Esas No
E. 2025/467
Karar No
K. 2026/229
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/467 Esas
KARAR NO: 2026/229 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/07/2025
KARAR TARİHİ: 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.01.2024 tarihinde davalı ...sevk ve idaresinde olan ve davadışı ...'a ait, ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından sigortalı bulunan ... plakalı aracın, müvekkile ait ... plakalı araca çarparak, aracın maddi hasara uğramasına ve dolayısıyla araçta değer kaybına sebebiyet vermesi sebebiyle ...'ın kusuru ile ... Sigorta Anonim Şirketi'nin de ZMSS kapsamında sorumlu olduğu olay ile ilgili müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile davacı müvekkil ...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 1.000,00-TL değer kaybı bedelinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi açısından sigorta teminatı ile mesul olduğu miktar kadar, diğer davalı ... açısından ise tamamını kapsayacak şekilde kaza tarihinden itibaren işleyecek Avans Faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığa konu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ... numaralı ve 21/10/2023-25 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalandığını, dava konusu kaza 26.01.2024 tarihinde meydana geldiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 200.000,00TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davaya ilişkin yapılan inceleme ve kontrollerde, davacının aracında 33.289,00 TL değer kaybı hesaplandığını ve bu tutarın 26.07.2024 tarihinde; işbu davadan önce, davacı vekili ...'a ödendiğini, müvekkili şirket poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getirdiğini belirterek, izah olunan sebeplerle, öncelikle huzurdaki davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Diğer davalı ...'a yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara da katılmadığı görülmüştür.

Mahkememiz dosyasına makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 30/01/2026 tarihli rapor neticesinde; "..2014 model ... için, Ocak 2024 itibarıyla 700.000 — 830.000 TL aralığında rayiç bedele sahiptir, teknik hesaplama sonucu oluşan değer kaybı 28.000 TL - 33.200 TL aralığındadır. Davalı sigorta şirketi tarafından ödenen 33.289 TL, bu aralığın üst sınırına denk gelmekte ve hatta kısmen üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle; Rayiç bedelin 700.000 — 830.000 TL aralığında olduğu, davacı araç yönünden bakiye değer kaybı bulunmadığı.." yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava trafik kazası sebebi ile davacının aracında meydana gelen değer kaybının davalılardan tahsiline ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde davacı ait ... plakalı araç ile davalı ... sevk ve idaresinde olan ve davadışı ...'a ait, ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından sigortalı bulunan ... plakalı aracın 26/01/2024 tarihli trafik kazası sebebi ile davacının aracında hasar meydana gelip değer kaybı oluştuğunu belirtmiş ve davacının aracında oluşan değer kaybı tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Kaza yapan ve onarılan bir aracın değerindeki düşüşe “araç değer kaybı” denilmektedir. Yargıtay, araç değer kaybını şu şekilde tanımlamaktadır; değer kaybı zararı, aracın olay tarihindeki hasar değeriyle hasarı giderildikten sonra (tamir edilmiş hali ile) edeceği değer arasındaki farktan ibarettir (Y17HD-K....).

Kazanın oluş şekline göre değişkenlik göstermekle birlikte, kazalı bir araçta hayatın olağan akışına göre değer kaybı oluşacağı muhakkaktır. Kazalı bir araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı veya oluşan değer kaybının miktarı; aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarın nitelik ve niceliği vs. gibi hususlara bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Değer kaybı; bahsedilen kriterler göz önüne alınarak, aracın hasarsız hâliyle ve kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki ikinci el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki hâline göre serbest piyasadaki ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın tespit edilmesiyle bulunur. Kusur durumu gibi değer kaybı incelemesi de teknik bilirkişi incelemesini gerektirmektedir (HGK-K.2021/771).

Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği ve daha önce karışmış olduğu kaza da dikkate alınarak kazadan sonraki onarılmış halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerekir (Y17HD-...).

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ... E....K. Sayılı ilamında; “Değer kaybı zararı belirlenirken yapılması gereken, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2. el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesinden ibaret olduğu” Şeklinde belirtmiştir.

Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.

Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.

İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.

Davacı tarafın talebi esasen TBK 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır. Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.

Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.

Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.

Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, davalının haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Davalı ... sigorta tarafından 26/07/2024 tarihinde davacıya 33.289,00 TL ödeme yapılmıştır.

Dosya davacının davalılardan bakiye değer kaybı talep edip edemeyeceğinin tespiti açısından bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu 30/01/2026 tarihli raporda kaza sonucu davacının aracında meydana gelen değer kaybının 28.000 TL - 33.200 TL aralığında olduğunu,Dosya kapsamındaki trafik kazası tespit tutanağı ve eksper raporuna göre; Davacı araca park halinde iken çarpıldığı ,çarpma sonrası aracın sağ yan kısımlarının bahçe duvarına temas ettiği, hasarın kaza ile teknik olarak uyumlu olduğu, ... Sigorta tarafından ödenen değer kaybının 33.289 TL olduğunu ve davacının aracının değerinin rayiç değerinin 700.000 TL kabul edilirse; sigorta ödemesinin fazla olduğunu, bakiye bir değer kaybının kalmadığını, davacıya ait aracın rayiç değerinin 830.000 TL kabul edilirse; hesaplanan değer kaybının 33.200TL olacağı ve bu durumda sigorta ödemesinin hesaplanan tutarı karşıladığını, davacı araç yönünden bakiye değer kaybı bulunmadığı, yönünde rapor ibraz etmiştir.

Davacının kaza sebebiyle aracında oluşan değer kaybına istinaden davadan önce davalı ... Sigorta tarafından ödenen değer kaybının 33.289 TL ödenme yapılması ve bu ödemenin davacının aracındaki değer kaybını karşıladığı ve davacının bakiye talep edebileceği değer kaybının bulunmadığı bilirkişi raporu ile anlaşılmakla davacının davalılardan meydana gelen kaza sebebiyle talep edebileceği değer kaybının bulunmadığı kanaatine varılmış ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın reddine

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli olan 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta yatırılan 615,40-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından, bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,

5.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta Anonim Şirketine verilmesine,

6.Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

7.Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/03/2026

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog