Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/6031 E.  ,  2025/17168 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1771 E., 2025/239 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2014/585 E., 2024/484 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; sigortalının 27.07.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, maluliyet oranının tespiti gerektiğini, ücreti iddiasının ise gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"A- Asıl dava yönünden;

Davanın kısmen kabulüne,

1.Davacının 6.786,26-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.929.911,14-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.936.697,40-TL'nin 50.000,00 TL'sini geçici ödeme olarak faizi ile davacıya ödendiğinden bu 50.000,00 TL'nin mahsubu ile 1.879.911,14 TL'nin maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,

2.Davacıya yapılan 15.000,00 TL geçici ödemenin kaza tarihi 27.07.2014 ile ödeme tarihi arasında işleyen yasal faizinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, B- Birleşen dava yönünden (İskenderun 2. İş Mahkemesi 2023/55 Esas);

1.150.000,00-TL manevi tazminatın 27.07.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,

2.Davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir. Yerel mahkemenin 30.09.2024 tarihli tavzih kararı ile "...1-Mahkememizin 11.06.2024 tarih ve 2014/5 85... /484 Karar sayılı gerekçeli kararının hüküm A başlığı 7. maddenin, B başlığı 5. Maddenin, B başlığı 6. Maddenin, "A başlığı 7. Maddenin "davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince belirlenen 198.551,84-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," B başlığı 5. Maddenin "davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/2 gereğince belirlenen 24.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine," B başlığı 6. Maddenin "davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince belirlenen 76.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde tavzihine...karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.03.2017 tarihli SGK Müfettiş raporunda; davacı işçinin %5, dava dışı foklift ve vinç operatörü ...'in %5, davalı şirketin %90 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece aldırılan 13.02.20 21... .06.2022 tarihli raporlarda davacı işçinin %30, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, çelişkiyi gidermek üzere aldırılan 02.12.2022 tarihli raporda ise davacı işçinin %20, dava dışı foklift ve vinç operatörü ...'in %30, davalı şirketin (vardiya amiri ...'nin %20 kusuru da dahil) %50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece bu kusur raporu dikkate alınarak 29.02.2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporu uyarınca karar verildiği, dava konusu tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olan tüm kişilerin kusur oranları toplanarak (davalı ... şirketi ile dava dışı ... İth. İhr. Taşımacılık Gıda Mad. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şirketi işçisi ...'in kusurları) davalı ... şirketinin %80 kusur oranına göre belirlenmesinin yerinde olduğu, Mahkemece "...davacının geçirdiği kazanın 750 kg yükün boşaltılması esnasında sapancı olarak çalışırken forkliftten kayan yüklerin üzerine gelmesi sonucu kütlelerden birtanesinin kaburgasına vurarak ayaklarına düşerek kaza geçindiğini belirtmektedir. Olayın gerçekleşme biçimi, ATK 2. ve 3. Kurullarınca belirlendiği üzere davacı ile ilgili belgelerinde kulak ya da kafada travmatik bulgudan bahsedilmediği, kişide mevcut işitme kaybı ile ilgili tıbbi ilk belgenin olaydan yaklaşık 3,5 ay sonraki ... Devlet Hastanesinin 11.11.2014 tarihli odyogramı olduğu, olay öncesi işe giriş belgeleri olan ... Devlet Hastanesinin 12.06.2013 tarihli odyogramında kişinin her iki kulağının sağlam olduğu kayıtlı olsa da kişide mevcut sağ kulaktaki işitme kaybının dava konusu olayla tıbbi illiyet bağının kurulamadığı, bu nedenle bu arızanın maluliyet hesaplamasına katılmadığı yönündeki görüşün olaya uygun olduğu anlaşılmakla davacının dava konusu olay nedeniyle maluliyetinin %35 olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiştir..." gerekçesi ile davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle %35 oranında malul olduğu kabulü ile karar verildiği, yasal prosedür izlenerek maluliyet oranının tespit edildiği, tarafların bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, yukarıda açıklanan ilkeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında, olayın özelliğine, yaralanmanın niteliğine, meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına göre ağır bedensel zarar ispatlanamadığından eş ...'in manevi tazminat talebinin reddinin yerinde olduğu, davacı kazalının kesinleşen maluliyet oranı ( %35) karşısında, kurum tarafından aylık bağlanırken esas alınan maluliyet oranından(%22,2) farklı maluliyet oranı belirlendiği görülmekle kurumdan davacının başvuru yapması halinde kendisine bağlanabilecek olan muhtemel sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin tespiti İçin Dairece müzekkere yazılmış olup, Kurum tarafından olumsuz yanıt verilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda %35 oranında maluliyet halinde bağlanması muhtemel sürekli iş göremezlik gelirinin denetime elverişli şekilde tespit edilerek hesaplama yapıldığı, iş kazalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, dava ve ıslah tarihlerine göre zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde 1.200,00 TL ücret ile çalıştığını iddia ettiği ve aktüerya hesabının bu ücret esas alınarak yapıldığından davacıların asıl ve birleşen davalar yönünden bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ancak davacının geçici ödeme talebi kabul edilerek 05.03.2019 tarihli ara karar ile 15.000,00 TL faizsiz, 23.06.2023 tarihli ara karar ile 50.000,00 TL kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile geçici ödeme yapılmasına karar verildiği gözetilerek kabul edilen 6.786,26 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.929.911,14 TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı 1.936.697,40 TL'den 65.000,00 TL'nin mahsubu ile 1.871,697,40 TL 'nin kabulüne karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde 1.879.911,14 TL'nin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, Mahkemece, davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin tamamının reddine karar verildiği ve talep edilen miktarın 500.000,00 TL olduğu gözetilmeksizin maktu yerine nispi vekalet ücretinin takdirinin hatalı olduğu, davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın maddi ve hukuki olgular nazara alındığında çok az olduğunun anlaşıldığı, Dairece tüm dosya kapsamına göre davacı ... lehine 500.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "1-Davacı ...'ın asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,

2.Davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,

3.Davacı ...'ın birleşen dava yönünden, davacı ...'ın birleşen dava yönünden, davalı şirketin asıl dava yönünden istinaf başvurularının kabulü ile,

HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği İskenderun 1. İş Mahkemesinin 2014/585 Esas ve 2024/484 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve istinaf talebi kısmen kabul edilse bile ilk derece mahkemesi kararı tamamen ortadan kalkmakla, ilk derece mahkemesi kararı yerine geçmek üzere,

4.A-Asıl Dava Yönünden davanın kısmen kabulüne, a-Davacının 6.786,26-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.929.911,14-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.936.697,40-TL'den 65.000,00 TL'sinin geçici ödeme olarak davacıya ödendiğinden bu 65.000,00 TL'nin mahsubu ile 1.871.697,40 TL'nin maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, b-Davacıya yapılan 15.000,00 TL geçici ödemenin kaza tarihi 27.07.2014 ile ödeme tarihi arasında işleyen yasal faizinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, B- Birleşen Dava Yönünden (İskenderun 2. İş Mahkemesi 2023/55 Esas); a-500.000,00-TL manevi tazminatın 27.07.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, b-Davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a)Maluliyet oranının 05.08.2021 tarihli ATK 2. Üst Kurulu raporu ile %45 olarak tespit edilmiş olmasına rağmen Mahkemece %35 kabul edilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,

b)Mezkur olayda mağdur olan müvekkili ile ağır ihmal gösteren davalı işverenin neredeyse aynı kusur oranına tabi tutulduğunu, Mahkemece forklift operatörü ... hakkında yapılan kusur değerlendirmesi ile 6 farklı neden tespit edilerek olayın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu, ancak ...’e atfedilen kusurun bağlı bulunduğu dava dışı ... İth. İhr. Taşımacılık Gıda Mad. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işverenin kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiği; vardiya amiri ... hakkında yapılan kusur değerlendirmesinde 5 farklı nedenden ötürü olayın meydana gelmesinde %20 oranında kusurlu olduğu, ancak ...’ye atfedilen kusurun bağlı bulunduğu davalı .... ünvanlı işverenin kusuru içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, davalı .... hakkında kazaya sebebiyet veren yaklaşık 20 farklı neden/ihmal tespit edilmesine rağmen kazanın meydana gelmesinde (dava dışı ...’nin %20 kusuru hariç) yalnızca %30 kusurlu olduğuna kanaat getirilmesinin kabul edilemez olduğunu, müvekkili ... hakkında sadece kişisel güvenliğini sağlama, koruma ve kollama konusunda gereken dikkat ve özeni göstermemesi sebep gösterilerek olayın meydana gelmesinde %20 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirilmesine taraflarınca bir anlam verilemediğini, müvekkilinin meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını,

c)Müvekkilinin hak etmiş olduğu tazminatlar hesaplanır iken esas alınan aylık ücret miktarının hatalı olduğunu, müvekkiline ödenen ücretin emsallere göre düşük ücret olduğunu, Mahkemece hem bakiye ömrün hem de ücretin yanlış hesaplanması nedeniyle müvekkili lehine hükmedilen tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu,

d)Kazalı için hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu,

e)Müvekkili ... yönünden manevi tazminata hükmedilmemiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a)Davacının iş kazasının gerçekleştiği tarihten sonra 13.03.2019 tarihine kadar müvekkili işverenlikte çalışmaya devam ettiği halde, usul ve yasaya aykırı şekilde, bu dönemde sanki hiç çalışmamış gibi hüküm kurulduğunu, davacının iş kazasının gerçekleştiği 27.07.2014 tarihinden sonra müvekkili işverenlikte çalışmaya devam ettiğini, iş akdinin 13.03.2019 tarihine kadar sürdüğünü, dolayısıyla davacının 13.03.2019 tarihine kadar müvekkili işverenlikten ücret almaya dolayısıyla gelir elde etmeye devam ettiğini, bu nedenle hükümde davacının gelir durumunun, elde ettiği gelir miktarının ve gelir elde ettiği dönemin gözönünde bulundurulmasının zorunlu olduğunu, ancak hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada davacının iş kazası geçirdikten sonra sanki çalışmaya devam etmemiş ve hiç gelir elde etmemiş gibi hatalı şekilde tazminat hesaplaması yapıldığını, SGK hizmet dökümü incelendiğinde iddialarının doğruluğunun ortaya çıkacağını, aktüerya hesaplamasının bu durum gözönünde bulundurularak yeniden yapılması gerektiğini,

b)Davacıya yapılan ön ödemeler mahsubunun eksik yapıldığını, davacıya yapılan ön ödemeler toplamı 65.000,00 TL değil 105.315,07 TL olduğunu, davacıya yapılan ödeme dekontlarının dosyada mevcut olduğunu,

c)Müvekkilinin meydana gelen olayda kusuru bulunmamakla birlikte, mahkeme gerekçesinde kabul edilen kusur oranı %50 (dava dışı ...'nin %20 kusuru dahil) olmasına rağmen %80 kusur oranı üzerinden yapılan hesaplamaya dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, meydana gelen iş kazasında müvekkili işverenliğin herhangi bir kusur ve hatasının bulunmadığını, müvekkili işverenliğin tüm işgüvenliği önlemlerini almış ve uygulamış olup, meydana gelen kazanın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını,

d)Davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, herhangi bir hak ve alacak talep edemeyeceğini,

e)Hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu,

f)Maluliyet yönünden tüm beyan ve itirazlarını tekrar ettiklerini,

g)Tüm yargılama harç giderinin davalı müvekkili işverenliğe yüklenmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2.Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

3.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir.

10.maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).

4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanun'un 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

8.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı şirket nezdinde sapancı olarak çalıştığı, 27.07.2014 günü limanda demirli ... gemisinin ambarında bulunan ve her biri 750 Kg ağırlığındaki alüminyum T-barların gemi vincinin alabileceği yere taşınması, sapanlanması işinin yapılması esnasında, T-barların forkliftten üzerine düşmesi sonucu yaralanarak kazaya uğradığı, işbu kaza nedeniyle %35 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı anlaşılmıştr.

10.... inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, davalı işverenin %90, davacı işçinin %5, forklift operatörü ...'in %5 oranında kusurlu olduğu yönünde tespitler yapıldığı, aynı olaya ilişkin olarak açılan ceza dava dosyasının İskenderun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/119 Esas dosyası ile görüldüğü, yapılan yargılama sonucunda kazanın meydana gelmesinde vardiya amiri ...’nin asli kusurlu olduğu, forklift operatörü ...’in tali kusurlu olduğu, iş güvenliği uzmanı ...’in kusursuz olduğu, kazazede ...’ın tali kusurlu olduğu yönündeki rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, yine aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat dosyasının İskenderun 1. İş Mahkemesinin 2017/498 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü, hükme esas alınan kusur raporunda kazalı ...'ın % 5 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve Mahkemece işbu rapor doğrultusunda karar verildiği anlaşılmıştır.

11.Eldeki dosyada Mahkemece aldırılan- üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan - 13.02.20 21... .06.2022 tarihli raporlarda davacı işçinin %30, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, çelişkiyi gidermek üzere aldırılan 02.12.2022 tarihli raporda ise davacı işçinin %20, dava dışı foklift ve vinç operatörü ...'in %30, davalı şirketin (vardiya amiri ...'nin %20 kusuru da dahil) %50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek karar verildiği, ancak yukarıda belirtilen raporlar ile eldeki dosyada alınan kusur bilirkişi raporları arasında çelişir nitelikle veriler bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.

12.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle celbinin sağlanması ile- verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; öncelikle maddi olguyu tam olarak ortaya koydurmak, işveren yönünden SGK inceleme raporunda belirlenen tespitleri irdeletmek, eldeki dosya ile arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

13.Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

14.O halde, davacılar ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Davacılar ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,

2.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog