Esas No
E. 2023/1802
Karar No
K. 2024/3450
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/1802 E.  ,  2024/3450 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2023/1802
Karar No: 2024/3450
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/02/2023 tarih ve E:2019/9309, K:2023/576 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacının yurt dışında almış olduğu doktora unvanına denklik belgesi verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...-...-E... sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/02/2023 tarih ve E:2019/9309, K:2023/576 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan "doktora" tanımı ile 11. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan kurallar aktarılarak, Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Davalı idarenin yukarıda belirtilen Kanun hükmü uyarınca "Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ı belirlediği, Anılan Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 2. fıkrasında, "Doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şarttır." düzenlemesine yer verildiği,

Yükseköğretim Kurulunun, Türkiye’de yükseköğretimin örgütlenmesi, planlanması ve yürütülmesi ile her düzeydeki yükseköğretim kurumlarının kurulması, eğitim ve öğretim programlarının açılması ve faaliyetleri konularında yetkili ve uzmanlığa sahip bir kamu tüzel kişisi olduğu, Üniversitelerarası Kurula diploma denkliği konusunda başvuran adaylardan, yurt dışında eğitim gördükleri kurumların Türkiye’de Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınmış olması şartının aranmasında hizmet gereklerine aykırılık görülmediği, Davacının yurt dışında almış olduğu doktora unvanına denklik belgesi verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...-...-E... sayılı işlem yönünden;

Dosyanın incelenmesinden; davacının 2010 yılında ABD Walden Üniversitesinde Psikoloji-Klinik Psikoloji alanında uzaktan eğitim yöntemiyle doktoraya başladığı ve 2015 yılında doktora diplomasını aldığı, 12/12/2018 tarihinde Walden Üniversitesinden aldığı doktora derecesine Türkiye'de eşdeğerlik tanınması talebiyle davalı idareye başvurduğu,... tarih ve ... sayılı işlemle doktora programını uzaktan eğitim yöntemiyle tamamladığı gerekçesiyle talebinin reddedilmesi üzerine işbu davayı açtığının anlaşıldığı,

Davacının doktora diplomasını uzaktan eğitim yöntemiyle aldığı konusunda duraksama bulunmadığı, dava konusu işlemin, "Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar"ın 4. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tesis edildiği ve anılan düzenlemenin hukuka aykırı olmadığına karar verildiği, Türkiye'de uzaktan eğitim yöntemi uygulayan doktora programının bulunmadığı, pandemi vb. durumlarda zaman zaman uzaktan eğitim verilse dahi bu hususun süreklilik göstermediği dikkate alındığında, davacının doktora diplomasına eşdeğerlik tanınmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı tarafından, 2547 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendi uyarınca yurt dışında alınan doktora unvanına denklik verilmesi görevinin Yükseköğretim Kuruluna ait olduğu, bu konuda davalı idarenin yetkisinin bulunmadığı, Kanun'da uzaktan eğitim yöntemiyle alınan doktora unvanına denklik verilmeyeceğine ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmadığı, doktora eğitimine 2010 yılında başladığı dikkate alındığında ilk defa 2015 yılında kabul edilen Usul ve Esaslar ile getirilen örgün eğitim şartının kendisine uygulanmasının haklı beklenti ilkesine ve hakkaniyete aykırı olduğu, dava konusu Usul ve Esaslar'ın 10. maddesi kapsamında denklik değerlendirmesi yapılarak başvurusu hakkında karar verilmesi gerektiği, Dairece hukuka aykırılık iddialarının yeterince incelenip değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 15/02/2023 tarih ve E:2019/9309, K:2023/576 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 19/12/2024 tarihinde, düzenleyici işlem yönünden oybirliği, bireysel işlem yönünden oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasıyla ilgili temel bir ilke olan geriye yürümezlik ilkesi gereği, kural olarak düzenleyici işlemler yürürlüğe girdikleri andan başlayarak hukuki etkilerini doğurur ve yürürlük tarihinden sonraki olaylara uygulanırlar.

Hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından birisi kanunların hukuk güvenliği sağlaması, bu doğrultuda geleceğe yönelik, öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliğidir. Bu nedenle, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak kanunlar, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunlar kamu yararı ve kamu düzeninin gereği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucu olup hukukun genel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Kural olarak kişisel hak haline dönüşmemiş, belli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ileride elde edilmesi olası beklenen haklar, kazanılmış hak olarak korunmaz.

Hukuki metinlere güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması ise hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesinin ön koşullarından biri beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşmasıdır. Haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir hukuk metninde öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacının 2010 yılında ABD Walden Üniversitesinde Psikoloji-Klinik Psikoloji alanında uzaktan eğitim yöntemiyle doktora eğitimine başladığı ve 16/08/2015 tarihinde doktora diplomasını aldığı, 12/12/2018 tarihinde davalı idareye yaptığı başvuruda, söz konusu doktora unvanına denklik verilmesini talep ettiği, davacının doktora unvanını uzaktan eğitim yöntemiyle aldığı ve öğrenim gördüğü üniversitede bulunma süresinin 104 günden ibaret olduğu gerekçesiyle doktora denklik başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta; davacı uzaktan eğitim yöntemiyle doktora eğitimine devam ederken davalı idarece ilk defa 15/01/2015 tarihinde kabul edilen Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın yürürlüğe girdiği, söz konusu Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 2. fıkrasında, doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şartının getirildiği, davacının denklik başvurusundan sonra 10/01/2019 tarihinde kabul edilen Yurtdışında Alınan Doktora, Sanatta Yeterlik, Doçentlik, Profesörlük Unvanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin 2. fıkrasında ise, doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şartının yanında Sosyal Bilimler için 200 gün öğrenim gördüğü üniversitede bulunma şartının getirildiği görülmektedir.

Bu durumda, davacının 2010 yılında uzaktan eğitim yöntemiyle doktora eğitimine başladığı ve o dönemde uzaktan eğitim yöntemiyle alınan doktora unvanına denklik verilmeyeceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı hususu dikkate alındığında, haklı beklentinin korunması ilkesi gereğince sonradan getirilen örgün eğitim şartı ile öğrenim görülen üniversitede 200 gün bulunma şartının davacıya uygulanmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının başvurusu üzerine denklik değerlendirmesi yapılarak karar verilmesi gerekirken, doktora eğitimine başladıktan sonra getirilen şartların davacıya uygulanması suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararının davacının denklik başvurusunun reddine ilişkin işleme yönelik kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Karar Etiketleri
ONANMASINA DANISTAYKARAR
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog