15. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/485
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/01/2025
NUMARASI: 2024/188 Esas, 2025/34 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; davacı şirket ile davalı şirket arasında; ..../01/2018 tarihli inşaat işleri sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile......şirketinin .... Mh, ..... Cd., No:... ... Köyü, . adresindeki ... Ada,.. ve... Parsel nolu taşınmazlar üzerinde, servis binası inşa edilerek .../12/2018 tarihinde teslim edilmesi, iş bedeli olarak KDV hariç 720.000,00 TL ödenmesi kararlaştırıldığını, yine davacı ....... Araçlar şirketinin yetkilisi olan davacı ..... ile davalı ......şirketinin yetkilisi olan davalı......arasında .......08.2018 tarihli sözleşme daha imzalandığını, bu sözleşmeye göre de bina inşaatının 20/09/2018'de bitirilmesi, süresinde bitirilmemesi halinde; verilen senet bedelinin ........'tan ceza olarak kesilmesi kararlaştırıldığını, ek sözleşme kapsamında 01/08/2018 tarihli ... tarafından ...... lehine keşide edilen 764.000,00TL bedelli teminat senedi alındığını, davalı ...'ın, şirketin üstlendiği işi ve davacının yaptığı ödemeleri de şahsen garanti altına aldığını, davalı tarafa sözleşme kapsamında toplam 914.771,00 TL ödeme yaptıklarını, ancak davalı inşaatta temel atma ve bir kısım bahçe duvarı inşasından başka hiçbir iş yapmadığını, inşaatın belirlenen tarihte bitmeyeceği kesin olarak anlaşıldığında .. ..... Noterliği'nin ....../09/2019 tarihli ........ yev no ile ihtarname gönderilerek inşaat işleri sözleşmesinin feshedildiği, iş sebebiyle ödenen bedellerin faizi ile iadesi ve senet bedelinin ödenmesi talep edildiğini, sözleşmede aksi kararlaştırılmış isede; ruhsat ve proje bedellerinin davalıya ödendiğini, inşaat zabıta tarafından inşaatın durdurulduğu gerekçesiyle talepleri kabul edilmediğini oysa inşaatın durdurulmadığıını, sözleşmeye göre proje işlemleri ve ruhsat işleri davacıya yüklenmişse de ödemelerden 10/11/2017'de yapılan 40.000,00TL proje için, 09/02/2018'de ...'a yapılan 90.000,00TL'lik ödeme de ruhsatlar için verildiğini, ancak bu işlemlerin yerine getirilmediğini, davalı şirketin inşaatı 13/09/2018 itibarı ile durdurduklarını cevabi ihtarnamelerinde ifade ettiğini, bu şekilde inşaata devam etmeme iradeleri de beyanları ile sübut bulduğunu, Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/.... D.İş sayılı dosyası ile inşaatın mevcut halinin ve yüklenici tarafından yapılan işlerin tespitini yaptırdıklarını, tespit bilirkişisi raporunda inşaatta yüklenici tarafından yapılan işlerin bedeli toplam 205.512,00TL olarak belirlendiğini, davalıya iş sebebiyle ödenen toplam bedel olan 914.771,00TL'den yüklenicinin yapmış olduğu işlerin bedeli olan 205.512,00TL düşüldüğünde bakiye 709.259,00 TL alacaklı olduklarını, girişilen icra takibine itiraz edilmesi üzerine durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini, ayrıca menfi zararları oluştuğunu değişen ekonomik şartlarla daha fazla masraf yapılarak inşaat bitirilmek zorunda kalındığından menfi zararının belirlenerek, tam olarak belirlendiğinde artırmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilin i talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili menfi zarar taleplerini yargılama aşamasında ıslah ederek 5.971,13 TL ye çıkartmıştır.
Davalı vekili; davacıların kötü niyetli olduğunu, davacıların ikinci sözleşmenin tarihrinde tahrifat yaptıklarını, iş bitirme tarihinin 28.10.2018 tarihi olduğunu, mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, ruhsat alınması ve proje işinin davacının sorumluluğunda olmasına rağmen yerine getirmediklerini, davacılar proje ve ruhsatın alınacağı sözlenerek kaçak inşaat yaptırılmaya çalıştıklarını, inşaat için 885.625,00TL harcama yaptıklarını, bunun bir kısmının devlete ödenen vergiler ve davacıya kesilen faturalar olduğunu, belgeli harcama miktarının KDV hariç 595.779,48 TL olduğunu, ayrıca inşaat alanında 150.000,00TL bedelinde malzemesi kaldığını, ruhsat alınmadığı için inşaatın bitmediğini, ikinci sözleşme ile belirlenen ilave işleri yaptıklarını, inşaatın inşaat yapılmamasından davacının kusurlu olduğunu, davacıdan alınan tüm ödemelerin işe harcandığını, davacının bir zararının da olmadığını, Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasındaki raporun hatalı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece 17/02/2021 tarihli karar ile; taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğunu, inşaatın yapılmamasının inşaat projesi ve ruhsat olmadan bunu bilerek basiretli bir iş adamı gibi davranmayan davalıların da sorumlu olduğunu, inşaatın ifa olanağı olmadığından davacı tarafından feshedildiği, davalıların somut imalat bedeli dışında bir gider ve ücret talebinin yersiz olduğunu, fazladan harcama yapılmış ise de davalıların buna katlanmak zorunda olduğunu, davalıların sunduğu birçok harcama belgesinden hangisinin davaya konu iş için olduğunun bilirkişi tarafından tespit edilemediğini, davalının davacıya veya başka bir yere fatura kesmesinin işin yapıldığı anlamına gelmeyeceğini, bilirkişi raporu gereğince; davacının itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile, davalıların İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının 677.259,00TL asıl alacak ve 59.339,02TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına ve asıl alacak için takipten itibaren avans faizi uygulanmasına, geri kalan kısma yönelik talebin reddine, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 147.319,60TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın menfi zarar isteminin reddine karar vermiştir. Yerel mahkeme kararı davalı yanca istinaf edilmiştir.
Dairemizin 05/03/2024 tarih 2021/1729 - 2024/205 karar sayılı ilamıyla, mahkemece belediye başkanlığına müzekkere yazılmak suretiyle, arsa üzerinde yapılan kısmi yapı itibariyle proje oluşturulmak suretiyle inşaat ruhsatı verilip verilemeyeceği belirlenmesi, yapılan belirleme sonucuna göre inceleme ve değerlendirme yapılması ve ayrıca bilirkişi heyetinden gerekirse mahallinde keşif yapmak suretiyle ek rapor alınmak suretiyle yüklenici tarafından yapılan inşaat incelenerek enkaz bedeli oluşacağı bilirkişiye hesaplattırmalı, davalı alacağına bulunup bulunmadığı belirlenmek suretiyle bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı olduğu şakilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Mahkemece, İnşaat projesi ve ruhsat olmadan bunu bilerek basiretli bir iş adamı gibi davranmayan davalılar sorumludur. Davalı durumu bilerek inşaata girişmiş, ifa olanağı olmadığından da feshedilmiştir. Bu durumda davalıların, bir ekonomik değer ifade etmeyen kaçak yapıya ait imalatın enkaz bedeli dışında bir gider ve ücret talebi yersizdir. Fazladan harcama yapılmış ise de davalılar buna katlanmak zorundadır. Bu harcamalar var ise de enkaz bedeli dışında davacıların bir zenginleşmesi tespit edilmemiştir. Davalıların sunduğu birçok harcama belgesinden hangisinin davaya konu iş için olduğu bilirkişi tarafından tespit edilememiş ve bağlantısı ıpatlanamamıştır. Davalının davacıya veya başka bir yere fatura kesmesinin işin yapıldığı anlamına gelmeyeceği, icmaller, hakedişler, tutanaklar, irsaliye gibi belgelerle desteklenmesi gerektiğinden davalıların bu savunmalarına itibar edilmemiştir. Bu durumda davalının imalatın enkaz bedeli dışında mahsubunu isteyebileceği bir alacağı sabit görülmemiş olup, davanın kısmen kabulü ile, davalıların İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin devamına ve asıl alacak için takipten itibaren avans faizi uygulanmasına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 153.900,23 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda verilmesine, davacı tarafın menfi zarar isteminin reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesiyle, enkaz bedelinin % 10 olarak kabul edilmesinin nedeninin 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Kanunu'nun yönetmeliği olduğu iddiasının hukuken hatalı olduğunu, buna rağmen itiraz ettikleri rapora dayanarak karar verildiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuken mümkün olmadığını, ruhsat alınamadığı dolayısıyla hukuki imkansızlık olduğu için müvekkil şirket 03.01.2018 tarihli sözleşme ve müvekkil ... da 01.08.2018 tarihli sözleşme gereğini yerine getiremediğini, ilk derece mahkemesi inşaatın ortak irade ile başladığı tespitinin neye dayandığı meçhul olup, somut olmadığını, müvekkiller inşaat ruhsatı alınacağından bahisle kandırıldığını, mahkemeler kararlarını yazarken somut gerekçelere dayanmak zorunda olduğunu, ilk derece mahkemesinin davacıların ruhsat alamadığından bahisle menfi zarar nedeniyle tazminat talep etme hakkı olmadığını, bu nedenle herkesin aldığını geri vermesi gerektiğine ilişkin hükmün hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin kusursuz olmasına rağmen aldığını, geri verirse inşaatı yaparken harcadıkları emek karşılığını alamamış olacağını, müvekkillerde kar etmedikleri bir işi yapmanın zararına kusursuz olmalarına rağmen katlanmalarının haksızlık olacağını, mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, davanın tüm talepler bakımından reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde yer alan Eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı ..... Şirketi iş sahibi, davacı .... .... iş sahibi şirketin temsilcisi, davalı şirket yüklenici, davalı ... davalı şirket yöneticisidir.Davacı .....araçlar şirketi ile davalı .......şirketi arasında .........01.2018 tarihli inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Yine davacı şirket temsilcisi ...... ile davalı şirket temsilcisi ... arasında 01.08.2018 tarihli ilave işlere ilişkin sözleşme imzalanmıştır.Davada davacı vekili, davacının davalı tarafa sözleşme gereğince 914.771,00 TL ödediklerini ancak davalı edimini yerine getirmediğini, bu sebeple davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeyi 17.09.2019 tarihinde fesih ettiğini, mahkemece yapılan tespitte davalının yaptığı iş bedelinin 205.512,00 TL olduğu, davalıya 709.259,00 TL ödendiğini, alacaklarının tahsili için icra takibine başladıklarını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatının tahsilini ve ayrıca değişen ekonomik şartlarla daha fazla masraf yapılarak inşaat bitirilmek zorunda kalındığından menfi zararları belirlenerek şimdilik 10.000,00 TL tahsilini talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasındaki sözleşmede iş bedelinin 720.000,00 + KDV olduğunu, ek işler için ayrıca şirket temsilcileri ile sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince inşaat proje onayı ve ruhsat alınması görevinin davacılara ait olmasına rağmen ruhsat almadıklarını, davacıların isteği ile inşaata başladıklarını ancak belediye tarafından inşaatın durdurulduğunu, iş sebebiyle kendilerine ödenen bedelleri harcadıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı, dairemiz kaldırma kararı üzerine alınan bilirkişi ek raporu, belediyeden gelen yazı cevapları itibariyle, davacı taraf sözleşme uyarınca ruhsat ve proje işini yapmadığı için işin gecikmesinden kusurlu olduğu, kusurlu olması sebebiyle davacı menfi zarar talebinde bulunamayacağını, kaçak yapı sebebiyle herkes aldığını iade etmekle yükümlü olduğunu, davalı taraf inşaat projesi ve ruhsatı olmadan inşaata başlamaları sebebiyle kusurlu olduklarını, basiretli tacir gibi davranmadıklarını, yaptıkları inşaat kaçak yapı olması sebebiyle ancak enkaz bedelini talep edebileceklerini, bilirkişi raporu doğrultusunda, enkaz bedelinin 25.940,50 TL olduğunu, 888.770,50 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki işlemiş faizin 77.870,90 TL olduğunu belirterek davacının davasının kabulü ile %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Dava konusu İstanbul ........ İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, takip alacaklısı...... ve .....şirketi, davalılar ise .... ile ...... şirketi olduğu, takip miktarı 709.259,00 TL asıl alacak ve 60.248,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 769.507,15 TL talep edildiği, takip sebebinin 03.01.2018 tarihli sözleşme ve 01.08.2018 tarihli ek sözleşmeden dolayı yapılan işler sebebiyle ödenen 914.771,00 TL'den 205.512,00 TL mahsubu ile bakiye kalan 709.259,00 TL asıl alacak belirtilmiştir.Davacı ...... .....şirketi ile davalı ......şirketi arasında ......01.2018 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı ve davalı şirket temsilcileri arasında asıl sözleşmeye ek olarak 01.08.2018 tarihli adi yazılı sözleşme imzalanmıştır.
01.08.2018 tarihli sözleşmede, "........ bina inşaatı ilave işler dahil yapımı .....09.2018 tarihinde bitirilecektir. Bitmediği takdirde verilen senet bedeli ... ...'tan ceza olarak kesilecektir. ...... araçlar şirketi yetkilisi ödeme programı, 368.929,00 TL kalan, 245.160,00 TL ilave, 50.000,00 TL nakit, 7.000,00 USD olarak ödenecektir ve işlem bitecektir." belirlenmiştir.
Eser sözleşmesi davacı...... şirketi ile davalı.....şirketi arasında imzalanmıştır. Davacı....davalı şirketin, davalı .. davacı şirketin temsilcisi olarak, ek sözleşme ile ödeme planı konusunda anlaşmışlardır.Taraflar ......01.2018 tarihli inşaat sözleşmesi ile ....08.2018 tarihli sözleşmeyi kabul etmektedirler.
Eser sözleşme ilişkisi davacı ....şirketi ile davalı ....... arasında olup, davacı ..... ile davalı .....sözleşmede sadece şirket adına hareket etmiş ve sözleşme imzalamış oldukları anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşme gereğince iş bedelleri davacı...... tarafından gönderilmiş, davalı ....... tarafından tahsil edilmiş ise de, tamamen sözleşmede yer alan şirketlerin yetkilisi olarak işlem yaptıkları anlaşılmaktadır.Bu durumda, davacı ....'nin davada aktif davacı sıfatı bulunmadığı, davalı .....'ın pasif davalı sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından, bu taraflar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur.Davacı .........şirketi ile davalı ......... şirketi arasında imzalanan ..01.2018 tarihli sözleşmenin 6. maddesinde " belediye proje işlemleri ve resmi ruhsat alınması işveren..... şirketi tarafından yapılacaktır. ", sözleşmenin 7. maddesinde " sözleşme imzasını takiben işveren tarafından yükleniciye işyeri teslim tutanağı ile teslim ettiği tarihinden itibaren 31.12.2018 tarihine kadar sözleşme hükümleri gereği eksik olarak işverene teslim edecektir " düzenlemesi bulunmaktadır.Davacı ..... ile davalı ... arasında imzalanan ...1.08.2018 tarihli sözleşmede ise " ...... bina inşaatı ilave işler dahil yapımı 20.10.2018 tarihinde bitecektir. Bitmediği takdirde verilen senet bedeli ...'tan ceza olarak kesilecektir. .... motorlu araçlar şirketi yetkilisi ödeme programıdır.... " sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme tarafların kabulündedir........ Belediye Başkanlığının ..02.2020 tarihli yazısında, " ...
Yapılan incelemelerde kaçak ve izinsiz yapılar inşa edildiği tespit edildiğinden 06.11.2018 tarih ... ile yapı tatil tutanağı tanzim edilmiştir. .... Mahallinde tekrar yapılan incelemede, mührün fek edilerek kaçak ve izinsiz yapılarda inşai faaliyetlerin devam ettiği ve yeni yapılaşmalar yapıldığı tespit edildiğinden 14.02.2019 tarih.... yapı tatil tutanağı tanzim edilmiştir. " bildirilmiştir.Yine, ...
Belediye Başkanlığından alınan ....04.2024 tarihli yazısında, "... .. Belediye encümeni tarafından .... tarih ... numarası ile ... sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesine göre yıkım ve 42. maddesine göre de para cezası kararı verilmiştir. ...... Uygulama imar planında 18. madde uygulaması yapılacak alan sınırları içerisinde kısmen ön, yan ve arka bahçe mesafesi 3 mt, E: 0,08 ayrık nizam 2 kat uygulama koşuluna tabi konut alanında, kısmen yol alanında kısmen de park alanında kalmaktadır. Bu nedenle bahse konu parsellerin bulunduğu alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. madde uygulaması yapılmadan imar izni verilmeyip, yapı ruhsatı düzenlenmesi mümkün olmamaktadır.." denilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacıya ait arsa üzerine servis binası inşa edilerek .....12.2018 tarihinde teslim edilmesi ve işin KDV hariç 720.000,00 TL bedelle yapılması konusunda taraflar anlaşmıştır. Davalı yüklenici şirket, inşaat için proje oluşturulmadan, inşaat yapı ruhsatı alınmadan inşaatı kaçak olarak yapmıştır. Yüklenici tarafından yapılan yapı ruhsatsız ve kaçak olduğu için yapının ekonomik bir değeri bulunmamaktadır.
Yapı tamamen izinsiz ve kaçak olarak yapılmış olup, belediye yazıları itibariyle inşaat yapı ruhsatı verilmesi, proje yapılması suretiyle kaçak durumun sona erdirilmesi mümkün değildir.İnşaatın kaçak ve ruhsatsız olarak yapılmış olması sebebiyle, yüklenici binanın ekonomik değeri bulunmadığından, "çoğun içinde az da vardır" ilkesi gereğince inşaat bedeli içerisinde enkaz bedelini talep edebilecektir.Mahkemece alınan 06.05.2024 tarihli ek raporda, "..... Davalı yüklenici tarafından yapılan imalatların 11.09.2019 dava tarihi itibariyle yapım bedeli toplam miktarının KDV hariç 259.405,00 TL olacağı,.... 02.05.2024 tarihinde taşınmazların mahallinde yapılan incelemede, taşınmaz üzerindeki yapının yüklenicinin yaptığı imalatlara devam edilmek suretiyle tamamlanmış durumda ve iş yeri olarak faaliyette olduğu tespit edildiğinden... Enkaz bedelinin yapım bedelinin %10 olacağı takdir edilmekle, ... Enkaz bedeli KDV hariç 25.940,50 TL olduğu.....
Davacı tarafından davalıya toplam 914.771,00 TL ödeme yapıldığı, binanın enkaz bedelinin 25.940,50 TL olduğu, davacının bakiye alacağı 888.770,05 TL olduğu " bildirilmiştir. Dairemiz kaldırma kararında, inşaat kaçak nitelikte olduğundan imalat bedeli istenemez ise de inşaatın imalat bedelinin tahsili talebi içerisinde kaçak binanın yıkımı halinde oluşacak enkazdan elde edilebilecek bedel "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereğince mahkemece bilirkişilere binanın enkazından elde edilebilecek değerlerin bedeli hesaplattırılarak, tespit edilecek enkaz bedelinin davacının talep ettiği bedelden düşülmesi gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda, davalı yüklenicinin edimini süresinde tamamlamadığı, inşaatı ruhsat almadan, kaçak olarak yaptığı anlaşılmıştır. Davalı yüklenici bilirkişi raporu itibariyle 25.940,50 TL iş sahibinden enkaz bedeli talep edebilecektir. Denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı iş sahibinin davalıya göndermiş olduğu iş bedeli olduğu anlaşılan 914.771,00 TL bedelden davalı yüklenicinin talep edebileceği enkaz bedeli olan 25.940,50 TL düşüldüğünde, davacının 888.770,05 TL alacaklıdır. Dava konusu icra takibi miktarı kadar davacının alacaklı olduğu anlaşıldığından, asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur. Bununla birlikte, davacının iade talep edebileceği miktar bilinebilir olmadığı gibi mahkemece bilirkişi raporu ile belirlendiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması hatalı olmuştur. Ayrıca davacının menfi zarar talebine ilişkin davanın dosyada sunulan deliller itibariyle reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,
2.İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../01/2025 tarih ve 2024/. Esas, 2025/. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.Davacı .....'nin davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması sebebiyle davasının AKTİF HUSUMET YOKLUĞU SEBEBİYLE REDDİNE,
4.Davacı tarafından davalı ... yönelik açılan davanın, davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar tarafından davalı ... .'a yönelik açılan davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU SEBEBİYLE REDDİNE,
3.Davacı ... araçlar sanayi limited şirketi tarafından davalı ......... Limited şirketine yönelik açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, İstanbul ....... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin DEVAMINA ve asıl alacak için takipten itibaren avans faizi uygulanmasına, Alacak yargılama ile belirlenmiş olması, alacak likid olmaması sebebiyle icra inkar tazminat talebinin REDDİNE,
4.Davacı tarafından açılan menfi zarar isteminin REDDİNE,
İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1.Alınması gereken 52.564,62 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 13.141,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 39.423,46 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2.Davacı tarafından yatırılan 13.141,16 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 119.425,17 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
4.Menfi zarar isteminin reddine ilişkin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 5.971,13 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalılara eşit oranda verilmesine,
5.Yargılama nedeniyle harcanan 42.027,70 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına ve 6325 sayılı yasanın değişik 18/A maddesinin 11. Fıkrasına göre hesaplanan 41.865,68 TL'lik kısmının davalılardan müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1.Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2.Yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde BIRAKILMASINA,
3.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4.Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy çokluğu (Hakim ......... muhalefeti) ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ;
Dairemiz kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda "taşınmaz üzerindeki yapının yüklenicinin yaptığı imalatlara devam edilmek suretiyle tamamlanmış durumda ve iş yeri olarak faaliyette olduğu.." belirtilmiştir. Kaçak ve ruhsatsız olarak yapılan bina davacı tarafından tamamlanmak suretiyle fiilen kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi işbu tespiti üzerine yapılan incelemede, davalı yüklenici tarafından yapılan imalatlar kaçak ve ruhsatsız bile olsa davacı tarafından tamamlanmak suretiyle iskan ruhsatı alınmadan kullanılmaya başlanmıştır. Bu durumda davacı, davalı yüklenicinin yapmış olduğu imalattan ekonomik olarak faydalanmıştır.
Normal şartlarda imara aykırı/kaçak bir yapının ekonomik değeri olmadığı ve yüklenicinin bedel talep edemeyeceği kuralı geçerlidir. Ancak; iş sahibi bu yapıyı yıkmamış, eksiklerini tamamlamış ve ticari bir işletme (iş yeri) olarak kullanmaya başlamışsa, artık bu yapının "ekonomik değeri olmadığı" iddiası, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. İş sahibi, fiilen faydalandığı bir imalat için "bu değersizdir, bedel ödemem" diyemez.
Bu durumda yüklenicinin talep edebileceği bedel, sözleşme fiyatı veya binanın bitmiş piyasa değeri değil, imalatın iş sahibi için arz ettiği "subjektif fayda" değeri veya yapıldığı tarihteki piyasa rayiçlerine göre malzeme + işçilik bedelidir. (kâr payı hariç tutulabilir veya hakkaniyet indirimi yapılabilir.) O halde mahkemece, davalı yüklenici tarafından yapılan imalatlar yapıldığı tarihteki piyasa rayiç bedelleri malzeme + işçilik bedeli olarak (KDV dahil) belirlenmesi amacıyla bilirkişiden bu yönde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
İlk derece mahkeme tarafından bu yönde araştırma yapılmadan hüküm kurulması hatalıdır. Mahkeme kararının kaldırılması gerektiği düşüncesindeyim. Çoğunluk kararına katılmıyorum.