Esas No
E. 2024/3170
Karar No
K. 2024/5581
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/3170 E.  ,  2024/5581 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2024/3170
Karar No: 2024/5581
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: ... Çimento A.Ş. (...) pay piyasasında 14/08/2023-25/08/2023 döneminde gerçekleştirilen işlemlerde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle anılan Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen Kanun'un 128. maddesinin birinci maddesinin (a) bendine dayanarak yapay piyasa oluşturmaya yönelik işlemlerin engellenmesi amacıyla Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası ile V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasası Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında 29/08/2023 tarihli işlemlerden başlamak üzere borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden ...tarih ve ... sayılı yazıyla bildirilen ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Kurulca ... Çimento A.Ş. pay piyasasında 14/08/2023-25/08/2023 döneminde olağan dışı faaliyet ve miktar hareketlerinin yaşandığının tespit edilmesi üzerine başlatılan inceleme kapsamında "..." ve "..." isimli Twitter hesabından ... hisse senedinin alınmasını teşvik eden ve bu hususta tavsiye veren paylaşımların yapıldığı, anılan hesapların yöneticilerinin F.A ve H.B.B. adlı şahıslar olduğu, bu şahıslarla bağlantılı olan davacının söz konusu dönemde ... pay piyasasında 1.649.641,79-TL kar elde ettiğinin tespit edildiği, söz konusu tespitler neticesinde Twitter adlı sosyal medya platformu üzerinden bahse konu hisse senedinin fiyatı ile ilgili olarak yatırımcıların kararlarını etkilemek ve bu suretle menfaat temin etmek amacıyla yanıltıcı nitelikte paylaşımlarda bulunan grubun içinde yer aldığı gerekçesiyle davacı hakkında borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; 6362 sayılı Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişilerin Kurul tarafından borsalarda geçici olarak işlem yapılmasının yasaklanabileceği, yasaklama tedbirinin sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiğine, söylenti çıkardığına, haber verdiğine, yorum yaptığına veya rapor hazırladığına ya da bunları yaydığına ve bu suretle menfaat sağladığına dair makul şüphe bulunanlar hakkında uygulanabileceği;

Uyuşmazlığa konu olayda, sosyal medya uygulaması "..." ve "..." adlı hesaplar üzerinden ... payına ilişkin olarak yatırımcıları yönlendirici paylaşımların yapıldığı tespitlerine yer verildiği, davacı hakkında ise Kanun'un geçici işlem yapma yasağı uygulanabilmesinin koşulu olarak aradığı, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığı, bu yöndeki tespitlerin farklı şahıslar hakkında yapıldığı, dava konusu tedbirin tesis edilme gerekçesi olarak davacı tarafından ... pay piyasasında işlem gerçekleştirmesinin gösterildiği ve bu durumun da 107. maddenin ikinci fıkrasında yer alan filin işlendiğine dair makul şüphe olarak değerlendirildiği; 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrası ile 101. maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde;

101.maddenin birinci fıkrasında, 107. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüphenin geçici işlem yasağının sebebi olarak düzenlendiği, 107. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanmayan ancak bu fiile iştirak kapsamında başka iş ve işlemler gerçekleştirildiğine yönelik makul şüphenin ise 107. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüphe kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksi düşüncenin kanunilik ilkesine aykırılık oluşturacağı;

Dava konusu geçici işlem yapma yasağının uygulanabilmesi için Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ve özetle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak ya da başkalarının beyanlarını yaymak suretiyle menfaat sağlamak olarak tanımlanabilecek bir fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunmasının gerektiği, somut olayda davacı hakkında sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve de bu suretle menfaat sağladığı yönünde makul şüphe oluşturacak bir tespit ya da değerlendirmenin yapılmadığı, bahse konu pay piyasasında işlem gerçekleştirmek fiillerinin ise 107. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan fiil kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, davacı hakkında borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, söz konusu tedbirin ileriye dönük olarak piyasa dolandırıcılığı fiiline iştirak edenlerin işlem yapmaya devam ederek piyasayı ve yatırımcıları zarara uğratmalarını önlemeye yönelik olduğu, makul şüphe değerlendirmesinin piyasanın işleyişinin olumsuz yönde etkilenmesi potansiyelinin bulunup bulunmadığı, yapılan işlemlerin bu yönde bir elverişliliğe sahip olup olmadığına yönelik olup diğer yatırımcıların işlem yapmaya devam edebilmelerini teminen Kurulun sahip olduğu takdir yetkisinin bir uzantısı olduğu, Kurul kararının yerindelik denetimine tabi tutulamayacağı, işlem yasağı için aranan makul şüphe kriteri bakımından 6362 sayılı Kanun'un 107/1 ve 107/2. maddeleri arasında herhangi bir ayrım bulunmadığı, geçici işlem yasağının 107/2. madde uyarınca değil, 101. madde uyarınca tesis edildiği, davacı ile diğer grup üyelerinin pay fiyatını etkileme amaçlı manipülatif nitelikteki işlemlerin iştirak halinde gerçekleştirildiği konusunda makul şüphe oluşması için gerekli verilerin ortaya konulduğu, bilgi paylaşan kişiyi sosyal medyadan takip eden, yapılan paylaşımları takiben piyasada başlayan fiyat ve miktar hareketlerini gözlemleyerek işlem yapan kişilerin olası kast ile hareket ettikleri gerekçesiyle söz konusu kişilerin iştirak zinciri içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, fiil üzerinde hakimiyetin tipik fiiller dışındaki fiillerle de gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu, yapılan paylaşımları müteakip alım satım gerçekleştirerek, paylaşımlar doğrultusunda piyasanın hareketlenmesine katkıda bulunan kimselerin de suçun işlenmesine katkıda bulunmuş oldukları, davacı hakkında işlem yasağı uygulanmasına dayanak makul şüphenin davacının söz konusu sosyal medya kullanıcıları ile birlikte hareket etmesi ve pay fiyatını etkilediği görülen şüpheli işlemleri gerçekleştirmesi suretiyle 107/2. maddede düzenlenen suça iştirak etmesi olduğu, menfaat elde edilmiş olması şartının aranmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :

Davacı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davalının temyiz isteminin reddine,

2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4.Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,

5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...

İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler" başlıklı 101. maddesi uyarınca Kurul'un, 104., 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirini almaya yetkisi bulunmaktadır.

V-101.1 sayılı “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği”nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, “Makul şüphe”, sermaye piyasalarında; işlem gerçekleştiren kişilerin veya onlarla birlikte hareket edenlerin işlem kalıpları ve hesaplarında gerçekleştirilen transferler, sermaye piyasası araçlarının geçmiş dönem fiyat miktar analizleri, fiili dolaşım oranları, sermaye piyasası araçları ile ilgili haber ve açıklamalar, ihbar veya şikâyetler ile bunları destekleyen emareler dikkate alınarak yapılan incelemeler sonucunda Kanunun 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair oluşan şüphe olarak tanımlanmıştır. Makul şüphe, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde arama tedbirinin tatbiki için aranan şüphe seviyesi olup, Yargıtay tarafından “somut olgulara dayanma”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında “objektif bir gözlemciyi ikna etme” şartı aranmıştır. 6362 sayılı Kanun'un “Piyasa dolandırıcılığı” başlıklı 107. maddesinin ikinci fıkrasında ise, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan ve bu yolla menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır.

Suça iştirak, Türk Ceza Kanunu'nun 37-41. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Ceza Hukukunda suça iştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade etmektedir (TCK m.37). Suça iştirak, bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun aralarında anlaşmak ve işbirliği yapmak suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Ancak kasten işlenen suçlar iştirak halinde işlenebilir.

Suça iştirak hallerinde “faillik” ve “şeriklik” olmak üzere iki kavram kabul edilmiştir. Fail, kanuni tipe uygun fiili icra etmesi nedeniyle işlenen suçtan doğrudan sorumludur. Buna karşılık, şeriklerin sorumluluğu doğrudan değildir, şerikler suçtan bağlılık kuralı gereğince sorumlu tutulurlar. Başka bir deyişle, şeriklerin suçla irtibatları failin şahsına ve işlediği fiile bağlılık arz etmektedir. Bu nedenle, şerikler kendilerince bilinen ve failin işlediği fiilden veya şahsından kaynaklanan nitelikli hallerden etkilenirler. Şeriklik, “yardım etme” ve “azmettirme” olmak üzere iki şekilde vücut bulur.

Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinde düzenlenen faillik, “müşterek faillik” ve “dolaylı faillik” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Müşterek faillik suretiyle suça iştirak, suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı faillik suretiyle suça iştirak ise, kişinin başkasını araç olarak kullanarak suç işlemesi halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı fail, asıl fail gibi cezalandırılmaktadır.

Bu kapsamda, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen suçun işlenebilmesi için, failde saik, yani özel kast olması, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan, yani bu seçimlik hareketlerden birisinin icra edilmesi ve bu yolla menfaat sağlanmış olması gerekir. Fail bir kişi olabileceği gibi, birden fazla kişi de olabilir. Bu suçun, iştirak yoluyla birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte işlenmesi, bu suça azmettirme veya yardım etme yoluyla iştirak edilmesi mümkündür. Zira, bu suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi ya da kişiler de sorumlu kabul edilmekte olup, bunun için asıl fail ile birlikte menfaat temin etmiş olması yeterlidir. Başka bir deyişle bu suça dolaylı fail olarak iştirakin mümkün olduğu gözükmektedir. 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen suça iştirakin her şekli mümkün olup, anılan suç, iştirak bakımından bir özellik göstermemektedir. Mülga 2499 sayılı Kanun'un 47/A-2,3 bentlerinde, piyasa dolandırıcılığı suçunu işleyenler için “... gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler” şeklinde bir ibare yer almaktaydı. TCK'nin iştirake ilişkin genel hükümlerinin, söz konusu ibareyi gereksiz kılması karşısında, yeni kanunda buna benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. (Doç. Dr. Selman DURSUN, “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Suç ve Kabahat Düzenlemelerindeki Yenilikler”, Türk Ticaret Kanunu Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-7, İstanbul, 3 Mayıs 2017, s. 327)

Netice olarak, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen suça iştirak eden faillere, azmettirenlere, yardım edenlere de ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 3. maddesinde, “Birlikte hareket eden kişiler”, bir ya da birden fazla kişinin emir veya işlemleri, emir veya işlem planları ya da sahip oldukları sermaye piyasası araçları hakkında bilgi sahibi olarak; zımni, sözlü ya da yazılı bir anlaşmaya dayanarak; aynı kişi ya da kişilerin yönlendirmesiyle hareket ederek; bir ya da birden fazla kişiyi yönlendirerek; vekâlet alarak ya da almaksızın başkalarının hesaplarını kullanarak; aynı mekânı veya sanal ortam, bilgisayar, telefon, internet bağlantısı ya da iletişim kanallarından herhangi birini kullanarak emir ileten, işlem gerçekleştiren, nakit, nakit benzeri ya da sermaye piyasası aracı virmanı veya transferi yapan, hesap hareketi gerçekleştiren, bu fiilleri gerçekleştirenlere hesaplar, emirler, işlemler ya da şirketler hakkındaki bilgileri hukuka aykırı olarak veren kişiler veya her ne nam altında olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak, aralarında, hesaplar arasında veya yönettikleri ya da kullandıkları hesaplar arasında, nakit, nakit benzeri veya sermaye piyasası aracı virmanı ya da transferi gerçekleşen kişiler olarak tanımlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, ... Çimento A.Ş. pay piyasasında 14/08/2023-25/08/2023 döneminde olağan dışı faaliyet ve miktar hareketlerinin yaşandığının tespit edilmesi üzerine başlatılan inceleme kapsamında "..." ve "..." isimli Twitter hesabından KONYA hisse senedinin alınmasını teşvik eden ve bu hususta tavsiye veren paylaşımların yapıldığı, anılan hesapların yöneticilerinin F.A ve H.B.B. isimli şahısların olduğu, bu şahıslarla bağlantılı olan davacının söz konusu dönemde ... pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler sonucunda 1.649.641,79-TL kar elde ettiğinin tespit edildiği, söz konusu tespitler neticesinde Twitter adlı sosyal medya platformu üzerinden bahse konu hisse senedinin fiyatı ile ilgili olarak yatırımcıların kararlarını etkilemek ve bu suretle menfaat temin etmek amacıyla yanıltıcı nitelikte paylaşımlarda bulunan grubun içinde yer aldığı gerekçesiyle 6362 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphenin oluştuğu sonucuna varılarak davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Kurulca dava konusu işlem, davacının grup içerisinde en fazla işlem gerçekleşriren, en fazla pay mülkiyeti bulunan, gerçekleştirdiği işlemler neticesine en fazla menfaat elde eden yatırımcı olduğu, işlem gerçekleştiren diğer bazı yatırımcılarla birlikte ... payına yönelik talep oluşturulmaya çalışılan, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan "..." ve "..." adlı Twitter hesaplarının yöneticileri olduğuna ilişkin makul şüphe oluşan F.F. ve H.B.B. adlı şahıslarla birlikte hareket ettiği, nitekim davacının F.A.'nın ortağı olduğu şirkette çalışıyor olduğu, anılan şahısla arasında muhtelif tarihlerde para transferinin gerçekleştiği ve söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 1.649.641,79-TL ile davacıya ait olduğu tespitlerine dayanılarak tesis edilmiştir.

Bu itibarla, incelenen dönemde ... payına yönelik yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan söz konusu Twitter hesaplarının yöneticilerinden F.A. ile davacı arasında birçok para transferinin gerçekleştiği, davacının F.A.'nın ortağı olduğu şirkette çalışıyor olduğu, söz konusu işlemler sonucunda elde edilen en yüksek menfaatin 1.649.641,79-TL ile davacıya ait olduğu dikkate alındığında, davacının 6362 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde sayılan fiillere asıl fail ve diğer grup ortakları ile birlikte menfaat temin etmek suretiyle iştirak ettiğine dair makul şüphenin oluştuğu sonucuna varıldığından, davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına dair dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog