T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 19.05.2024 tarihinde müvekkil ...’ın yeşil ışıkta yaya geçidinden geçerken davalı ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla tam kusurlu şekilde çarpması sonucu ağır bedensel zarar gördüğü, uzun süre yoğun bakımda kaldığı, hayati tehlike geçirdiği, kalıcı maluliyet oluştuğu, tedavi, bakım, yol ve bakıcı giderleri ile geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının meydana geldiği, kazada müvekkilin kusurunun bulunmadığı, kusurun tamamının sürücüde olduğu, araç için zorunlu trafik sigortası nedeniyle davalı sigorta şirketinin de poliçe limitleri dahilinde maddi zarardan sorumlu olduğu, sigorta şirketine başvuru yapıldığı ancak olumsuz cevap verildiği ve temerrüde düşüldüğü, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın (40 TL sürekli iş göremezlik, 20 TL geçici iş göremezlik, 20 TL tedavi-bakım-yol giderleri, 20 TL bakıcı gideri) davalı ... yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle müşterek ve müteselsilen tahsilini, ayrıca müvekkil ... için 300.000,00 TL ve eşi ... için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle davalı sürücüden tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini ve alacağın tahsilinin güvence altına alınması amacıyla ... plakalı araç ile davalı sürücünün tüm taşınır ve taşınmazları üzerine karar kesinleşinceye kadar devri ve cebri icra yoluyla satışını engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; dosyada adli yardım kararı bulunduğunu, 28.05.2025 tarihli bilirkişi raporunun aleyhe olan kısımlarını kabul etmemekle birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla kısmi dava olarak açılan taleplerin ıslah edildiğini, ıslahın raporda yer alan TRH 2010 hesaplamasına göre yapıldığını ve mahkemece PMF 1931 hesabının benimsenmesi halinde dahi her bir alacak kalemi yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının talep edildiğini, bu kapsamda müvekkil ... için dava dilekçesinde talep edilen 40,00 TL sürekli iş göremezlik alacağının 672.402,18 TL artırılarak toplam 672.442,18 TL’ye, 20,00 TL geçici iş göremezlik alacağının 101.992,72 TL artırılarak toplam 102.012,72 TL’ye, 20,00 TL geçici bakıcı gideri alacağının 39.985,00 TL artırılarak toplam 40.005,00 TL’ye, 20,00 TL tedavi gideri alacağının ise 5.980,00 TL artırılarak toplam 6.000,00 TL’ye çıkarıldığını, bu alacakların davalı Fatih yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle ve sigorta şirketi açısından poliçe limitleri dahilinde tahsilini talep ettiklerini, manevi tazminat taleplerinin her iki müvekkil bakımından dava dilekçesindeki miktarlar üzerinden aynen devam ettiğini, ayrıca ıslah harç değerinin 820.359,09 TL olduğunu belirterek neticeten ıslah edilen talepler doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; davacıların 19.05.2024 tarihli kazada yaya konumundaki ...’ın bedensel zarar gördüğü iddiasıyla ... plakalı araç için 13.02.2024-13.02.2025 vadeli ... numaralı ZMSS poliçesine dayanarak şimdilik 40,00 TL sürekli iş göremezlik, 20,00 TL geçici iş göremezlik, 20,00 TL tedavi-bakım-yol gideri ve 20,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminatı temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle talep ettiklerini; ancak davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkil şirketin yerleşim yerinin İstanbul olması nedeniyle HMK 6 uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu ve dosyanın gönderilmesi gerektiğini, ayrıca dava dilekçesi ekindeki delillerin tebliğ edilmediğini (HMK 121) ve esasa ilişkin savunma/delil sunma haklarının saklı olduğunu, KTK 97 gereği sigortaya usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyetin tespiti için yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu sunulmadığından bunun tamamlanamaz dava şartı niteliğinde olduğunu ve bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını; esasa ilişkin olarak da maluliyetin iyileşme süresi dolduktan sonra Adli Tıp Kurumu tarafından bizzat muayene ile ve uygun yönetmelik çerçevesinde raporlanması gerektiğini, maluliyet tazminatının ZMSS Genel Şartları A.5/c ve eklerindeki esaslara göre hesaplanmasını, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmayıp SGK sorumluluğunda olduğunu, yol gibi dolaylı giderlerin de genel şartlar gereği teminat dışı olduğunu, kusur durumunun belirlenmediğini ve davacı yayanın taşıt yoluna dikkatsiz/ani çıkması nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğunu, sürücünün kusursuz/kaçınılmazlık halinin bulunduğunu, ceza soruşturmasında uzlaşma ihtimali bulunduğundan CMK 253/19 kapsamında uzlaşma evraklarının dosyaya celbini istediklerini, araç ticari faaliyette olmadığından avans (ticari) faiz talep edilemeyeceğini, sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini ve faiz başlangıcının (başvuru yoksa) dava tarihi olması gerektiğini belirterek neticeten davanın öncelikle usulden reddini, aksi halde esastan reddini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; dava dilekçesinin tebliği sonrası süre uzatımı alındığını ve süresi içinde cevap verildiğini, davacıların trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu, müvekkil ...’nin kazada kusurunun bulunmadığını ve davacı tarafın aleyhe iddialarını kabul etmediklerini, ceza soruşturması dosyasındaki rapor ve değerlendirmelerin hukuk hâkimini bağlamayacağını (TBK 74 çerçevesinde) belirterek kusur oranlarının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine ve ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek denetime elverişli kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, mevcut bilgi ve belgelerin kusur tespitine elverişli olmadığını, davacı tarafın somut tespit olmaksızın müvekkili %100 kusurlu göstermeye çalıştığını, maluliyet iddiasının da soruşturma evraklarına dayanılarak ileri sürüldüğünü, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından belirlenmesi gerektiğini ve bu kapsamda tedavi evraklarının (özellikle Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD dahil) celbini istediklerini, ayrıca kazanma gücü kaybı/iş göremezlik tazminatı için öncelikle sosyal güvenlik hukuku kapsamında tespit yapılması gerektiğini, devlet hastanesindeki tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, bu nedenle maddi tazminat kalemlerinin kabulünün mümkün olmadığını, manevi tazminat talebinin ise kusur durumu gözetilmeksizin fahiş olduğunu ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağını, müvekkilin ekonomik durumu ile olay sonrası davacıya destek olmaya çalıştığı hususlarının da dikkate alınması gerektiğini belirterek neticeten haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
Bilirkişi (... ) 09.02.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosya kapsamındaki kaza tespit tutanağı, kroki, olay anına ilişkin CD görüntüleri ve diğer tutanakların incelenmesi sonucunda ... plakalı otomobil sürücüsü ...’nin 2918 sayılı KTK’nın 57/1-d maddesinde düzenlenen “ışıklı trafik işaretleri izin verse bile trafik akımını engelleyecek şekilde kavşağa girme” kuralını ihlal ederek kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, bu nedenle olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu bulunduğu, yaya ...’ın ise kazanın meydana gelmesinde herhangi bir trafik kuralı ihlali yapmadığı ve tamamen kusursuz olduğu kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın 30/04/2025 tarihli raporlarında özetle; dosyanın incelenmesi, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda davacı ...’ın 19.05.2024 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle L4 vertebra transvers proçes, sakrum, her iki iliak kemik, inferior ve superior pubik ramuslar ile sağ humerus proksimalinde kırıklar meydana geldiği, ameliyat edildiği ve humerus kırığının plak–vida ile tespit edildiği, sağ omuz hareketlerinde belirgin kısıtlılık oluştuğu, bu arızaların kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının 1965 doğumlu olup olay tarihinde 59 yaşında olduğu ve meslek grup numarasının 1 (düz işçi) kabul edildiği, 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Yönetmeliği’ne göre meslekte kazanma gücü kaybı oranının %23,2 olarak belirlendiği, 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’e göre ise Balthazard yöntemiyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %12 olarak tespit edildiği ve bu durumun sürekli iş göremezlik/kalıcı maluliyet niteliğinde olduğu, humerus, sakrum, pubik kemikler ve L4 vertebra kırıkları nedeniyle iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceği, dosyada tedavi giderlerine ilişkin fatura veya makbuz bulunmadığı ve giderlerin SGK tarafından karşılandığı, ancak yaralanmanın ağırlığı ve tedavi süreci dikkate alındığında refakatçi, bakıcı, yol ve benzeri kaçınılmaz giderlerin olay tarihi itibarıyla takriben 6.000,00 TL olarak hesaplanmasının uygun olduğu, ayrıca yaralanmanın niteliği ve ağırlığı nedeniyle davacının iyileşme süresi boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi (Av... ) 28.05.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; tüm hesaplamaların dosya kapsamındaki belge ve bilgiler esas alınarak yapıldığını, raporun tazminat talebinin hukuken doğup doğmadığına ilişkin bir değerlendirme içermediğini, yalnızca kaza sonucu yaralanan davacı için geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik (maluliyet), geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatlarının hesabına yönelik olduğunu, delillerin takdirinin mahkemeye ait olduğunu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre (PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak) sakatlanma klozu teminat limiti olan 1.800.000,00 TL içinde kalmak üzere davacı lehine 925.177,36 TL kalıcı maluliyet tazminatı, sağlık gideri klozu kapsamında 102.012,72 TL geçici iş göremezlik, 40.005,00 TL geçici bakıcı gideri ve 6.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 148.017,72 TL hesaplandığını ve bu yönteme göre genel toplam tazminatın 1.073.195,08 TL olduğunu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’e göre (TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak) ise sakatlanma klozu kapsamında 672.442,18 TL kalıcı maluliyet tazminatı, sağlık gideri klozu kapsamında yine toplam 148.017,72 TL (102.012,72 TL geçici iş göremezlik, 40.005,00 TL geçici bakıcı gideri, 6.000,00 TL tedavi gideri) hesaplandığını ve bu yönteme göre genel toplam tazminatın 820.459,90 TL olduğunu, hesaplamaların 28.05.2025 tarihi itibarıyla PMF 1931 ve TRH 2010 yaşam tabloları ile Yargıtay içtihatlarında benimsenen yaklaşımlar doğrultusunda yapıldığını bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
19.05.2024 tarihinde davacı ...’ın yeşil ışıkta yaya geçidinden geçerken davalı ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla tam kusurlu şekilde çarpması sonucu ağır bedensel zarar gördüğü, uzun süre yoğun bakımda kaldığı, hayati tehlike geçirdiği, kalıcı maluliyet oluştuğu, tedavi, bakım, yol ve bakıcı giderleri ile geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının meydana geldiği, kazada müvekkilin kusurunun bulunmadığı, kusurun tamamının sürücüde olduğu, araç için zorunlu trafik sigortası nedeniyle davalı sigorta şirketinin de poliçe limitleri dahilinde maddi zarardan sorumlu olduğu, sigorta şirketine başvuru yapıldığı ancak olumsuz cevap verildiği ve temerrüde düşüldüğü, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın (40 TL sürekli iş göremezlik, 20 TL geçici iş göremezlik, 20 TL tedavi-bakım-yol giderleri, 20 TL bakıcı gideri) davalı ... yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle müşterek ve müteselsilen tahsilini, ayrıca davacı ... için 300.000,00 TL ve eşi ... için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle davalı sürücüden tahsilini, davalı sigorta şirketine ise Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında maddi ve manevi tazminat davası açtığı görülmüştür.
Mahkememizce aldırılan uzman bilirkişi raporuna göre; "dosya kapsamındaki kaza tespit tutanağı, kroki, olay anına ilişkin CD görüntüleri ve diğer tutanakların incelenmesi sonucunda ... plakalı otomobil sürücüsü ...’nin 2918 sayılı KTK’nın 57/1-d maddesinde düzenlenen “ışıklı trafik işaretleri izin verse bile trafik akımını engelleyecek şekilde kavşağa girme” kuralını ihlal ederek kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, bu nedenle olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu bulunduğu, yaya ...’ın ise kazanın meydana gelmesinde herhangi bir trafik kuralı ihlali yapmadığı ve tamamen kusursuz olduğu........." kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali Türk Borçlar Kanunu madde 54 düzenlenmiştir. Buna göre; bedensel zarar sonucu zarara uğrayanın tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi zararları, ekonomik geleceğin sarılması nedeniyle uğranılan zararlar ve kazanç kayıpları talep edilebilecektir (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 20. Bası, Ankara 2016, s.431-433).
Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s.713). Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının, gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir (Y. HD, ... E, ... K, 07/10/2019 T).
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.
Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 56 hükmüne göre ise, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı altında hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Türk Borçlar Kanunu madde 56/2'ye göre, zarar görenin yanı sıra zarar görenin "yakınlarıda" manevi tazminat talebinde bulunabilecektir. Fakat kanun koyucu zarar görenin yakınlarının manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için belirli şartların varlığını gerekli kılmıştır. Buna göre, yakınlar ancak zarar görenin ölmesi yahut ağır bedensel zarara uğraması hallerinde manevi tazminat talebinde bulunabilecektir (... , s.457-458). Maddi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada; Davacının davalılar yönünden feragat beyanında bulunduğu dikkate alındığında davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Manevi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada; Davacı ... yönünden: ...'ın gerçekleşen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı ...'ın maluliyetinin bulunduğu, meydana gelen olay sebebiyle davacının çekmiş olduğu elem ve ıstırabın oranı, davacının yaşı, paranın alım gücü, tarafların gelir durumu, hakkaniyet ilkesi ve beraber değerlendirildiğinde davanın kabulüne karar vermek gerekmiş zaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı ... yönünden:
Davacının sıfatı gereği yapılan değerlendirmede yaralanan ...'ın eşi olduğu böylece "yakını" konumunda bulunduğu, meydana gelen olay, yaşanan enfilasyon ve paranın alım gücü, davacıların yakınlık bağlarının dikkate alındığında yaşadığı elem ve ıstırap seviyesinin yüksekliği ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında manevi tazminat yönünden talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Arabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97'de yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-18; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacıların üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
1.Davacı ... yönünden; 300.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN temerrüt tarihi olan 19/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tazmini ile davacıya verilmesine,
2.Davacı ... yönünden 100.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN temerrüt tarihi olan 19/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tazmini ile davacıya verilmesine,
3.Davacının maddi tazminat talebi hususunda her iki davalı yönünden feragati dikkate alındığında bu talepler yönünden DAVANIN REDDİNE,
4.Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam 27.324,00 TL karar ilam harcından davacıların ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 1.366,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 25.957,45 TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına,
5.Davacılarca yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan : 1.366,55 TL'nin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine,
6.Davacılarca ödenen 427,60 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 140,14 TL 'sinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
7.Davacılarca yapılan 10.375,00 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 3.400,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
8.Davalı sigorta tarafından yapılan masrafın talep edilmediğinden sigorta üzerinde bırakılmasına,
9.Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
10.Karardan sonra yapılacak masrafların % 32,77 oranında (kabul oranı) davalıya; % 67,23 oranında (ret oranı) davacılara yüklenmesine,
11.Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
12.Maddi tazminat davası yönünden; a-) Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 13/3. maddesi uyarınca, tayin ve takdir olunan 129.068,99 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, b-) Davalı sigorta şirketi vekalet ücreti talebi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
13.Manevi tazminat davası yönünden; a-) Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 48.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine, b-) Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
14.ADLİ YARDIM TALEBİ KABUL EDİLTİKTEN SONRA YAPILAN MASRAFLAR; a-)Dosyada adli yardım talebinin KABUL OLDUĞU ANLAŞILDIĞINDAN, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine ait 06/05/2025 fatura tarihli, ... fatura numaralı, 8.211,85 TL bedelli faturanın suç üstü ödeneğinden karşılanmasına, bu hususta Konya CBS İdari İşler Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, müzekkere ekine faturanın eklenmesine ayrıca faturanın ödendiğine dair mahkememize bilgi verilmesinin istenilmesine, b-) Dosya Adli Yardım kapsamında yer aldığından dosyada suç üstü ödeneğinden yapılan toplam 8.241,85 TL masrafın davalı ...'den alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2025
Katip Hakim