Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2024/3748
Karar No
K. 2024/7374
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/3748 E.  ,  2024/7374 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2024/3748
Karar No: 2024/7374
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ...Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:

Davacı tarafından, Denizli İli, Çal ilçesi sınırları içinde bulunan Sicil: ... sayılı II(b) grubu (doğaltaş-mermer) işletme ruhsatının iptal edilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; Tebligat Kanununda ticarethanelere yapılacak tebligatın ticari mümessile yapılması halinde tebligatın muteber olacağı düzenlemesine yer verildiği, davacının 2016 yılı ruhsat bedelini ödememesi nedeniyle davacı adına 21.116,00-TL idari para cezası kesilmesi ile ruhsat bedelinin yatırılmaması halinde ruhsatın iptal edileceğinin bildirilmesine ilişkin 24/05/2016 tarihli yazının tebliğine dair tebliğ zarfının davacının taşınmış olması nedeniyle iade edildiği, bunun üzerine aynı içerikli 15/07/2016 tarihli yazıya ilişkin tebligatın davacının imza beyannamesinde belirttiği adrese gönderildiği ve tebliğ zarfında ... adlı şahsa tebliğ edildiği yönünde kayıt düşüldüğü, tebliğ belgesinde tebligat yapılan şahsın davacının ticari mümessili olduğu yönünde herhangi bir tespite yer verilmediği, nitekim SGK kayıtlarından anılan şahsın davacının çalışanı dahi olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle dava konusu işleme dayanak teşkil eden 15/07/2016 tarihli yazının Tebligat Kanununa göre ticari mümessiline yapılması gerekirken yapılmadığından davacıya usulüne göre tebliğ edildiğinden bahsedilemeyeceği, anılan yazının davacıya usulüne göre tebliğ edilmemesi karşısında, davacının kendisine tanınan 3 aylık süre içerisinde ruhsat bedelini yatırmamasında herhangi bir ihmal veya kusuru olmadığı anlaşıldığından, davacı şirketin maden ruhsatının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararı ile, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Dairemizin 06/02/2024 gün ve E:2021/1128, K:2024/402 sayılı kararıyla, davacı tarafından, tebligat yapılan adresin yanlış olduğuna dair bir iddiaya yer verilmediği ve 15/07/2016 tarihli yazının öncelikle davacının ruhsatında da yazılı olan adrese tebliğ edilmeye çalışıldığı, iade olması üzerine, imza beyannamesinde belirtilen adrese tebliğ edildiği anlaşıldığından, tebligatın bilinen adrese tebliğ edildiği hususunun ihtilaf konusu olmadığı, Mahkemece, tebliğ belgesinde tebligat yapılan şahsın davacının ticari mümessili olduğu yönünde herhangi bir tespite yer verilmediği, nitekim SGK kayıtlarından anılan şahsın davacının çalışanı dahi olmadığının anlaşıldığı belirtilmekte ise de, ... isimli şahsın davacı şirkette çalıştığına ilişkin SGK kaydı bulunmasa da şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirket adresinde bulunması ve tebligatı almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şirket çalışanı olması için de sigortalı olarak görev yapması gerekmediği, öte yandan, adı geçen şahsın başka bir işyerinde çalıştığına ilişkin bilgi ve belge de sunulmadığı, ayrıca, Tebligat Kanunu'nda hükmi şahıslar namına yapılacak tebligatlarda kendilerine tebliğ yapılacak kimselerin herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıklarının anlaşılması halinde tebliğin orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılabileceğinin düzenlendiği, bu nedenle tebliğ mazbatasına ayrıca bir şerh düşülmese de olayda tebliğ yapılacak kimselerin bulunmaması nedeniyle davacı şirket çalışanına tebligat yapıldığı anlaşıldığından, yapılan tebligatın bu yönüyle de usulüne uygun olduğu, son olarak, davacı şirket tarafından, Tebligat Kanunu'nun 54 ve 55. maddelerindeki cezai hükümler uyarınca 15/07/2016 tarihli yazıyı tebliğ alan şahıs hakkında herhangi bir şikayette veya suç duyurusunda bulunulduğuna dair bilgi ve belgeye de yer verilmediği, bu durumda, 15/07/2016 tarihli yazı ile ruhsat bedellerinin 3 ay içinde yatırılmasının istenildiği ve yatırılmadığı takdirde ruhsatının iptal edileceği hususunun bildirildiği, fakat buna rağmen davacı şirket tarafından verilen 3 aylık süre içerisinde ruhsat bedelinin yatırılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile temyize konu İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dairemizin bozma kararına uyularak istinaf başvurusunun kabulü ile ... İdare Mahkemesi'nin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, 15/07/2016 tarihli yazının tebliğ edildiği adreste geçici olarak 2014 yılının son ayına kadar kaldığı, idarece ilk adrese Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tekrar tebligat yapılması gerekirken, ticari işletmeye ait olmayan bir adrese tebligat yapıldığı, bu adreste yapılan tebligatın da zihinsel engelli bir kişiye yapıldığı iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Bölge İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan ve 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan 06/11/2010 tarihli ve 27751 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Arama ruhsatı/sertifikası müracaatı ve değerlendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Ruhsat/sertifika müracaatı, işletme ruhsat talep harcı yatırılarak Ek Form-2’de yer alan taahhütname ve Ek Form-1’de örneği verilmiş dilekçe ile üç nüsha halinde Genel Müdürlüğe doğrudan veya Genel Müdürlük internet sayfasında yayımlanan müracaat formu ile internet ortamında yapılır." düzenlemesine yer verilmiş, Ek Form-2’de yer alan taahhütnamede, "ruhsatımı/sertifikamı aldıktan sonra 3213 sayılı Maden Kanununun uygulanması ile ilgili bütün tebligatların yapılacağı yazışma adresim aşağıda verilmiş olup, adres değişikliğimi bildirmediğim takdirde bu adresime yapılan tebligatların tarafımdan tebellüğ edilmiş sayılacağını" taahhüt ettiği ibarelerine yer verilmiştir. 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin "Rödövans işlemleri" başlıklı 101. maddesinin 9. fıkrasında, "Rödövans usulü ile faaliyet gösteren tüzel kişiler de dahil olmak üzere, doğrudan/dolaylı ortaklık yapısı ve adres bilgilerinde yapılan değişiklikler bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirilir. Hisse payı %10’un üzerinde şirket olması durumunda da bu tüzel kişiliğin de hisse payları bildirilir. Aksi takdirde Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereğince işlem tesis edilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre, ilgililer arama ruhsat müracaatında bulunurken idareye adreslerini bildirmekte ve adresin değiştiğine ilişkin bir bildirim yapılmadığı sürece bildirilen bu adrese yapılan tebligatları tebellüğ etmiş sayılacaklarına dair taahhüt vermektedirler. Dairemiz içtihatlarında da, ruhsat sahipleri tarafından idareye yukarıda yer verilen taahhütname uyarınca adres değişikliğini bildirdiğine ilişkin bilgi ve belgeye yer verilmediği sürece idare tarafından ruhsat sahibinin idareye bildirdiği adrese 7201 sayılı Kanun uyarınca usulüne uygun olarak tebligat yapılması gerektiği kabul edilmektedir.

Dava konusu olayda, 15/07/2016 tarihli yazı öncelikle davacının ruhsatında da yazılı olan adrese tebliğ edilmeye çalışılmış, iade olması üzerine, imza beyannamesinde belirtilen adrese tebliğ edilmiştir. 15/07/2016 tarihli işlem tebliğ edilmeden önce davacı tarafından yukarıda yer verilen taahhütname hükümleri uyarınca davalı idareye verilmiş adres değişikliğine ilişkin bir dilekçeye rastlanmamış ise de, Daire kararımızın verildiği 06/02/2024 tarihine kadar 15/07/2016 tarihli yazının tebliğ edildiği adresin yanlış olduğuna dair bir iddiaya yer verilmediğinden tebligatın bilinen adrese tebliğ edildiği kabul edilmiştir.

Dairemizin bozma kararına uyulması üzerine davacı tarafından verilen temyiz dilekçesinde, 15/07/2016 tarihli yazının tebliğ edildiği adreste geçici olarak 2014 yılının son ayına kadar kaldığı, idarece ilk adrese Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tekrar tebligat yapılması gerekirken, ticari işletmeye ait olmayan bir adrese tebligat yapıldığı, bu adreste yapılan tebligatın da zihinsel engelli bir kişiye yapıldığı belirtilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrasında Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmektedir. Temyize konu karar Dairemizin 06/02/2024 tarih ve E:2021/1128, K:2024/402 sayılı kararında belirtilen bozma gerekçesi göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olup anılan kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesinin 4. fıkrası gereğince onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,

1.Temyiz istemlerinin reddine,

2.... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,

4.2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,

5.Kesin olarak, 24/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA DANISTAYKARAR IDARI İdare Hukuku 2577 sayılı Kanun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği'nin "Rödövans işlemleri" başlıklı 101. maddesinin 9. fıkrasında, "Rödövans usulü ile faaliyet gösteren tüzel kişiler de dahil olmak üzere, doğrudan/dolaylı ortaklık yapısı ve adres bilgilerinde yapılan değişiklikler bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirilir. Hisse payı %10’un üzerinde şirket olması durumunda da bu tüzel kişiliğin de hisse payları bildirilir. Aksi takdirde Kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 402 sayılı kararında belirtilen bozma gerekçesi göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olup anılan kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 402 sayılı kararıyla, davacı tarafından, tebligat yapılan adresin yanlış olduğuna dair bir iddiaya yer verilmediği ve 15/07/2016 tarihli yazının öncelikle davacının ruhsatında da yazılı olan adrese tebliğ edilmeye çalışıldığı, iade olması üzerine, imza beyannamesinde belirtilen adrese tebliğ edildiği anlaşıldığından, tebligatın bilinen adrese tebliğ edildiği hususunun ihtilaf konusu olmadığı, Mahkemece, tebliğ belgesinde tebligat yapılan şahsın davacının ticari mümessili olduğu yönünde herhangi bir tespite yer verilmediği, nitekim SGK kayıtlarından anılan şahsın davacının çalışanı dahi olmadığının anlaşıldığı belirtilmekte ise de, ... isimli şahsın davacı şirkette çalıştığına ilişkin SGK kaydı bulunmasa da şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirket adresinde bulunması ve tebligatı almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şirket çalışanı olması için de sigortalı olarak görev yapması gerekmediği, öte yandan, adı geçen şahsın başka bir işyerinde çalıştığına ilişkin bilgi ve belge de sunulmadığı, ayrıca, Tebligat Kanunu 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan 06/11/2010 tarihli ve 27751 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Arama ruhsatı/sertifikası müracaatı ve değerlendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Ruhsat/sertifika müracaatı, işletme ruhsat talep harcı yatırılarak Ek Form-2’de yer alan taahhütname ve Ek Form-1’de örneği verilmiş dilekçe ile üç nüsha halinde Genel Müdürlüğe doğrudan veya Genel Müdürlük internet sayfasında yayımlanan müracaat formu ile internet ortamında yapılır." düzenlemesine yer verilmiş, Ek Form-2’de yer alan taahhütnamede, "ruhsatımı/sertifikamı aldıktan sonra 3213 sayılı Maden Kanunu K30187 md.9 K402 md.50 K2577 md.49 K2577 md.45 K30187 md.101 K2577 md.50 K402 md.55
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.