1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2024/1861 E. , 2025/6002 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Avanos 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı; 77 yaşında olduğunu, uzun yıllar Almanya'da çalışıp emekli olduktan sonra Türkiye’ye dönüş yaptığını ve dava konusu 2013 parsel sayılı taşınmazı birikimleriyle butik otele dönüştürdüğünü, eşinin ölümünden sonra kendi halinde yalnız yaşarken davalılar ile işbirliği içinde olan dava dışı ... ve ... ile tanıştırıldığını, akıl zayıflığı, ehliyetsizliği ve müzayaka halinden yaralanılarak dava konusu 2013 parsel sayılı taşınmazın dava dışı bir kısım payını bu kişilere devrettiğini, bir süre sonra anılan kişilerin tanıdığı olan davalılar tarafından yine içinde bulunduğu akıl zayıflığı ve zor durumundan yararlanılarak davalı Şirketin yetkilisi ...'in işlettiği ... Döner isimli zarar eden bir işletmenin davacıya devri yaptırılarak dava dışı ...’e 660.000,00 TL borçlandırıldığını, ... Döner adlı işletmenin devri karşılığında dava konusu taşınmazın bir kısım payının davalı Şirkete devrinin sağlandığını, yine taşınmazın bir kısım payının da el ve işbirliği içinde olan diğer davalı ...’a devrinin sağlandığını, satış işlemlerinin davacının yaşlılığı ve ehliyetsizliği sebebiyle geçersiz olduğunu, ehliyetsizlik iddiasının kabul edilmemesi halinde ise zor durumundan faydalanarak iradesinin sakatlandığını, ayrıca gabinin de söz konusu olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiş; aşamada sunduğu 29.09.2017 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini bildirmiş, daha sonrasında ise feragatin hile nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek iptalini istemiş; davacının yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davacı vekiline vekaletname vermek suretiyle davayı sürdürmüşlerdir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... Şirketi vekili ortak sunduğu cevap dilekçesinde; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı 800.000,00 TL bedeli karşılığında satın aldıklarını, satış bedelinin 200.000,00 TL'sini nakit olarak davacıya ödediklerini, 300.000,00 TL'sinin ... Lahmacun adlı işletmenin davacıya devredilmesine karşılık sayıldığını, kalan kısmını ise borç senedi ve banka teminatlarıyla ödediklerini, davacının ehliyetli olduğunu, irade fesadı ve gabinin de söz konusu olmadığını, davacının ısrarları üzerine ... Kebap isimli işletmeyi davacıya devredip dava konusu taşınmazı satın aldıklarını ve işletmenin devir bedelinin üzerine kalan bedeli de davacıya ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2017 tarihli ve 2017/337 Esas, 2017/573 Karar sayılı kararıyla; feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ve 2018/661 Esas, 2019/396 Karar sayılı kararıyla; davacının yargılama sırasında ölümü nedeniyle öncelikle mirasçılarının tespit edilerek davada yer almalarının sağlanması, ondan sonra davacının feragat tarihinde ehliyetli olup olmadığının tespit edilmesi, ehliyetli olduğunun belirlenmesi halinde ise davacının feragat beyanının gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığının, feragatin hileye dayalı olup olmadığının, davadan feragat için bir sebebin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle hüküm ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yargılama sırasında 27.09.2017 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiği, Adli Tıp Kurumu raporuyla davacının akit ve feragat tarihinde ehliyetli olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tapu iptali ve tescil istemine yönelik davadan feragat ettiği, Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının dava konusu taşınmazın devir tarihi ile davadan feragat tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiği, davacının davadan feragatinin hile sonucu gerçekleştiğine yönelik iddianın ispat edilemediği, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların hilesi ile davacının davadan feragat ettiğini, davacının 2.000.000,00 TL değerindeki dava konusu taşınmaz hakkında hiçbir karşılık almadan davadan feragat etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının feragat etmesinin karşılığında makul bir karşılık alması gerektiğini, davacının davalıların o zamanki vekili Av. ... tarafından sanki protokol yapılıyormuş gibi oldu bittiye getirilerek davadan feragat ettirildiğini, davacının da avukatları bulunduğu halde avukatlarına hiç haber verilmediğini, ceza soruşturma dosyasında anılan avukat tarafından feragat protokolü yapıldığı belirtildiği halde ortada bir protokol de bulunmadığını, protokol yapılacağına inandırılıp hileye uğratıldığını, davanın esası bakımından ise ehliyetsizlik, gabin ve irade fesadına dayanıldığını, ATK raporunda tanık beyanlarının hiç değerlendirilmediğini, 77 yaşında olan davacının aldatıldığını, yine davalıların nakit olarak 200.000,00 TL ödedikleri savunması karşısında değeri 2.000.000,00 TL belirlenen taşınmazın aşırı orantısız bir bedelle devredildiğini, aşırı yararlanmanın söz konusu olduğunu, davacının içinde bulunduğu durum, hastalıkları ve yaşlılığından yararlanılarak hile ile hem dava konusu taşınmazın elinden alındığını hem de feragat dilekçesi imzalattırıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ehliyetsizlik, hile ve gabin iddialarına dayalı dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının dava konusu 2013 parsel sayılı, üzerinde butik otel bulunan taşınmazının 3/20 payını 15.05.2017 tarihinde 3.400,00 TL bedelle davalı ...'a, 13/20 payını ise 06.06.2017 tarihinde 13.100,00 TL bedelle davalı ... Şirketine satış suretiyle temlik ettiği, dava konusu taşınmazın tamamının akit tarihi olan 2017 yılı itibarıyla değerinin keşfen 2.100.000,00 TL olarak saptandığı, temlike konu 16/20 payın değerinin ise 1.680.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, ehliyetsizlik, hile ve gabin iddialarına dayalı olarak eldeki davayı açmış, aşamada 27.09.2017 tarihli dilekçesiyle davadan feragat etmiş ancak daha sonra davalıların hilesi sonucunda davadan feragat ettiğini, feragatin irade fesadı nedeniyle geçersiz olduğunu bildirmiştir. O halde davada öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, davacının feragat beyanının irade fesadı suretiyle alınıp alınmadığı hususudur.
Bilindiği üzere, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer ve kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar (HMK m. 311). Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez), başka bir ifadeyle davacı feragat beyanı ile bağlıdır. Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun iradeyi bozan bir nedene dayandığı kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından iradesi fesada uğrayan kimseye talep hakkı bahşedeceğinde kuşku yoktur. Feragate ilişkin irade açıklamasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde, bu halin ya aynı dava içerisinde HMK'nın 163. maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir.
Somut olaya gelince; dava konusu temliklerin 15.05.20 17... .06.2017 tarihlerinde yapıldığı, davacının 11.09.2017 tarihinde eldeki davayı açtığı, 27.09.2017 tarihinde ise davadan feragat ettiğini bildirip daha sonra feragatin hile nedeniyle geçersizliğini ileri sürdüğü, 1940 doğumlu davacının akit ve feragat tarihinde 77 yaşında olduğu, davacının hile ve tehdit ile kendisinden feragat dilekçesi alındığı yönünde savcılığa şikayette bulunması üzerine başlatılan soruşturmada savcılık tarafından aldırılan 18.01.2018 tarihli Sağlık Kurulu raporunda, davacının yapılan klinik muayenesi, minimental test sonucu ve Almanya'da davacıyı takip eden doktor tarafından verilen 19.11.2017 tarihli rapor değerlendirildiğinde davacının demans (bunama) hastası olduğu ve akli dengesinin akıllıca yaşam sürmesi için yeterli olmadığı ve kendi işlerini göremeyeceğinin belirtildiği, dinlenen davacı tanıklarının da ifadelerinde davacının aklının gidip geldiğini ve tutarsız davranışlarda bulunduğunu beyan ettikleri gözetildiğinde davacının kandırılmaya müsait bir yapısının bulunduğunun anlaşıldığı; diğer yandan davacının, davalılar tarafından protokol yapılacağı yönünde kendisinde kanı uyandırılarak hile ile davadan feragat ettirildiğini iddia ettiği, feragat tarihinde davalıların vekili olan avukatın savcılık dosyasında verdiği ifadesinde de feragat protokolünü ofisinde düzenlediklerini beyan ettiği halde dosyaya herhangi bir protokol ya da belgenin sunulmadığı, bu durumda feragatin karşılıksız olarak yapıldığının anlaşıldığı, ancak davacının üzerinde butik oteli bulunan ve değeri 1.680.000,00 TL olan taşınmazının hile ile elinden alındığı iddiasıyla açtığı eldeki davadan ortada bir sebep yokken ve karşılıksız olarak iradesi ile feragat ettiği yönündeki bir kabulün, hayatın ve olayların akışına uygun olduğunu söyleyebilmenin mümkün olmadığı, tüm bu somut olgular birlikte değerlendirildiğinde davalıların hilesi sonucunda davacının davadan feragat ettiği iddiasının ispatlandığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hâl böyle olunca; davacının feragat beyanının irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi, taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı mirasçıları vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı mirasçılarına iadesine,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı mirasçıları vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.