Esas No
E. 2026/47
Karar No
K. 2026/162
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/47
KARAR NO: 2026/162

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/10/2025

ESAS NO: 2024/1010
KARAR NO: 2025/908
DAVANIN KONUSU: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM

TARİHİ:22/01/2026

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2025 tarih ve 2024/1010 Esas 2025/908 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plaka sayılı araç için ... ile ... poliçe numaralı genişletilmiş kasko poliçesi imzalandığını, davalı tarafına ... firması olarak bu sözleşmeye aracılık ettiğini, davalı tarafa poliçe kapsamında toplamda 64.350,00 TL ödenmiş olduğunu, müvekkili ... tarafından 06/06/2024 tarihli gelen yazı ile davalı tarafa yapılan ödemelerin ...ya aktarılmadığını öğrendiklerini, müvekkilinin davalı tarafla yaptığı, olduğu şifahi görüşmelerden sonuç alamadıklarını, ... tarafından 20/06/2024 tarihinde gönderilen zeyilname ile kasko poliçesinin iptal edildiğini, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilini mağdur ettiğini, müvekkilinin aracının 6 ay boyunca kaskosuz şekilde taşımacılık yapmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili tarafından davalı tarafa yapılan ödemeler karşılığında davalı taraftan bir hizmet almadığından iş bu ödemelerin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki mevcut anlaşmazlık zorunlu arabuluculuğa tabi olup tarafımızca yapılan arabuluculuk başvurusunda davalı ile yapılan görüşmelerden de olumlu sonuç alınamadığını belirterek kabulü ile, davalı tarafa poliçe kapsamında ödenen toplamda 64.350,00-TL alacağın ticari alacaklara uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Sebepsiz zenginleşme davası, hukuk düzeninin bir kimseye tanıdığı bir hakkın içerdiği yetkilere aykırı şekilde veya edim ilişkisi ya da beklenmedik bir olay sonunda elde ettiği zenginleşmenin aynen veya değer üzerinden geri verilmesini amaçlar (Fikret, Eren: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2019, s.

950.Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, 6098 sayılı Kanun'un 77 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler Mülga 818 sayılı Kanun'un 61 ve devamı maddelerinde de yer almakta idi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur” hükmünü haizdir. Sebepsiz zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Zenginleşme bu olaylardan hangisinden kaynaklanırsa kaynaklansın mutlaka haklı bir sebebe dayanması gerekir. Aksi hâlde sebepsiz zenginleşme söz konusu olacaktır. Bu itibarla 6098 sayılı Kanun'un 77. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Buna göre kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut da “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için birinci koşul taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşın, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir. Başka bir anlatımla zenginleşme ancak bir başkasının malvarlığındaki fakirleşmenin karşılığı olarak ortaya çıkmışsa bir iade borcundan söz edilebilir. İkinci koşul, sözü edilen eksilmeyle çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır. Üçüncü koşul, yine sözü edilen azalmayla çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkânsızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan sebebiyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır. Dördüncü koşul ise, vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz zenginleşme kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkân varsa artık sebepsiz zenginleşme kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekâletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz (Tekinay / Akman / Burcuoğlu / Altop: s. 734-738; Kenan, Tunçomağ: Türk Borçlar Hukuku Cilt 1 Genel Hükümler, İstanbul 1976, s. 610-617; Kemal, Oğuzman / Turgut, Öz: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2009, s.725-740). Somut olayda davacı tarafınca ... plakalı aracın kasko poliçesi yapılması için davalıya ödenen bedelin sözleşmenin zeyilname ile iptal edilmesi karşısında “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşen sebepsiz zenginleşme sebebi nedeniyle iadesi gerektiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir. -Faize ilişkin değerlendirmede; Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olması yeterlidir. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 16/12/2024 tarihli 2024/309 E., 2024/4317 K. Sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/05/2022 tarihli 2020/(17)4-170 E., 2022/698 K. Sayılı ilamı) Somut olayda, borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olması sebebi ile ticari avans faizi uygulanmıştır.1-Davacının davasının KABULÜ ile 64.350,00-TL'nin davalıdan alınarak davacı verilmesine, alacağın dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına..." dair karar verilmiştir. İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde ... plaka sayılı araç için ... ile ... poliçe numaralı genişletilmiş kasko poliçesi imzalandığını, müvekkilinin de sözleşmeye aracılık ettiğini, davacının müvekkili şirketi yaptığı ödemelerin ...ya aktarılmadığını ve bu sebeple kaskosunun iptal edildiğini iddia ettiğini, bu iddiaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının ... ile ... poliçe numaralı genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında 03/01/2024 tarihinde poliçe hazırlandığını, davacı yanın kasko poliçesinin haksız olarak iptal edildiğini iddia ettiğini, davacının ikame etmiş olduğu davada ilk derece mahkemesince delillerin yeterince değerlendirilmediğini, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, davacı yanca sigorta acentesi sıfatıyla davalıya gönderilen ödemelerin sigorta şirketine aktarılmadığı iddiasına dayalı olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davcının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarına, davalının cevap dilekçesindeki savunmalarına, toplanan delillere, konusunda uzman bilirkişiden aldırılan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere, dava konusu olayda davalının davacıdan tahsil ettiği sigorta primlerini acentesi olduğu sigorta şirketi hesabına aktarmadığının ve bu nedenle davacının sigorta poliçesinin prim taksitlerinin yatırılmaması dolayısıyla iptaline karar verildiğinin sabit olmasına, ilk derece mahkemenin somut olaya yönelik kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre davalı taraf vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin hiç birinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı taraf vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 13/10/2025 tarih ve 2024/1010E. - 2025/908K.Sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 4.395,74-TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.098,94-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 3.296,8'TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

3.İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin,

HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 22/01/2026

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog