Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

7. Ceza Dairesi         2024/7259 E.  ,  2025/15742 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2018/227 E., 2022/135 K.
SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, suça konu eşyaların müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Zamanaşımı nedeniyle düşme

Sanık hakkında bozma ve kanun yararına bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I- Sanığın 03.05.2011 Tarihli Eyleme İlişkin Verilen Mahkûmiyet Hükmünü Temyizi Yönünden

Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre 4733 sayılı Tütün,Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a ( 4733 sayılı Kanun ) muhalefet suçu kapsamında belirlenecek cezanın türü ve üst haddi dikkate alınarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü,

Sanığın 03.05.2011 tarihli eylemine ilişkin verilen mahkûmiyet hükmünün 17.04.2014 tarihli kesinleşme tarihinden, Dairemizin 28.09.2016 tarihli kanun yararına bozulduğu tarihe kadar zamanaşımı sürelerinin 2 yıl 5 ay 11 gün işlemediği gözetilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e bendi ve 67/4. maddesi gereği suçun işlendiği 03.05.2011 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, durma süresi de dahil edilerek 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, davaya konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13/1. maddesinin yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE, II- Sanığın 20.02.2011, 21.02.2011, 23.02.2011, 25.02.2011, 05.03.2011, 11.03.2011, 12.03.2011, 19.03.2011, 04.04.20 11... .04.2011 tarihli Eylemlerine İlişkin Verilen Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde Sanığın 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçu kapsamında belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü,

Sanığın 20.02.2011, 21.02.2011, 23.02.2011, 25.02.2011, 05.03.2011, 11.03.2011, 12.03.2011, 19.03.2011, 04.04.20 11... .04.2011 tarihli eylemlerinde hukuki kesinti bulunmadığı, eylemlerinin zincirleme suç hükümleri kapsamında bulunduğu ve sanığın son eylem tarihi olan 13.04.2011 tarihli eylemine ilişkin verilen mahkûmiyet hükmünün 02.11.2012 tarihli kesinleşme tarihinden, Dairemizin 28.09.2016 tarihli Kararı ile hükmün bozulduğu tarihe kanun yararına kadar zamanaşımı sürelerinin 3 yıl 10... gün işlemediği gözetilerek, temyiz inceleme gününde bu sürelerin henüz gerçekleşmediği anlaşılmakla Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

1.Sanık hakkında 20.02.2011, 21.02.2011, 23.02.2011, 25.02.2011, 05.03.2011, 11.03.2011, 12.03.2011, 19.03.2011, 04.04.20 11... .04.2011 tarihli eylemlerine ilişkin aynı neviden suç nedeniyle kamu davalarının açılmış olduğu anlaşıldığından, bu suçlar arasında iddianame ile kesinti bulunmadığı gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 gün ve 2013/7-591 Esas - 2014/171 Karar sayılı kararında belirtildiği şekilde, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme tarih aralıkları, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde Dairemizce temyiz ve kanun yararına bozma üzerine zincirleme suç hükümleri kapsamında bozulan dosyaların birleştirilerek temyiz üzerine bozulan dosyalar için ayrı, kanun yararına bozma üzerine bozulan dosyalar arasında ayrı zincirleme suç hükümleri uygulanarak 2 ayrı hüküm tesis edilmesi ile kanun yararına bozma üzerine bozulan dosyalarda verilen cezanın temyiz üzerine bozulan dosyalarda verilen cezadan mahsubuna karar verilmesi,

2.Sanığa 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca her dosya için ayrı ayrı gümrüklenmiş değerin iki katını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde soruşturma aşamasında usulüne uygun ihtar yapılmadığı gözetilerek cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının ihtarı yerine toplu olarak ihtar yapılmak suretiyle sanığın yanıltılması ve ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,

3.Sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi gereği artırım yapıldıktan sonra, 7423 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi gereği indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, sanığın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 09.12.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY

Sanık hakkında 5607 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan açılan birden fazla kamu davasının 5237 sayılı Yasanın 43. maddesi kapsamında kalması neticesi birleştirilerek, hakkında mahkûmiyet kararları kesinleşen ancak, bu gerekçe ile Kanun Yararına Bozulması suretiyle dosya kapsamına alınan toplam onbir ayrı eylemi ile ilgili olarak Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2022 gün ve 2018/22 E. ... nolu kararı ile;

Mahkemece gruplandırma yapılmak suretiyle, daha önce kesinleşip, Kanun Yararına Bozularak gelenler tek bir suç işleme kararı cümlesinden kabul edilerek 5607 sayılı Yasanın 3/18 yollaması ile 3/5, 10, son 3/22, 5237 sayılı Yasanın 43, 62 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 20 TL. Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına, Dairemizce bozulup henüz kesinleşmeyen birden fazla dosyayı da bir grup olarak kabul edip, 5607 sayılı Yasanın 3/18 yollaması ile 3/5, 10, son 3/22, 5237 sayılı Yasanın 43, 62 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 3 ay hapis ve 2 gün Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına, Yine, suç tarihi olan 03/05/2011 suç tarihli eylemi nedeniyle de 5607 sayılı Yasanın 3/18 yollaması ile 3/5, 10, son 3/22, 5237 sayılı Yasanın 43, 62 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 3 ay hapis ve 2 gün Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına, karar verdikten sonra, Verilen cezaları birbirinden mahsup etmek suretiyle neticeten 1 ay 20 gün hapis ve 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin bu kararının sanık tarafından temyiz istemi üzerine, heyetimizce yapılan inceleme sonrasında,

Heyetimizin "...03/05/2011 suç tarihli eylem de hukuki kesinti bulunduğundan müstakil olarak değerlendirmesi yine, değişik tarihli gerek Kanun Yararına Bozma neticesi bu dosya ile birleşen, gerekse Dairemizin bu yönde bozma kararı neticesinde 5237 sayılı Yasanın 43. maddesinin değerlendirilmesi için birleştirilen toplam on dosya ile ilgili olarak henüz hukuki bir kesinti bulunmadığı, tek bir suç işleme kararı cümlesinden 5237 sayılı Yasanın 43/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği yönündeki görüşe de katılmaktayım.

ANCAK, sayın çoğunluk 03.05.2011 tarihli eylem dışında kalan toplam on ayrı eylemle ilgili olarak önce ayrı ayrı açılıp, bilahare birleştirilen eylemlerinin kül olarak 5237 Sayılı Yasanın 66/6.maddesi kapsamında "..suç tarihinin temadinin bittiği en son suç tarihi.." olarak sanığın aleyhine bir yorum ile değerlendirmesi ve tüm birleştirilen dosyalarda henüz zaman aşımı sürelerinin bu gerekçe ile gerçekleşmediğine ilişkin kabul ile mahkeme kararının suç vasfına yönelik uygulama hataları yüzünden bozulmasına karar verilmesine ilişkin değerlendirmesine katılamıyorum. ŞÖYLE Kİ; Dosya kapsamına baktığımızda, toplam olarak sanığın 5237 sayılı Yasanın 43 maddesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte on adet eylemi bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki, 20.02.2011, 21.02.2011, 23.02.2011, 25.02.2011, 05.03.2011, 11.03.2011, 12.03.2011, 19.03.2011, 04.04.2011, 13.04.2011, tarihli eylemleri tek tek irdelendiğinde, her birinin müstakil olarak ayrı ayrı zaman aşımına uğradığı halde,

Sadece, 13.04.2011 suç tarihli eylem ile ilgili olarak müstakilen verilip kesinleşen mahkûmiyet kararının 5237 sayılı yasanın 43. maddesi kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek diğer eylemleri ile birleştirilmesi amacıyla Dairemizce Kanun Yararına Bozulduğu sabit ise de, kararın kesinleşme tarihi olan 02.11.2012 tarihinden Kanun Yararına bozulma tarihine kadar geçen 3 yıl 10... günlük durma süresinin zaman aşımı süresine eklenmesiyle temadinin bittiği son eylem olarak zaman aşımına uğramadığı için 5237 sayılı Yasanın 66/6. maddesi kapsamında tamamının kül olarak henüz zaman aşımına uğramadığı kabul edilmek suretiyle Sanığın aleyhine bir durum yaratılmasına yönelik sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Sayın çoğunluk görüşünden ayrıldığım nokta, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, sanık bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir oranda artırılmaktadır. Bu haliyle sanığın daha lehine bir düzenlenme bulunmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikayetten vazgeçme veya dava zamanaşımı gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.02.2012 gün ve 2/287-58 ve yine 20.03.2012 gün ve 2/433-108 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.)

Bu açıklamalar ışığı altında sanığın her bir eyleminin zaman aşımı yönünden tek tek irdelenmesi, 13.04.2011 suç tarihli eylemi ile ilgili olarak henüz zaman aşımı gerçekleşmediğinden esasen bir inceleme yapılması, diğer eylemlerinin de her birinin müstakil olarak zaman aşımı süreleri gerçekleştiği için ayrı ayrı "zaman aşımı nedeniyle" düşürülmelerine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına değişik gerekçe ile muhalifim. 09.12.2025

Karar Etiketleri
BOZULMASINA KYB
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog