T.C.
İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I. DİLEKÇELER AŞAMASI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şirketlerden Kocaer Tekstil'in Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilki 22.12.2000 başvuru tarihli olmak üzere “...” markalar ailesinin sahibi olduğunu; müvekkili şirketler tarafından tescilli “...” markalarının yoğun olarak kullanıldığını, nitekim ... mağazalarının Türkiye çapında 68 şube ile hizmet verdiğini, ayrıca ... başta olmak üzere ... markasının dünya çapında bir marka olma yolunda olduğunu; müvekkili şirketler adına tescilli ... markasının, davalı şirketin ... markasına ait ürünlerine ibare olarak eklenmiş olduğunu; müvekkili şirketlere ait ... markasının işbu şekilde kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğu gibi haksız rekabet de teşkil ettiğini; müvekkili şirketin tanınmışlık düzeyi yüksek bir şirket olduğunu, davalı şirketin işbu tanınmışlıktan faydalanma amacıyla müvekkili şirketlere ait markayı kullanmaktan çekinmediğini ve kendi markasıymış gibi bir izlenim yaratma gayesine girdiğini; davalı tarafça piyasaya sürülmüş olan vücut kokusu (mist) ürünlerinde tecavüze konu kullanım “...” şeklinde olduğunu; ... ibaresinin davalı şirketin ürünlerinde açıkça kullanıldığını; davalı şirketin internet sitesindeki iç aramalarda ise direk bir koleksiyon olarak çıktığını, ürünlerin ibarelerinin ön kısmında ... markası kullanılarak sanki ... ürünüymüş gibi iltibas yaratma amaçlı bir izlenim yaratıldığını; ürün açıklamalarında da “...” şeklinde bir ibare kullanarak sanki müvekkili şirketlerin tescilli markası kendi markalarıymış gibi bir izlenim yaratmak amacında kötüniyet ile hareket ettiklerini; sosyal mecralara da reklam veren davalı şirketin mütecaviz ürünlerini de bu reklamlarda kullanmakta ve reklamlarda yer alan linkler ile internet siteleri olan https://.../'a yönlendirildiğini belirterek davalının marka tecavüzü teşkil eden eylemlerinin tespitine ve marka ihlali teşkil eden eylemlerinin SMK'nın 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca önlenmesine ve ileride vaki tecavüzlerinin engellenmesine, davalının marka tecavüzünün müvekkili şirketler nezdinde zarara yola açtığı sabit olduğundan ıslah hakkı saklı kalmak ve belirlenebilir hale geldikten sonra artırılmak ve yargılama esnasında bilirkişi tarafından 151/2a, b ve c'ye göre alternatifli olarak hesaplanmak üzere şimdilik 30.000 TL maddi tazminatın SMK 151/2-b uyarınca davalıdan tahsiline, davalının herhangi bir marka tescili olmamasına rağmen ürünlerinde “...” yani “... ” ibaresini kullanmak suretiyle kötü niyetli hareket ettiği ve bu yolla müvekkili şirketin itibarından haksız bir şekilde faydalandığı ve müvekkilinin ticari itibarını zedelediği sabit olduğundan ve aynı zamanda davalı firmanın franchise aldığı üst firma olan ...'ın global ölçekte kendi sitelerinde verilen bilgilere göre 40'tan fazla ülkede güzellik merkezinin bulunduğu ve 9.000'den fazla masaj ve spa salonunun bulunduğu gözetilerek 1.000.000,00 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesine, davalının eylemlerinin aynı zamanda TTK 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği açık olduğundan haksız rekabetin tespitine ve engellenmesine, marka tecavüzünden kaynaklanmayan bir zarar var ise haksız rekabet hükümleri uyarınca zararın tespitine ve davalıdan tahsiline, ihtiyati tedbir yoluyla davalının internet sitesi olan "https://.../"https://.../ sitesine erişimin engellenmesine, bu mümkün olmadığı takdirde bu sitedeki “...” linklerinin içerikten çıkarılmasına, yine ihtiyati tedbir yoluyla, "..." ..."..."... “..." ..." “..."linklere erişimin engellenmesine, içerikten çıkarılmasına, söz konusu ürünlerin erişimekapatılması için ... A.Ş. şirketine müzekkere yazılarak söz konusu ürünlerin erişime kapatılmasına ve müzekkere yazılarak ... markası adı altında “...” ibaresi ile satılan tüm Ürünlerin tespiti ile online satış pazarından kaldırılmasına, “...” reklamlarının durdurulmasına ve erişimin engellenmesine; yine ihtiyati tedbir yoluyla; “...online satış pazarındaki linklere erişimin engellenmesine, içerikten çıkarılmasına,söz konusu ürünlerin erişime kapatılması için ...TicA.Ş. şirketine müzekkere yazılarak söz konusu ürünlerin erişime kapatılmasına ve müzekkere yazılarak ... markası adı altında “...” ibaresi ile satılan tüm ürünlerin tespiti ile online satış pazarından kaldırılmasına ve erişimin engellenmesine; ihtiyati tedbir yoluyla; ... yazılarak #avedachakra etiketiyle paylaşılan ve Türkiye'den erişilen tüm paylaşımlara erişimin engellenmesine ve içerikten çıkarılmasına, yine "... sayfası üzerinden “...” ibareleri ile paylaşılan ürünlere erişimin engellenmesine , “...” ibaresi ile ... platformlarına bağlı verilen reklamların durdurulmasına ve içerikten çıkarılmasına, ihtiyati tedbirin uygulanması için anılan şirkete müzekkere yazılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücreti masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilli cevap dilekçesinde özetle;Davacının,...'nın Türkiye'de 10 yıldan uzun süredir "..." ibaresini ürünlerinde tutarlı bir şekilde kullanmasına karşı sessiz kalmış olduğunu, davalının gerçek hak sahipliği olan "... " ibareli kullanımlarına karşı davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğramış olduğunu, dolayısıyla rıza kapsamında artık marka tecavüzü iddiasında bulunmanın mümkün olmadığını, Dava konusu markalar arasında BÜTÜNSEL olarak da benzer olmadığını ve iltibas riski bulunmadığını, "..." markasının ilk olarak ... tarafından 1986 yılında tescil edildiğini ve bu bağlamda davalının bu markanın gerçek hak sahibi olduğunu, Davalının resmi web sitesi ... üzerinden alan adının arşiv kayıtlarına bakıldığında, “...” serisinin 2008 yılında tanıtıldığı ve o zamandan beri önemli ve istikrarlı bir şekilde öne çıktığını, Geçtiğimiz iki yıl içerisinde, tüketiciler tarafından “...” vücut misti sayfalarına yaklaşık bir milyon ziyaret yapıldığını ve bu görüntüleme sayılarına Türkiye'deki tüketicilerin erişiminin de dahil olduğunu, Davacının ihtiyati tedbir ile tazminat talepleri de dahil olmak üzere tüm talepleri bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini," Belirtmiş ve ihtiyati tedbir talepleri ile davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle;
Bilirkişi raporu ve dilekçelerimiz doğrultusunda ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile esasa ilişkin men ve ref taleplerimizin kabulüne, "https://.../"https://.../ sitesine erişimin engellenmesine, trendyol online satış pazarındaki dava dilekçemizde paylaştığımız linklere erişimin engellenmesine, içerikten çıkarılmasına, hepsiburada online satış pazarındaki dava dilekçemizde paylaştığımız linklere erişimin engellenmesine, içerikten çıkarılmasına,...ŞİRKETİ’ne (...) müzekkere yazılarak #avedachakra etiketiyle paylaşılan ve Türkiye’den erişilen tüm paylaşımlara erişimin engellenmesine ve içerikten çıkarılmasına, yine "...sayfası üzerinden “...” ibareleri ile paylaşılan ürünlere erişimin engellenmesine , “...” ibaresi ile ... platformlarına bağlı verilen reklamların durdurulmasına ve içerikten çıkarılmasına, ihtiyati tedbirin uygulanması için anılan şirketelere müzekkere yazılmasını, haklı davanın kabulüne, davalı firmanın bu eylemleri 6769 Sayılı Yasa'nın 29. Maddesi uyarınca marka tecavüzüne sebebiyet vermekte olup, sayın mahkemenizce öncelikli olarak davalının marka tecavüzü teşkil eden eylemlerinin tespitin ve marka ihlali teşkil eden eylemlerinin smk madde 2 uyarınca önlenmesine ve ileride vaki tecavüzlerinin engellenmesini, davalının marka tecavüzünün müvekkil şirketler nezdinde zarara yol açtığı sabit olduğundan ıslah hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik 30.000tl maddi tazminatın smk 151/2-b uyarınca davalıdan tahsili ile 1.000.000 tl tutarında manevi tazminata hükmedilmesini, marka tecavüzünden kaynaklanmayan bir zarar var ise haksız rekabet hükümleri uyarınca zararın tespitine ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. DELİLLER TPMK
Kayıtları... numaralı markaların, tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığına yönelik TPMK kayıtlarının celp edildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Raporları
HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen bilişim uzmanı ... ve marka vekili ... tarafından düzenlenen 04/06/2024 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; https: //.../ Alan Adlı İnternet Sitesi İncelemesi: Davalının internet sitesinin kozmetik üstüne olduğu, Davalının internet sitesi üstünde yer alan ürünler üstünde “...” ibaresinin yer aldığı,“...” sayfasına gidildiğinde sorumlu şirket olarak “...Şirketi”nin bilgisinin yer aldığı, ... alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin... olduğu, alan adının 25.11.2010 tarihinde kayıt ettirildiği ve 24.11.2025 tarihine kadar kayıtlı olduğu, © İnternet sitesinin alan adı kaydının ...Tic. A. Ş. kullanılarak yapıldığı ve hosting (yer sağlayıcısın) ...olduğu tespit edildiği, Davalının ... Sayfasının İncelemesi: Aşağıda yer alan adreslerde davalının ve beva kozmetik adlı satıcının “...” ibareli ürünleri ... üstünden satışa sunduğu tespit edildiği, ..., davalının hepsi burada sitesinin incelenmesi Aşağıda yer alan adreslerde davalının “...” ibareli ürünlerini “... ŞİRKETİ” adlı satıcının Hepsiburada üstünden satışa sunduğu tespit edilmiştir.
1....
2....
3....
4....
5....
6....
7....
8....
9.....
10....
11....profile satıcı bilgisi, marka yönünden incelemeler sonucunda Davaya konu ürünlerin ... markası altında, ... ibareli ürünler olduğu; Ürünler üzerinde yer alan “...” ibaresinin yanında “...” anlamına gelen “...” ibaresinin yer aldığı; Her ne kadar “...”, Hint Felsefesi ve bazı ilgili Asya kültürlerinde, insan vücudunda bulunan metafiziksel ve/veya biyofiziksel enerjinin bağlantı noktası anlamına gelmekte ve çakraların dengede olabilmesi için bir takım yağlar kullanılmakta olup bu tür ürünlerin üzerinde söz konusu ürünün kullanım amacını göstermesi amacıyla “...” kelimesi kullanılabilir ise de, somut olayda, davaya konu ürünler üzerindeki kullanımların ün kullanım amacını göstermek dışında özellikle “...” ibaresi de kullanılmak suretiyle markasal bir kullanım olduğu; SMK m.7/S kapsamında dürüst kullanım kapsamında kalınabilmesi için kullanımın markasal olmaması gerektiği; Bu bakımdan somut olayda davacı markası ile kelime unsuru olarak aynı olan “...” ibaresinin, yine davacının tescil sınıflarından 3. sınıf malları üzerinde markasal kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği; ...adına yurt dışında tescilli “...” markalarının marka hakkının ilkesi gereği Türkiye'de hak doğurmadığı; bunun için gerçek hak sahipliğinin veya tanınmışlığın ispatının gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen ..., ... ve... tarafından düzenlenen 04/11/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Dosyada belirtilen davacı yana ait ... ilgili internet adresinde yapılan inceleme, tespit, değerlendirmeler aşağıda mahkemenize sunulmuştur. (Nor: inceleme 23.09.2025 tarihinde yapılmıştır.) ... ibareli internet sitesinde reklam ve satışı yapılan ürün yelpazesinin, banyo ve plaj havluları, bornozlar, nevresim takımları, ev giyimi, ev aksesuarları, koku, kandil, mum, oda kokuları, mutfak tekstili ve gereçleri, kişisel vücut bakım ürünleri, ev-banyo tekstili, mobilya, kadın, erkek, bebek ve çocuk giyim üzerine tanıtım ve satışların olduğu, Dosyada belirtilen ... ilgili internet adresinde yapılan inceleme, tespit, değerlendirmeler aşağıda mahkemenize sunulduğu, ... ibareli internet sitesinde reklam ve satışı yapılan kozmetik ve bakım ürün yelpazesinin, profesyonel makyaj ve kuaför sanatçılarının Profesyonel salon ve ev devam ürün satışı yapılan sayfada ... ibareli cilt temizleme ve bakım ürünleri; yüz toniği, cilt serumları, göz kremi, yüz nemlendiricileri, dudak bakımı, yüz maskeleri, cilt yağlanma karşıtı, cilt yatıştırıcı serum & krem, stresi azaltan ürünler, vücut nemlendirme, erkek cilt & tıraş bakımı, tüm makyaj ürünleri, esansiyel Yağlar, saç spreyi, saç toniği, saç şekillendirici krem, fön suyu, tarak & saç fırçası, erkek saç şekillendirme ürünleri, saçlara hacim veren ürünler, saç düzleştirici krem olduğu, vücut misti olarak ise, 7 çeşit kozmetik ürünün ... ibaresiyle satışa sunulduğu tespit edilldiği, davalının kullanımlarının davacının markalarıyla karıştırılma ihtimali oluşturduğu, Olayda, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının şartlarının gerçekleştiği, Davalı tarafın, ticari kayıtları üzerinde tespit edilen, dava konusu ürünlere ilişkin satışlardan, dava tarihinden önceki dönemde, 202.974,00 TL.” sı faaliyet karı elde ettiği, dava konusu markanın ürün satışlarına olan muhtemel etkisi üzerinden yapılan hesaba göre, davalı tarafın elde ettiği muhtemel kazancın 81.189,60 TL.” sı olarak hesap edildiği, . Davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır.
III. DAVA VE UYUŞMAZLIK
Dava; davacı adına tescilli markaların iltibas oluşturacak şekilde davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, davacı adına tescilli ... marka adının iltibasa konu olacak şekilde davalı şirketin Aveda markasına ait ürünlerine ibare olarak eklenmek sureti kullanım iddiasına dayalı olarak 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (“SMK”) 29 ve 7. maddeleri uyarınca davacının marka hakkına tecavüzün olup olmadığı, tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-b maddesi uyarınca maddi tazminat ile manevi tazminat istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı, davalının haksız rekabet teşkil eden eyleminin olup olmadığı, SMK'nın marka hakkına ilişkin hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif tatbikinin gerekip gerekmediği, sessiz kalma sureti ile hak kaybına dayalı davalı savunmaların yerinde olup olmadığı,... markası yönünden davalının gerçek hak sahibi olup olmadığı, davacıların ... markası ile davalının Aveda markasındaki ürünlerindeki kullanımının bütünsel açıdan farklılık arz edip etmediğine yöneliktir.
IV. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davaya konu olay davacılara ait olduğu belirtilen “...” ibaresinin davalı tarafından ürünler üzerinde kullanılması suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasından ibarettir.
SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E., ...
K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine;
kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih,...E.,...
K. Sayılı;
benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., ... E....nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında; Davalının "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." şeklindeki kullanımların davacının "..." şeklindeki markası ile karşılaştırılmasında;
Davalıya ait "..." alan adlı internet sitesinde “cilt & vücut” sekmesinin üzerine gelindiğinde, “kategoriler” başlığı altında tüm cilt bakım ürünleri, tüm temizleme ürünleri, yüz toniği, cilt serumları, göz kremi, yüz nemlendiricileri, dudak bakımı, yüz maskeleri, erkek cilt & traş bakımı, tüm aroma ürünleri, .., esansiyel yağlar gibi bağlantıların çıktığı, bu bağlantılardan ... ibaresinin üzerine tıklandığında, "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." şeklinde 7 adet ürün bulunduğu, söz konusu ürünler yakından incelendiğinde, ... markası altında, ...şeklinde görüldüğü, bununla birlikte ürünler üzerinde yer alan “...” ibaresinin yanında “...” anlamına gelen “...” ibaresi yer aldığı görülmüştür.
Her ne kadar “...”, Hint Felsefesi ve bazı ilgili Asya kültürlerinde, insan vücudunda bulunan metafiziksel ve/veya biyofiziksel enerjinin bağlantı noktası anlamına gelmekte ve çakraların dengede olabilmesi için bir takım yağlar kullanılmakta olup bu tür ürünlerin üzerinde söz konusu ürünün kullanım amacını göstermesi amacıyla “...” kelimesi kullanılabilir ise de, somut olayda, davaya konu ürünler üzerindeki kullanımların ürününün kullanım amacını göstermek dışında özellikle “...” ibaresi de kullanılmak suretiyle markasal bir kullanım olduğu görülmüştür.
Dava konusu uyuşmazlığın bu şekilde somutlaştırılması ile bir üst bölümde aktarılan SMK 7. Ve 29. Maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz iddiası yönünden gerçekleştirilen değerlendirmede, davalının kullanımlarının davacının "..." markalarıyla karıştırma ihtimali oluşturduğu, davalının tespit edilen eylemleri ile davacının markalarına tecavüz ettiği anlaşılmakla birlikte; davalının tecavüze konu ürünleri 2015 yılından itibaren Türkiye pazarında satışa sunduğu hususu dava tarihi ile birlikte SMK madde 25/6 hükmü ile birlikte değerlendirilmesi lüzumu görülmüştür. 6769 sayılı SMK kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybı SMK'nun 25.maddesi 6.fıkrasında düzenlenmiştir. Madde metninde hak kaybının yalnızca hükümsüzlük davasına konu olabileceği yönünde düzenleme bulunmakta ise de; tecavüz davalarında da sessiz kalma sebebiyle hak kaybına uğranılacağına dair yüksek derece mahkeme kararları bulunmaktadır.
Sessiz kalmaya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E., ...K. Ve 14/06/2022 tarihli kararında “...İlke olarak hak sahibi olan davacı, hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği takdirde, davalının senelerden beri kullandığı ve tanıttığı markanın iptalini talep edemez. Hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin, MK'nun 2.maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Zira haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere hükümsüzlük davası açma hakkı tanınmaması gerekmektedir...” şeklinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E., ...K. Ve 04/11/2025 tarihli "...aynı zamanda SMK'nın 29. maddesi uyarınca davacıya ait markalar ile davalıya ait ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, burada da ticaret unvanının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 7 yıllık sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olduğu, davalıya ait www.aveklojistik.com internet alan adının 04.12.2013 tarihinde tescil edildiği, internet alan adının tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 7 yıldan fazla sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için yeterli olduğu..." şeklindeki kararları ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...E., ...K. Ve 09/12/2020 tarihli kararında da "...Hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak, ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi...” şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.
Davalı tarafın incelenen mali kayıtlarında tecavüze konu ürünleri 2015 yılından itibaren Türkiye pazarında satışa sunduğu, söz konusu ürünlere yönelik bir çok farklı platforma tanıtım ve reklam verdiği, buna bağlı olarak bilinirliğinin oluştuğu, mütecaviz ürünlerin satışına ilişkin faturaların bulunduğu, 2015 yılından itibaren sektörde tanınırlık kazandığının anlaşılması ile davacının 2024 tarihinde işbu yargılamaya konu davayı açtığı, davacı tarafın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü gereğince tedbirli davranmasının beklenildiği, sektördeki konumu itibariyle davalının mütecaviz ürünlerinden haberdar olmasının kendisinden beklendiği, fakat davanın yaklaşık 10 yıl sonra açıldığı, bu sürenin makul olmadığı, davalının kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir tespitin ve ispatın bulunmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davacının 5 yılı aşan bir zaman sessiz kalmış olduğu ve hak kaybına uğradığı anlaşılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
HÜKÜM
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 427,60.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 304,40.-TL 'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından yapılan 24.000,00.-TL 3 bilirkişi ücreti, 17,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 24.017,00.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/01/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)