T.C.
İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili şirketin Türkiye'nin müzik sektöründe müzik yapımı, dağıtımı ve organizasyonu ile uzun süredir iştigal eden en büyük firmalardan olduğunu, müvekkili şirket ve grup şirketlerinin bünyesinde ... gibi önemli sanatçılar başta olmak üzere 100'den fazla sözleşmeli sanatçı bulunmakta ve ayrıca müvekkili ...'in, 150 bin müzik eserinin de mali hak sahibi olduğunu, müvekkilinin FSEK md.80/B kapsamında dava konusu müzik albümlerinin fonogram yapımcısı haklarına sahip olan bağlantılı hak sahibi olduğunu, 2 numaralı davalının ise yine müvekkili ile aynı şekilde dava konusu eserlerin bağlantılı hak sahibi olup FSEK md.80/A kapsamında icracı sanatçı sıfatını haiz olduğunu, 1 numaralı davalı ...'in ise Türkiye'de adresi bulunan ve Türk vatandaşları olan ... ve ...'in sahibi olduğu bir paravan şirket olduğunu, bu nedenle ...'nde vergi cenneti olarak anılan ve paravan şirketlerin kolaylıkla kurulması ile ünlü, sağlam dayanak, kayıt ve belgeler olmadan internet üzerinden şirket kurmanın mümkün olduğu Delaware eyaleti menşeili olduğunu, davalı ...'in,....'de herhangi bir müzik faaliyetine sahip olmayıp tamamen Türk sanatçı ve yapımcılar tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nde yapımı gerçekleşmiş müzik albümleri üzerinde hak iddia eden, taciz amacıyla ... gibi dijital müzik platformları üzerindeki uyar-kaldır mekanizmalarından yararlanarak ... yapımcılarının müzik yayınlarını durdurarak onlara zarar verme amacı güden bir şirket olduğunu, davalı şirketin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda kaydı bulunmamakta ve ayrıca kanuni olarak zorunlu olan "..." ve "Eser İşletme Belgesi" ne de sahip olmadığını, davalı şirketin Türkiye'de herhangi bir meslek birliğinde kaydı bulunmamakta ve tamamen ... sektörüne zarar verme amacıyla hareket etmekte olduğunu",..." 16 adet şarkıdan oluşan "..." isimli albümün tüm haklarının usule uygun şekilde müvekkiline devredildiğini, davalı sanatçının müzik meslek birliği üyesi olup, FSEK md.25 kapsamında dijital umuma iletim haklarına ilişkin lisans verme, dijital yayınlara ilişkin izin verme ve dijital ortamda yayınlanan müzik eserlerinin gelirlerini tahsil etme yetkisini münhasıran müzik meslek birliğine devrettiğini, davalı ...'in, dava konusu müzik eserleri üzerinde hak sahibi olduğu iddiasıyla müvekkili şirketin müzik dağıtım faaliyetlerini durdurmaya çalıştığını, ayrıca ... gibi dijital platformlar nezdinde dava konusu müzik eserlerinin, ayrıca birçok Türkçe müzik albümünün hak sahibi olduğunu iddia etmekte olduğunu, buna karşın başkaca birçok Türk yapım şirketinin davalı şirket aleyhine ihtiyati tedbir ve tecavüzün durdurulması talepleri ile dava ikame edildiğini, davalı şirketin ... Mahkemeleri nezdinde tüm ... yapımcılarına, bunların yanında ... ve ...'a ayrıca Türkiye dahil dünya çapında faaliyet gösteren ... ve ... gibi dijital müzik dağıtımcılarına dava açarak haksız sonuç elde etmeye çalışarak dava konusu müzik eserlerinin haklarının kendisine ait olduğunu açıkça beyan ettiğini, ayrıca işbu dava konusu albümler üzerindeki dijital yayın haklarını diğer davalı sanatçı ile yaptığı sözleşme ile aldığını, davalı sanatçı tarafından müzik albümlerinin dijital yayını için kendisine hak ve yetki tanındığını öne sürmekte olduğunu, dava konusu müzik eserlerinin dijital veya dijital olmayan yollarla yayınının, müvekkili şirketin izin ve onayı olmaksızın yapılamayacağını, davalılar veya yetki verecekleri üçüncü kişiler tarafından yapılacak her türlü yayının, müvekkilinin sahip olduğu haklara tecavüz teşkil edeceğini, davalı sanatçının üye olduğu Müzik Meslek Birliğine Dijital umuma iletim haklarına ilişkin münhasıran yetki verdiğini, dijital yayınlara ilişkin izinlerin Müzik Meslek Birliği tarafından verilmekte ve gelirlerin ... tarafından tahsil edilmekte olduğunu, ... verilen yetkiden daha sonraki tarihte davalı ...'ye verilecek her türlü yetkinin geçersiz olduğunu, davalı sanatçının kötü niyetli olarak kullanılamayacak müvekkiline ve Müzik Meslek Birliklerine ait yetkilerini davalı ...'ye vermeye çalışmakta olduğunu, açıklanan nedenlerle listesi verilen dava konusu müzik eserlerine ilişkin FSEK MD. 80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına müvekkili şirketin sahip olduğunun tespitine, davalıların açık beyan, yazılı işlemleri ve eylemleri neticesinde müvekkilinden izin almaksızın dijital ve dijital olmayan tüm mecralarda yapılacak olası yayınlarının engellenmesi suretiyle FSEK MD. 69 kapsamında olası tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının, dava konusu eserler üzerinde, uluslararası sözleşme ve kanunda fonogram yapımcısı olarak kabul edilmesi için belirlenen ilk tespit ve FSEK 52 kapsamında yazılı izin şartlarını sağlamadığından, ilgili eserlerin fonogram yapımcısı olmadığı ve bu nedenle de herhangi bir bağlantılı hakka da sahip olamayacağını, davacının sahip olduğu eser işletme belgelerinin, hak ihdas niteliği taşımadığı ve kanun önünde hiç bir hükmü olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının bu eser işletme belgeleri dolayısıyla hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, bu hakların sadece kaset ve CD ile sınırlı olduğunu, dava dışı ...'in, iflas masasından hiç bir hükmü olmayan eser işletme belgelerini satın almasının mali hak devri sağlamayacağını, ... tarafından davacıya yapılan devirlerin FSEK md 48 ve 52'de belirlenen şekil şartlarına uymadan, sanatçıdan yazılı muvafakat almadan yapılmış olan devirlerin FSEK 54. madde gereğince geçersiz olduğunu, ... yazılarının resmi belge niteliği olmadığı ve kanun önünde hiç bir hükmü olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının eser işletme belgesi ve hak devri yoluyla hak sahibi olduğu düşünülecek olsa dahi, müvekkilin hak kaybına uğramamak için davacıya gönderdiği cayma ihtarnamesine karşı 4 haftalık hak düşürücü sürede caymaya itiraz davası açılmadığı ve bu nedenle caymanın kesinleşerek eser üzerindeki tüm hakların sanatçıya dönmüş olacağını, davacının, ister FSEK 49, ister FSEK 80/B kapsamında hak sahibi olduğunu ancak FSEK md 52'de belirlenen şekil şartlarına uygun, iki tarafın imzalarını taşıyan sözleşmeler ile ispat edebileceğini, ancak dosya kapsamına böyle bir belge sunamadığını, dava konusu eserlerin, 2001 yılında FSEK’e eklenen 25. Madde “Dijital İletim Hakkı” ve 80. Madde “Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar”dan önce icra edildiklerini, bu nedenle FSEK Md 51 ve 25 uyarınca sanatçının dijital haklar konusunda münhasıran hak sahibi olduğunu, dava konusu eserleri vücuda getiren sanatçının FSEK Md. 52 kapsamında, şekil şartlarına uygun bir devir sözleşmesi ile benliğinde doğmuş dijital iletim haklarını müvekkil ...'ye devrettiğini ve müvekkilin dava konusu eserler üzerindeki tek dijital hak sahibi olduğunu, davacının, kanunun öngördüğü şekil şartlarına uymadan yaptığı birden çok kazandırıcı işlemin ve baştan sona kanuna aykırı şekilde kendine hak doğurma çabasının yorum yoluyla meşru kılınmasının, FSEK'in doğuşundaki ana ilke olan "..."ni yerle bir edeceğini, davacının sunduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının mevcut dosyayla hiç bir ilgisi bulunmadığını, Meslek Birliklerinin, ancak kendisine devredilen hakları yönetebileceğini, dava konusu eserler yönünden ise dijital mecrada pazarlama hak ve yetkisinin bulunmadığını; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için meslek birliğinin dijital mecralardan telif toplama hak ve yetkisi olduğu düşünülecek olsa dahi, kanunen bunun Türkiye ile sınırlı tutulduğunu, bir yabancı şirket olan müvekkilin, yabancı ülkelerde doğan mali hak gelirlerini tahsil etmesine kanunen bir engel olmadığını, eser sahibinden FSEK 52'ye uygun sözleşmelerle dijital hakları devir veya kullanma yetkisi almayan fonogram yapımcısının, sanatçının arkasından dolanarak meslek birlikleri vasıtasıyla kullanamayacağını, müvekkili şirket tarafından ... eyaletinde, ... ve aralarında davacının da bulunduğu bir çok müzik yapım şirketine dava açılarak, sahip olduğu dijital hakların izinsiz kullanılması nedeniyle uğradığı zararların tazminini talep edildiğini, bu nedenle davacının ... kanalının kapanmakla karşı karşıya kaldığını, davacının kaybettiği tüm davalara karşın son bir umutla bu davaları açtığını, ve tüm diğer iddia ve savunmalarımız ilgili kanun maddeleri, yargı kararları, doktrin görüşleri, benzer dosyalarda alınmış bilirkişi raporları ile ortaya konduğunu, davacının davasının elle tutulur bir tarafı bulunmadığını, her iddiasının taraflarınca birden çok dayanakla geçersiz kılındığının ortada olduğunu, davacının sadece bu davada yer alan müzik eserlerini değil, bunlar haricinde daha binlerce eseri, sahip olmadıkları hakları kullanarak, dayanaksız şekilde dijital mecralarda pazarlamakta ve haksız olarak gelir elde etmekte ve haksız şekilde zenginleşmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine, bu taleplerinin reddedilmesi halinde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya ait hakların sadece kaset ve CD gibi fiziki taşıyıcıları kapsadığının, dijital hakları kapsamadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya kapsamında tarafların bildirmiş oldukları deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtları dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizin 02/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Mahkemeye delil olarak sunulan belgeler ve tarafların yapmış olduğu açıklamalar incelendiğinde: Söz konusu eser işletme belgesinin iptali, süresi bitmesi ya da verilen kurum (Bakanlık) tarafından iptali gibi bir durumun tespiti olmadığı sürece eser işletmeyi icra yolu ile devir alan davalı tarafın söz konusu eser işletme ve buna bağlı olan albüm özelinde yapım fonogram) hakkının sahibi olduğunu, bu hakkın da herhangi bir şekilde sanatçıya geçmesi, ya da sanatçının bu hak üzerinde bir hak iddia ederek bu hakka yönelik bir anlaşma yapmasının doğru olmadığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 18/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...davacının ilk fonogram yapımcısı olmaması nedeni ile haklarının korunamayacağı evleviyetle zaten, sözleşmenin düzenlendiği dönemde dijital yetkisinin FSEK 52 çerçevesinde açıkça davacıya verilmemiş olması, sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle eski FSEK 25'te düzenleme konusu yapılmayan yetkilerin 2011 tarih ve 4630 sayılı Yasa değişikliği ile FSEK 25'e eklenmesi, gerekse FSEK 51 hükmü çerçevesinde mali hak yetkisinin eser sahibinde kalacağı dikkate alındığında davacının dijital kullanım yetkisinin bulunmadığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 28/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; "...Kaset-CD ve plak döneminden dijital yayın platformlarına geçiş süreci ile birlikte yapım şirketlerinin karşılaştığı hak kayıplarına dikkat çekilmekle beraber hukuki değerlendirme safhası uzmanlık alanım dışında olmak kaydıyla sayın davacı tarafın ilk tespiti yapan fonogram yapımcısı olmadığı cihetiyle dijital kullanım yetkisinin olamayacağı değerlendirildiği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 13/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...02.04.2024 Tarihli kök raporumuzdaki görüşlerimi aynen tekrar ederim. Ek olarak: Bilirkişi uzman olduğu noktada bilgi vermek ve rapor oluşturmak üzere mahkemelerin görevlendiği kişilerdir. Hukuku bir konuda görüş talep edildiğinde Sayın Mahkemelerimiz hukuk bilirkişi atayarak görüş talep ederler. İşbu davada da tamamen bilgi ve uzmanlık alamınız olan senelerdir hizmet verdiğimiz müzik sektöründeki işleyişi anlatarak Sayın Mahkememizi görüş bildirmekteyiz. İşbu dava özelinde incelenmesi gereken tek konu yapım yani fonogram hakkının kimde olduğu ve bu hakkın bir diğer hak sahibi olan yorumcu tarafına geçip geçemediği , yorumcunun fonogram hakkını yalnızca kendi vereceği karar ile kullanıp kullanamayacağı konusudur. İcracı sanatçının sahip olduğu yegane hak yorumcu haklarıdır. Davacı firmanın elinde bulundurduğu yapım (fonogram) haklarının, yapımcı ve icrası sanatçı arasında özel bir durum ve hak devri olmadığı sürece icrası sanatçıya ya da başkaca bir tarafa iflas, kapanma vs gibi bir durum ile geçmesi mümkün değildir. Bu yüzden ne icrası sanatçı işbu kayıtları ve üzerindeki hakları kendisi tek başına kullanabilir, ne de yapımcı firma. İç içe geçmiş iki hakkın ayrı sahiplerinin ortak karar ve izni olmadan bu haklar kullanılamaz. Davacının kullanım yetkisi olmadığı belirtilen hakkın ne hakkı olduğu, bu hakkında icrası sanatçının sahip olduğu hak ile aynı hak olup olmadığına dikkat edilmesi gerekir. Biri yapım ( fonogram) diğer ise yorumcu hakkıdır. Hiçbir durumda aralarında özel bir devir, satış, hak devri vs yok ise bir yapım hakkı, kendiliğinden gerçekleşen bir durum ile başkaca bir hak sahibine ( yorumcuya) yada 3. bir kişi ya da kuruma geçemez. Geçmiş yıllarda, eski yapım şirketinden bu hakları alarak yapım haklarını da sahip olan yorumcular olmuştur. Özellikle sanat hayatına ilk başladığı yıllarda farklı yapım firmaları ile anlaşma yapmış , ilerleyen yıllarda önemli isimler olmuş sanatçılar bazen geçmişteki yapım şirketleri ile anlaşarak , sanat hayatlarının ilk yıllarına ait albümlerin eser işletmelerini satın alarak yapım( fonogram) hakkının da hak sahibi olmuşlardır. Ancak bu dediğimiz gibi tamamen aralarında yaptıkları devir işlemleri ile olmuştur. Ek olarak yine belirtmek isteriz ki seçen seneler, zorlu ekonomik şartlardan ötürü yıllar içinde birçok müzik yapım firması kapanmakta ya da elindeki eser işletmeleri başka firmalara devir ile satmakta ya da iflasları sonrası icra yolu ile bu hak sahibi oldukları eser işletmeler yani yapım hakları devir olmaktadır. Piyasada hizmet veren yapım şirketlerinin sahip olduğu yapım ( fonogram hakları) incelendiğinde hemen hemen her firmanın bu şekilde sahip olduğu binlerce eser işletme olduğu ve sektörde yıllardır sistemin bu düzen içinde işlediği görülecektir. Kültür Bakanlığı da bu devirleri uygun görmüş ve yeni yapımcıların tekrar bandrol alarak ek üretim yapmalarına müsaade etmektedir. Kısaca yapım hakkını kimde olduğunu ülkemizde halen daha kurulu düzen içerisinde en doğru şekilde gösteren belge eser işletme belgesidir. Bu belgeye sahip olan firma bu hakkı kullanır. Tabi ki albümü ilk çıkaran yapım firmasının izin aldığı ya da anlaşma yaptığı yorumcu, eser sahibi izinleri, eser işletmenin devri ile geçersiz kalıyor ise (alınan izinlerde devir hakkı yok ise) işbu diğer hak sahiplerinin eser işletmeyi devir alan yapımcının yeniden izin alması gereklidir. Ancak bu durum yine belirtmek isteriz ki yapım (fonogram ) hakkının hak sahipliğini değiştirmez, bir başka kişiye geçirmez ya da yapım hakkını atıl bırakmaz. Bu konuda talep edilirse ve uygun görülür ise sayın mahkeme sektörün önde gelen yapımcı firmalarında da görüş alarak eser işletme devirleri ve sistemin sektörde nasıl işlediği konuda direk yapımcı firmalardan da değerlendirme alabileceği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 26/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...davacının dava konusu albümün eser işletme belgelerinde yer aldığı gibi ses kasedi ve CD formatından çoğaltma hakkına sahip olduğu, 2. FSEK m. 25 hükmünde 2001 yılında yapılan değişiklik sonrasında ihdas edilen hakların sahibinin ... olduğu, icracı sanatçı sıfatıyla eserlerin dava konusu edilen dijital alanlarda işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda hak sahibi olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir. Dava, FSEK Md. 80/B kapsamında fonogram yapımcısı haklarına sahipliğin tespiti istemi ile davacının haklarının ihlal edildiği iddiasıyla FSEK Md. 69 kapsamında tecavüz doğurduğu belirtilen davalı eylemlerinin önlenmesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir. Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir”
FSEK.m.80/B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir. Bu çerçevede fonogram yapımcısının hakları şunlardır;
1.Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,
2.Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması,
3.Tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi,
4.Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),
5.Yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,
6.Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi,
7.Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi.
FSEK 80/B hükmünde de açıkça belirtildiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinin mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir”. 5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır. 5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir. Davaya konu, 07.06.1993 tarihli “...” adlı albümün Eser İşletim belgesinde ; "...A.Ş ... İflas Müdürlüğünün 16.12.2009 Tarih ve ... sayılı Yazısına istinaden ...
1.Asliye Ticaret Mahkemesini 14.11.2006 tarih ve ... E. ... sayılı kararı ile Müflis ... A.Ş iflas kararı ile işletme belgeleri 01.12.2009 tarihinde yapılan ihale sonucu ... A.Ş tescil edilmiştir. ... 22 (...) No’lu Noter Satış Sözleşmesi ile ... A.Ş adına kayıt tescil edilen eserin kullanım hakkı 10 Şubat 2010 tarihinden itibaren ... Ltd. Şti devredilmiştir. " hususları yer almaktadır. Somut olayda fonogram haklarına sahipliğin tespiti talebi yönünden, dosyada bulunan eser işletme belgesi ve devir sözleşmesine göre albümler üzerindeki hak sahipliğinin sırasıyla ... Tic. A.Ş., ...Ticaret A.Ş., ...Ltd. Şti. ve davacı .... Tic. Ltd. Şti. şeklinde el değiştirdiği anlaşılmıştır.
Fonogram yapımcısının, eser sahibi ve icracı sanatçının izni ile gerçekleşen icranın tespiti ile birlikte doğan mutlak hakları eser sahibi ve icracı sanatçıdan devir almadığı, aksine kendiliğinden ve aslen kazandığı,fonogram yapımcısının devir almadan aslen kazandığı bu hakları icracı sanatçının ayrı yazılı muvafakati bulunmaksızın üçüncü kişilere devredebileceği, bu nedenle somut olaydaki davacıya kadar yapılan devirlerin geçerli olduğu, FSEK madde 52 kapsamında yazılı olarak yapılan devirle ilk tespiti yapan dava dışı ...'in FSEK 80/B kapsamında fonogram yapımcısı olarak bağlantılı hak sahibi olacağı ve bağlantılı hak sahipliğine ilişkin haklarını devredebileceği, devralanların devredenin icralar yönünden sahip olduğu haklara devir yoluyla sahip olabileceği, tüm nedenlerle davacının "..." isimli albüm ve içerisindeki eserler yönünden dijital yolla umuma iletim hakkı dışında diğer fonogram yapımcısının haklarına sahip olacağı kanaatine varılmıştır. "...” isimli eserdeki devredilen hakların içinde dijital umuma iletim hakkının yer almadığı anlaşılmakla, dava konusu bu icraların davalı ...'tan FSEK m. 80/1A.4’de düzenlenen umuma iletim hakkını devralmadan davacı tarafından dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün değildir.
Zira FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...E., ...K.)
Bu haliyle davacının davalı ... tarafından ... isimli albümde icra edilen eserlerin dijital umuma iletimi hakkına sahip olmadığı mevcut FSEK hükümleri uyarınca anlaşılmaktadır. Buna karşın davacının, davalılardan ... tarafından davaya konu icra edilen eserlerin fonogram yapımcısı haklarına haiz olduğu anlaşılmış, FSEK m. 80/1-B hükmü uyarınca bağlantılı hak sahibi olan davacının; söz konusu eserlerin ses kasedi ve CD’lerle sınırlı olarak -dijital umuma iletimi hakkı dışında- fonogramlar üzerinde hak sahipliği bulunduğundan bu noktada fonogram yapımcısının haklarına sahiplik yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tecavüzlerin önlenmesi talebi yönünden ise, her ne kadar davacı taraf dava konusu icraların dijital umuma iletimi hakkı sahibi değil ise de, davalıların dava konusu tespitleri dijital yolla umuma iletimini önleme imkanı sair münhasır bağlantılı hakları (FSEK m. 80/1B.3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkı) mevcuttur.
Öyle ki digital yolla umuma iletim, umuma iletim hakkının özel bir görünüm şekli olduğundan; davacı tarafından dava konusu tespitlerin icracı sanatçından izin almadan dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün olmadığı gibi, bu eylemin davacıdan izin alınmadan davalılarca gerçekleştirilmesi de mevcut yasal düzenlemeler uyarınca mümkün değildir. Dava konusu icra tespitinin dijital yolla umuma iletilmesi için, -ya icracı sanatçının, icrasının daha önceden yapılan bu tespitinin dijital platformlarda yayınlanması için umuma iletim hakkını icrayı tespit eden fonogram yapımcısına devretmesi veya ruhsat (lisans) vermesi, -ya da fonogram yapımcısının tespit ettiği bu icra üzerindeki umuma iletim hakkını icracı sanatçıya veya icracının izniyle (ya da ondan umuma iletim hakkını devralan) üçüncü kişiye devretmesi veya ruhsat (lisans) vermesi gerekmektedir. Somut dava dosyasında davacının bu yönde bir devir veya lisans verme hali bulunmamaktadır.
Nihayeten, dava konusu bu icraların davalı ...'tan FSEK m. 80/1A.4’de düzenlenen umuma iletim hakkını devralmadan davacı tarafından dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün değil ise de; icracı sanatçı ...'ın dava konusu bahsi geçen eserlerin tespiti üzerinde fonogram yapımcısı sıfatıyla davacının hak sahipliği de dikkate alındığında, yapılan tespitlerin, FSEK m. 80/1B.3 uyarınca icra tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına davacı sahip olduğundan; davacının hak sahibi olduğu tespitlerin, davacının izni olmadan gerek davalı şirket gerek diğer üçüncü kişilerce herhangi bir şekilde (digital yolla dahil) umuma iletilmesi de mümkün olmadığından; davalıların eylemlerinin davacının fonogram yapımcısı sıfatından kaynaklanan bağlantılı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
1.Davanın kısmen KABULÜ İLE, davacı şirketin dava konusu "..." isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); FSEK MD. 80/B KAPSAMINDA digital yolla umuma iletim hakkı dışındaki fonogram yapımcısı haklarına sahip olduğunun tespitine, davalıların eylemlerinin davacının fonogram yapımcısı sıfatından kaynaklanan bağlantılı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 179,90 TL TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,1 TL'nin davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
3.Davacı tarafından peşin yatırılan 179,90 TL harç ile 179,90 TL başvuru harcının toplamında oluşan 359,80 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından sarf edilen 33.275,00 TL (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 30.000,00 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı ... tarafından sarf edilen 3.200,00 TL (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 350,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2026 Katip ... ¸ Hakim ... ¸