9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2025/5017 E. , 2025/8564 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 18. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09.06.2013-01.10.2014 tarihleri arasında greyder operatörü olarak çalıştığını, adı geçen her iki davalının ... Holdinge bağlı aynı şirketler grubunda yer alan iki şirket olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiğini iddia ederek ... İnşaatları AŞ'de geçen çalışması yönünden kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı, ... İnşaat AŞ'de geçen çalışmaları yönünden ise kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ve Endüstriyel Tesisler Yapım AŞ (Eski Ünvanı: ... İnşaat AŞ, ... İnşaatları AŞ) vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirket ile davacı arasında iş sözleşmesi bulunmadığını savunarak davanın pasif husumet yokluğundan reddini istemiştir. 2. ... İnşaat AŞ (Yeni Ünvanı: ... İnşaat AŞ) vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa Rus hukuku uygulanması gerektiğini, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile ve davacının iddiasının aksine 01.08.2014 tarihinden itibaren ve brüt 82.758,62 Ruble karşılığı çalışmış olduğunu ve net karşılığının 72.000,00 Ruble olduğunu, tüm işçilik alacakları ile tazminatlarının ödendiğini, iş sözleşmesinin fesih yolu ile değil ikale ve ibra yolu ile ve davacıya makul yarar sağlanmak suretiyle sona erdiğini, davacıya makul yarar olarak 7.049,50 Euro tazminat ödemesi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının son çalışma tarihi 18.04.2016 olup davanın 17.12.2020 tarihinde 4 yılı aşkın süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta; davacının mutad işyerinin ... olduğu ve uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, davalıya ait yurt dışı işyerlerinde çalışan davacının iş sözleşmesinin 18.04.2016 tarihinde sona erdiği, davanın ise 17.12.2020 tarihinde açıldığı, davanın zamanaşımına uğradığı, davalılar lehine vekâlet ücreti ile yargılama gideri takdir edilmemesinin Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uygulamasına dayanmakta olduğu ve kararın bu yönüyle de hatalı olmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a)Davacı aleyhine vekâlet ücretine ve arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu,
b)Davalı işverenin işbu uyuşmazlığın Türk iş hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını,
c)Cevap dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğinin öne sürüldüğünü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini,
d)... Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı veya hak düşürücü süre kavramı bulunmadığını,
e)Yabancı dilde düzenlenen sözleşme dikkate alınarak hukuk seçimi yapıldığından bahsedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; reddedilen miktar üzerinden nispi vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine uyuşmazlık, davalılar bakımından açılan davaların birlikte görülüp görülemeyeceği ile iş sözleşmesine uygulanacak hukuk noktasındadır.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebilir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... İnşaatları AŞ (Yeni ünvanı: ... ve Endüstriyel Tesisler Yapım AŞ) nezdinde geçen çalışma bakımından kıdem ve ihbar tazminatlarını; ... İnşaat AŞ (Yeni Ünvanı: ... İnşaat AŞ) nezdinde geçen çalışma bakımından ise kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını davalılardan ayrı ayrı talep etmek suretiyle tek dava açılmıştır.
Birden fazla davalı hakkında aynı dava dilekçesi ile dava açılabilmesi için davalılar arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığının bulunması gerekir. Somut olayda dava konusu taleplerin birbirinden bağımsız nitelikte olduğu ve davalılar arasında dava arkadaşlığı şartlarının ise bulunmadığı anlaşılmakla, davaların birlikte görülmesi hatalıdır. Mahkemece davalar tefrik edilmeli; her bir davalı için yargılamaya ayrı ayrı devam edilerek sonuca gidilmelidir.
2.Diğer yandan somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının 09.06.2013-22.04.2014 tarihleri arasında ... ve Endüstriyel Tesisler Yapım AŞ nezdinde ve 23.04.2014-15.04.2016 tarihleri arasında ... İnşaat AŞ nezdindeki çalışmaları bakımından Rus hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır. Ne var ki varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Davacının 09.06.2013-22.04.2014 tarihleri arasında ... ve Endüstriyel Tesisler Yapım AŞ nezdinde geçen çalışma dönemi bakımından; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir.
Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini ileri sürmediği gibi, ön inceleme duruşmasında da taraflar hukuk seçimi konusunda anlaşmış değildir. Şu hâlde yukarıdaki açıklama doğrultusunda 09.06.2013-22.04.2014 tarihleri arasında ... ve Endüstriyel Tesisler Yapım AŞ nezdinde geçen çalışma dönemi bakımından somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerekirken ... hukukunun uygulanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Davacının 23.04.2014-15.04.2016 tarihleri arasında ... İnşaat AŞ nezdinde geçen çalışmaya yönelik olarak;
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 23.04.2014-15.04.2016 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalıların tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ve ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 23.04.2014-15.04.2016 tarihleri arasındaki ... İnşaat AŞ nezdinde geçen çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.