Esas No
E. 2025/8669
Karar No
K. 2025/10322
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

9. Hukuk Dairesi         2025/8669 E.  ,  2025/10322 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/1477 E., 2025/2248 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 34. İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/233 E., 2025/216 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışı şantiyelerinde 2006-2017 yılları arasında elektrik teknikeri olarak çalıştığını, ücretinin net 2.750,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafça hiçbir gerekçe gösterilmeksizin haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, söz konusu çalışmalarının karşılığının işverenlerce ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türk hukukunun uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, çalışma süresini ve ücret iddiasını kabul etmediklerini, davacıya Rus kanunları uyarınca bütün haklarının ödendiğini, davacıya 2016 Ekim ayında 2.582,71 USD ve 2016 Aralık ayında 3.988,31 USD ödeme yapıldığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesiyle proje bazlı çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hukuk seçimi anlaşması bulunan dönemde seçilen ... hukukunun uygulanması gerektiği, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan ve daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşılan dönemde uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uygulanması gerektiği, iş sözleşmesinin ... işyerinde 05.10.2017 tarihinde sona erdiği, buna göre davanın 05.10.2017 tarihinden 3 yıl 5 ay 27 gün sonra açıldığı, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir nedenin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığa ... Fedarasyonu İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasında bir hata olmadığı, ayrıca ilgili Kanun'un bir bütün hâlinde (alacakların hesaplanması, zamanaşımı, hak düşürücü süre) uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarih ve dava tarihi değerlendirildiğinde ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde yer alan sürelerin geçtiği, dava tarihi dikkate alındığında vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine yazılı şekilde hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1.Taraflar arasında hukuk seçiminin bulunmadığını,

2.Müvvekili işçiye Türkiye İş Kurumu sözleşmesi ...'da çalışma ilişkisi devam ederken imzalatıldığından bu sözleşmesinin geçersiz olduğunu,

3.... iş mevzuatında davacı işçi aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilemeyeceğine ilişkin açık hükme aykırı hüküm kurulduğunu,

4.Daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuk olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (... , Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; ngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2. ve 8. maddelerinin bir gereğidir. ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede, bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Dava tarihi itibarıyla söz konusu zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu sürenin Dairemizin önceki tarihli bazı kararları emsal alınmak suretiyle hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı ise de bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.