10. Hukuk Dairesi 2025/10064 E. , 2025/17065 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Niğde 1. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Kurumdan almış olduğu aylığın, hukuki mesnetten yoksun bir şekilde kesildiğini, davacının eski eşinden çekişmeli bir şekilde boşandığını ve o tarihten itibaren ayrı yaşamaya başladığını, çocukların davacı yanında kalmakta olduğunu, çok detaylı araştırma ve inceleme yapılmadan maaş kesintisi yapılamayacağının sabit olduğunu, davacının tüm ihtiyaçlarını kendisinin sağlamakta olduğunu, eski eşi ile husumet yaşayarak ayrılmış olup maddi ve manevi hiçbir bağı olmadığını, birlikte yaşadığını gösterir hiçbir emare olmadığını, boşandığı eşi ile hiçbir bağı olmadığını, davalı Kuruma yapılan işlemin iptal edilmesi için başvurulduğunu fakat talebinin reddedildiğini belirterek Kurum işleminin iptaline, ödenmeyen alacakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; Kurum emeklisi ...'den dolayı hak sahibi kızı davacı ...'e ölüm aylığı bağlandığını, ancak Kuruma yapılan 15.12.2016 tarihli şikayet dilekçesi ile davalının ve eşi ...'in anlaşmalı boşanma yaparak birlikte yaşadıkları belirtilerek bu konuda inceleme yapılmasının talep edildiğini, bu ihbardan sonra araştırma ve incelemenin başlatıldığını, yapılan inceleme sonucunda elde edilen bilgi ve belgeler ile alınan beyanlar doğrultusunda raporun sonuç kısmında davalı ve muvazaalı olarak boşandığı eşinin hiç boşanmamış gibi birlikte yaşadıklarının tespit edildiğini, buna göre davalı hakkında icra talebi başlatıldığını, ancak borçlunun bu icra takibine itiraz ettiğini, icra takibinin durdurulduğunu belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum emeklisi ... sigorta sicil nolu ...'den dolayı hak sahibi kızı davacı ...'e 3...2 tahsis numarası ile yetim aylığı bağlandığını, ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapılan 15.12.2016 tarihli şikayet dilekçesi ile devacının ve eşi ...'in, anlaşmalı boşanma yaparak "... Merkez-Niğde" adresinde birlikte yaşadıkları ve yetim aylığı aldıklarının bildirildiğini, yapılan araştırma ve inceleme neticesinde tarafların "... Merkez-Niğde" adresinde beraber yaşadıklarının tespit edildiğini, bu nedenle davacının ölüm aylığının kesilmesi yönünde tesis edilen Kurum işleminde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı ... cevap dilekçesinde; boşanmalarının anlaşmalı olmadığını, kendisinin açmış olduğu 2017/579 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını, boşanmalarının çekişmeli bir boşanma olduğunu, eski eşinin evlerine kızlarının sağlık problemleri olduğu ve ilgilenmesi gerektiğinden geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden davanın kabulü ile Kurum işleminin iptaline, iptal edilen Kurum işlemi ile ödenmeyen alacakların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum işleminde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, yapılan yargılama sürecinde dinlenen tanık beyanlarına göre Kurumun yapmış olduğu işlemlerin yerinde olduğu ve birleşen davadaki iddiaların ispat edilmiş olmasına rağmen Mahkemece verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile yeniden ölüm aylığı bağlanması istemine, birleşen davada ise itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
İncelenen dava dosyasında; davacının 14.05.2015 tarihinde boşandığı, vefat eden babasından dolayı 25.05.2015 tarihli tahsis talebine istinaden ölüm aylığının davacıya 01.06.2015 tarihinden itibaren bağlandığı, davalı Kuruma 15.12.2016 tarihinde yapılan isimsiz ihbar ile davacı ile eski eşi ...'in "... Niğde" adresinde aylık almak amacıyla boşandıkları halde beraber yaşadıklarının ihbar edilmesi üzerine Kurum denetim elemanları tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 19.07.2017 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine ödenen aylıkların borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının, MEDULA kayıtlarının getirtildiği, dinlenen tanık anlatımları ile de asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Dosya kapsamında getirtilen kayıt ve belgelere göre; davacının 03.05.2016 tarihinden itibaren kayıtlı adresi "... Niğde" olup, ihbar dilekçesinde de tarafların bu adreste beraber yaşadığının iddia edilmesine göre Mahkemece bu adres ile davacının en son kayıtlı adresi olan "... Niğde" adresinde yapılan araştırma ile sonuca gidildiği anlaşılmış olup, Mahkemece davacının boşandığı eşi ...'in 21.01.2015 - 10.10.2015 tarihleri arasında "... Niğde" ve 10.10.2015 tarihinden sonra ise "... Niğde" olarak kayıtlı olan adreslerinde zabıta ve kolluk marifetiyle araştırma yapılmalı, tespit olunacak kamu tanıkları dinlenmek suretiyle davacı ve eski eşinin anılan adreslerde yaşayıp yaşamadıkları hususları araştırılmalı, yine tarafların beraber yaşadıkları iddia olunan "... Niğde" adresinde apartman yöneticisi ve görevlisi de tespit olunarak beyanlarına başvurulmalı, ihtilaf konusu dönem içerisinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından kolluk vasıtasıyla daha fazla kamu tanığı araştırılarak, tespit edilmesi halinde dinlenilmeli, öte yandan davacının boşandığı eşi ...'e ait sigorta sicil dosyası da getirtilerek Kuruma verilen adresleri de araştırılmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.