8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2025/2187 E. , 2025/6474 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.İstanbul ili Beykoz ilçesi ... Mahallesi 1 79... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar, yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) kapsamında yapılan ve 1995 yılında kesinleşen 2/B çalışmaları uyarınca ... nolu poligon içerisinde kalmış, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi doğrultusunda yapılan kullanım kadastrosunda taşınmazlar üzerinde davacılar lehine kullanım şerhi verilmiştir. Taşınmazlar 2015 yılında, 6292 sayılı Kanun kapsamında satış işlemi ile tapuda davacılar adına işlem görmüş; 1 79... parsel sayılı taşınmaz 711,98 m² yüzölçümüyle, bahçe niteliğinde davacı ... ile dava dışı gerçek kişi adına, 1 79... parsel sayılı taşınmaz ise 757,67 m² yüzölçümüyle, bahçe niteliğinde davacı ... adına tapuda tescil edilmiştir.
2.Davacılar vekili dava dilekçesinde; taşınmazların 2/B kapsamında davacıların adına tescil edildiğini, ancak davacıların tapuda kayıtlı taşınmazlarının arasında kalan ve davacıların zilyetliğinde bulunan alanın kadastro çalışmaları sırasında çalışma dışı bırakıldığını belirterek, dava dilekçesi ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen alanın davacı ... adına, (B) harfi ile gösterilen alanın ise davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin tescil harici yer olduğunu, davacıların 2/B çalışmaları için idareyi zorlayamayacağını, aktif husumetlerinin olmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımın geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2020 tarihli ve 2019/152 Esas, 2020/132 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli 2021/478 Esas, 2021/692 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce özetle; "Orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, hali arazi vasfı ile Hazinenin mülkiyetinde olacağı, ancak fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği, kullanım kadastrosunun yapılmasının amacı, fiili kullanıma göre kadastro parseli oluşturulması ve taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesi olduğu, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişiler olduğu, kadastro komisyonlarının, 2/B alanlarında kadastro parselleri oluştururken fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsel oluşturması gerektiği, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkartılan poligonun bir kısmı hakkında ek 4. maddeye göre kullanım kadastrosunun yapılıp bir bölümünün kullanım kadastrosu çalışma alanı dışında bırakılma yetkisi bulunmadığı, dava konusu taşınmazın, ... nolu 2B poligonu içinde olduğu ve bu poligon içinde 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi çerçevesinde kullanım kadastrosu çalışması yapılmasına 2010 yılında karar verildiği dikkate alınarak, taşınmazla ilgili kullanım kadastrosu yapılması talebinin Mahkemece değerlendirilmesinin, idareyi zorlayıcı karar mahiyetinde nitelendirilmesi yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine kullanım şerhi verilmesi talebinin olumlu veya olumsuz olarak değerlendirilmesi, taşınmazın fiili olarak kullanım durumunun toplanacak delillere göre tespit edilmesi, tüm bunlar ışığında hüküm kurulması gerektiği." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Çekişmeli 1 79... nolu parselde 1/2 hisse ile davacılardan ... ve 1/2 hisse ile hissedarı ...' un müşterek malik oldukları, 1 79... parselde ise davacılardan ...'un müstakil olarak malik olduğu, krokilerde (A) (265,49 metrekare) ve (B) (14,65 metrekare) harfleri ile gösterilen dava konusu tescil dışı kalan alanın, ... nolu 2B ana parseli içerisinde kaldığı ve (2B) kadastro çalışmalarında 1 79... ve 3 parseller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, krokilerde (C) (87,51 metrekare) harfi ile gösterilen alanın (2B) kadastrosu çalışmalarında sınırlandırma hatası yapılarak 1 79... parsele yanlışlıkla eklendiği, oysaki 1 79... nolu parsel maliklerine ait alan olup bu parsel kapsamında sınırlandırılmasının gerektiği, krokilerde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen alanların (2B) kadastrosu çalışmalarında sınırlandırma hatası yapıldığından tescil edilmeyen alanda kaldığı, tescil edilmeyen bu alanların arazi fiziki yapısının tescilli parselle aynı yapıda olduğu, (A) ve (B) parsellerinin Hazine adına tescil edilmesi gerektiği ve davacılarının kullanım yılları dikkate alınarak zilyetliğinin beyanlar hanesinde belirtilmesi gerektiği, davacıların 6292 sayılı Kanun kapsamında satın alması gerektiği, dava konusu taşınmaz bölümünün 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu çalışmalarında davacılar lehine kullanıcı şerhi verilen 1 79... ve 1 79... parselin devamında ve tutanak düzenlenmeyen alanda kaldığı, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile tanık beyanlarına göre, taşınmazın kullanım kadastrosu çalışma alanında kaldığı, tespit tarihi itibarıyla lehine şerh verilen parsellerin davacıların kullanımında olduğu." gerekçesiyle davanın kabulü ile, teknik bilirkişilerin 24.07.2020 tarihli rapor ve içeriği krokide dava konusu 1 79... parselin devamında gösterilen (A) harfli 265,49 m²lik taşınmazın son parsel numarası ile Hazine adına tesciline, tescil edilecek parselin tapu kaydının beyanlar hanesine "iş bu taşınmaz ... oğlu ...'un fiili kullanımındadır" şerhinin verilmesine, dava konusu 1 79... parselin devamında gösterilen (B) harfli 14,65 m²lik taşınmazın son parsel numarası ile Hazine adına tesciline, tescil edilecek parselin tapu kaydının beyanlar hanesine "iş bu taşınmaz ... oğlu ...'un fiili kullanımındadır" şerhinin verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davaya Orman İdaresi'nin dahil edilmesi gerektiğini, orman niteliği ile tahdit ve tespit edilip kadastro işlemleri kesinleşen yer için zilyetlik iddiasının dinlenemeyeceğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, mahalli bilirkişilerin ihtiyar heyetinden olduğu için seçmenleri olan kişilere yakın olmak için taraflı beyanda bulunduklarını belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 2/B vasfı ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan ve kullanım kadastrosu çalışması alanında kaldığı halde hakkında tutanak düzenlenmeyen taşınmaz üzerinde kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.