Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

BEYANLAR:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; davacı ... Bankası A.Ş. tarafından davalı ... aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ticari kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan 8.148,63 TL takip çıkışı alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının anapara, faiz ve fer’ilerine haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, müvekkil banka ile davalı arasında imzalanan ticari kredi kartı sözleşmesi kapsamında kartın tahsis edilip kullanıldığı, doğan borcun ihtarlara rağmen ödenmediği, itiraz sonrası 12/03/2024 tarihli ve ... numaralı arabuluculuk başvurusunun anlaşamama ile sonuçlandığı, alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, davalının borcu hiçbir haklı gerekçe ve delil olmaksızın inkâr ettiği belirtilerek Konya . İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyada borca ve fer’ilerine yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, itiraz edilen alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, icra dosyasında ödenen peşin harcın Harçlar Kanunu 29/3 uyarınca mahsup edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı asil ... cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.

MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER: İlgili icra dosyası ile Mahkememiz dosyası ilişkilendirilmiştir.

Bilirkişi (... ) 18.06.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında, icra dosyası ve banka kayıtları üzerinden (gerekirse yerinde inceleme/suret alma yetkisiyle) takip tarihi itibarıyla davacı bankanın alacak ve ferilerinin hesaplanmasının istendiği, davalının dosyada yazılı bir cevabının bulunmadığı, taraflar arasında tarihi bulunmayan 8 sayfa/29 maddelik “Ticari Kart Üyelik Sözleşmesi”nin imzalandığı ve bu sözleşme kapsamında ... numaralı 5.000,00 TL limitli ticari kredi kartının davalıya tahsis edilip kullandırıldığı, en son 30.12.2022 tarihli ekstrede vadesi gelmemiş borç tutarının 2.689,19 TL olduğu, banka yazısında pandemi kaynaklı esnaf destek paketi kapsamında kat ihtarnamesi çekilmediğinin bildirildiği ve bu nedenle temerrüdün takip tarihiyle gerçekleşeceği kabul edilerek 26.09.2023 tarihli Konya . İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takipte talep edilen alacağın (asıl 6.321,18 TL + işlemiş faiz 1.740,43 TL + BSMV 87,02 TL = 8.148,63 TL) incelendiği, bilirkişi hesabına göre 26.09.2023 takip tarihine kadar akdi faiz uygulanmak suretiyle kart borcunun 6.321,18 TL asıl alacak, 862,19 TL işlemiş faiz ve 43,11 TL BSMV olmak üzere toplam 7.226,50 TL olduğu, takip talebinde yıllık %42,00 temerrüt faizi istendiği ve takip tarihinde TCMB azami gecikme faiz oranına göre yıllık %46,44 hesaplanabilse de taleple bağlılık gereği %42,00 oranının yerinde kabul edildiği, davalının 11.10.2023 tarihli dilekçeyle borca ve fer’ilerine itiraz edip takibi durdurduğu, sonuç olarak takibe konu alacak bakımından talebe bağlılık kapsamında davalının davacı bankaya 7.226,50 TL borçlu olduğu kanaatine varıldığı ve %20 icra inkâr tazminatı talebinin takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür. Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.

Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.

Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir. Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.

Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir (... ... : Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, ... Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).

Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.

Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir (... ... ,s.47). Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır. İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.

Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184). İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.

Somut olayda; davacının banka davalının ise davacı bankanın müşterisi olduğu, taraflar arasında kredi sözleşmesinin mevcut olduğu, davalının ilgili kredi ödemelerini gerçekleştirmemesi sebebiyle davacının iş bu icra takibine giriştiği, davalının ise borcu olmadığında bahisle itirazda bulunduğu, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre zarfında ilgili davayı dermeyan ettiği, dosyanın alacak durumunun tespiti amacıyla uzman bilirkişiye tevdine karar verildiği, yapılan tespitlere göre davalının davacı bankaya icra takibine esas kısmi miktar mucibince borçlu olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında davalının itirazının kısmen haksızlığına karar verilmiştir.

Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018). Somut olayda; davanın kısmen kabul edildiği, bilirkişi raporu üzerinde kısmi borç durumu tespit edilmiş olup alacağın likit olmadığı ve itiraz kapsamının da kötü niyetli olmadığı değerlendirmekle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere):

DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;

1.Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ İLE; 7.226,50 TL (6.321,18 TL Asıl Alacak, 862,19 TL İşlemiş Faiz, 43,11 TL BSMV) üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya ilişkin 922,13 TL TALEBİN REDDİNE,

-Şartları oluşmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,

2.Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam 493,64 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 66,04 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 427,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafça ödenen 427,60 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 379,21 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

5.Davacı tarafça yapılan 4.325,00 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 3.835,57 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

6.Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2.080,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 1.844,62 TL'sinin davalıdan; 235,38 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).

8.Karardan sonra yapılacak masrafların % 88,68 oranında (kabul oranı) davalıya; % 11,32 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,

9.Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

10.Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 7.226,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/11/2025

Katip Hakim

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog