 10/07/2024 keşide tarihli ve 120.000 TL bedelli çeki 17/07/2024 tarihinde bankaya ibraz ettiğini, müvekkilininin ticaretle uğraşması sebebiyle başkaca bir ticari ilişkiden kaynaklı borç olduğunu düşünerek ödeme yaptığını, çek bedeli ödendikten sonra çek sureti müvekkiline ulaştığında, çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, çekin kendisinin elinden çıkmadığını, müvekkili ile çek ilişkisi içinde bulunan kişi veya şirketler arasında herhangi bir ticari, hukuki ya da borç doğurucu işlem bulunmadığını anladığını, hiçbir ticari faaliyet kapsamında bu çekin düzenlenmediğini, ciro etmediğini, çeke konu bir borç ilişkisi doğmadığını, davaya konu çekin, müvekkilinin elinden habersiz rızası dışında çıktığını ve davalıların hakimiyetine geçtiğini, müvekkilce keşide edilmiş gibi gösterilen çekte bulunan imza ve çek üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, açıkça imza inkarında bulunduklarını, müvekkilinin malvarlığında gerçekleşen bu eksilmenin, herhangi bir borcun ifasına yönelik olmadığını, davalı şirketin müvekkilinden yapılan bu tahsilat ile hukuki sebep olmaksızın, haksız ve dayanaksız biçimde zenginleştiğini, söz konusu ödemenin, Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında istirdada tabi olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin adına kayıtlı herhangi bir taşınmazı bulunmadığını, adına kayıtlı ... sayılı araç bulunmakta olup bu aracın ... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasından yakalama ve haciz konularak muhafaza altına alındığını, araç üzerinde bir çok haciz bulunduğunu, başkaca herhangi bir mal varlığı bulunmadığını, şu an çalışmamakta olup geliri de bulunmadığını, yardıma muhtaç olduğunu, bu davada adli yardım talep ettiklerini belirterek, öncelikle adli yardım talebinin kabulü ile; Dava konusu çekin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespitiine, ...

Bankası A.Ş.’nin ... şubesinin ... çek numaralı, 10/07/2024 keşide tarihli ve 120.000 TL bedelli çekin bedelinin, ödeme tarihi olan 17/07/2024 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, alacağın %20 az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tacir olduğunu,

TTK.nun 18/2. Maddesi uyarınca tüm ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, yaptığı işlemlerin hukuki sonuçlarını öngörmesi, ticari belgeleri titizlikle düzenlenmesi ve ödeme yaptığı borcun hangi hukuki ilişkiye dayandığını bilmesi gerektiğini, çek bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ve tamamen serbest iradeyle ödendiğini, ödemeden önce imzanın sahte olduğu veya çekin rızası dışında elinden çıktığı yönünde hiçbir itirazda bulunmadığını, davacının çekten doğan borcu zımnen kabul ettiğini, çekin şekil şartlarına haiz, kambiyo senedi vasfında olup, müvekkili tarafından iyiniyetli olarak iktisap edildiğini, iyiniyetli hamile karşı şahsi def'ilerin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, iddianın soyut olduğunu, bir ceza soruşturması ve kesinleşmiş bir sahtecilik tespiti bulunmadığını, çekin keşideci adına kargo yoluyla gönderildiğini, ilgili kargo firmasına ait teslim kayıtları ve alındı belgeleri incelendiğinde, gönderinin bizzat davacı tarafından teslim alındığının açıkça görüldüğünü, kargo takip dökümü ve teslim tutanağında yer alan teslim tarihi ve alıcı bilgilerinin, çek aslının davacının fiili hakimiyetine geçtiğini tartışmasız şekilde ortaya koyduğunu, davacının, çek aslını teslim almasına rağmen ödeme sonrası imza inkarında bulunmasının ve çekle herhangi bir bağının olmadığı yönünde beyanda bulunması dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, sunacakları ses kayıtlarında da davacı yanın ''...verilmiş Temmuz 2024 vadeli ... çekinin ürün teslimatı yapılması neticesinde alındığını'' belirtiğini, durumu ikrar ettiğinin görüldüğünü, davacının çeki icra tehdidi ve ödeme baskısı altında ödendiği, imza ve yazılarının kendisine ait olmadığı yönündeki soyut ve dayanaksız iddiaları, müvekkilin elinde bulunan ve davacı yanın söz konusu çekin varlığını, ürün teslimi karşılığında bizzat aldığını açıkça ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ikrar ettiği ses kaydı karşısında tamamen hükümsüz ve inandırıcılıktan uzak olduğunu (Emsal; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E- ... K. 10.10.2017 T.), emsal kararlardan da görüleceği üzere müvekkili firmanın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini belirterek, davacı reddine, %20 den az olmamak kaydıyla davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; dava konusu çekin haksız yere elinden çıktığı (kaybolduğu) iddiasına dayalı olarak, çekteki imzanın kendisine ait olmadığı ve sehven ödeme yapıldığı gerekçesi ile TBK.nun 77 vd.maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.

Yargıda ihtisaslaşmaya ilişkin olmak üzere Yargıda Reform Stratejisi belgesinde yer alan "ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar arttırılacaktır" ve yine İnsan Hakları Eylem Planı belgesinde yer alan "İhtisas Mahkemelerinin Güçlendirilmesi" başlıklı hedefler kapsamında HSK'nın 25/11/2021 tarihli kararına istinaden finansal uyuşmazlıklarla ilgili finans davalarına bakmak üzere ticaret mahkemelerinin HSK tarafından belirlenmesi öngörülmüştür. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin, İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin ... tarihli ...sayılı kararı ile; "Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesi hususu görüşülerek;

26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.

Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.

Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla;

1.13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,

2.22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinden,

3.19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),

4.23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,

5.21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,

6.06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,

7.20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;

a)İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,

b)Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,

c)Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,

d)On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,

e)On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı,

f)Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, (Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere;

a)Kayseri’de iki asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 2 numaralı,

b)Konya’da dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 4 numaralı,

c)İzmir’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı,

d)İstanbul Anadolu’da on üç asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 ve 7 numaralı,

e)Ankara’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı,

f)İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)

Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine, 25.11.2021 tarihinde karar verildi" dair karar verilmiştir.

Adı geçen HSK kararı uyarınca 15/12/2021 tarihinden itibaren, adı geçen kararda belirtilen kanuni düzenlemelerden kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere sadece yukarıda anılan mahkemelerce bakılacaktır.

Somut olaya bakıldığında; davacı dava dilekçesinde , davaya konu çekin, elinden habersiz rızası dışında çıktığını ve davalının hakimiyetine geçtiğini .... davalı şirketin müvekkilinden yapılan bu tahsilat ile hukuki sebep olmaksızın, haksız ve dayanaksız biçimde zenginleştiğini..." ileri sürmektedir. Açıkça belirtilmese de davalı ... şirketinin; 6361 Sayılı Finansal Kiralama Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesi uyarınca davaya konu edilen ve faktoring şirketi tarafından temlik alınan dava konusu çekin davalı ... tarafından kayıp/çalıntı olduğunu bildiği halde, kötüniyetle ihtiyati hacze olarak işleme konulduğunu söylemektedir. Yasal düzenlemelere bakıldığında: 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2. maddesi "Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz." 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/3. maddesi "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesinde "Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;

a)Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,

b)İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,

c)Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan yasal hükümler uyarınca somut olayın ele alınması zorunludur.

Bu itibarla, iddianın ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre, davalı hamilin çekin iktisabında bilerek borçlunun zararına hareket edip etmediği, çekin iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olup olmadığı, yani davacının iddiasında da belirtildiği üzere haksız ve hukuki bir dayanağı olmadan, özellikle bu kapsamda 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunun 9/2-3. maddesi ile Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesindeki yasal prosedürlerin yerine getirilip getirilmediği noktasında; anılan Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri incelenmeksizin davalının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemeyeeceği, esasen bu noktada anılan Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca faktoring mevzuatı yönünden bilirkişi incelemesi yapılması da gerekeceğinden uyuşmazlığın hallinde Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın ...tarihli ve ... sayılı İhtisas Mahkemelerinin belirlenmesine yönelik kararı uyarınca, finans ihtisas davalarına bakmakla belirlenmiş İstanbul 6, 7, 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerince bakılması gerekmektedir. Bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.10.2017 tarih ve ... E.... K.sayılı kararı emsal nitelikte olup, söz konusu kararda; ''Dava, rıza hilafına elden çıktığı iddia olunan ve ödenen çek bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, çekin yedinde iken çalındığı, davalının sahte imza ve cirolarla kendisine gelen çeki tahsil ettiği oysa, bir faktoring firmasının kendisine ibraz edilen çeklerin gerçek bir alışveriş için keşide edilip edilmediğini, hangi ticari işlemler sonucu kendisine ciro edildiğini, ciro eden kişi ya da şirketin gerçek hamil olup olmadığını araştırmak zorunda olmasına rağmen davalının çalıntı olduğunu bilerek çeki aldığı iddia etmiştir.

Davalı tarafça da, çekin faktoring işlemi kapsamında alındığı hususunda fatura sunularak faturaya dayalı alacak karşılığında fatura borçlusundan müşterisine ve ondan da faktoring sözleşmesi doğrultusunda kendisine ciro edildiği, çeki elinde bulunduranın yasal yetkili hamil olduğunu, faktoring mevzuatı uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerin tamamının yerine getirildiği savunulmuştur.

Bu itibarla, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere TTK'nın kambiyo senetlerine dair genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken gerek 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna dair Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılıp, davalının çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olup olmadığı, çek bedelinin istirdadının gerekip gerekmediğinin tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu bakımdan, davalı tarafça dosyaya sunulan faktoring sözleşmesi, fatura ve belgelerle faktoring mevzuatı uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğinin tevsik edildiğinin kabulüyle davanın reddine karar vermek gerekir.'' denilmektedir. Buna göre davalının yukarıda belirtilen lasal düzenlemeler karşısında üzerine düşün edimi yerine getirip getirmediği, çeki kötü niyetle ve haksız olarak elinde bulundurup bulunmadığının takdirinin finans mahkemelerince yapılması gerekmektedir.

Yine 1957 yılında yürürlüğe giren 6762 sayılı TTK ile asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasında iş bölümü ayrımının getirildiği, iş bölümüne dayalı olarak hukukumuzda sadece adı geçen mahkemeler arasında gönderme kararı verilmesinin mümkün hale geldiği açık ise de 01/07/2012 tarihinde 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesiyle beraber bu mahkemeler arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüşmüş, usul hukuku tekniği anlamında artık "gönderme kararı" verilebilmesi de mümkün olmaktan çıkmıştır. Gönderme kararı hukukumuzda, 6762 sayılı TTK döneminde iş bölümü itirazı üzerine ve yasal koşulların oluşması durumunda, asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemeleri arasında ancak verilebilen ve bağlayıcılığı olan bir karardır. Bu nedenle ihtisas mahkemesi olmayan asliye ticaret mahkemesinin, ihtisas mahkemesi sıfatı olan asliye ticaret mahkemesine yönelik olarak bir "gönderme kararı" verebilmesi artık usul hukuku tekniği açısından mümkün değildir (Emsal: Mahkememizin 28.02.2025 tarih ve ... E. ...K.).

Yapılan açıklamalar karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ...tarih ve ... sayılı kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için görevsizlik kararı verilerek dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.HSK Birinci Dairesinin ... tarih ... kararı gereği 15.12.2021 tarihinden sonra açılan davanın, HSK kararında anılan "iş dağılımı" gereği İstanbul 6., 7., 8., 9. numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi için dava dosyasının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna İADESİNE,

2.Esasın bu şekilde KAPATILMASINA, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, kararın niteliği gereği kesin olmak üzere karar verildi. 26/01/2026 KATİP - ... HAKİM - ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.