Aramaya Dön

20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2025/600
Karar No
K. 2026/46
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/600 Esas
KARAR NO: 2026/46
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/08/2025
KARAR TARİHİ: 21/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalının İstanbul-... adresinde ... AVM'de yer alan mağazası, Ticaret Paket Sigorta Poliçesi kapsamında müvekkili şirket tarafından güvence altına alındığını, 23.06.2020 tarihinde, davalı ... Holding'in sorumluluğunda bulunan AVM'de gider borusundan taşan pis suyun sigortalı mağazadaya sirayeti sonucu mağazadaki emtialarda maddi hasar meydana geldiğini, hasar sonrası alınmış olan ekspertiz raporunda "Yapılan İncelemerde AVM'ye ait su gider borusunun sigortalı mağaza tavanından geçtiği kısımdan patlaması sonucu akan sulann sigortalı mağazaya sirayeti şeklinde gerçekleşmiş olduğu" tespit edildiğini, davalı ... Holding kusursuz sorumluluk hükümleri kapsamında dava konusu zarardan sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile sigortalı arasındaki Ticari Paket Sigorta Poliçesi kapsamında 'Dahili Su' teminat limiti kapsamında müvekkili şirket nezdinde sigortalı olan mağaza için 29.04.2021 tarihinde 23.249,76-TL hasar tazminatı ödendiğini, sigorta poliçesi kapsamında yapılan bu ödeme ile müvekkili şirket,

TTK’nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, adı geçen halefiyet hükmü uyarınca müvekkili sigorta şirketi, sigorta poliçesi kapsamında yapmış olduğu tazminat ödemesiyle hukuken sigortalısının yerine geçtiğini, sigortalısının sahip olduğu tüm hak ve yetkilere sahip olduğunu, alacağın tahsili için 28.04.2023 tarihinde.... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının 16.01.2024 tarihli itirazı üzerine takibin durduğunu, dava şartı arabuluculuk süreci de 09.12.2024 tarihinde tamamlandığını ancak anlaşma sağlanamadığını, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 23.249,76-TL hasar tazminatının, sigortalıya ödeme yapılan 29.04.2021 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Dava usule ilişkin birçok sebeple öncelikle esasa girilmeden reddedilmesi gerektiğini, davacının alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, dava şartı arabuluculuk koşulu sağlanmadığını, dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, müvekkili şirketin, davacının iddia ettiği hasar ve hasarın meydana gelişiyle ilgili herhangi bir ilgisi bulunmadığını, bu nedenle davacının müvekkili şirkete yöneltebileceği husumet olmadığını, buna karşın müvekkili şirkete karşı ikame edilen huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı, meydana geldiğini iddia ettiği hasarlar ile hasara sebebiyet veren hadise arasında illiyet bağını ispat edemediğini, davacının sunduğu ... tarafından hazırlanan ekspertiz raporunun hiçbir bağlayıcılığı bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk prim taksitinin ödendiği tarihten itibaren başladığını, somut olayda sigortalının ilk prim taksitini davacı sigortacıya ödediğine dair hiçbir belge mahkemeye sunulmadığını, bu sebeplerle; davacı tarafın dava açmadan önce arabuluculuk başvurusunu dava konusuyla aynı kapsamda yapmamış olması nedeniyle, huzurdaki davanın dava şartı arabuluculuk yerine getirilmediği gerekçesiyle usulden reddine, davacı tarafın alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle, huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, davanın emredici zamanaşımı süresi içerisinde açılmamış olması nedeniyle, huzurdaki davanın zamanaşımı defi uyarınca usulden reddine, davacının dava açarken pasif husumet yönünden eksikliği nedeniyle, huzurdaki davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, usule ilişkin taleplerine ek olarak, davacının tüm iddia ve taleplerinin haksız, afaki ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle, huzurdaki davanın esas yönünden reddine, davacının dava konusu hususu, ilgili sigorta şirketi olan ... Sigorta’ya da ihbar edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

İhbar olunan ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketinin davada davalı sıfatını taşımadığını, dava dilekçesi harici belge tebliğ olmadığını ve dava dilekçesinde taraf olarak müvekkili yer almadığını, davalı ... ... A.Ş. tarafından "... ... Cad. 1956 Apt. ... Sitesi Çrş. No: 127 A/001 .../İSTANBUL" adresinde bulunan taşınmaz, müvekkili şirket nezdinde 21.12.2019 - 21.12.2020 vadeli, ...-9 no.lu Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe kapsamında ödenecek tazminat miktarı sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçenin bağlı olduğu Wording şartları incelendiğinde, Wording şartlarının 3. Şahıs Mali Sorumluluk kapsamında düzenlenen "Muafiyet" klozunun altında her bir hasarda minimum 350 USD olmak üzere, hasarın %10'u oranında muafiyet uygulanacağı açıkça düzenlendiğini, hasarlı emtianın 38.220,34-TL sovtaj bedeli ile davacının, dava dışı sigortalısı ... ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye terk edildiği bilgisi verildiğini, bu sebeplerle; somut davanın Ticari Paket Poliçesi Sigortacısı olan müvekkili şirkete ihbarında hukuki yarar bulunmadığını, davalının dava sonucunda sorumluluğuna hükmedilse dahi bu poliçe nedeniyle müvekkili şirkete rücuen tazmin talebinde bulunması mümkün olmadığını, ihbar olunan olarak aleyhlerinde hüküm kurulamayacağını ve ihbar üzerine beyanlarını talep etmiştir.

DELİLLER

.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, .../2 numaralı hasar dosyası, Ticari Paket Sigorta Poliçesi, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davalı tarafın sorumluluğunda bulunan ... AVM'de 23/06/2020 tarihinde dava dışı sigortalının işyerinin gider borusundan akan pis su sebebiyle zarar görmesi sonucunda Ticaret Paket Sigorta Poliçesi kapsamında davacı tarafından sigortalıya ödenen bedelin rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olup olmadığından ibaret tazminat davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunda bulunan AVM de gider borusundan taşan pis suyun dava dışı sigortalı işyerine zarar vermesi sonucunda sigorta poliçesi kapsamında ödenen bedelin zarardan sorumlu olan davalıdan rücu edilmesini tüm bu sebeplerle davanın kabulüne karar verilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı olaya ve aynı alacağa ilişkin daha önce icra takibi başlatıldığını bu sebeple bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin açılacak olan itirazın iptali davası için yapıldığını, bu dava için yapılan arabuluculuk görüşmelerin bulunmadığını bu sebeple dava şartının yerine getirilmediğini, yine asıl sorumlunun AVM nin sigortacısı olan HD Sigorta olduğunu, pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, illiyet bağının kurulamadığını, davacının davasını ispat edemediğini tüm bu sebeplerle öncelikle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 09/12/2024 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 23.249,76-TL asıl alacak ve 7.094,52-TL faiz olmak üzere 30.344,28-TL toplam alacağa ilişkin 05/07/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçlunun 28/04/2023 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 1472. Maddesine göre ''Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, bu hak tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.''

Yine sigortacının halefiyet durumu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 03.07.1944 sayılı kararında ''Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.'' şeklinde vurgulanmaktadır.

TTK m.1481 "Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer, Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur, (2) Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin halefıyet kuralı gereğince, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (3) Sigortalı veya zarar gören, birinci fıkra gereğince sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa sigortacıya karşı sorumlu olur." şeklinde düzenlenmiştir. Sigortacının, sigorta ettirene halef olabilmesi için öncelikle gerçekleşen riziko bedelini sigortalısına ödemesi gerektiğinden, dava dosyası içinde sunulan dekonttan da anlaşılacağı üzere davacının dava dışı sigortalısı hesabına 29/04/2021 tarihinde ödeme yaptığı tespit edilmiştir.

Yine maddi tazminat isteminin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde düzenlenmiştir. 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir.

Bilindiği üzere; zamanaşımı, borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu nedenle zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan TBK.'nın 154. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan biri icra takibinin başlatılması bir diğeri de dava açılmasıdır. Somut olayda olduğu gibi takibin yapıldığı takip talebinin düzenlendiği 28/04/2023 tarihinde zamanaşımı kesilmiş olur. (Bkn; Yargıtay 4.Hukuk Daire'sinin 2022/2083 esas-2022/15312 karar sayılı ilamı) 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir. Zararın 23/06/2020 tarihinde gerçekleşmiş olmakla birlikte dava açılmadan önce davacı tarafından davalı taraf aleyhine icra takibi başlatıldığı,

TBK 154/2 maddesi gereğince icra takibinin başlatılması ile zamanaşımı kesileceğinden yani zamanaşımı süresi tekrar işlemeye başlayacağından zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi icra takibinin başlatıldığı tarih olan 28/04/2023 tarihi olarak Mahkememizce kabul edilmiştir. Dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve Arabuluculuk Kanunu 18/A-15 maddesine göre arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı süreleri durduğundan, arabuculuk sürecinde geçen sürenin 15/11/2024-09/12/2024 tarihleri arası 25 gün olduğu anlaşılmıştır.

TBK 72. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarih 28/04/2025 tarihi olup arabuluculuk sürecinde 15/11/2024-09/12/2024 tarihleri arasında zamanaşımı süreleri durduğundan; zamanaşımının durduğu süreler dikkate alındığında dahi davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmakla davalı tarafın zamanaşımı definin kabulüne karar verilerek davacı tarafça davalı taraf aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı tarafça davalı taraf aleyhine açılan DAVANIN ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 116,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 23.249,76-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.Davacı tarafça yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra karar kesinleştiğinde davacı tarafa resen iadesine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı dava değeri itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.21/01/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog