9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2025/5625 E. , 2025/8903 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 80. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre ve yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda; hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar (karar tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı) 27.055,63 TL olup belirtilen miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt içi ve yurt dışı şantiyelerinde 2011-2019 yılları arasında elektrik ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini ve Türkiye'ye gönderildiğini, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirketin çalışanı olmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, tüm alacaklarının davacıya ödendiğini, davacının hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında iş sözleşmesine göre somut uyuşmazlığa ... iş hukukunun uygulanması gerektiği, davanın süresinde açıldığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalıştığının ispatlandığı, karşılığının ödenmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olaya ... iş hukukunun uygulanarak sonuca gidilmesinin yerinde olduğu, davacının 13.12.2012-19.09.2019 tarihleri arasında davalıya ait işyerlerinde çalıştığı, ... İş Kanunu'nun 392. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alındığında eldeki davanın iş sözleşmesinin feshinden 4 ay sonra açıldığı görülmekle davanın süresinde açıldığı, bununla birlikte kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı kısmi dava olarak açıldığından 29.04.2022 tarihinde ıslah ile bu alacak miktarlarının artırıldığı, davalı süresinde ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'i ileri sürdüğünden bu alacakların ıslah edilen miktarlarının zamanaşımına uğradığı ancak dava dilekçesinde belirtilen miktarlar ile sınırlı olarak yıllık ücretli izin, kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınması gerektiği, davacının Türkiye’de bulunduğu dönemlerde ücretinin ödendiğinin davalı tarafça yöntemince ispat edilemediği, buna göre yıllık ücretli izin alacağının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği ancak bu alacağın kısmi dava olarak açılıp da ıslah tarihi itibarıyla ıslah edilen miktarı zamanaşımına uğradığından sadece dava dilekçesindeki miktar ile sınırlı olarak hüküm altına alınması gerektiği gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a)Anayasa Mahkemesince 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline karar verildiğini, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
b)... Federasyonu İş Kanunu kapsamında ıslah zamanaşımına ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağını,
c)... Federasyonu İş Kanunu'na göre çalışanların görülen davalarda harç ve masraftan muaf olduğunu,
d)Rus iş hukukuna göre zamanaşımı süresinin hatalı değerlendirildiğini,
e)Kamu düzeni ve emredici kurallar bakımından somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;
iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve buna bağlı olarak zamanaşımına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama ... hukuku uygulanarak sonuçlandırılmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Buna göre hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 26.09.2017-18.09.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerindedir.
Davacının hukuk seçimi anlaşması bulunmayan diğer çalışma dönemleri bakımından ise; belirtmek gerekir ki tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 13.12.2012-04.08.2013, 31.08.2013-12.03.2014, 28.03.2014-14.12.2014, 04.01.2015-15.07.2015, 24.07.2015-29.08.2015, 09.09.2015-19.12.2015 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 13.12.2012-04.08.2013, 31.08.2013-12.03.2014, 28.03.2014 -14.12.2014, 04.01.2015-15.07.2015, 24.07.2015-29.08.2015, 09.09.2015-19.12.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.